Cehennemin 512. Katı: Lamb of God

Ant Arın Şermet
Okuma Süresi: 6 Dakika

Metal müziğin en verimli çağı değildi doksanların sonu ve 2000’lerin başı. Virginia’dan çıkıp gelen bir grup punk müzikten aldıkları ilhamı ekstrem metal türleriyle flört ettirdi. Bu flörtün sonucunda Burn the Priest ölmüş, Lamb of God doğmuştu. Groove metal olarak tanımlayabileceğimiz müziklerindeki kaos, metalcore ile Pantera’nın buluşması ve ortaya sonsuz bir agresyon çıkması şeklinde tanımlanabilir. 2004’te yayınladıkları “Ashes of the Wake”, radar altı iyi bir grup olarak tanınan Lamb of God’ın, en büyüklerle dans edebilmesini sağladı. O günden bu yana geçen 20 küsur senede büyük sorunlar yaşasalar da bir şekilde bugüne ulaştılar. Son olarak 4 sene önce yeni bir Lamb of God albümüne merhaba demiştik. 2022’de çıkan “Omens”ten sonra yeni bir şeylerin yolda olduğuna dair ilk işaret fişeği ‘Sepsis’ ile çaktı. Kan zehirlenmesi hastalığının Latince adı olan sepsis, grubun kendi kanından zehirlense de ölmemesinin de bir sonucu. Bu şarkının ve olası yeni Lamb of God albümünün şerefine, Randy Blythe’ın hayatının en karanlık döneminde yaşananları hatırlayacağız.

Konu Başlıkları

Öfke

Randy Blythe

“Wrath”in çıkışıyla birlikte 2009’un son çeyreğinden 2011’e kadar uzayan bir turne yapan Lamb of God için 24 Mayıs 2010 sabahı Prag’a vardıklarında her şeyi normaldi. Kariyerlerindeki ilk ve tek İstanbul konserinden tam 1 hafta sonraya denk düşen bu konser, oldukça ufak bir mekan olan Abaton’da gerçekleşecekti. Ki grup üyelerinin ve ekipmanlarının bile sahneye zor sığdığı bir ortamda 500’e yakın biletli seyirciyle beraber öfke tufanı başlamıştı. Lamb of God’ın yaptığı müzik gibi türlerin konserlerinde stage dive, çok fazla tanıklık ettiğimiz bir hareket. Ancak o akşam hem mekanın ufak olması hem de tıklım tıkışlığı sebebiyle stage dive pek ideal bir hamle değildi. Ancak müziğin etkisiyle kendini sahneye atmaktan başka çare bulamayan Çekyalı izleyiciler sahneye çıktı. Lamb of God’ın ve mekanın güvenlikleri, sahneye çıkan izleyicileri sahneden iterek uzaklaştırırken 19 yaşındaki Daniel Nosek, kafa üstü yere çakıldı. Nosek’i sahneden iten kişinin güvenlik görevlileri değil, Randy Blythe olduğuna dair mekandaki birçok tanık vardı. Nosek, konserin bitimiyle kusmaya ve ayakta duramamaya başladı. Olaydan birkaç saat sonra hastaneye kaldırıldığında beyin kanaması geçirmiş bir şekilde komadaydı ve daldığı uykudan bir daha uyanamadı. Lamb of God ise olaylardan habersiz bir şekilde turnenin sıradaki durağına doğru harekete geçti.

2 Sene Sonra

Resolution

“Resolution” için çıktığı turnenin bir ayağı da 2 sene önce ilk kez geldiği Çek Cumhuriyeti’nin başkenti Prag’dı. Uçak yere indiği gibi uçağın içine polisler girdi ve her yolcuyu tek tek kontrol etti. Lamb of God üyeleri o anda bir suçluyla mı uçtuk o kadar yolu paniği yaşıyordu. Polislerin kontrol sırası Randy Blythe’a geldiğinde her şey netleşmişti. Blythe, adam öldürme şüphesiyle gözaltına alındı. Lamb of God üyeleri ve tüm ekip şok geçirmişti. 2 sene önceki konserde yaşanan olaydan hiçbirinin haberi yoktu ve Prag’a indikleri anda bunu öğrenmişlerdi. Grubun menajeri, Çek yetkililerle temasa geçip oradan bir avukat tuttu. Ardından grubun avukatı da Randy’nin yanına Prag’a uçtu. 2.5 ay boyunca tutuklu bir şekilde davasını bekleyen Randy Blythe, Nosek’in ölümüne neden olup olmadığı konusunda Çek otoritesiyle karşı karşıya geldi. Ulaşılan görüntüler, tanık ifadeleri ve kasten adam öldürmeye teşebbüs etmediğinin anlaşılması sayesinde 2013’teki davaya gelme koşuluyla serbest bırakılıp Amerika Birleşik Devletleri’ne döndü. Tüm bu süreci en ufak ayrıntısına kadar izlemek istiyorum derseniz 2014 yapımı “As the Palaces Burn” belgeselini kaçırmamanızı öneririz diyerek devam ediyoruz.

5 Haziran 2013’teki karar duruşmasında David Nosek’in dayısı, mahkeme huzurunda Randy Blythe’a, “David’in ölümüne neden olmadığınızın farkındayım. Belki o konserdeki kurallar ve şartlar stage dive ya da benzeri şeyler yapmaya uygun değildi. Belki David alkol almıştı ve laf dinlemedi. Bilmiyorum. Sizi anlıyorum, ancak sizin de şunu anlamanızı istiyorum. Benim kardeşim, oğlu öldüğünden beri yaşamıyor, sadece nefes alıyor. Babasının hayattaki bütün neşesi David’in ölümüyle birlikte söndü. Bu kayba direkt neden olmasanız da o akşam oradaydınız ve bunun bizim için ne demek olduğunu anlamanızı umuyorum” dedi. Randy Blythe, Çek Cumhuriyeti yasalarınca suçsuz bulunmuş ve eve geri dönebilme fırsatı yakalamıştı. Ancak bu olay onun hayatının değişmez bir parçası oldu. 2014’te gruba bir süre ara verme kararı alıp kitap yazdı. “Dark Days” adını verdiği bu kitapla Çek Cumhuriyeti’nde yaşadığı her şeyi, o konseri ve dönüştüğü insanı yazdı. Ancak bu olaylar için söyleyeceği son bir sözü vardı. Onun için de grubu geri toplayıp bir albüm daha kaydetti. ”VII: Sturm und Drang” adını verdiği albümdeki bir şarkıda, adeta günah çıkarmıştı.

512

512

Hayatını kökten bir şekilde değiştirdiğini söylediği bu olayın ardından Randy Blythe, Çek Cumhuriyeti’ndeki hücre numarası olan 512’yi Lamb of God’la buluşturdu. Şarkıda, ‘ellerim kırmızıya boyandı, geleceğim kapkaranlık’ diyen müzisyen, cehennem gibi geçen tecrübesini ilerleyen yıllarda ‘cehennemin 512. katında yaşadım’ diye hatırlayacaktı. Lamb of God, bu olaylar olduğundan bu yana Çek Cumhuriyeti’ne hiç gitmedi ve hiçbir zaman gitmeyecek gibi duruyor. 2026’da çıkaracaklarını tahmin ettiğimiz albümle birlikte, saf Amerikan metalini hayranlarına sunmaya devam edecekler. Bir de 2010’dan sonra bir daha yollarının düşmediği İstanbul’a dönerlerse döngüyü tamamlayacağız.

2025 BeatSommelier

Yazıyı Paylaşın
Yorum Yazın

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir