“Sosyal Medya Ölüyor. Yeni Kuşaklarda, Gençlerde Gördüğümüz Şey, Bütün Bu Sanal Gerçekliğe Karşı Yeni Bir İsyan Başlatmış Olmaları. Bu Kadar Kuşatılmış Olmaktan Bıktılar. Organik Olmanın Daha Önemli Olduğu Bir Dönemdeyiz.”
Skunk Anansie, 90’lar ruhunu kaybetmeyen ve modern Britrock’ın en sevilen gruplarından. Skin’in güçlü soprano vokalini ve sert, karizmatik aurasını, agresif bir sound ile buluşturan grup, politik olarak konumlandığı yer itibarı ile de özel. Irkçılık, faşizm ve kapitalizm karşıtlığı yanı sıra radikal feminist söylemleri ile de dikkat çeken Skunk Anansie, 2011’de Rock’n Coke festivalinde sahne alarak unutulmaz bir konser vermişti. Rock’n Coke festivalinden sonra uzunca bir süre yolu tekrar Türkiye’ye düşmeyen grup, 30 Temmuz’da Zorlu PSM’de olacak.
Tam 15 yıl sonra yeniden İstanbul’a gelecek Skunk Anansie’nin gitaristi Martin “Ace” Kent ile konser öncesinde buluştum ve heyecan verici bir röportaj gerçekleştirdim. Ace’in keyfi çok yerindeydi ve İstanbul’a uzun zaman sonra dönecek olmaktan dolayı da çok mutluydu. Doğrusu bu röportaj ile Skunk Anansie’yi neden çok sevdiğimi bir kez daha anladım, iyi ki varlar. Keyifli okumalar!
Öncelikle merhaba, nasılsın? Skunk Anansie ergenlik dönemimden bu yana çok sevdiğim bir grup, o yüzden seninle röportaj yapmak büyük bir zevk. Şu anda İtalya’da turnedesiniz ve ay sonunda da İstanbul’da sahne alacaksınız. Turne nasıl gidiyor?
Martin “Ace” Kent: Teşekkür ederim, sen nasılsın? Bunu duyduğuma sevindim, Türkiye’ye selamlar. Aslında oldukça uzun bir süredir turnedeyiz. İvmemiz giderek artıyor ve şu an gayet iyi durumdayız, her şey yolunda. Bütün konserler oldukça dolu ve coşkulu geçiyor. Bundan ötürü de mutluyuz.
Form olarak çok iyi durumdayız, iyi çalıyoruz ve her konserden keyif alıyoruz. Seyircilerimiz de gerçekten harika, çaldığımız her yeri dolduruyorlar. İnanılmaz bir turne oluyor, ekipteki herkesin keyfi yerinde. İstanbul konseri için de çok heyecanlıyız, ne kadar oldu hatırlamıyorum ama uzun zaman sonra Türkiye’ye döneceğiz.
Doğrusu tam 15 yıl oldu. Türkiye’deki son konserinizi 2011’de vermiştiniz ve Rock’n Coke festivalinde sahne almıştınız. Ben de oradaydım, harika bir konserdi, hâlâ aklımda. Festivalde de Limp Bizkit, Motörhead ve Moby gibi isimler vardı. Gerçekten uzun zaman önceydi. Türkiye ile ilgili aklınızda neler kaldı, İstanbul’u nasıl hatırlıyorsunuz?
Martin “Ace” Kent: 15 yıl mı, vay canına. O kadar uzun zaman olduğunu düşünmemiştim, arada neden gelmedik ki? (Gülüyor)
Şimdi düşününce İstanbul’da çok eğlendiğimi hatırlıyorum. Şehri gezmek için fırsat bulmuştuk, bir sürü yere gitmiştik, alışveriş yapmıştık. Ayrıca İstanbul’un gece hayatını da sevmiştim. O uzun caddedeki (İstikal Caddesi) barlara, kulüplere gittmiştik ve bütün gece dışarıda takılmıştık. Birlikte çok keyifli vakit geçirdiğimizi hatırlıyorum. O caddedeki tarihi, büyük kiliseye (St. Antuan Kilisesi) de girmiştim, atmosferi çok etkileyiciydi.
İstanbul gerçekten harika bir şehir. Yalnız o konserle ilgili hatırladığım kötü bir şey var. Grup olarak gıda zehirlenmesi yaşamıştık. Ben sorun yaşamamıştım ama yediğimiz bir şeyler dokunmuştu. Dışarıda takıldığımız gecenin ardından hastalananlar olmuştu.

Bunu duyduğuma üzüldüm, ne yemiştiniz acaba? Sokak yemekleri herkese göre değil. Buraya geldiğinizde yapmak istediğiniz bir şeyler var mı? Gezmeye ve yeni yerler görmeye vaktiniz olacak mı?
Martin “Ace” Kent: Hatırlamıyorum, heralde şunu da deneyelim dediğimiz bir şeylerdir. (Gülüyor)
Bu sefer fazla vaktimiz olacağını sanmıyorum. Bütün ekipmanlarımızla birlike geleceğiz ve konserden sonraki sabah hemen yola çıkacağız. Dolayısıyla bu sefer sıkışık bir zaman diliminde orada olacağız.
Tabii yeni ya da özlediğim bir şehre geldiğimde en azından birkaç saatimi sosyalleşerek geçirmeyi seviyorum. Özellikle havalı bir yerlere gitmeye her zaman özen gösteririm. İstanbul’da nerede çalacağımızı henüz bilmiyorum, eğer şehir merkezine yakın bir yerlerde çalacaksak konserden sonra mutlaka bir bara ya da benzeri bir yere gideriz, bir şeyler içeriz.
Yıllar geçmesine rağmen grup olarak hâlâ çok sosyaliz, hâlâ birbirimizden sıkılmadık. Birlikte vakit geçirmeyi ve yeni insanlarla tanışmayı çok seviyoruz. O nedenle bizi farklı, hiç beklemediğin türde mekanlarda görebilirsin. (Gülüyor)
Birbirinizden hâlâ sıkılmamış olmanız çok iyi, yoksa zor olurdu. Geçen yıl “The Painful Truth” isimli bir albüm yayımladınız. The Painful Truth 9 yıllık bir aradan sonra çıkardığınız ilk albümdü ve bence 2025’in en iyi albümlerinden biriydi. Bu kadar uzun bir ara vermenizin nedenleri nelerdi, The Painful Truth yayımlandıktan sonra seni şaşırtan bir şey oldu mu?
Martin “Ace” Kent: Doğrusunu söylemem gerekirse bu kadar uzun bir ara vermek istememiştik, mevcut koşullar bizi buna zorladı. 2019’da 25. yıl turnemizi veriyorduk, yoğun bir dönemdi. Ancak o yılın sonunda COVID-19 patladı ve salgın tüm dünyaya yayıldı. Biz de turneyi durdurmak zorunda kaldık, evlere kapandık. Pandemi sona erdiğinde ise tekrar yollara düştük ve turneyi tamamladık. Ancak pandemi süreci her şeyi değiştirdi, albümle ilgili planlarımızı birkaç yıl ileriye attı.
Bir yandan da pandemi döneminde politik ve toplumsal olarak büyük kırılmalar yaşandı, algımız değişti. Bu yüzden biz de müziğimize ve ne yapmak istediğimize dair yeniden düşünmek zorunda kaldık. Sonrasında albümü yeniden yazdık. Kayıt süreci, miksaj ve mastering derken de aradaki süreç iyice uzadı.
Fakat bu 9 yıllık aranın temel sebepleri 25. yıl turnesinin sarkması ve pandemi döneminin getirdikleriydi. Ancak bana kalırsa bu kadar beklemek iyi bir sonuç verdi. Bilirsin, hayat böyle işler. Bazen durup sadece sabretmen gerekir. O dönem sayesinde hayata, müziğe ve müziğin geçirdiği değişime yönelik farklı bir bakış açımız oluştu. İşte, bu yüzden The Painful Truth albümü diğer albümlerimize göre oldukça farklı.
Peki, yeni bir albüm üzerinde çalışmaya başladınız mı, yoksa yine uzun bir süre beklememiz gerekecek mi?
Martin “Ace” Kent: Aslında tam olarak yeni bir albüm üzerinde çalışmaya başlamadık, elimizde yeni birkaç materyal var ama henüz yeni albüm için konsantre olmuş değiliz. Yine de geçen ocakta yeni birkaç şarkı yazdık.
Fakat öncelikle bu turneyi bitirmemiz gerekiyor. Turne bittikten sonra yeni albüm için çalışmaya başlayacağız. Önümüzdeki yıl içinde yeni albümü kaydetmek istiyoruz, neler olacağını göreceğiz. İşler yeniden yoluna girmiş ve rayına oturmuş görünüyor. O nedenle en kısa sürede yeni albümü tamamlayacağımızı düşünüyorum. Bir 9-10 yıl daha beklemeyiz. (Gülüyor)

O zaman şunu da sorayım, sence sosyal medya ve yapay zeka çağında yeni bir albüm yayınlamak hâlâ önemli mi?
Martin “Ace” Kent: Ah, evet, kesinlikle. Bence sosyal medyaya verilen önem hızla azalıyor ve sosyal medya ölüyor. Yeni kuşaklarda, gençlerde gördüğüm şey, bütün bu sanal gerçekliğe karşı yeni bir isyan başlatmış olmaları. Bu kadar kuşatılmış olmaktan bıktılar.
Elbette, TikTok’ta vakit öldüren ergen çocuklardan ve pop müziğin kapsadığı alanlardan bahsetmiyorum. Gerçek müzik hayranlarından bahsediyorum. Organik olmanın daha önemli olduğu bir dönemdeyiz ve yeni kuşaklar organik şarkılar, albümler ve inanacakları bir şeyler görmek istiyorlar. Bence şu anda yaşanan bu.
Trendler eski haline dönüyor gibi, eski sound’ların tekrar yükselişe geçmesi de bununla ilgili. Bu nedenle bizim için bir albüm yapmak, o süreci yaşamak hâlâ çok önemli. Kendi adıma konuşmam gerekirse, sadece single yayımlayan gruplardan ya da müzisyenlerden sıkılıyorum. Bu keşif duygusunu da yok eden bir şey. Daha fazlasını duymak ve bağ kurabilmek istiyorum.
Harika bir cevap, ben de benzer bir yerden bakıyorum. Albüm sürecinde ekipten birisi yeni bir fikir ya da yeni bir beste getirdiğinde, bunun gerçekten bir “Skunk Anansie” şarkısı olup olmadığını ne kadar çabuk anlıyorsunuz?
Martin “Ace” Kent: Oldukça kısa bir sürede. (Gülüyor) Masaya getirilen yeni fikirler ya da şarkılar hepimizi aynı ölçüde heyecanlandırmıyorsa, çoğunlukla bir kenara bırakılıyor ve orada beklemeye başlıyor. Birlikte bir şarkı yazmaya başladıysak ve hep birlikte heyecanlanmıyorsak bir şeyler eksik gibi hissediyoruz.
Tabii artık telefonlarımızı kayıt cihazı gibi de kullanıyoruz. Birçok riff’i, melodiyi aynı anda kaydediyoruz. Ancak ortamda yeterince heyecan yoksa duruyoruz ve yeni bir şeye geçiyoruz. “Belki de o an doğru zaman değil” diye düşünüyoruz. Kaydedilen fikirlere, materyallere daha sonra dönüp bakıyoruz. Eğer bizim için gerçekten iyiyse ve gelişime açıksa da demo olarak alıyoruz.
Böylece elimizde bir sürü farklı fikir ve gidilebilecek yön oluyor ama yeni şarkı yazma sürecinde günde genellikle 2 şarkı üzerinde çalışıyoruz. Ana hatlarını, iskeletini oluşturuyoruz.
Yeni şarkı yazarken en çok dikkat ettiğiniz olgular neler, sizin için belirleyici faktör ne oluyor?
Martin “Ace” Kent: Ben daha çok melodiyi takip ediyorum. Elbette nakaratın yakalayıcı ve akılda kalıcı olması da çok önemli ama genel olarak şarkının trafiğine bakıyoruz. Asıl belirleyici faktör ise taze hissettirmesi ve heyecan verici olması.
Eğer yeni yazdığımız bir şarkıyı daha önce yaptığımız bir şeylere benzetiyorsak ve sıkıcı olduğunu düşünüyorsak, kendi aramızda amansızca yorumlamaya başlıyoruz. “Bunu daha önce yaptık, şimdilik bir kenara bırakalım, belki ileride bazı kısımlarını kullanırız” şeklinde yol alıyoruz.
Öte yandan yazdığımız, kaydettiğimiz hiçbir şey çöpe gitmiyor. Sadece parçalara ayrılıyor ve daha iyi bulduğumuz şarkılara yeniden ekleniyor.
Peki, bugün dönüp tüm diskografinize baktığında hangi albümünüzün yanlış anlaşıldığını ya da hak ettiğinden daha az değer gördüğünü düşünüyorsun?
Martin “Ace” Kent: Hmm, bunun üzerine hiç düşünmedim, gerçekten bilmiyorum. Zor bir soru, belki “Black Traffic” olabilir. Emin değilim ama olabilir. Black Traffic çok garip bir albüm, prodüksiyon süreci de çok farklıydı. Ayrıca o albümü hayranlar da çok sevmemişti ama bence albümde gerçekten çok iyi 2-3 tane şarkı var.
Benim açımdan cevaplaması kolay değil. Mesela bazı dinleyicilerimiz gelip “Wonderlustre”nin en sevdikleri albüm olduğunu söylüyor, bazıları ise “Post Orgasmic Chill”in ya da “Stoosh”un. Bilemiyorum o yüzden, ben hepsine eşit derecede yakınım, ayrım yapamıyorum. (Gülüyor)

90’ların ortasından beri sayısız grupla aynı sahneyi paylaşıyorsunuz ve turluyorsunuz. Kendi grubuna bakış açını değiştiren bir grup ya da turne oldu mu?
Martin “Ace” Kent: İlk albüm zamanlarına ve 90’lara döneceksek, kesinlikle “Rage Against the Machine” derim. Rage Agains the Machine ile takıldığımız, turladığımız zamanlar inanılmaz bir dönemdi, gerçekten harikaydı. Rage Against the Machine’in muazzam bir enerjisi ve potansiyeli vardı. O enerjiden kaçmak mümkün değildi. Her yere dalga dalga yayılıyordu. O yüzden bizim üzerimizde de çok büyük bir etki yarattılar.
Biliyorsun, son olarak da Garbage ile turnedeydik. O turne de muhteşem geçti. Garbage ile çıktığımız turnenin ilham verici yanı ise uzun süredir müzik yapan 2 grubun bu işe hâlâ aynı tutkuyla bağlı olmasıydı. Yaptığımız işe, yollarda olmaya, sahneye ve dinleyicilerimize çok benzer bir yerden bakıyoruz. Birçok konuda aynı hislere sahibiz.
Sadece bu da değil, müzikal olarak keşif yapmayı, paylaşmayı seven bir ekibiz. Her türlü müziği dinliyoruz, gerçekten iyi olan yeni bir şeyler keşfettiğimizde çok mutlu oluyoruz. Pek yerinde durabilen bir ekip değiliz yani. İşini yapıp sonra sessizce dağılan gruplardan değiliz. Son turnemizde Garbage ile bu yönden çok uyumluyduk. (Gülüyor)
Son olarak Türkiye’deki hayranlarınıza ne söylemek istersin? 15 yıllık uzun bir aradan sonra tekrar geliyorsunuz, setlist nasıl olacak? Röportaj için de çok teşekkür ederim, konserde görüşmek üzere, sevgiler…
Martin “Ace” Kent: Dediğim gibi, İstanbul konseri için çok heyecanlıyız. Bu konseri sabırsızlıkla bekliyoruz. Ekipteki herkes çok iyi durumda ve İstanbul’a bütün enerjimizi, çoşkumuzu getireceğiz. O nedenle konsere gelecek olanlar çok şanslı, tam gaz çalacağız.
Ayrıca hangi Skunk Anansie albümünü sevdiğinizin bir önemi yok, çünkü ilk albümümüzden son albümümüz The Painful Truth’a uzanan bir setlist çalıyoruz. Sevilen bütün hit şarkılarımızı çalacağız. 15 yıllık bir aradan sonra muazzam bir kutlama olacak. Orada yeniden çalmayı dört gözle bekliyoruz, pişman olmayacaksınız.
Herkese sevgiler, ben teşekkür ederim, görüşmek üzere…
ORÇUN ONAT DEMİRÖZ


