Archive: “Bizi Biz Yapan Şey Kolektiflik”

Ahmethan Vural
Okuma Süresi: 4 Dakika

12 Haziran Çarşamba Zorlu PSM Turkcell Sahnesi‘nde izleyeceğimiz Archive ile konser öncesinde buluştuk, Beatsommelier okurları için özel bir sohbet gerçekleştirdik.

Solist merkezli bir grup olmaktansa kolektif bir yaklaşıma sahipsiniz. Bu da sizi benzersiz kılıyor. Bu yaklaşımın Archive için artıları ve eksileri nedir?

Bence Archive’ı Archive yapan şey bu kolektiflik ve öne çıkan bir Front Man’e  sahip olmama hali. Archive’ın böyle olmasını sağlayan çok fazla renk ve doku var ve sesler de bunun en büyük parçası. Kullandığımız farklı sesler ve farklı tonlar aracılığıyla, çok farklı duygulara sesleniyoruz. Böylece, yalnızca söz ve müzikle yetinmiyoruz. Bu da bizi her zaman yeni şeylere açık kılıyor.

“Işık yolunu hep bulur”

Pandeminin de ardından artık dünya gerçekten yangın yeri. Son albümünüz“ Call To Arms and Angels”ın ismiyle bu durumu öngörmüş müydünüz? Yoksa bu bir tesadüf müydü? Farklı ülkelerden bir araya gelen bir kolektif grup olarak, dünyanın şu anki durumu ve geleceği hakkında neler söyleyebilirsiniz?

Dünya şu an gerçek bir kaosun içinde. Bunu daha önce söylemiştik. Ancak biz, müzisyenler olarak yalnızca dünyanın gözü ve kulağı olup gördüklerimizi aktarabiliyoruz. Dünyada gücün farklı odakları tam gaz moduna girdi. Bu üzücü ve korkutucu. Hiçbir şeyi tam olarak öğrenemiyoruz ve yöneticiler (canavarlar) de yönetimi kaybetmelerine neden olabilecek köklü bir değişimden korkuyor. Bu yüzden bize de korkuyu aşılıyorlar. Umuyorum ve biliyorum ki, biz insanlık olarak barışa ulaşabilecek, negatiften çok pozitife ulaşabilecek canlılarız. Umutlu olmak gerek. Dünyada da  hala umut ve pozitiflik var. Işık yolunu bir şekilde hep bulur.

Archive’ın müziğindeki Trip Hop köklerini ve progresif yaklaşımınızı çok seviyoruz. Sizin için hem trip hop hem de progresif müzikten beş mihenk taşı albümü sorsam hangilerini sayarsınız?

Trip hop özelinde Portishead’in Dummy’si, Massive Attack’ın Blue Lines ve Mezzanine albümlerinin üzerimizde çok büyük etkisi vardı. Progresif tarafa bakacak olursak, orada da çok fazla grup ve albüm var: Mesela ben çok sağlam bir Swans hayranıyım. Pink Floyd’un Animals, Meddle ve Dark Side of the Moon albümlerini sayabilirim. Roger Waters’ın Is This The Life We Really Want’ını da çok sevmiştim. Radiohead’in Kid A ve diğer albümleri, King Crimson ve Aphex Twin’in yaptığı elektronik progresif işler de. Mesela Squarepusher ve Boards of Canada.

“Buna izin verilmesi bir saçmalık”

Analog kültürle ilgili ne düşünüyorsunuz? Kaset, plak ve CD dinlemeyi seviyor musunuz? Streamingle ilgili düşünceleriniz neler?

Analogun geri dönmesi bence mükemmel ve inanılmaz çılgın synth parçalar duyuyorum. Bu synthler ve gitar pedalı dünyası inanılmaz ilerliyor. Çok çılgınca şeyler deneyebiliuorsunuz. Sahnede havalı synthlere sahip olmak da havalı bir şeye dönüştü. Plak ve diğer fiziksel formatlar, görsel tasarımıyla birlikte geldiği için çok seviyoruz. Elinizde tuttuğunuz şeyi gerçekleştirmek için birileri kan, ter ve gözyaşı dökmüş oluyor. Bunu biliyorsunuz. Streaming’in parası az olan yeni müzisyenlere müziklerini yayınlaması için alan açtığını anlayabiliyorum ve bu harika bir şey. Evde bir parça üretip bunu dünyayla paylaşabilecek olmanız müthiş bir şey. Ancak bunun kanıksanma ve büyük streaming platformları tarafından suistimal edilme biçiminden nefret ediyorum. Büyük platformlar sanatçılara çok düşük ödemeler yapıyor. Buna izin verilmesi ve bunun hala devam edebilmesi gerçek bir saçmalık. 

2025 BeatSommelier

Etiketler:
Yazıyı Paylaşın
Yorum Yazın

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir