“Bazı şeyleri unutursun ama, değil mi?
Evet. Hatırlamak istediğini unutursun ve unutmak istediğini de hatırlarsın.”
Cormac McCarthy – Yol
Müziğin Coğrafyası
ABD’nin neredeyse her bir eyaleti farklı bir müzik türüne ya da sanat anlayışına dokunabilecek sanatçılar çıkarması sebebiyle önemli. Gitar temelli müzikleri ele aldığımızdaysa Şikago ve Tennessee her zaman ayrı bir noktada kendine yer buluyor.

Blues’un ana akımlaşmasını sağlayan Şikago’nun ekonomik gücü, en az Muddy Waters, Buddy Guy, Howlin’ Wolf kadar önem taşıyor. Şikago bahsini burada kesip ilerleyen duraklarımızdan biri olduğunu söyleyip Elvis Presley sayesinde rock’n roll’un doğum yeri diyebileceğimiz Tennessee’ye ve müzik tarihine 100 yılı aşkın süredir kattığı değeri mercek altına almaya çalışacağız.
Müzikal Miras ve Kültürel Zenginlik

Tennessee kökenli en başarılı yazarlardan Cormac McCarthy’nin en bilinen eserlerinden biri olan ‘Yol’ kitabından girişte gördüğünüz alıntıyı kullandık. Bunun sebebi, hatırlamak istediğimiz birçok değeri unutabildiğimiz gibi tartışmalı figürler sebebiyle unutmak istediğimiz şeyleri de hatırlarız.
Tennessee, bu konuda nev-i şahsına münhasır bir eyalet. Ancak Jim Jarmusch’un “Mystery Train” filmindekine benzer bir ruh haliyle, birçok şeyin akışını değiştiren yeri keşfetmeye çalışmanın merakını taşıyoruz. Sizi de bekleriz.
Tennessee, sadece Amerikan müzik tarihinin en önemli duraklarından biri değil, dünya çapında en değerli yerlerden. Türler arası geçişkenliği ve sanatçı bolluğu, bunun en direkt neticelerinden. Country’den blues’a, rock’n roll’dan hip-hop’a kadar geniş bir yelpazeye yayılan zengin bir müzik mirasına sahipler.
Köklerin Derinleşmesi: 1800’ler ve Kültürel Karışım
Lakin yaklaşık 100, belki de 150 sene önceye gittiğimizde bu yatkınlığın temellerine yaklaşabiliriz. ABD’nin orta tarafında yer alan ve çok da büyük bir eyalet olmayan Tennessee, 1800’lü yıllarda oldukça dindar bir eyaletti. Özellikle güney eyaletlerine olan yakınlığı ve beyaz nüfusun fazlalığı, o klasik Amerikalı prototipi gibi bir şeydi.
Ancak Afrika’dan göçmen olarak gelen nüfusun artması ve tarım ile sanayi topluluklarında yer bulmaları, sadece ekonomik uyuma neden olmadı. Kültürlerarası geçiş sayesinde blues ve gospel gelenekleri bu eyalette başladı.

Mississippi Nehri boyunca uzanan Memphis, Afrika kökenli Amerikalıların çalıştığı tarlalarda söyledikleri çalışma şarkıları ve dini ezgilerle bir müzik merkezine dönüştü. Bu dönemde, blues’un kökleri derinleştiği gibi etkisi bu orta büyüklükteki eyaleti aşacak şehirler arası yayılmaya başlayacaktı. Takvimlere baktığımızdaysa 1900’ler daha yeni gelmişti.
Nashville ve Country Müziğin Yükselişi: 1920’ler

1920’lerle birlikte Nashville, ABD’nin en dikkat çeken müzik merkezlerinden birine dönüştü. Dönüşme sebebiyse country müziğin evi olmasıydı. İki dünya savaşı arasındaki döneme denk düşen dönemde Jimmie Rodgers ve The Carter Family öne çıktı. Buna ek olarak sadece Nashville, Tennessee’nin değil, ABD’nin en tarihi konser mekanlarından Grand Ole Opry’nin açılması, buralarda sık sık konserler verilmesine ve farklı eyaletten insanların radarına bu eyaletin girmesini sağladı.
Rock’n Roll Devrimi: Elvis ve Altın Çağ

Ancak 2. Dünya Savaşı her şeyi durdurdu. Sadece müzik için değil dünyanın her bir noktası için yıkıcı bir sürece denk düşen 1940’ların sona ermesiyle birlikte gerçek bir kırılma yaşandı. Savaş öncesinin çocukları büyümüş ve yeni on yılda genç yetişkine dönüşmüşlerdi.
Muhafazakarlaşan ve muhafazakarlaştıkça kapitalizmi iyice kucaklayan ABD’nin en temel eğlence kaynağı radyoydu. O radyonunsa yeni ve ömürlük göz bebeği Elvis Presley’den başkası değildi. Ki bu dönemler televizyonun da yeni yeni günlük hayata karışmasına denk geldiği için Elvis Presley, dört bir koldan önce ABD’yi sonra da dünyayı etkisi altına aldı.
Blues ve country temeline eklediği çekici tavırlarına eşlik eden sesiyle rock’n roll’u ortaya çıkmasını sağladı. Elvis Presley’den önce de rock’n roll vardı, evet. Ancak dünyaya bunu kabul ettiren kişi oydu. En büyük şansıysa yalnız kalmamasıydı. Elvis Presley barajın kapaklarını açarken country temelli davudi sesiyle Johnny Cash ortaya çıktı.
Soul Müziğin Patlama Yaptığı Dönem: Memphis Soul
Bu ortaya çıkış 5 tane 10 yıl deviren kariyerinin başlangıcıydı. Tabii ki en az bu ikili kadar tarihteki yeri değerli olan Jerry Lee Lewis de var. Memphis’in Sun Records etiketi altında albümler kaydeden bu efsaneler sayesinde Tennessee, tüm dünyada yankı uyandırdı. Aynı zamanda, Stax Records’un kurulmasıyla eyaletin en büyük şehri olan Memphis’te soul müziğin patlama yapmasını sağladı.

Otis Redding, Booker T. & the MG’s, Isaac Hayes gibi sanatçılar, Memphis Soul olarak bilinen tarzı yarattılar. Daha değerli olan noktaysa, 1960’ların ikinci yarısında parlayan bu tür, Motown gibi büyük bir mekanizmayla ile rekabet edecek seviyeye ulaştı. Sonraki on yıllara Motown kadar güçlü kalamasa da onlardan etkilenen isimler sıradaki on yılın öne çıkanları olacaktı.
Dolly Parton ve Globalleşme

Elbette burada kastettiğimiz efsane Dolly Parton’dan başkası değil. 1946’da küçücük bir kasaba olan 500 nüfuslu Pittman Center’da doğan Parton, bölgenin işitsel mirasını küçük yaşlarda içselleştirmeyi başardı. Ancak sinemaya ve pop müziğe duyduğu uçsuz bucaksız sevgi sebebiyle, Tennessee müziğini popla buluşturdu.
Bunu yaparken de sahnedeki güzelliği ve çekiciliğini, ayakları üzerinde duran güçlü kadın imajıyla birleştirince sınırları aşan bir isme evrildi. Dolly Parton, globalleşirken bu eyaletin mirasını sırtlayanlar Alan Jackson ile Gareth Brooks oldu. Onlar, country’i ABD’nin her noktasına ulaştırırken bir yandan seksenlerin şaşalı estetiği tüm dünyayı kontrolü altına almıştı. Bu dönemde, Tennessee alternatif ve indie sahnesine de ev sahipliği yapmaya başladı. Memphis’te punk ve alternatif rock gruplarına rastlamaya başlarken, özellikle Nashville ile Knoxville gibi şehirler yeni seslere kucak açtı.
Günümüz Tennessee Müzik Sahnesi
Son 25 yıla geldiğimizde Tennessee yine önemli isimleri müzik dünyasına armağan etmeye devam etse de 1950’ler ya da 1970’lerdeki kadar etkili bir sahne konumunda değil. Gelgelelim, Three 6 Mafia ve Young Dolph gibi sanatçılarla hip-hop’un sert ve karanlık tonlarını yansıtmaya devam etti.

Indie rock ve alternatif müzik sahnesindeyse başta Kings of Leon olmak üzere birçok büyüklü küçüklü grup da üretimlerine devam ediyor. Aslen Detroit, Michigan’dan gelen Jack White’ın da bir ayağının bu eyalette olduğunu belirtmek lazım. Müzik üretimlerinin yanı sıra sahibi olduğu Third Man Records’un az sayıdaki şubesinden birine burada denk gelebiliyorsunuz.


