8 yıl aradan sonra gelen “Paşa Gönül Şarkıları”, hem Sezen Aksu’nun sessizliğini bozuyor hem de özlediğimiz o sesi günümüze göre revize ediyor.
Bence biz bazı gerçekliklere çok alışık olduğumuz için elimizde olan şansları bazen görmezden gelip kıymetini bilemiyor olabiliriz. Kıymet bilme hissi genelde, o olgudan uzakken kafamıza “dank” eder ve bunun sonucunda “ah be” deriz. 2025 yılında Sezen Aksu’dan yepyeni şarkılar dinleyebilmek de tam olarak böyle bana göre. Yıllardır sahnede görmediğimiz hatta ne yaptığını bile pek de bilmediğimiz Aksu’dan belli zamanlarda sadece demo sayılacak küçük ses kayıtları duyuyorken bir gün yeni bir albümle karşımıza çıkacağını tahmin bile etmiyorduk. Bir hazırlık vardı elbette, kulağımıza bizi heyecanlandıracak minik haberler geliyordu ancak bu bir albüm mü olacaktı yoksa sadece günümüzün modasına uyarak single mı yayınlanacaktı; bundan haberimiz yoktu mesela. 2022 yılında çıkardığı “Demo 2” albümünden beri arada sırada single’lar yayınlayan Sezen Aksu’nun demoları bize çok da yetmiyordu aslında. Biz ondan 90’lardaki ya da 2000’lerdeki gibi kanımızı kaynatacak, bazen de bizi dertten derde taşıyacak şarkılar bekliyorduk.

Çok uzun zamandır bir üretim yapmamasına rağmen Spotify’da bile aylık 7 milyona yakın dinlenen Aksu, neyse ki yüzlerimizi güldürecek bir çalışmanın içinde olduğunun haberlerini sene başından itibaren yavaş yavaş vermişti dinleyicilerine. Heyecanla “ne gelecek acaba?” diye beklerken Haziran’ın ilk günlerinde Sezen Aksu’nun iletişim danışmanı Özgür Aras’tan bir mesaj aldım. “Sana Sezen’in yeni albümünün şarkılarını dinleteyim” mesajını gördüğümde ise yaşadığım coşkuyu anlatmam pek mümkün değil. Özgür Aras sayesinde zaten albümün yaklaştığının sinyallerini alıyordum ama bu kadar yaklaştığını öğrendiğimde içim kıpır kıpır oldu.
Ana janrım rock ve metal olsa da özellikle 90’ların Türkçe Pop’unun bendeki yeri ayrı hele ki Sezen Aksu daha da ayrı. Plak, CD ve kaset olarak albümlerini toplamamın yanı sıra; Türkiye’nin müzik tarihine kazandırdığı isimlere parantez açsam o parantez kapanmaz herhalde. Konumuza gelecek olursak… “Paşa Gönül Şarkıları”nı albüm çıkmadan 3 gün önce bir sabah saatinde dinledim. Bu hikayenin en büyük şahitlerinden biri olan Özgür Aras’a da buradan teşekkür etmesem olmaz. Yıllar sonra Sezen Aksu’dan tam bir albüm dinleyebiliyorsak, bunda onun da çok büyük bir payı var. Şarkıların dinlerken arka planlarını da bu dinleme seansında öğrenebildim. Lafı çok da uzatmak istemiyorum ve Sezen Aksu’nun 50. sanat yılında 8 yıl aradan sonra çıkardığı “Paşa Gönül Şarkıları” albümüne bir giriş yapıyorum!
Sitemkar Ama Kabullenmiş Bir Sezen Aksu…

Sezen Aksu’yu hep doğru bildiğini savunurken görmüşüzdür. Sonucunda bazı kesimlerden linç bile yiyecek olsa bu zamana kadar böyle sürdü. 70’lerden itibaren sivri dilli olduğunu, kinayeler yaptığını, yeri geldiğinde taşlamalarını da şarkılarına yedirdiğini ortalama bir pop dinleyicisi bile olsanız bilirsiniz. Zira bu sadece kendi söylediği şarkılarda değil, başkalarına hediye ettiği şarkılarda da geçerli. “Paşa Gönül Şarkıları” da bundan çok farklı sayılmaz ama adı üstünde Sezen Aksu’nun içinden ne geldiyse onu duyuyoruz bu albümde. Yani Aksu bize “paşa gönlüm böyle istedi, siz de bunları duyacaksınız” diyor. Kimin ne söylediğine aldırış etmeden, yıllar sonra geri dönerek “buraların asıl sahibi geldi” tavrını da koruyarak söyleyen fakat geçmiş yıllardakinden daha kabullenmiş bir Sezen Aksu’yu duydum ben şarkılarda. Sanatçı, daha önceleri de bunu yapmıştı aslında. Örneğin 90’larda ‘Yeter ki Onursuz Olmasın Aşk’ diyen Aksu, 2020’lerde ‘Onursuz da Olabilir Aşk’ diyerek yılların da verdiği tecrübeyle kabullenmeler yaşıyordu. İşte “Paşa Gönül Şarkıları” da bize bu kabullenmeleri bir arada gösteriyor.

Albüm çıkmadan çok önce ‘Şuh Nefes’ ve ‘Ey Aşk’ şarkılarının bir kısmı kulağımıza çalınmıştı. Hatta dinleyiciler özellikle ‘Şuh Nefes’i tam bir şarkı olarak dinlemek için sabırsızlıkla bekliyordu ki şarkının detaylarına daha sonra geleceğim. ‘Ey Aşk’ ise kendisinin daha önce çıkardığı “Demo” kayıtların bir benzeriydi ve bu yüzden kimse gerçeğinde ne ile karşılaşacağını bilmiyordu. Ben şarkıları önden dinledikten sonra ilk kurduğum söz öbeği “oh be” olmuştu. Çünkü vokallerin auto-tune’a kaydığı, yapay zekanın endüstriyi ele geçirmeye niyetlendiği bir müzik ortamında, Sezen Aksu’dan yeni bir şeyler dinlemek büyük bir ayrıcalıktı.
2025 Yılında 90’lardaki Sezen Aksu Beklenmez!
Albüm çıktığında yapılan en saçma karşılaştırmalardan biri bana göre “90’lardaki Sezen yok” yorumlarıydı. Gerçekten bunun mümkün olmasını kim bekleyebilirdi ki? Sezen Aksu kendi başına şarkı sözlerini yazıp bestelerini yapabilirdi ama o dönem yanında olan isimlerden ne Onno Tunç ne de Uzay Heparı gibi isimler bugün yok. Bu albümde çalıştığı prodüktörler ise kendine has isimler. Hoş, zaten herhangi bir sanatçının prime dönemindeki üretimlerini aradan yıllar geçtikten sonra yapması da mümkün değil. Bunu nereye giderseniz gidin göremezsiniz. O yüzden bu albümü 2025 model Sezen Aksu şarkıları olarak kabul ettiğinizde; 90’lar, 2000’ler ve 2010’lar Sezen Aksu şarkılarını duymanız daha mümkün oluyor. Ben albümün birçok noktasında Aksu’nun bu zamana kadar çıkardığı önemli albümlerden esintiler duydum ki bu bile çok sevindirici bir durum. Mesela Öner S. Biberkökü’nün yönetmenliğinde çekilen albümün ilk klibi ‘Doğrucu’ tamamen yapay zeka modelleri Google Gemini ve Veo 3 ile yapılmış bir klip. İşte bu yüzden albüme 2025 model Sezen Aksu şarkılarıyla gözüyle bakmak gerekiyor. Her şey bugünde, dünden bazı esintiler olsa da günümüze ayak uydurmuş Aksu ve ekibi.

Paşa Gönül Şarkıları Ütopyadan Gerçeğe Bir Dünya mı Sunuyor?
Sezen Aksu, albüme başlarken surata bir tokat gibi çarpmak istemiş bazı gerçekleri. Albümün ilk şarkısı ‘Linç’ tam olarak böyle bir şarkı. Mithat Can Özer’in müziğini ve düzenlemesini yaptığı şarkı, aslında Sezen Aksu’dan çok da duymadığımız bir sound’a sahip. Trip-hop etkileri de taşıyan Linç, dünyaya sesleniyor ve “bu son olsun” diyerek dünyanın durmasını istiyor. Pesimist bir bakış açısıyla dile gelen şarkı çoğumuzun içindeki sessiz çığlığı da dışarı vuruyor biraz. Zaten Sezen Aksu; yokluğunda değişen, yenilenen, kaybolan ya da geri dönen kavramlara dikkat çekmiş bu albümde desek yalan olmaz. Ozan Bayraşa’nın düzenlemeleri ve düetiyle şekillenen ‘Doğrucu’ şarkısı, “değişmiş dünyanın kodları” diyor ve Aksu’nun verdiği uzun arada neler olup bittiğinin de güzel bir özetini sunuyor dinleyiciye. Ayrıca Ozan Bayraşa’nın Sezen Aksu’dan zaman zaman rol çalarak şarkıyı sırtlaması albümdeki güzel detaylardan birisi. Çünkü Sezen Aksu şarkısını söylemek çoğu zaman zorken, aynı şarkıda birlikte düet yapmak daha da cesaret isteyen bir iş.

Albümde Tekrar Eden Şarkılar Neden Var?
“Paşa Gönül Şarkıları”nın şarkı listesine baktığımızda aynı şarkıların farklı isim ibareleriyle kendisine yer bulduğunu görüyoruz. Mesela ‘Gemiler’ tam olarak bu şarkılardan birine örnek. Diğeriyse ‘Şuh Nefes’. Sezen Aksu, bu şarkıları farklı prodüktörlere yeniden düzenletmiş ve bunları versiyon olarak değil yeni şarkılar olarak albümüne koymuş. Favorilerimden biri olan ‘Gemiler’; Ozan Bayraşa, Ersan Üner ve Okay Barış & Murat Bulut versiyonlarıyla karşımıza çıkarken, Aksu’nun kabullenmiş tavrını yansıtıyor yine. Kendisinin 1988 yılında çıkardığı “Sezen Aksu ’88” albümünde yer alan ‘Geçer’ şarkısına gönderme yapan “karalar bağladım / o da geçti / ağlamadım yağdım / bu da geçti” sözleriyle 37 yıl kadar sonra kendi sağlamasını yapıyor aslında Aksu. Albümde bir diğer tekrar eden şarkı olan Şuh Nefes ise Murat Acar ile Mustafa Ceceli versiyonlarına sahip. Zaten yıl boyunca (ve özellikle yaz aylarında) her yerde duyacağımız en büyük hit şarkısı da bu albümün. Orijinal şarkı sözü Nadir Abdullah’a, müziği ise Muhammed Yahya’ya ait olan Şuh Nefes’in sözlerini 2006 yılında Türkçe’ye adapte eden Sezen Aksu, bu şarkıyı da Cenk Eren’e hediye etmiş, parçayı ilk olarak Eren’in kendisinden dinlemiştik. Benim favori versiyonumsa kesinlikle Murat Acar versiyonu. “Benim üzdüklerim de ne olur beni affetsin” diyerek kendisiyle hesaplaşmaya da giren minik serçe, geçmişteki umarsız kadın tavrını daha da yumuşatmış gibi geldi bana şarkıyı dinlerken.
Yıllar Sonra Onno Tunç ile Sezen Aksu Nasıl Buluştu?
Onno Tunç ve Sezen Aksu birlikteliği, 90’lara da damga vuran nice çalışmanın da en büyük sebebi. Her ne kadar “Gülümse” albümünden sonra birlikte çalışmayı bırakmış olsalar da Sezen Aksu’nun Onno Tunç ile Onno Tunç’un ise Sezen Aksu ile yaptığı projeler şüphesiz ki Türkçe Pop’un en çiçek dönemlerinden birini oluşturuyor. İşte bu albümde Sezen Aksu, 30 yıl kadar sonra yeniden Onno Tunç ile bir araya gelmiş. İlk olarak “Levent Yüksel’in 2. Kaseti / CD’si” albümünde Levent Yüksel’den dinlediğimiz ‘Abanoz’daki Emine’ şarkısını bu albümde kendi sesiyle duyuran Sezen Aksu, buram buram Onno Tunç kokan bu şarkıyla 90’lar dönemine de harika bir selam çakmış. Ayrıca Tunç soyadıyla duyduğumuz tek şarkı bu değil, Onno Tunç’un kızı Ayda Tunçboyacı da albümdeki ‘Yandı İçim’ şarkısının düzenlemesini üstlenmiş. Aksu’nun 2000’ler dönemine daha yakın bir sound’a sahip olan şarkı, aşık ve aşkından yerlerde sürünmekten de gocunmayan bir kadını duyuruyor bizlere. İşte bu şarkıda “ah be işte, dertlendiğimiz Sezen Aksu” lafını ediyorsunuz ister istemez.
Peki Albümde Başka Neler Var?
Sezen Aksu’nun mizahi yönünü ve bunu şarkılarda nasıl kullandığını iyi biliyoruz. Albümde yer alan ‘Yaygara’ şarkısı tam olarak hem onun sitemini yansıtan hem de nüktedan kişiliğini buram buram duyuruyor kulağımıza. “Atayım mı diyorum kendimi 7. kattan atayım mı?” sözleriyle bunalmışlığını “sıkayım da bir yağcının topuğuna aslanlar gibi yatayım mı?” sözleriyle de gözü karalığını gösteren Aksu, ‘Yaygara’yı da hit olması amacıyla yapmış belli ki. Çünkü şarkı ilk andan itibaren kulağınıza yapışıp kalıyor. Geçen yıl Gülben Ergen tarafından söylenmiş ‘Nanik’ şarkısını “Paşa Gönül Şarkıları”na ekleyen Aksu, şarkının içine 1989 yılından bir klasiği olan ‘Şinanay’ın nakaratını yerleştirmiş, geçmişe de bir selam yollamış ayrıca. Ferdi Tayfur’dan ‘Bana Sor’, ‘Dümenci’, ‘Bahçe’ ve yine 1984 çıkışlı ‘Sen Ağlama’ şarkısına gönderme yaptığı ‘Sen Ağla’ şarkısı ise albümün diğer güçlü şarkılarından olmuş bana göre.

“Paşa Gönül Şarkıları’na Kalabalık Kadro!”
Albümün kadrosu, yine eski Sezen Aksu albümlerinden alışık olduğumuz kalabalık bir kadroya sahip. Bir nefeste sayacak olursak albümde emeği geçen isimler şöyle: Birkan Şener, Mustafa Ceceli, Arto Tunçboyacı, Timur Atasever, İstanbul Strings, Sibel Gürsoy, Tuba Önal, Dünya Kızılçay, Ayda Tunçboyacı, Erdem Sökmen, Kaan Buldular, Altın Dubleler, Andromeda Choir, Mithat Can Özer, Atakan Gözetlik, Hasan Gözetlik, Deniz Şeflek, Okay Barış, Seda Barış, Ozan Bayrama, Can Barış Özbilgin, Dilan Bilmez, Mert Kemancı, Ersay Üner, Murat Bulut, Altan Turan, Mert Alp, Caner Güneysu, Mehmet Özen, Burak Dursun, Samet Kocamemiş, Şevket Aşıkuzun, Soner Sarıkabadayı, Edward Aris, Mustafa Süder, Erdem Dalkıran, Can Sanıbelli, Gürkan Çakmak, Murat Acar, Ali Yılmaz, Memduh Akatay.
Ayrıca yıllar sonra PR çalışmaları sırasında Osman Yalın’ın çektiği Sezen Aksu’nun yeni görüntülerini ve fotoğraflarını da gördüğümüz bu albüm, plak baskısıyla arşivlerimizde de yerini alacak. Umarım, Sezen Aksu yine çok uzun aralar vermez ve kenarda olduğunu düşündüğüm binlerce bestesinden yine uzun uzun albümler yapar.

