13 yıl sonra geri dönmek
2013 tarihli “Tomorrow’s Harvest”ın ardından Boards of Canada uzun süre yeni bir stüdyo albümü yayınlamadığı gibi insan içine de karışmadı. Mike Sandison ve Marcus Eoin ikilisi bu dönemde yalnızca birkaç remix ve 2019’daki bir NTS DJ seti haricinde tamamen ortadan kayboldu. Buna karşın IDM efsanesi ikili, internet üzerindeki gizemli ipuçları ve şifreli tanıtım yöntemleriyle kült statüsünü korudu. 2026’nın başında hayranlara gönderilen VHS kasetler, Londra, New York ve Tokyo gibi şehirlerde beliren afişler ile daha önce “Tomorrow’s Harvest” tanıtımında kullanılan internet sitesinin yeniden aktif hale gelmesi, uzun süredir beklenen dönüşün ilk işaretleri oldu. 16 Nisan’da paylaşılan “Tape 05” adlı kısa kayıt, grubun 13 yıl sonraki ilk yaşam belirtisi müziği olurken, 22 Nisan’da beşinci stüdyo albümü “Inferno” resmen duyuruldu ve albüm 29 Mayıs 2026’da Warp Records etiketiyle yayınlandı.
1980’lerin sonunda İskoçya’da kurulan Boards of Canada, analog synthesizer’lar, bozulmuş kasetler, çocukluk anılarını çağrıştıran tınılar ve hip-hop ritimleriyle ambient, IDM ve downtempo arasında kendine özgü bir dil geliştirdi. 1998 tarihli “Music Has the Right to Children” ile geniş kitlelerin dikkatini çeken ikili, 2002’de “Geogaddi”, 2005’te “The Campfire Headphase” ve 13 yıl önce “Tomorrow’s Harvest” albümleriyle elektronik müzikte kendine özgü çizgisini oluşturdu. Grubun üretim anlayışında doğa, bellek, eğitim filmleri, bilimsel kayıtlar ve eski medya formatlarından beslenen ses kolajları önemli bir yer tutarken, albüm tanıtımlarında da şifreler, semboller ve çözümlenmesi beklenen ipuçları kullanmaları kimliklerinin ayrılmaz bir parçası hâline geldi. “Inferno” da bu yaklaşımı sürdürerek gizemli tanıtım kampanyasının ardından gelen ilk uzunçalar olarak grubun diskografisine eklendi. Ki bir yandan Boards of Canada’nın en son 7 Nisan 2001’de sahneye çıktığını düşünecek olursak gizem, bilinmezlik ve ortadan kaybolma halinin bir ifade biçimi olduğunu anlıyoruz.

Dünyanın sonunda nefes almanın bedeli
“Inferno”, Boards of Canada’nın önceki çalışmalarında da görülen hafıza, inanç ve insanlığın geleceğine ilişkin temaları daha karanlık bir çerçevede ele alıyor. Grubun Pentland Hills, İskoçya’daki Hexagon Sun stüdyosunda kaydedilen albüm, elektronik müzik, ambient, IDM ve hauntology öğelerini bir araya getirirken, İncil göndermeleri, spiritüellik ve okültizm gibi kavramları albümün merkezine yerleştiriyor. Parçaların yaklaşık yarısı enstrümantal yapıdayken, gitarlar, canlı davullar ve yoğun analog synthesizer katmanları elektronik altyapıyla birleşerek önceki albümlere kıyasla daha organik bir ses dokusu oluşturuyor. Albüm boyunca Brian Eno’nun atmosferik yaklaşımı, The Avalanches’ın kolajları ve Mogwai’nin post-rock dinamiklerini çağrıştıran üretim tercihleri dikkat çekiyor. ‘Prophecy at 1420 MHz’ canlı davul ve gitar kullanımıyla öne çıkarken, ‘Hydrogen Helium Lithium Leviathan’ ağır synthesizer katmanları üzerine kuruluyor. ‘Somewhere Right Now in the Future’, Cocteau Twins diskografisinden fırlamış gibi dururken, ‘Into the Magic Land’ post rock dersi veriyor. ‘Deep Time’ yaylılar ve timpaniyle şekillenirken, ‘Arena Americanada’ erken dönem IDM sound’unu kucaklıyor. Albümün en özel anlarından ‘I Saw Through Platonia’ ise insan kalp atışının kaydını kompozisyonun temel unsurlarından biri hâline getiriyor.

Albümün ilk yarısında sample’lar anlatının temel yapı taşlarından biri olarak kullanılıyor ve farklı inanç sistemleriyle metafizik düşünceleri aynı ses evreninde buluşturuyor. ‘Prophecy at 1420 MHz’, İslam düşünürü Seyyed Hossein Nasr’ın Tanrı’yı “nihai rezonans” olarak tanımladığı konuşmadan alıntılar içerirken, ‘Age of Capricorn’ Deccal ve Usame bin Ladin’e yapılan göndermelerle açılıyor, ardından bir Hristiyan televizyon vaizinin vaazına geçiş yapıyor. ‘Father and Son’, 1971 tarihli The Jesus Trip belgeselinden alınan ve bir gencin babasına Tanrı’yı dünyadaki her fiziksel varlıktan daha çok sevdiğini söylediği diyaloğu kullanıyor. ‘Naraka’ adını Sanskritçede “cehennem” anlamına gelen kavramdan alırken Hare Krishna ilahilerini örnekliyor. ‘The Word Becomes Flesh’ bir kadının embriyonun gelişim sürecini anlattığı kayıt üzerine kuruluyor. ‘All Reason Departs’, okültist Aleister Crowley’nin “yeni bir çağın başlatılması” ve bu ritüele ilişkin sözlerini içeren bir ses kaydını kullanırken, ‘The Process’ anlamlı bir cümle örgüsü oluşturmayan yapay kadın sesiyle oluşturulmuş konuşmalar içeriyor. ‘Memory Death’ ise vızıldayan sinek sesleri ile nefes almayı andıran çan veya bip seslerini kompozisyonun parçası haline getirerek albümün işitselliğini daha da derinleştiriyor.
Puan: 10/10
Tür: IDM
Yayın: 2026
Süre: 69 dakika
Label: Warp


