Geçmişe dair yasımız, olabilecek ama gerçekleşmeyen şeylere duyulan bir özlemden ibaret…
En çok dinlendiği şehirlerin başında İstanbul gelen Kanadalı kült grup Mother Mother’la, 22 Temmuz’da verecekleri konserden önce bir araya geldik.
Mother Mother, 20 sene önce ortaya çıktığından bu yana dersi derste dinleyip ödevini hiç aksatmayan başarılı bir öğrenci oldu. 20 seneye 10 albüm sığdırmaları ve her fırsatta kapsamlı turneler yapmaları bu konuda elimizi güçlendiren argümanlar. Grubun hem sesi hem de gitardaki ritmi olan Ryan Guldemond, İstanbul’da vermeye hazırlandıkları konserden bir hafta önce bizimle bir araya geldi. Biz de bu buluşmanın hakkını verebilmek için hem Mother Mother’ı hem nostaljiyle iç içe geçen yas duygusunu hem de güzel İstanbul’u konuştuk. Fazlasını merak edenleri röportaja, daha da fazlasını isteyenleriyse 22 Temmuz’da Maximum Uniq Açıkhava’ya bekliyoruz. Afiyet olsun!
20 Yıla 10 Albüm: Üretkenliğin ve Sürekliliğin Hikayesi

– Kariyerinizin 20. senesinde 10. albümünüz olan “Nostalgia”yı çıkardınız. Albümün ismi oldukça ilgimi çekti. Nostalji kavramını albümünüzün temeline alma kararının nasıl geliştiğini ve sonrasında bunun albümün yazım sürecine sirayet edişini sorarak başlamak istiyorum.
‘Nostalgia’ adlı şarkı, herhangi bir albüme girsin amacıyla yazılmamıştı ama ilk anda bir albüme adını verecek şarkı gibi hissettirdi. Bir albümün özünü aramadan bulmak her zaman güzel bir şey. Hatta en iyi senaryo. Şarkının sözleri, grubun 20 yıllık geçmişini yansıtan o ana hitap ediyordu ve bu da bizi geriye dönüp bakmaya (ya da daha doğrusu dinlemeye), eski şarkıları gün yüzüne çıkarmaya ve onları yeni şarkılarla birleştirmeye teşvik etti. Ortaya çıkan bu eser bütünü, nereden geldiğimizi, şu anda nerede olduğumuzu ve nereye gittiğimizi onurlandıran bir çalışma oldu.
Yas ve Nostalji Arasındaki Bağ
– Bu albümünüzü dinler ve sözlere bakarken önceki albümünüzle aralarında bir bağlantı olduğunu düşünürken yakaladım kendimi. Çünkü yas tutmak, o anı kapsasa da aslında kaybedilenle olan anlara duyulan bir nostaljinin özlemi gibi gelir bana hep. Siz “Grief Chapter” ile “Nostalgia” arasında bir bağlantı olduğunu düşünüyor musunuz?
Kesinlikle katılıyorum. Nostalji ve yas birbiriyle iç içe duygular. Çoğu zaman geçmişe dair yasımız, olanlardan ziyade, olabilecek ama gerçekleşmeyen şeylere duyulan bir özlemden ibaret… Ancak sonradan farkına vardığımız kaçırılmış fırsatlara yakınıyoruz. Bu iki temanın bilinçli şekilde birbirine bağlandığını söylemek kulağa hoş gelebilir ama gerçekte bu tamamen güzel bir tesadüftü. Aslında, sanatta önceden tasarlanmış şeylerin az olması gerektiğine inanıyorum.
Kanada’da Bir Indie Grup Olmak: İlhamlar ve Olanaklar

– Kanada, indie müzikte hem önemli bir geleneğe hem de farklı türleri de düşününce çeşitliliğe sahip bir ülke. Sizin için bu geleneklerin olduğu bir yerde yetişip müzik yapmak nasıl bir deneyim?
Evet, Kanada gerçekten de harika indie müzisyenlere ev sahipliği yapıp genel olarak harika müziklere üretmiş bir ülke. 2000’li yılların başında Arcade Fire, The Unicorns ve Wolf Parade gibi gruplar bizi oldukça etkiledi. Ve tabii Joni Mitchell, Leonard Cohen ve Neil Young gibi ikonlar var. Kanada’da bir grup olarak yükselmek harikaydı. Sadece harika müzisyenler ve gruplardan oluşan güçlü bir çevre değil, aynı zamanda turne ve albüm yapımı gibi konularda destek veren devlet fonları da mevcuttu.
Viral Olmak: Bir Şarkının Yeni Nesille Buluşma Hikayesi

– Farklı sosyal medya alışkanlıkları birçok grubun kariyerine önemli dokunuşlar yapıyor. 2008 çıkışlı “O My Heart” albümünüzdeki ‘Hayloft’ şarkısı Tiktok’ta viral olmuş ve müziğinizi farklı bir nesille buluşturma imkanı bulmuştunuz. Değişen medya alışkanlıkları ve viralin gücüne dair siz ne düşünüyorsunuz?
Viral olmak tabirimizi mazur görün ama iki ucu boklu değnek bir durum. Çoğu zaman viral olan şey, bir şarkının desteklediği kültürel unsur oluyor. Danslar, trendler ve geçici anlar için bir fon müziği gibi. Bu gibi durumlarda, dinleyiciler sanatçıyla bağ kurmaktan çok kendilerini merkeze koyma eğiliminde oluyor. Bu dinamik genellikle hızlı bir yükseliş ve ardından düşüş getiriyor ve sanatçıya sürdürülebilir bir şey kazandırmıyor.
Bizim durumumuzdaysa mucizevi bir şekilde işler farklı gelişti. Dinleyiciler müziğe kendisi için bağlandı ve oradan samimi bir grup-dinleyici ilişkisi doğdu. Bu konuda kendimizi oldukça şanslı hissediyoruz.
Her halükârda, viral olmanın planlanabilir ya da güvenilebilir bir şey olduğuna inanmıyorum. En iyi yaklaşım, samimi bir şekilde müzik üretmek ve dinleyicinizle gerçek bağlar kurmaktır. Eğer bu süreçte viral olursanız, bunu bir bonus olarak görmek gerekir.
İstanbul’da Konser, Fotoğraflar ve Teşekkürler

– Yeni albümünüzün Avrupa turnesi kapsamında sizi 22 Temmuz’da İstanbul’da ağırlayacağız. İstanbul’a gelmişken konser vermek dışında yapmayı planladığınız neler olduğunu merak ediyorum. Ek olarak da dinleyicilerinize söylemek istediğiniz bir şey varsa mikrofon sizin.
İstanbul’da çalacak olmaktan dolayı son derece heyecanlıyız! Şimdiye dek şehirle ilgili duyduğumuz her şey olağanüstüydü. Kişisel olarak ben, konser sonrası bir hafta daha kalıp fotoğraf çekmeyi planlıyorum. Fotoğraf çekmek, müzikten sonraki diğer büyük tutkum.
Son olarak, Türkiye’deki dinleyicilerimize müziğimizi dinledikleri ve bağ kurdukları için en içten teşekkürlerimizi sunmak isteriz. İstanbul, dinlenme oranı bakımından en yukardaki şehirlerimizden biri haline geldi. Dürüst olmak gerekirse, bu bizim asla beklemediğimiz ama son derece kıymetli bir şey. Size tüm kalbimizle minnettarız ve 22 Temmuz’daki konserimizde bu minnettarlığımızı en iyi performansımızla göstermek istiyoruz.


