Konser Fotoğrafçısı Cem Gültepe ile Özel Bir Sohbet

Ahmethan Vural
Okuma Süresi: 16 Dakika

Bir konser fotoğrafına bakıp “ya ne güzel çekilmiş” dediğiniz işlerin büyük çoğunda Cem Gültepe’nin imzası var. Zorlu PSM, Babylon ve İKSV etkinliklerinde konser fotoğrafları çeken ve çektiği fotoğraflarla İstanbul sahnelerinin görsel hafızasını canlı tutan Gültepe ile sohbet etme fırsatı bulduk!

Beatsommelier: Selamlar Cem, öncelikle söyleşi isteğimizi kırmadığın için çok teşekkür ederiz. performans fotoğrafçılığı alanında hatırı sayılır işler yapıyorsun. Kısaca Cem Gültepe Kimdir? Müzik fotoğrafçılığına giden yolun taşları nasıl döşendi?

Cem Gültepe: Selamlar, ben de teşekkür ederim. Cem Gültepe kimdir sorusuna aslında kısaca sadece bir performans fotoğrafçısı deyip geçiştirebilirim çünkü şu an başka bir şeyle ilgilenemiyorum. Bu mevzu nasıl başladı, onunda başlangıç noktasını aslında tam hatırlamıyorum.

Ergenlik dönemimde konserlere, festivallere giderdik. Bir zaman sonra elime bir makine geçti. Festivallerde kendimizi çekiyorduk, anlık fotoğraflarımız falan… ama hangi konserde ilk kez makineyi sahneye çevirdim, onu hatırlamıyorum.

Eskiden sadece Biletix vardı. Biletix’e girer, konserlere bakardım; bildiğim gruplar, şarkıcılar dışında bir de fotojenik, iyi fotoğraf çıkacağını düşündüklerime bakardım. Mesela eski Babylon’a bu şekilde çok gitmişliğim var. Tony Allen’ı ben bilmezdim mesela, onu bu şekilde tanıdım. Konserlere “Kimden iyi fotoğraf çıkar” diye düşünüp gidiyordum. Konser fotoğrafçılığına başlangıç için en eski hatırladığım şey bu. “Dönüm noktası oldu” diyebileceğim bir şey yok yani.

Beatsommelier: Aslında bir taraftan da güzel bence, çünkü “proje” olarak başlanan işler özünü yitirdiği için genelde patlıyor. Aslında hiçbir hedef belirlemeden, doğal hareket etmek insanı doğru bir yere götürüyor gibi.

Cem Gültepe: Konser fotoğrafçılığını da zaten yavaş yavaş sevmeye başladım ve bir zaman sonra artık konserlere fotoğraf çekmek için gitmeye başlamıştım. Tabii Instagram, sosyal medya çok yaygın değil, hatta yoktu zaten. Sanatçıya, menajerine ulaşamıyorsun, şimdiki gibi kolay değil. Tek yolun bilet alıp makinamı kaçak sokmaktı.

Beatsommelier: Kaçak sokuyordun yani? (gülüşmeler)O zamanlarki makineni hatırlıyor musun peki, şu ankinden bayağı farklıdır.

Cem Gültepe: Tabi, bileti alıp kaçak sokuyordum içeri. İlk hatırladığım Canon 5S Compact makinem vardı. Onunla Bon Jovi, Metallica gibi büyük konserleri çekmiştim.

Beatsommelier: Makine dijital değildi herhalde, değil mi?

Cem Gültepe: Dijital, filmli falan değil. O zamanlar zaten hiç fotoğraf çeken biri değildim. Benim elime o makinanın geçmesi de zaten aşağı yukarı 26-27 yaşındayken falandır. Bu arada 43 yaşındayım, çok göstermiyor olabilirim ama (gülüşmeler) Fotoğraf makinasıyla tanışmam çok erken değil benim yani, dijitallerle falan tanıştım ilk olarak.

Beatsommelier: Peki seni gördüler mi? Fark ettiler mi senin fotoğraflarının güzelliğini?

Cem Gültepe: Şöyle, Metallica’nın bir fan sayfası var, resmi sayfası. O dönem zaten Instagram’ın ilk kullanılmaya başlandığı zamanlar, 2014. Onlar bayağı paylaşmıştı. Beni Instagram’dan bulmuşlardı, 10-15 tane fotoğrafımı alıp paylaştılar. Çok mutlu olmuştum tabii. O zaman daha bu işi profesyonel olarak yapmıyorum. Profesyonel olarak da bu işi on yıldır yapıyorum aslında ama nerden baksan 15-18 yıldır da bunun meraklısıyım.

“Konser fotoğrafçılığı benim için antidepresan”

Beatsommelier: Cem, iki farklı sanat kolunun kesişimindesin; işin bir müzik boyutu var, bir de sen bu performansları resimleyen ve anı ölümsüzleştiren kişisin. Bu kesişimde olma hali sana iyi geliyor mu? Ya da nasıl etkiliyor, nasıl besliyor o iki damarın tam ortasında olmak?

Cem Gültepe: Bu benim için aslında bir antidepresan, çok mutlu oluyorum. Mesela dün akşam çok güzel bir konser vardı, iyi fotoğraflar çıktı. Sanırım birkaç aydır böyle çok sevdiğim fotoğraflar çıkmıyor. Ben neredeyse her gün Zorlu, Babylon, IKSV’de çekim yapıyorum ama her konserden de iyi fotoğraf çıkmıyor. Çünkü benim için iyi bir fotoğrafın çıkması için sahnede iyi müziğin olması gerekiyor. Ben ona inanıyorum ve o iyi müzik olan konserlerde ben de yükseliyorum.

Beatsommelier: Çünkü muhtemelen seyirci de yükseliyor, bütün atmosfer…

Cem Gültepe: Tabii, o bir enerji meselesi zaten. Mesela bir aydan fazladır böyle çok hoşuma giden en son bir Scorpions çekmiştim, ama o bile çok istediğim fotoğraflar değildir. Dün çok güzel fotoğraflar çıktı, bugün paylaşacağım hatta. Bayağı mutlu oldum, kendime geldi.

Beatsommelier: Hangi konserdi?
CG: Payale Royale bir grubun performansı. bayağı iyi bir sahne enerjisi vardı. Müziği açıp dinler miyim? Dinlemem, ama enerji iyiydi. 

Beatsommelier: Archive var yarın?

Cem Gültepe: (Gülerek) Aylardır… Ne ayları, yıllardır onu bekliyorum. Yarın mesela Megadeth var, onu da çekebilirdim ama Archive’dayım.

Beatsommelier: Biraz cevabını verdin ama, iyi bir konser fotoğrafını nasıl tanımlarsın? Konser fotoğrafları çekerken nelere dikkat ediyorsun?

“Ne kadar rahat olursan o kadar iyi fotoğraflar çıkıyor”

Cem Gültepe: Aslında çok dikkat ettiğim bir şey yok. Yani benim için önemli olan, sahnede iyi bir enerji ve hissiyat varsa zaten bir şekilde o enerjiye dahil olabiliyorum. O zaman da çok iyi fotoğraflar çıkıyor. Ben sahne önünde çok rahatım, “Kaçırdım mı bunu, bu oldu mu” kaygım yok. Mesela beni konserde görürsen, poz için bakmaktan çok bir elim hep deklanşördedir. Çünkü artık alıştım. Ne kadar rahat olursan sahne önünde, o kadar iyi fotoğraflar çıkıyor. Bir de dediğim gibi, sahnedekilerle enerji bir uyuştu mu o fotoğraflar iyi çıkıyor bir şekilde. Mesela dün şeyi kaçırdım; tam o arada ben de lens değiştiriyordum. Gitarist demirin arasında kaldı, sonra geri çıktı. Kaçırdım, ama takmadım, zaten iyi fotoğraf çıkıyor bunlardan. Orada başka düşüncelerle hiç uğraşmıyorum; iyi enerji, iyi hissiyat varsa benim için en yeterli şey bu.

Beatsommelier: Sahne arkasında da vakit geçiriyor musun sanatçılarla? Çekiyor musun fotoğraflarını? 

Cem Gültepe: Bazen izin verirlerse backstage’e girip backstage fotoğrafları alıyorum, o da bazen keyifli oluyor.


Beatsommelier:Ya da konser öncesi hazırlanırken onlar?

Cem Gültepe: Tabii, konser öncesi, sonrası… Genelde öncesine izin veriyorlar. Sonrası olanlar da oldu ama öncesinde daha fazla oldu. Zaten fotoğraf çekilmeyi sevmeyen insan kendini belli

ediyor, mesela ben (gülüşmeler). Konser öncesi ve konser anında nabız yokluyorum aslında,, biri rahatsız oluyorsa hemen uzaklaşıyorum, daha çekmiyorum. Ama kimisi çok rahat oluyor içeride, orada çok güzel fotoğraflar oluyor; kimi ütü yapıyor, kendi ütüsünü getirmiş, dağınık valizler, ayakkabılar… Mesela onlar benim için çok güzel bir ekstra.

Beatsommelier: Kendi fotoğrafçılarıyla gelenler oluyor mu?


Cem Gültepe: Var tabii. Onlar tabii bana göre daha özgür, sahneye çıkabiliyorlar. Gerçi ben sahneye çıkmayı da çok sevmiyorum.

Beatsommelier: Sanatçılar ve gruplar konser öncesi soundcheck yapıyorlar, sen de konser öncesi kadraj vesaire ayarlıyor musun yoksa kafadan çekime mi geçiyorsun?

Cem Gültepe: Ayarlamıyorum. Önceden grupların son bir yıldaki birkaç konserine falan bakıyordum, hangi şarkıda ne yapıyorlar diye. O çok işime yarıyordu. Ama sonra, bunu yapmadan deneyeyim, geldiğimde bırakayım kendimi neler oluyor dedim. Artık yapmıyorum öyle bir şey.

Beatsommelier: Yani artık direkt doğaçlama, geldiği gibi. Çünkü zaten orada ince bir çizgi var. Yani sadece fotoğraf çekmek mi, yoksa oraya dahil olup kendi sanatını icra etmek mi, aslında o çok ince bir çizgi.

Cem Gültepe: Evet. Yani kurgu değil tabii ama, bilerek çekmek yerine o an bir şey yakalayabiliyorsan yakala, yakalayamadıysan da kaçsın. O daha keyifli.

“Nick Cave konseri bir ayindi”

Beatsommelier: Çünkü o artık senin oradaki tecrüben aslına baktığında. Onu daha ham sunmak çok daha mantıklı esasında. Peki çekimlerinde en çok keyif aldığın, ya da “iyi ki buradaymış” dediğin konserler var mı?

Cem Gültepe: Parkorman’da İKSV için Nick Cave’i çekmiştim.


Beatsommelier: Ben 2018’dekine gitmiştim Küçükçiftlik’tekine, çok iyiydi.

Cem Gültepe:Ona da gelmiştim ben. Parkorman’da görevli olarak çektim, o bir ayindi, konser değildi. Bambaşka bir şeydi. Burada Pathi Smith çekmiştim 2016 gibi, o inanılmaz bir konserdi. Mono diye Japon bir grup var, bilmiyorum biliyor musun. Stüdyoya iki kere gelmişlerdi buraya. Onların da konserini çekerken çok keyif alıyorum, inanılmaz bir grup bu arada, dinlemenizi tavsiye ederim. Konseri olursa da mutlaka gelin, gerçekten ayin gibi geçen bir Japon rock grubu. Acayip iyiler.

Ayrıca sen söyleyince anımsadım, 2018’de Nick Cave de şöyle oldu; İKSV’yle o zaman çalışmıyorduk. Dedim ki ben lensimi, makinemi alırım bir şekilde girerim içeri, çünkü sponsor fotoğrafçıları falan hepsi tanıdık. Makinemi onlara verdim, içeri girdim. Tabii normal alan bileti aldım, yanımda telelensi götürdüğüm için çekerim dedim. Oradaki sahne önü alanı biraz büyüktü o gün. Tele ile çekmeye başladım, ama bir türlü istediğim gibi olmuyor. Bayağı bir uzak kaldım, hiç beni mutlu etmiyor durum. Dedim ki “bu böyle olmayacak”, dışarı çıktım; “Sahne önü bileti var mı” dedim, “var” dediler. Sahne önü bileti aldım, tekrar girdim içeri. Makinemi aldım, geçtim sahne önüne, oradan başladım çekmeye. Bir de bazıları fotoğraftan rahatsız oluyor, Nick Cave hiç öyle bir adam değil. Fotoğrafı çok seven bir adam zaten.

Son olarak Chick Corea konseri de en aklımda kalan ve sevdiğim anılardan biridir. Buraya 2016’da Chick Corea gelmişti. O hafta da Cat Stevens’ın bir kitabı çıkmıştı, burada da tanıtımı, imza günü olacaktı. Chick Corea’nın konserine geldi. O sene tanışmalarının otuzuncu yılıymış o yüzden onu ziyarete gelmişti buraya. Kulisine gitti, kuliste de Chick Corea’nın konser öncesi ısınması için küçük bir piyanosu vardı. O ara Chick Corea çalmaya başladı, Cat Stevens da söylemeye başlamıştı. İnanılmaz bir andı benim için, o anı hiç unutmayacağım. Bence Zorlu PSM’deki en epik andır.

Beatsommelier: Harika bir hikayeymiş. Peki teknik anlamda şu an hangi makine ve lensi kullanmaktan hoşlanıyorsun? Zoom’la mı yoksa prime’la mı çekiyorsun bir yandan da, karanlık her taraf…

Cem Gültepe: Zoom’u sadece mecbur kaldıkça kullanıyorum. Çünkü bazen uzakta kalıyor, genelde davulcular arkada kalıyor. Tele kullanıyorum, onun dışında 24-70’i kullanmayı çok seviyorum. Bir de bu ara 14mm aldım bir tane, onu kullanmayı çok seviyorum. Çünkü sahnenin içindeymiş hissi veriyor. O yüzden geniş açı lens kullanmayı daha çok seviyorum. Yaklaşık bir ay önce ilk defa aynasız makinelere geçtim. Çok direttim geçmemek için, Canon Mark 4 kullanıyordum. Şimdi Canon R5’e geçtim ama gayet memnun kaldım.

Beatsommelier: Lensi ne şu an üstündeki?


Cem Gültepe: Şu an 28-70 var, bir de o söylediğim 14mm var yanımda. Bir de galiba şu an yanımda balıkgözü var.

“Konser fotoğrafçılığında hiçbir şey senin elinde değil”

Beatsommelier: Peki Konser fotoğrafçılığının zorlukları nelerdir?

Cem Gültepe: Konser fotoğrafçılığının zorluğu şu, hiçbir şey senin elinde değil. Mesela bir moda fotoğrafçısı düşün, o da çok zor bir şey. Her şeyi kontrol ediyor olmak da çok zor bir şey. Işık sende, modeli yönlendirmek sende… Orada da bir yönetmen gibisin, o da çok zor bir şey. Ama burada hiçbir şey senin elinde değil; ışık kontrol etmiyorsun, poz verdiremiyorsun, ışıklar sürekli değişiyor… Eski fotoğrafçılar onların zamanında fotoğraf çekmenin zor olduğunu söyler; ışık şimdiki gibi değil, makineler şimdiki gibi teknolojik değil… Ama şu an da çok zor, çünkü ışıklar çok fazla değişiyor, çok fazla ışık oluyor, patlıyor, ışığın şiddetini ayarlamaya çalışırken konser kaçıyor… O yüzden bu çok değişkenliğin olması en zor kısmı.

Beatsommelier: Onun dışında başka yan zorlukları var mı?


Cem Gültepe:Yok aslında. Yani kalabalığın içine girip çekmek bir zorluk değil. O zaten işin bir parçası, içinde olman gerekiyor.

Beatsommelier: Dijital çağın ve sosyal medyanın konser fotoğrafçılığının üzerinde etkileri neler olabilir sence?

Cem Gültepe: Konser fotoğrafçılığından ziyade, fotoğrafı çok çabuk tüketir hale geldik. Şimdi fotoğraf paylaşıyorsun, üç gün sonra fotoğrafı bulamıyorsun bile akışlarda, çok

çabuk yok olup gidiyor. Çok çabuk tüketiliyor olması o organik tadını öldürüyor gibi.

Beatsommelier: Sanatını etkiliyor mu peki?

Cem Gültepe: Etkilemiyor. Bir yandan da iyi fotoğraf her zaman kendisini bir yerde tutuyor. Ya bir sergi oluyor, bir şey oluyor, o fotoğraf bir yerden çıkıyor ve onu bir yerde kullanıyorsun.

Beatsommelier: Peki hiç analog çekiyor musun?

Cem Gültepe: Hiç analog merakım olmadı. Çünkü öyle bir zamanım da yok. Bazen saat 9’da aynı anda dört salonda iş oluyor ve benim fotoğraf atmam gerekiyor. O yüzden o benim yapabileceğim, vakit ayırabileceğim bir şey değil. Düşünmedim bile.

Beatsommelier: Aslında işin profesyonelleri bilir, analog fotoğraf çekmek diye bir şey de yok. Çünkü sen çekiyorsun, sana dijital baskıyı veriyorlar. Sen veriyorsun baskıyı, onlar makinalarında sen nasıl çekersen çek, bir kısmını düzeltip çıkartıyor. Senin kendin basman lazım.

Cem Gültepe: Aynen öyle. Bir de şu var, eski fotoğrafçılar “biz karanlık odada şu bu” diye yaptıkları işi kutsamaya çalışır ya, karanlık oda da Photoshop’un manuel versiyonu yani. Çok değişen bir şey yok. Sen orada pozlama süresini uzatıyorsun, kontrastıyla oynuyorsun, kullandığın filmin bayatlığı ile, rengiyle vesaire başka bir etki yaratıyorsun. O da Photoshop. Sonuçta gördüğün şey çıkmıyor.

Beatsommelier: Peki fotoğrafçılık dışında ilgi duyduğun bir sanat dalı var mı? Uğraştığın, uğraşmayı sevdiğin?

Cem Gültepe: Olmasını çok isterdim. Gerçekten bazen “abi müzikle falan niye zamanında hiç haşır neşir olmadım” diyorum. Ama hiç… Demek ki öyle bir yeteneğim olsaydı çekerdi zaten.

Beatsommelier: Mesleğinle ilgili uzun dönemli planların var mı? Sergi olabilir, kitap olabilir…

Cem Gültepe: Sergiler oluyor, kitap zaten her fotoğrafçının hayalidir. Ama onun için biraz daha, hatta epey yaşlanmayı bekleyeceğim. Çünkü fotoğrafını çekmek istediğim çok fazla grup, sanatçı var. Onlar olmadan olmaz. Şu an da aslında kitap çıkarsam çıkartırım, elimde baya bir materyal var. Ama “bunun adı kitap olsun” diye kitap çıkarmak… Bunun bir anlamı yok. O yüzden onun içeriğini dolduracak isimler lazım.

Onur Yazıcı: Burada sergin oldu.


Cem Gültepe: Evet, bir önceki sene Zorlu PSM’nin onuncu yılı sergisi olmuştu.


Beatsommelier: Peki işlerini beğendiğin, örnek aldığın bir performans sanatçısı var mı?

Cem Gültepe: Anton Corbijn var, Depeche Mode’un neredeyse bütün kariyerini çekmiş olan, Mick Rock var… Birkaç isim daha var ama onlara çok örnek almaktan çok özeniyorum, adam Queen ve David Bowie ile birlikte büyümüş, “keşke öyle bir dünyamız olsaydı” diyorum. Ama sonuç olarak bir fotoğrafçının bir fotoğrafçıyı örnek olması çok doğru değil galiba.

2025 BeatSommelier

Etiketler:
Yazıyı Paylaşın
Yorum Yazın

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir