Öncü: Deftones

Ant Arın Şermet
Okuma Süresi: 11 Dakika

1990’lar metal müzik dünyası için pek de iyi bir dönem değildi. İlk yarısında Grunge patlamış, sonrasında Birleşik Krallık Britpop ile yıkılırken metal müziğin pabucu çoktan dama atılmıştı. Bu duruma karşı çıkabilecek tek bir tür kalmıştı geriye. O da başını Korn’un çektiği nu-metal’di. Korn’un yanı sıra Limp Bizkit, Linkin Park, Papa Roach, System of a Down gibi isimler bu türün içinde öne çıkıyordu. Bu isimlerle birlikte anılsa da onlarla aslında pek de benzeşmeyen bir isim vardı. O da Sacramento’dan çıkan ve esinini thrash metal ile hip-hop’tan alan Deftones’du.

Chino Moreno, Abe Cunningham, Stephen Carpenter ve Chi Cheng’den oluşan bu grubun kendine has bir yanı vardı. Nu-metal ile benzerlikler taşıyan bir sound’u ve dış görünüşü olsa da anlatım tarzı farklıydı. O yüzden o dönemde de Deftones’a detaylıca kafa yoran müzik insanları, onlara tür bulamamıştı. O zamandan günümüze gelen metal müzik dünyasının Radiohead’i tanımı da buradan miras kalmıştı. Bu yüzden aradan geçen 30 seneye rağmen hala çok yeniler, hala çok büyükler ve hala dünya üzerindeki en önemli gruplardan biri konumundalar.

Büyüme Sancıları

Deftones, 2000

1990’un sonlarında, 2008’e kadar ilerleyeceği kadrosunu kuran Deftones, küçük çaplı lokal konserlerde adını Sacramento’da duyurmaya başlamış, oradan San Francisco’ya ve azar azar Los Angeles’a geçmişti. Bu dönemde Maverick Records’un radarına giren grup Los Angeles’ta dikkat çekmelerine olanak sağlayacak birkaç tane plak dükkanı konseri verdi. O konserlerden birinde tanıştıkları Terry Date, grup elemanlarının taptığı bir prodüktördü. Pantera’nın altın dönemini kapsayan “Cowboys from Hell”, “Vulgar Display of Power” ve “Far Beyond Driven”ın da prodüktörü olan Date, Deftones’un ilk albümü “Adrenaline”in kontrol mekanizmasıydı. Ekim 1995’te çıkan albümle birlikte kendi eyaletinin dışında da takdir gören Deftones, ABD çapında dikkat çeken bir gruba dönüştü. Moreno’nun yazdığı şarkılar agresif, sinirli ve öfke dolu olsa da Depeche Mode, The Cure, New Order gibi efsane grupların etkisi, sözlerde ve vokal melodilerinde anlaşılıyordu. İkinci stüdyo albümü için harekete geçmesi gerektiğini fark eden Deftones, gelmiş geçmiş en büyük rock gruplarından Kiss’in dikkatini çekti. Kiss’in 1996 yılının son kısmında ABD’de çıkacağı turnede ön grup olma teklifini kabul eden Deftones, 11 konser boyunca bu görevi üstlendi. Ancak sonrasında Kiss elemanlarıyla yaşanan ufak çaplı gerginlik, turneden ayrılmalarına neden oldu. Bu 11 konser, Deftones’un gerçek yeri olan büyük mekanlarda çalmayı öğrenmesi için çok önemliydi. Aynı zamanda farklı kitleleri de deneyimlemişlerdi. Özetlemek gerekirse stüdyoya girmeye hazırlardı. Sadece kendi kariyerlerinin değil, son 30 yılın en büyük ve ilham veren albümlerinden biri için Terry Date, prodüksiyon masasının başındaydı. Moreno, Carpenter, Cunningham ve Cheng, tek bir boş saniyesi olmayan “Around the Fur” için hazırlardı. İşin garip tarafıysa albümün kaydedildiği Seattle’daki Studio Litho’nun diğer odasında Pearl Jam’in “Yield”ı, doğmaya hazırlanıyordu…

Around the Fur albüm kapağı

“Around the Fur”, bir neslin marşına dönüşürken içinden çıkan hit parçaları saymakla bitiremeyiz. Bir albümde, ‘My Own Summer (Shove It), ‘Be Quiet and Drive (Far Away)’, ‘Mascara’ ve ‘Lhabia’ yer aldığını, bunların haricinde kalan şarkıların her birinin başka bir grubu büyütecek seviyede güçlü olduğunu düşününce nu-metal’in patladığı dönemde Deftones’un, neden bu türle anıldığını anlamak mümkün. Türle kesiştiği yegane şeyin gitar tonu olduğu denklemde Deftones’un yaptığı şey, daha çok alternatif metal’di. Tıpkı “OK Computer”ı çıkaran Radiohead’i indie müzik çatısı altında değerlendirmenin manasız olduğu gibi “Around the Fur”ü nu-metal’le ilişkilendirmek olmazdı.

O Güzel Gruplar, O Beyaz Atlara Binip Gittiler

“Around the Fur”, satış olarak da grubun gördüğü ilgi bakımından da Deftones’un hayatının farklı bir kısmını başlattı. Grubun ilk iki albümünü tanımlarken seçeceğimiz tanımların başında öfke gelirken Chino Moreno, “White Pony öncesindeki süreçte artık eskisi kadar öfkeli değildim. Hatta yaşadığım hayattan mutluydum. Bir şey anlatmak istiyorsam yaşamak zorunda olmadığımı öğrenmiştim ve örnek aldığım insanların yaptığı gibi hikayeler yazıyor ve şarkıdaki sözlerimle o hikayenin bir kısmını anlatıyordum” demişti. Milenyuma girmeden önceki süreç Deftones için Vans Warped Tour ve Ozzfest başta olmak üzere global ölçekteki bütün festivallerin gediklisi olarak ilerledi. Sonrasında “Around the Fur”le vedalaşıp yeni bir söz söylemek istediler. Terry Date ile ilerlettikleri muhteşem ortaklık “White Pony”le de devam ederken, grup eskisi kadar hırçın değildi. Hala öfkeliydiler ancak 30’lara yaklaşmak grubun hayatında yeni bir kilidi açmıştı.

ATF’nin stüdyo kayıtlarından

Dönemdaşlarından işitsel düzlemde fazlasıyla etkilenen Deftones’un albümdeki sound’u Tool, Nine Inch Nails, Radiohead ve yer yer Morrissey’in solo kariyerinden tınılar içeriyordu. Yeniliğe ve çevresine her zaman açık olan Chino Moreno, albümün kayıt sürecini şöyle özetlemişti:

“Kaybedecek hiçbir şeyimiz olmadığını hissettim, bu yüzden yapmak istediğim albümü yaptım. ”White Pony”de kendimden bahsetmedim. Birçok hikâye örgüsü ve hatta biraz diyalog bile uydurdum. Kendimi tamamen albümden çıkarıp başka şeyler hakkında yazdım. Bunu yaptıktan sonra istediğim her şey hakkında şarkı söyleyebildim. Bu albümde insanların bana soru soracağı birçok şey var ve kendimi buradan kolayca sıyırabilirim. Çünkü, bu ben değilim. Burada bir hikaye yazıyorum.”

Moreno’nun bahsettiği anlatımdan ortaya çıkan şaheserlerden birkaçını söylememiz gerekirse, ‘Digital Bath’, ‘Back to School (Mini Maggit)’, ‘Change (In the House of Flies), ‘Passenger’ ve Portekizce bir isme sahip olan ‘Feiticeira’ya gidiyor elimiz. Tool’dan Maynard James Keenan ‘Passenger’da, Stone Temple Pilots’tan Scott Weiland ise Rx Queen’de geri vokal yaptı.

“White Pony”in başarısıyla bir nevi kendini dokunulmaz hissetmeye başlayan Deftones, önce 2003 yılında grupla aynı adı taşıyan albümü çıkardı. İyi bir albüm olsa da “White Pony” ve “Around the Fur”den geride kalan albümle birlikte ilk günden beri grupla olan Terry Date ile yollar ayrıldı. Grup, henüz kaybetmediği ivmeden yararlanmak için 2006’da bir kez daha dinleyicisinin karşısına geçti. Lakin ortaya çıkan sonuç net bir hayal kırıklığı oldu. Başta Chino Moreno olmak üzere grup üyeleri, albümün hayal kırıklığı olduğunu yıllar sonra kabul ederken, “aslında her şeye sahiptik, her şey yolundaydı, insanlar bizi bekliyordu ama işte… Albümü yaptık ve bu sefer olmadı” diyerek yaptıkları hatayla yüzleştiler. Ancak olsun, birlikte her şey çözülebilirdi. Ta ki 2008 yılının Kasım ayında gelen bir trafik kazası haberine kadar…

Yas Anatomisi

Chi Cheng

Deftones, Terry Date ile yolları ayırmanın yanlış bir karar olduğunu 2008’in ilk aylarında fark edip Nisan ayında kaydına başlayacakları yeni albümleri “Eros” için anlaşma sağladı. 2009’un ikinci yarısına yetişmesine gözüyle bakılan “Eros”, sorunsuz bir şekilde ilerlerken 4 Kasım 2008’de Kaliforniya’nın Santa Clara şehrinde büyük bir trafik kazası yaşandı. O kazaya karışanlardan biri de Deftones elemanlarından Chi Cheng’di. Cheng, Deftones’a katılan son isim olsa da Chino Moreno’nun en eski arkadaşıydı. Seksenlerde, Anthrax, Megadeth, Metallica, Testament gibi grupları birlikte keşfeden ikili, aynı zamanda kaykay kayarken birbirleriyle takılıyorlardı. Cheng, hastaneye geldiğinde komadaydı. Maalesef ki o komadan hiçbir zaman çıkamadı. Deftones elemanları, Cheng’in ailesi ve binlerce Deftones hayranı Cheng’i hayatta tutmaya çalışıp 4.5 yıl boyunca makineye bağlı yaşamasına olanak sağladılar. Ancak acı haber 2013 yılında geldi.

Diamond Eyes albüm kapağı

Cheng’in komada olduğu dönemde Sergio Vega ile yola devam etmeye çalışan Deftones, önce “Eros”u yayınlamayacağını açıkladı. Çünkü o albümün her bir anında Chi Cheng vardı. Sonrasında 2010’da “Diamond Eyes” çıktı. “White Pony”e hem işitsel hem de tematik olarak çok benzeyen albümün dokusunda acı ve melankoli vardı. The Cure’dan esinlendiğini sonraki yıllarda söyleyen Moreno’nun vokalinin en olgun hali olarak da tanımlayabileceğimiz “Diamond Eyes”, kısa sürede bir Deftones klasiğine dönüştü. 2 sene sonra gelen “Koi No Yokan” ise “Adrenaline” ile yarışır seviyede agresifliğiyle yasla mücadele etmeye çalışan bir albümdü. Chi Cheng hayattaydı ama grup elemanlarının ellerinden kayıp gidiyordu. Böyle bir ruh halinde ortaya çıkan albüm, ‘Swerve City’ ve ‘Entombed’ gibi çok güçlü şarkılara ev sahipliği yapmıştı.

Haçlar, Uykular ve Arayışlar

Gore albüm kapağı

Cheng’in ölümüyle birlikte Deftones’un sonraki adımını düşünmesi gerekti. Çok ağır bir havanın olduğu gruptan Moreno, yeni bir arayışa yönelerek yanına Shaun Lopez’i alıp Crosses’ı kurdu. 2014’te grupla aynı adı taşıyan albümü yayınlayan Moreno, bu yan proje sayesinde terapiden hallice bir dönem yaşadı. Albüm, ABD’de 26 numaraya kadar yükselirken yaptıkları ABD turnesinin neredeyse tamamı kapalı gişe geçti. Bu yeni yol sayesinde asıl işine Deftones’a döndü. Ki grup arkadaşları için de toparlanmak için iyi bir süreydi aradaki 4 yıllık sessizlik. 2016’da “Gore”la dönen grup, eskiye göre çok daha fazla elektronik düzenlemeye ve deneyselliğe dokunan bu albümle karışık eleştiriler aldı. ‘Prayers/Triangles’ ve ‘Hearts/Wires’ tam anlamıyla Deftones şarkıları olsalar da albümde bazı kopukluklar olduğu söylendi. “Gore”dan 4 sene sonraysa “OHMS”la karşımıza bir kez daha çıkan Deftones, “Diamond Eyes”ı, “Adrenaline”le karıştırırcasına bir albümle eski, yeni tüm hayranlarını bir araya topladı. Ancak bu dönem, gruptan bir ismin uzaklaşmasıyla sonuçlandı. Chi Cheng yerine 2008’de gruba katılan Sergio Vega, 2021 yılında bana müsaade dedi.

Engereğin Dişi

‘Private Music’ albüm kapağı

Deftones, her zaman büyük ve önemli bir grup olsa da ikinci baharını TikTok sayesinde yaşadı. TikTok’ta viral olan videolarda kullanılan şarkılarıyla yeni nesille buluşan efsaneler, sanki 1999’daymışız gibi büyük festivallerin ve salonların grubu olmaya geri döndü. 22 Ağustos 2025’te çıkan albümleri “Private Music” de bunun son halkası. Dünya üzerindeki en zehirli yılanlardan biri olan engerek gibi yoluna devam eden Deftones, her türlü travmatik olaya rağmen ilerlemeye devam ediyor. Yakaladığı insanlara verdiği zehir ise onları öldürmüyor, aksine yaşatıyor. 2026 yılının Şubat ayında çıkacakları Avrupa turnesindeki biletlerin çıktıktan birkaç gün sonra kapalı gişe olmasına bakabiliriz bunu daha iyi idrak edebilmek için…

2025 BeatSommelier

Yazıyı Paylaşın
Yorum Yazın

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir