Beat Talks: TurkodiRoma Söyleşisi

Eren Deniz Kahraman
Okuma Süresi: 8 Dakika

Merhaba öncelikle. Sizinle röportaj yapmayı istiyordum bir süredir. Bu Festival Bizim kapsamında sizle söyleşi fırsatı yakaladığım için mutluyum. Sizinle tanışmak, bir yandan da yeni “yol arkadaşlarınıza” sizleri tanıtmak isterim. Nasıl bir araya geldiniz? Turkodiroma kimdir? Veya şöyle sormak daha doğru olur; Turkodiroma nedir?

Selam, biz de çok memnun olduk bize böyle bir röportaj fırsatı sunulmasından. Bize soru sorulması her zaman kendimiz üzerine düşünmemizi sağlıyor. Kuruluşumuz ve kendimiz ile ilgili verebileceğimiz pek bir bilgi yok. Kısaca TurkodiRoma bir aşirettir,İtalyan İmparatorluğunu hedefleyen bir yörük aşiretidir diyebiliriz.

Performans geçmişinizi incelediğim kadarıyla bu sizin ilk festival sahneniz olacak. İlk konserlerinizden bu yana sizde veya seyircide değişen bir şeyler olduğunu hissediyor musunuz? Konserlerinizde değişmesini istemediğiniz bir hissiyat veya unsur var mı?

TurkodiRoma

Konserlerimiz arttıkça sahnenin ne olduğu ve ne olması gerektiğine dair beklentilerimiz değişiyor.Bu değişimlere uyum sağlayıp sahneye koyduğumuz gösterinin evrilmesine izin veriyoruz.İsteğimiz dinleyicilerimizin bizim konserlerimizden ayrıldıktan sonra uzun zamandır böyle eğlenmemiştim demesi.Mutluluğu takip edip insanların stresini biraz olsun unutturmak hep beraber içinden geçmekte olduğumuz dönemin sancılarını hafifletip çözümlere konsantre olmanın yolunu açabilir diye ümit ediyoruz.

Sizi merak eden ve araştırmaya başlayan kişilerin karşısına çıkardığınız bir tanım var. Indiefusion veya kendi dilimizde “Bilinçaltı Popu” olarak nitelendiriyorsunuz yaptığınız müziği. Formülize etmek istediğimiz zaman da ortaya aslında bilinçaltı gibi karmaşık bir denklem çıkıyor ortaya eserlerinizde. Siz bu denklemin değişkenlerini nasıl somutlaştırırdınız?

Indiefusion bizim indie bir grubu bağımsızlığını koruyarak hem başarılı hale getirmek hem de özgün kalabilmesini sağlamak için geliştirdiğimiz stratejilere verdiğimiz isim.Bu sebeple bir genre’den çok bir felsefeyi temsil ediyor.Bilinçli olarak denenip sonuç alınan ve grubu sürdürülebilir kılan ögeleri gruba bir iskelet olarak dayatıp grubun üyelerinden bağımsız olarak yaşayan bir organizma haline gelmesini sağlıyor.Bu felsefe çok fazla deneye ve bu deneylerin füzyonuna dayandığı için sanatçıya o sıralarda neler ilgi çekici ve ilham verici geliyorsa onların üzerinde çalışmaya başlıyor.Sanatçı kendini tanımlamak ile ilgilenmiyor, ortaya çıkan iş zaten sanatçıyı tarif ediyor.

Teklilerinizin kapaklarına değinmek istiyorum biraz. İncelemeye başlayınca her biri aslında o şarkının sözlerine paralellik sağlarken, diğer yandan sabit bir estetik dilden bahsetmek zor. Kapak tasarımları şarkıyı yaparken kafanızda şekilleniyor mu yoksa şarkıyı tamamladıktan sonra mı oluşmaya başlıyor?

Bir Şeyler

Kapaklarımızın birkaçı hariç hepsi Bubu’nun eseri. Kendisi, şarkıların üretim sürecinde, özellikle de o şarkının gelişim aşamalarına en yakından tanıklık eden kişilerden biri. Her şarkının her aşamasını biliyor; bizimle birlikte defalarca farklı versiyonlarını dinliyor. Sözlerin yazılmasından besteye kadar her adımda yanımızda oluyor.Bubu’nun söylediğine göre bu süreç, onunla şarkılar arasında özel bir bağ kurulmasını sağlıyor. Bizim fikirlerimizi ve hislerimizi tam olarak anladığında, süreç doğal bir şekilde tamamlanıyor ve ortaya kendine özgü tarzını yansıtan bir eser çıkıyor.Hatta bazen bu bağ kurma süreci o kadar yoğun oluyor ki, kapakların konseptlerini rüyasında görüp ertesi gün dijital ortamda çizmeye başladığı bile oluyor.

Bazı gruplar vardır, onları erken dönemlerinde keşfeden hayranları “Umarım çok meşhur olmazlar” gibi beklentiler içine girerler. Popülarite arttıkça, “değişmiş, eskisi gibi değil artık” derler. Sizi de daha bu şekilde yakalayan dinleyicilerinizden “Çok meşhur olmayın” minvalinde yorumlar alıyor musunuz?

Bu çok aldığımız bir yorum değil.Sanırım hayranlarımız bizim, çevrelerinde görmek istedikleri değişim olduğumuza inanıyorlar.Bu sebeple “çok değiştiler “ya da “çok bozdular” yerine “yine değiştiler” ya da “bu sefer neyi bozdular”diyorlar. 

Spotify sayfanızda hakkınızda şöyle bir şey yazmışsınız; “We play what we hear” aslında şarkılar arasında geçiş yapıp daha çok dinledikçe hepimizde olan o türler arası geçişlerin çok fazla olduğu playlistlerimize benziyor. Bu aslında çeşitlilik için çok iyi ancak özgün bir estetik oluşturmak adına zorlayıcı olmasından çekinmiyor musunuz?

Özgün bir estetik oluşturma kaygımız yok.Bizim estetiğimiz tek bir şarkıda değil, şarkıların bütününe bakıldığında ortaya çıkıyor.Nasıl ki her film sahnesi kendinden bir önceki sahnenin bütün anlamını değiştiriyorsa ve bir filmi ancak bütün olarak okumak mümkünse, TurkodiRoma estetiği de yalnızca bütün katalog ele alınarak yorumlanabilir.Bizim nasıl ve neden değiştiğimiz anlatmak istediğimiz hikayenin göbeğinde yer alıyor.Sahip olduğumuz tek kaygı şarkıya gereken zamanı ayırmış olmak, ne daha az ne de daha fazla.

Biraz şarkı sözlerine girmek istiyorum. Sembolik bir anlatımın yanında gerçekçi bir tema da var aslında. Aralarındaki denge noktasını veya denge kaymasını bilinçli olarak mı ayarlıyorsunuz? Yoksa içinizden gelen ne varsa filtresiz bir halde sunuyor sunuz bize?

Grubun solisti, Zeliha Doğa Kök

Şarkı sözlerimiz birbirlerinden çok farklı dinamikler içinde yazılıyor.Bazıları yoğun duyguların ve hassas deneyimlerin ürünüyken bazıları tamamen ticari kaygımızı giderip daha fazla dinleyiciye ulaşmak için yazılıyor.Indiefusion kanunları Number 3 der ki insanları mutlu etmenin önüne geçecek kadar kendini ciddiye alma, kendine saygını kaybedecek kadar da insanları mutlu etmeye odaklanma. 

Hedef kitleniz ile hitap ettiğiniz kitle arasında bir uyum var mı? Yoksa konserlerdeyken seyircilere bakınca “bunlar ne alaka şimdi?” dediğiniz kişiler oluyor mu? Müziğinizdeki çeşitlilik bu tip durumların yaşanmasına sebebiyet verebilir gibi hissediyorum?

Belirttiğiniz gibi tür kaygımız olmadığı için hitap ettiğimiz kitle de çeşitliliği beraberinde getiriyor.TurkodiRoma haricinde belki de hiç ortak noktası olmayan insanlar bir araya geliyor.Bir miting gibi aslında, değişim isteyen herkes orada.Organizasyon ekipleri daha önce böyle güzel bir kalabalığı görmediklerine dair yorumlarını ilettiler her zaman.Pozitif bir kalabalık yaratmak bizim sanat anlayışımızın zirvesini temsil ediyor.Konsere getirdiğiniz o insan topluluğu kadar sizi benzersiz kılan başka bir şey yoktur.Müzik işin bahanesi, önemli olan insanları değişimin mümkün olduğuna inandırmak.

Röportajın sonuna doğru biraz da hedeflerden konuşalım. Festivaller içinde de yer almaya başlıyorsunuz diyebiliriz artık. Diğer yandan tekliler çıkararak ilerletiyorsunuz üretim sürecinizi. Bu bilinçli bir konsept mi, yoksa albüm veya EP çıkarmamak konusun da başka etkenler mi söz konusu? Yakın bir gelecekte hayranlarınızın bir albüm haberi alması olası mı?

Tekli yapıyoruz çünkü albüm yapmanın bir maliyeti var. Tekliler için bile deli gibi uğraşıyorsunuz ve reklam bütçeniz olmadığı için ulaşabildiğiniz kitle çok sınırlı hale geliyor.Bu psikoloji ile bir de albüm yaptığınızı düşünün.Bu psikolojide bir sanatçının yarattığı ürünü dinlemek sizde hangi duyguları tetikleyecek? Ben açıkçası çağımız dinleyicisine acıyorum çünkü artık müziğin içinden sanat çıkarıldı, sadece kitsch ürünlerden bahsedebiliriz. 

Bu Festival Bizim

Son olarak 8 Kasım akşamı Paribu Art Ana Sahne’de olacağınız Bu Festival Bizim performansınızda dinleyenleri neler bekliyor? Sizin için bir kilometre taşı olacaktır mutlaka. Daha büyük bir sahnede olacağınız için samimiyeti kaybetme çekinceniz var mı? Sizlerle röportaj yapma fırsatı bulduğum için çok teşekkür ederim. 8 Kasım’da Bu Festival Bizim’de görüşmek dileğiyle!

Tiyatroya gittiğinizde oyuncuların samimi olmasını bekleyemezsiniz, oyunun içine çekilip kaybolmak, aklınızın başınızdan alınmasını istersiniz.Samimiyet son zamanlarda moda haline gelip gerçek anlamından arındırıldı ve bir maske haline geldi, bu da zaten kendisiyle çelişen bir durum.Samimiyeti sahnede değil bireysel ilişkilerde aramamız gerekiyor. Keza sahne samimiyetin değil gösterinin yeridir.

2025 BeatSommelier

Yazıyı Paylaşın
Yorum Yazın

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir