Eski Beyoğlu Mekanları: Çalıntı Bar 

Murat Beşer
Yazar:
Okuma Süresi: 8 Dakika

Küçükparmakkapı’yı Meşelik Sokak’a bağlayan İpek Sokak ilginç yerdi, ne arasan bulunur babından renkli bir sokak; internet kafe, türkü bar, pavyon, berber, muslukçu, kitapçı hepsi bir aradaydı. Gündüz işyerleri çalışırken, gece eğlence mekanlarının borusu ötüyordu. 

27 numaralı binada üç katlı Çalıntı Bar; küçücük kıç kıça, tüm katları toplasan en fazla 200 kişi alıyordu ama dönemin insanları bunu seviyorlardı. Önce solcular gelirken, zamanla öğrenci gençliğin kendini rahat hissettiği, yüksek sesle müzik dinleyerek ucuz bira içebileceği bir rock bar olmuştu. 

Çalıntı ilk 1992 yılında Halit Kısa tarafından açıldı, Tomtom mahallesindeki Yeniçarşı Caddesi’nde. Meis adlı mekânı devralıp açmıştı. Meis’ten önce burası Damlalar adlı pavyondu. İsminden dolayı herkes o dönem çıkan Çalıntı Dergisi ile bir bağı olduğunu zannediyordu ama yoktu. Çalıntı’nın erken döneminde Muammer Ketencoğlu, Buzuki Orhan ve bazı genç müzisyenler burada canlı müzik yapıyordu. 

Fatoş Çiçek, 1994 yılında ortak girdikten iki yıl sonra Halit ile evlendi. Aynı gün Refah Partili Nusret Bayraktar’ın Beyoğlu belediyesi tarafından mesken bölgesi olduğu için ruhsatları iptal edildi. Onlar da bir yıl boyunca İpek Sokak’taki Mutasyon Bar’ı işletmişti. Sezon biterken aynı sokakta beş katlı eski cumbalı Ermeni yapımı binanın 3-4-5’inci katlarını kiraladılar ve Çalıntı’yı yeniden açtılar.

Zemin kat kullanılmıyor, girişteki barda da konsomatrisler çalışıyordu. Bina çok önceleri bir genelevken, sonra ayakkabı imalathanesi olmuştu. Kendi katları için bar ruhsatı aldılar ve rock bar yaptılar. Beyoğlu’nda üst katlarda açılan ilk rock barlardan biri oldu Çalıntı. Duvarları rengarenk, pencereleri dantelli perdeli, içerisi renkli ampullerle aydınlatılmış bir rock bar. Mekânı ilk açtıkları zamanlarda özellikle ilk 7-8 ay boyunca sakin geçiyordu, gelen ilerici gençler satranç oynuyor, sohbet ediyordu. Bir süre sonra mekân üniversite öğrencileri tarafından keşfedildi. Bunda alkollü içecek fiyatlarının nispeten ucuz olmasının payı vardı. İçerde kaliteli avangart müzikler çalınıyorken kısa bir süre zarfında mekân kulaktan kulağa yayılan bir sokak efsanesi olarak öğrenci akınına uğradı. Taksim o zamanlar bambaşka bir yerdi, arka sokaklarda çok pislikte vardı ama arkadaşlıklar ve dostluklarda çok sağlamdı. Hayat pahalı değildi, cebinde 20-30 lira parası olan herkes birasını içer, karnını doyurabilirdi. 

Yoğun günlerde yaklaşık 13-15 fıçı satıyorlar, an geliyor karton bardakla veriyorlardı ki, aynı bardakla ıslanıp hamura dönene kadar içenler oluyordu. Efes çözüm olarak çatıya bir tanker koymayı teklif etti, çünkü fıçıları sokakta ya da daracık katlarda stoklamak imkansızdı. Gerçi otoparkçılara para vererek 5-6 arabalık yeri fıçı stoklamak için tutmuşlardı ama arada bir zincirler kırılıyor ve fıçılar çalınıyordu. Aralarında “fıçıya kalmak” diye ilginç bir terim türemişti. Yoğun bir bira tedariki yapmak zorundalardı. Tedarikçinin geleceği sabahlar içlerinden biri bekler, fıçılar gelince sayım yapardı, fıçıları otoparkçıların alanına zincirlerdi. Akşam saatlerinde işe gelenler çıkarabildiği kadar fıçıyı yukarı bara taşırdı. Buna aralarında “fıçıya kalmak” derlerdi. 

1997 yılında Büyükparmakkapı Sokak’ta Taxim adında bir mekân açmışlar; burada Asım Can Gündüz, Okan-Alkan ikizler jam-sessionlar yapmıştı. Tam bir yap-işlet-devret projesiydi. Aynı amaçla açtıkları yerlerden biri de Asterix oldu. Sabahın dördüne kadar açık kalan, hızını alamayan sarhoş Beyoğlu müdavimlerini ağırlayan mekânın adını Adil Avcı koymuştu.  

Adil, Çalıntı Bar’ın bu döneminde önemli bir rol oynamıştı. 1997’de Tekirdağ’da fakülte öğrenimini bitirip İstanbul’a taşınmıştı. Kurtuluş son durakta oturup anketörlük yaparken, ev arkadaşı Serkan aracılığıyla Fatoş ve Halit ile tanışmış ve burada çalışmaya başlamıştı. Uzunca bir süre Halit ve Adil DJ’lik yaptılar. Sonra Bülent Hügül ve Kurbağa Yaşar lakaplı biri de çalmıştı. İlk başlarda Sony ikili kasetçalarda ileri geri sardırıp çalarlardı. Sonra walkman tarzı ufak bir CD çalar gelmişti. Alet dandik olduğu için millet dans ettiği zaman parça ortasında atlardı. 

Mekân fiyatları açısından ucuzdu ve imkansızlıklara rağmen sağlam bir karakter ortaya koyuyor, müzik tarzı ve kalitesi ile de geniş bir kitleye hitap ediyordu. 1997 – 2000 arası Beyoğlu’nda popüler mekânlardan biri olmuştu Çalıntı. Bu başarıyı getiren en önemli unsurlardan biri de mekâncılar ile müdavimler arasındaki sıcak samimi ilişkiydi. Ayak basan herkes mekânı sahiplenmiş, halen süren sağlam ve kalıcı dostluklar kurmuşlardı. Jamaikalı Önder ile Ahmet çok çalışır ama bir o kadar çok içerlerdi. Yalçın, Barış, Aras, Çağdaş, Yavuz, Recep, Senem, Mahir, Hamit, TonTon Dede ve daha nicelerinin bu hikâyeye emeği geçmişti. Sokağın tam karşısında Madrid Bar bile bu hikâyenin bir parçasıydı, çünkü aralarında tatlı bir rekabet bulunuyordu.

Bar, öğlen 12:00’de açılır, gece 02:00’de kapanırdı. Çoğu zaman açılış saati yaklaştığında birileri kapıda açılışını bekler, hatta o gün kim çalışıyorsa ona açılış esnasında yardım ederdi.

Mekân duvarları yoğun şekilde afiş ve resimlerle donatılmış, aralara sıkıştırılmış küçük aynaları ve sarı tonlarındaki loş ışığı ile sıcak bir atmosfere sahipti. Sigara içilen bir balkonu vardı. Üçüncü katında son dönem ikinci el eşyaların satıldığı bir bölüm oluşmuştu. Kolektif bir hava esiyordu Çalıntı Bar’da. “Bizimle Çalmak İster misiniz?” adında bir etkinlik düzenlemiş, bu günlerde amatör DJ’ler kapılarını açmışlardı.

2000’lerde Beyoğlu’nda rock müzik duraklama dönemine girdi, elektronik müzik yükseldi, karşı cephesinde ise türkü barlar çoğaldı. Bu dönemde onlar da biraz daha güncel seslere döndüler. Yanı sıra caz, blues ve etnik müziklerin de Beyoğlu’nda ilk çalındığı yerlerden biriydi. İlerleyen zamanlarda mekânın DJ’leri elektronik müziğe de yer vermiş, Kemal Derviş’in DJ oğlu Erol Derviş, Laila gibi İstanbul’un ünlü ve pahalı mekanlarında çalarken, Beyoğlu’na gelerek burada çalmaya başlamıştı.

Fatoş hamileydi ve iki yıl boyunca Çalıntı ile ilgilenememişti. Buna rağmen BEYDER’in kurucusu olmuştu. Ardından Halit ile ayrıldılar, Çalıntı Fatoş’ta kaldı, Halit ise Dersaadet’i devralıp açtıkları Vosvos Bar’ı almıştı. Fatoş döndüğünde elektronik müziği durdurup, eski Türkçe 45’liklere yönelmişti. Bu sayede eski iyi günlerine yeniden dönmüşlerdi. Ayla Dikmen şarkılarını Issız Adam filminden önce çalan yerdi. Yeni müdürleri Kamil Değirmenci olmuştu. 2010 yılında Fatoş ile Kamil evlendiler. 2009 yılında iki Çalıntı olmuş, ilki 2012 yılında kapanmış, diğeri Pub olmuştu. Çalıntı Pub’a turizm belgesi almışlardı ancak bu sefer de mal sahibi çıkmalarını isteyince mahkemelik oldular, dava altı yıl sürmüştü. Dava sonuçlanınca tam karşılarındaki yedi katlı Rum binasına geçtiler ki zamanında genelev olan, sonra sırasıyla şapka ve peruk atölyesi, pavyon, kebapçı… Bazı katlarında da değnekçiler ve Yeşilçam figüranları kalıyordu. 

Sokak 2011 yılında Belçikalı bir meczup tarafından sabaha karşı kundaklandı. Olay esnasında Çalıntı’nın önünde duran bir motosiklet alev alınca, tente tutuşmuş ve depo yanmıştı. 

Çalıntı Bar, Gezi olayları ertesinde malum nedenlerle kapandı. 2017 yılında zararına devredip ayrılmışlardı. Aslında Beyoğlu’nu korumak, personeli işsiz bırakmamak adına çok direnmiş, epeyce bir kayba uğramışlardı. Devir sonrası Fatoş-Kamil Değirmenci çifti Datça’ya Knidos’ta bir köye yerleşti. Çift kapatırken bir veda mesajı yazdı. Mesajda burada sayısız solgun plağın döndüğünü, naif, içli seslerin yankılandığını, unutulmaz dostlukların kurulduğunu ancak ellerinde olmayan nedenlerden zorunlu olarak kapattıklarını dile getirerek herkese teşekkür ettiler. Ayrıca buranın kendileri için asla salt bir ticarethane olmadığını belirttiler. İş, aşk, dostluk, yoldaşlık, eğlenme, hepsi içine sığmıştı. Çeyrek asır ayakta kaldı, tarzı, ruhu, kedileri olan bir mekandı. Kapanmasının ardından insanlar yakınını kaybetmiş gibi hissetti; bir kuşağın gençliği sona erdi. Bina apart otel oldu.

2025 BeatSommelier

Yazıyı Paylaşın
1 Yorum
  • 2000 li yılların başlarında ben de 2 bira içip fatoş hanımın güzel mezelerinden yemek için uğrardım çok neşeli ve candan insanlardı Kamil bey de çok güzel çalıştırırdı ve ilgilenirdi herkesle on sene sonrakini knidosta komşu olduk çok candan çok sıcak insanlar sevgiler saygılar

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir