Eski Beyoğlu Mekanları: Hayal Kahvesi – Bir Hayal Tacirleri İşletmesi (2)

Murat Beşer
Yazar:
Okuma Süresi: 6 Dakika

Hayal Kahvesi’nin açılış gecesini Tahsin Ünüvar Quartet yapmış, Nejat Yavaşoğlu ve Bulutsuzluk Özlemi bir ay sonra düzenli programa başlamıştı. Aynı zamanda bir mimar olan Yavaşoğulları’nın sorgusuz sualsiz burada çalmayı istemesinin en önemli nedeni mekânın tarihi dokusu ve mimarisiydi. 

O günlerde Nejat, Zuhal Müzik’te gitar bakarken genç bir müzisyenin “abi Hayal Kahvesi diye acayip bir yer açılmış, Alan Parker’ın “Angel Heart” filmindeki gibi atmosfer, canlı müzik tam senlik” sözü üzerine soluğu olay mahallinde almış, böylece Bulutsuzluk Özlemi uzun yıllar mekanla özdeşleşmişti.

Çalmaları için ilk teklif alanlardan biri de Blue Blues Band olmuş, Batu Mutlugil de hafta sonları dolu olduğu için pazartesi günlerini istemişti. Serdar ile Fehmi “pazartesi buralardan kimse geçmez” dediklerinde “bekleyin geçecek” demiş, nitekim de bir iki haftaya kalmadan konserleri dolmaya başlamıştı. O efsane toplulukta Yavuz Çetin ile Kerim Çaplı da bulunuyordu. 

Müzik, Mekân ve Sosyokültürel Dönüşüm

Hayal Kahvesi, 1

Sadece Blue Blues Band ile Bulutsuzluk Özlemi değil, sahnesinden nice kült müzisyen geçti, bu isimlerle alternatif yaşamın entelektüel alanlarından biri oldu Hayal Kahvesi. Eski müzisyenleri ağırlayarak vefalı yüzünü sergilediği gibi, yeni müzisyenlerin gelişimine de katkıda bulundu. Mercury, Indians, Nev, Soul Stuff, Kangroove, Deep, Passiflora, Cins, Mirkelam, Tibet Ağırtan, Mavi Sakal, Redd, Bora, Özge Fışkın gibi… 

Umay Umay

Umay Umay ve DJ Sinan Göksel’in bu mekâna renkli ve çok yönlü karakterleri ile katılımı müzik programlarını çeşitlendirip festival coşkusuna çevirmişti. İlk bir yıl kapıda kuyruklar olmasına yetmişti. Kimlerin geleceği konusunda çok fikirleri yoktu ama arzuladıklarından fazlası gerçek olmuştu. Ortak heyecanları, düşleri, kültürleri olan kitle oradaydı ama fazlası da vardı. Hayal Kahvesi ile milat değişti. Çok hızlı bir değişim yaşanıyor, yeme içme kültürü o sokakta biterken pavyonlar azalmaya başlıyordu. Sosyolojik değişim süreci tamamlanıyordu. Pavyonlar daha çok Aksaray’a çekilince, çevreleri Hayal Kahvesi’ne benzemeye başlamıştı. Moğollar’dan Engin Yörükoğlu’nun Jazz Stop’u, derken Kemancı ve Roxy, ardından Batu Mutlugil’in Mojo’su açılmıştı. 

Canlı müzik için yurt dışından sanatçı getiren mekân yok gibiydi. Tekil konserler oluyordu. Yine de sayısız yabancı müzisyen de geldi geçti bu sahneden. Örneğin Ben Harper’ı IKSV iş birliğiyle getirmişler, maliyeti yüksek olduğu için Çubuklu’da yapmayı planlamışlardı. Kar yağınca Beyoğlu’na aldılar. Ancak bu sefer de sözleşmede yazılan sahne tesisatını sığdıramamışlardı. Neyse ki Harper kalender adamdı, gelmiş, itiraz etmeden plak gibi çalmıştı. İlerleyen tarihlerde Led Zeppelin, Jethro Tull, Mick Jagger, Lou Reed, Bob Geldof gibi sayısız müzisyen konser sonrası buraya gelmişti. Wynton Marsalis de kapıyı çalanlar arasındaydı ama içeri almamıştı güvenlik tarafından damsız diye.

Anılar, Aksaklıklar ve Samimiyet

Hayal Kahvesi, 2

Güvenlik demişken: Mehmet, Seyid, Junior, Cemal, Orhan, Turan; kapısındaki Türkçe bilmeyen, dışarı çıkartmak istediği adama cebinden çıkarttığı kırmızı kartı gösteren İranlı badigard Cafer… Hepsi ayrı renk, ayrı karakterdi. 

Mekânın tek tuvaleti vardı, gitmek için sahnenin yanından geçmek icap ediyordu. Barın köşesinde onlarca plağın olduğu DJ kabini de oradaydı. Bu da sahneye giriş çıkışları zorlaştırıyordu. Özellikle doğaçlama yapılan akşamlarda sahneye çıkacak konuk müzisyenler; Uğur Yücel’den Bülent Özdemir’e tuvaletin girişinde beklemek zorunda kalıyor, insanlar tuvalete gidemiyordu. Ayrıca yoğunluk nedeniyle bir kapı daha yaptırmak zorunda kalmışlardı, arkadan çıkacakları tahliye etmek için.

Ünlülerin dışında cebinde çok parası olmayan öğrenciler de takılabiliyor, öğrenciyle Sezen Aksu aynı muameleyi görüyordu. Yer varsa alınıyor, yoksa maalesef… Ortaklar kendini patron gibi konumlandırmıyor, hiçbir zaman tüccar gibi davranmıyorlardı. Ekonomik olarak da zaten yaşamları değişmemişti. Ticareti ne kadar öğrendikleri halen tartışmalıydı. 

Yeni Şubelerle Genişleyen Bir Marka

İki yıl sonra aralarına Ebru Köktürk’ün katılmasıyla 1994 yılında Çubuklu Hayal Kahvesi’ni açtılar. Çubuklu Hayal 1995 yılında üç tarafı denizlerle çevrili bir yarımadaydı. Eskişehir Hayal Kahvesi 1996 yılında açılmıştı, eski bir şarap fabrikasının yerinde… Ardından Yonca Temizkan ile Murat Er’in mimari iş birliğinde modern bir tasarımla Ankara Hayal Kahvesi açılmış, Serdar ise 2003 yılında sinema serüvenine devam etmek üzere ayrılmıştı. Biraz da ondan sonra farklı bir ticaret başlamıştı. 2002 – 2003’te büyük bir yılbaşı kutlaması olmuş, Teoman ve cem Yılmaz sahne almışlardı. Ondan sonra yavaş yavaş büyümeye başladı Hayal Kahvesi. Yeni ve son periyotta işletme müdürlüğüne Tuncay Tunalı, müzik direktörlüğüne Çiler Geçici, ortaklığa da Önder Köse gelmiş; 18–19 ayrı şehre Hayal Kahvesi açılmıştı. Eğlence hayatına “tema” ve “konsept” anlayışını getiren mekanlardandı Hayal Kahvesi. 

Hayal Kahvesi’nin Değişimi ve Bugünkü Durumu

Hayal Kahvesi, erozyona dirense de, ticari bir kurum olarak yaşamak adına, giderek daha fazla çoraklaşan bu çöl iklimine ayak uydurmak durumunda kalmıştı. Nispeten yine de insanların harcama gücünün bugüne göre yüksek olduğu, orta sınıfların kültür-sanat hayatını hareketlendirdiği dönemdi. Yeni açılan şubelerin tamamı çeşitli kapasitede konserlere imkân tanıyacak büyüklük ve donanımdaydı. 

2012 yılında Beyoğlu Belediyesi’nin aldığı yıkım kararı sonrası oradan ayrılmak zorunda kalmışlardı. 2017 yılında da Meşelik Sokak 20 numaraya Dulcinea’dan boşalan yere geçmişlerdi. 25 yıl açık kaldı Hayal Kahvesi, 2017’de Beyoğlu şubesi kapandı. (1)1 

  1. Bu marka, Kavan Holding ortaklığında şu anda ülkenin tüm bölgelerine yayılmış ve faal 24 adet Hayal Kahvesi ve kurulum, işletim maaliyeti daha az olan bir alt marka olan “Hey DJ”den de üç adet olmak üzere varlığını sürdürüyor.   ↩︎

2025 BeatSommelier

Yazıyı Paylaşın
Yorum Yazın

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir