1. Şu sıralar seni en çok heyecanlandıran ya da gündemini oluşturan haberler, gelişmeler nelerdir?
Harika bir turne bizi bekliyor. Londra’dan Artvin’e uzanan bir yol… Konserler için hareket halindeyken müzikte 10.yılımı kutlayacağımız 2026 senesi için yeni albümümü hazırlıyoruz. Şarkıların süreçlerini takip etmek ve yenileri yazmak beni çok heyecanlandırıyor.
2. Eski Dünya’nın Yangını romanının tadı hala damağımızda. Plak ile birlikte nefis bir ikili oldu Yeni bir roman yazma planın var mı?
Okuyan ve sevgisini benimle paylaşan herkese sevgimle.. Deneme ve öykü alanında eserler vermek istiyorum. Bir senaryo üzerinde çalışıyorum. Bunların nereye varacağını planlamadan özgürce üretiyor olmak hoşuma gidiyor çünkü müzik planlı ve özgürlüğü teslim alan bir üretim alanı hayatımda.

3. Müziğin fiziksel formatları ile aran nasıl? Plak, CD ya da kasetler ile özel bir bağın var mı? Arşivin var mı?
Mütevazi bir plak arşivim var ancak pikabımı birinin yeğenine hediye ettiğim için bu aralar evde plaklar dönmüyor. Annemlerden yadigar bir kaset kutusu var, ona gözüm gibi bakıyorum.
4. Dört dörtlük bir singer & songwriter’sın. Biraz yaratım sürecinden, varsa rutinlerinden bahsedebilir misin? Geçmiş dönemden seni etkileyen sanatçılar kimler?
Patti Smith, Fikret Kızılok, Nazan Öncel, The Beatles diye sıralayabilirim aklıma ilk gelen sanatçıları. Kendimle yaptığım yolculuklar, keşfettiğim kültürler, yabancılar ve renkler üretkenliğimi olumlu etkiliyor. Sessizlikten besleniyorum. Elbette okuduğum eserlerden, dinlediğim şarkılardan, sinemadan fotoğrafa tüm sanat dallarından besleniyorum. Konserlerde ortaya çıkan enerjiden doğan bir rahatlama da bana yazma ve var etme alanı doğuruyor.

5. Seni sen yapan, hiç vazgeçemediğin beş adet albüm say desek bunlar hangileri olurdu?
The Beatles – Revolver // Patti Smith – Horses // Lhasa De Sela – Lhasa // Fikret Kızılok – Yadigar // Nazan Öncel – Göç
6. Biz ekip olarak harika bir yeni nesilin geldiğini görüyoruz ve bu neslin en çok sevilenlerindensin. Bu sevginin özünü neye bağlıyorsun?
Suçluluk ya da utançla sır tutan biri değilim. Gereksiz mahremiyetin liberal bir saçmalık olduğuna inanıyorum. Milyarlarca insanın ortak değerlerini gizlemek ve onları birbirlerinden ayırmak için sebep tutulan hiçbir takıntılı düşünceyle aram olmadı, olsun da istemiyorum. Kendime baktığımda utanılacak, saklanacak, dışlanacak hiçbir şey görmediğim gibi hiçbir canlıya baktığımda da görmüyorum.
Eşitliği savunmaktan başka bir çarem olmadı içine doğduğum dinamiklerin şahsiyetimi şekillendirme biçimleri irdelenirse. Birilerinin sahtekarlıklarını örtbas etmedim cool ya da işbilir takılmak adına. Kalbimi kıran insanlara yalakalığa da devam etmedim bir düzen tutturmuşuz diye. Düzenin karanlık ve yıkıcı yanlarını sessiz kalarak destekleyenlerden de olmadım.
Tüm bu sosyal, ekonomik, yasal ve kültürel krizlerin temelindeki nefret, ayrımcılık, güç ve başarı hırsı gibi kavramlar demek ki bizlere hitap etmiyor ki buluşuyoruz. Bu buluşma çok değerli. Gencolardan enfes hisler alıyor ve değerli akıllar topluyorum. İçimi dan diye açıyorlar zamanın gerçekliğine.

7. Sahnedeki içtenlik ve samimiyetin ve entelektüel birikimin konserlerini salt bir müzik performansı olmaktan çıkarıp içinde bulunulmak istenen harika bir tecrübeye çeviriyor. Sahnedeki Kalben ile günlük hayatındaki Kalben arasında bir fark var mı? Eğer yoksa bu aynılığın sana yarattığı zorluklar oluyor mu?
Ne güzel soru. Teşekkür ederim. Birkaç konserime gelen bir arkadaş, bana maskelerimin nerde olduğunu sormuş ve şaşkınlıkla şöyle demişti: “Galiba yoklar!” Bu mevzuyu düşündüm ancak düşünmekle olacak iş değil. Ketum doğmamışım. Kimi sanatçılar auralarını gizemle yahut üstünlükçülükle besliyorlar. Benim böyle bir beslenmeye ihtiyacım olmadı. Daha doğrusu sanatçı kimliğimi nasıl oluşturacağımı hiç planlamadım.
Ben olarak ola gelirken kamusal alanda tanınır olmaya başlama faslı aniden ve hızla gerçekleşti. O sırada söylemlerim ve ürettiklerimle ben zaten bir meydandaydım tüm insanlar gibi. Süreçte yaşanan değerli ve acıklı olaylar, sağ olsunlar, beni kendi gerçekliğimle ve toplumun gerçeklik tabanıyla daha derinden buluşturdu. Var olmama dair tüm koşulları kutlayacak kadar sevildim, seviliyorum. Bu, hayattaki en cömert yakınlıklardan biri.
Şanslıyım. Zorlanacağım dönemleri öngörüp başka yerlere gidiyor, sıfır olarak dolaşıyor ve yeniden çoğalarak öğrenerek şekillenerek doyarak dönüyorum buraya. Dönmek ve kavuşmak da çok güzel.
8. Üç büyük şehirden çıkmayan sanatçılardan değilsin. Bütün Anadolu’dasın. O sebeple yeni geleni de en iyi senin tabir edeceğini düşünüyoruz. Önümüzde nasıl bir ülke var? Gelecek nasıl şekilleniyor Türkiye’de?
Bu sene hayallerimde olan Artvin’e ilk kez gidiyoruz. Canım Hatay’a kavuşuyoruz yeniden. Bakü’yü çok özlemiştim, yaş sınırsız bir konserimiz olacak, heyecanlanıyorum.
Trabzon, Giresun, Samsun, Adana..Rahmetli annemle babamın da meslekleri ve idealleri yoluyla gezdikleri ülkeyi dolaşmak bana romantik geliyor. Bir aşk bu bana göre. Mardin’i, Diyarbakır’ı, Van’ı, Hakkari’yi, Muş’u, Malatya’yı, Siirt’i özlüyorum bazen. Durup düşünüyorum yaşadığımız konserlerden kalan anıları. Her zaman salon bulamıyoruz. Her zaman ekonomi desteklemiyor konser yapabilmemizi. Olsun, diyorum. Umutsuzluğa düşmüyorum. Çalışmaya devam ediyorum.
Ülkeyi dolaşmak, muhteşem insanlarla tanışmak, müthiş sofralarında oturmak bana bu karanlık haberlerin, sonu yok gibi görünen kayıpların ve adaletsizliklerin ortasında güç veriyor yaşama dair. Karşılaşmalardan bana kalan çok güçlü ve tüm vahşetin karşısında dikilebilecek kadar sağlam bir sevgi. Bu sevgiden hiç haberi olmamışlar var.
Kalpleri mühürlülerden yana acı çekse de bu ülke, elbette acı boyut değiştirecek. Müthiş çocuklar ve gençlerle tanışıyorum. Ayrımcılıktan, nefretten, öfkeden uzakta ağaç olup serpilmekteler. Gururlanıyor ve heyecanlanıyorum. Güneşe bakıyorum. Benim işim bu çünkü, umut var etmek..



