90’lı Yıllarda Beyoğlu Mekanları- Roxy 3. Bölüm – Halen Ayakta

Murat Beşer
Yazar:
Okuma Süresi: 6 Dakika

İşin aktörleri boşluğu ne kadar iyi tespit etmişse, Roxy de o kadar münasip bir döneme denk gelmişti. O kadar hızlı yükselmişlerdi ki, açıldığında sadece 1-2 hafta boş geçmiş, bir aya varmadan kapıda uzun kuyruklar, içeri giremeyen insanlardan oluşan, çareyi yakınlardaki mekanlara kapağı atmakta bulan kalabalıklar oluşmuştu. 

Seksenli yılların karanlığından sıyrılmaya, üzerindeki ölü toprağını silkelemeye çalışanlardı onlar. Tabi bu durum haliyle işin ekonomisine yansıyordu. Muhasebede çalışan bir dostum ne zaman bahsi geçse hayretle anlatıyordu: 

“Murat inanamazsın, bildiğin çuval ile para getirirlerdi bizim bulunduğumuz kata, sabaha karşı kulübü kapattıklarında…”

Roxy ve Sanat

Salt ticari bir işletme olarak görünmek, Roxy’yi vücuda getirenlerin en istemediği şeylerden biriydi. O yüzden sanatın diğer dallarını da kapının dışında bırakmıyorlardı. Bazı günler gündüz saatlerinde tiyatro olarak kullanıyor, dans gösterileri yapılıyordu. Hatta heykel sergisi bile açtılar. 

Roxy, günümüz

Yıllarca Beyoğlu Gazetesi’ne destek veren Cem, ayrıca kulüp bünyesinde Gaste adında sanatın her türünü kucaklayan bir yayın çıkarılmasına ön ayak olmuştu. Aylık programlarını içerik dolu bir broşür halinde yayınladılar. Bu sadece kulübün programından içeriğinden ibaret değil, tamamen bağımsız, içinde her sanat ve disiplinden yazarın yer aldığı bir yayındı.

Müşteri Profili

Tüm bunlar da Roxy’ye Beyoğlu mekanları arasında son derece ciddi bir kurumsal bir hüviyet kazandırıyor, müdavimlerinin gözünde dönüştürücü bir misyon yaratıyordu. 

Taksim’in Beyoğlu’nun genel olarak müşteri profilinin çok üzerinde bir profil çektiler bölgeye. Robert Kolejliler, Boğaziçililer, Üsküdar Amerikanlılar buraya geliyordu. 

Bunda çalışanların da rolü yok değildi. Çalışanlar ile müşteri artık bir aile gibi olmaya başlamıştı. Orada program ne olursa olsun oraya gelen müdavimler vardı ve bu da Roxy’yi olması gerektiği gibi bir mekân haline getiriyordu. Örneğin buranın barı için buraya gelenler hiç de az değildi. 

Meşhur Kokteyller ve Kutlamalar

Sex on the beach kokteyli

Barmen Engin birileri için dünyadaki en iyi margarita yapan adamdı. Sex on the Beach kısa bir süre sonra mekânın alametifarikası haline gelmişti. İki bilet alanlar bir şişe bu kokteylden veriyorlardı. Bu içkiden bir gecede yüzlerce şişe satarlardı. Bir de mojito’ları ünlüydü, hatta üzerinde Küba’da öğrendikleri mojito’nun tarifi bulunan bir tişört bastırmışlardı.

Mekânın rutinlerinden biri de doğum günleriydi. Çok ilginç oluyordu; bir resim çerçevesi yapıp, sırayla içine girerlerdi. Parasını ödeyip pasta alanlar çerçevenin içinden bakan kişiye fırlatırdı. Nedense en çok yüzüne pasta yiyen Cem oluyordu. Pastadan biriken paralar sokak çocukları yararına kullanılırdı. 

Sosyal Sorumluluk Projeleri

Nejat İşler ve Mehmet Günsür DJ’lik yaparken

Sosyal sorumluluk konularında hassaslardı, bu tip işler teklif edildiğinde mekânı ücretsiz verirlerdi. Her daim toplumsal bir misyonlarının olması meselesine özen gösteriyorlardı. En son Gümüşlük Spor’a bağış gecesi yapmışlardı; o gecede ben de DJ’lik yapmıştım, Nejat İşler ve Ahmet Musluoğlu ile… Nükhet Duru da sahne almıştı. 

Adetten yapmışlardı, bir giriş kartları vardı ama birilerine ayrıcalık kazandırmak amacıyla hazırlanmış bir şey değildi; kulüp olmanın mantığında yatan bir uygulamaydı. Bazı kartlarda şerif yıldızı vardı, metalikti… Ücretliydi ama çoğunlukla bedava dağıtmışlardı. Kart sahipleri giriş ödemiyorlardı. 

Roxy ve Beyoğlu Direnişi

1994 yılında yerel yönetimi eline geçiren Refah Partisi, Beyoğlu mekanları üzerindeki baskıyı arttırınca, Beyoğlu Platformu “yaşamı sokakta yaşarsın” sloganıyla bir festival yapmış, en büyük desteği Roxy vermişti. Belediye meyhanelere siyah örtü yapılsın ve kapansın hikayelerine başlamışlardı. Belediye izin vermiyor ama valilikten alabiliyorlardı bu etkinlikler için. 

Galata, Tünel ve Taksim’de yapılan festivalde sokak dansları, resim ve konser organizasyonları, kafelerde konuşmalar oldu; Beyoğlu’nun olumsuz değişimini durdurmayı geçici de olsa başarmışlardı. O direniş tarzı Beyoğlu’na nefes aldırmıştı. 

Bu fikre hem kulüp sahipleri hem de esnaf sahip çıkmıştı. Beyoğlu için yeni bir başlangıç oldu. Yerel yönetimler geri çekildi ama ardından devletle geri geldiler. Kulüplerdeki kırılmalardan biri de planlı olarak sponsorlara el çektirmek oldu. Para gelmeyince de işler çözülmeye başladı.

Değişim Süreci

2000 öncesi çalışan sayısı artmış, 50 kişiyi aşmışlardı. Bu hem iyi hem kötüydü, büyümek ve kurumsallaşmak beraberinde bazı sorunlar getirmişti. Sadece 10 kişinin üzerinde halkla ilişkiler çalışanı vardı. 2002 yılında mekânın iki yanında Yan adını verdikleri bir yere geçmişlerdi. 

2006 yılında da aynı isimle aradaki yere taşındılar. Milenyumla birlikte insan malzemesi ve ilişkiler hızlıca değişmeye başlamıştı. Onlar telefon öncesi döneme aitti, analog dönemin yapılanmasıydı. CD kaydeden, kaset çalan bir kuşağın kulübüydü. 

Gezi Olayları Sonrası

Roxy önünde oluşan kalabalık

İnsanlar birbirine ulaşmak için bir yerde toplanıyor, kulübe gitmek zorundaydı, ilişkiler doğal ve organikti. Teknoloji eski tip kulübü dağıttı. Bundan nasibini alanlardandı Roxy. Muhabbet ve arkadaş yüzü görmeye dayanmayan başka bir kulüp türü üremeye başlamıştı. 

Bu sadece Roxy’i ilgilendiren bir durum değildi. Beyoğlu’nda kritik değişimler yaşanırken Cem bir yıl kadar dükkânda uzaklaşıp, Smoke adlı bir kulübe bakmıştı. Bu süreçte ilişkiler eskimeye başlamış ve ortaklar azalmıştı.

Gezi olaylarından sonra büyük kırılma yaşandı. Analog dönemden kopuş yaşanmıştı. Dünyadaki değişmeler, teknolojinin hayatın tüm alanlarını kontrol altına alışı onları da derinden etkilemişti herkes gibi. Yine de en iyi direnenlerden biriydi Roxy; dünyada bile 30. yılını kutlayan kulüp çok az. 

2025 BeatSommelier

Yazıyı Paylaşın
Yorum Yazın

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir