The Beatles’ın çalkantılı dağılma sürecinin en önemli çıktılarından biri olan Let It Be filmi, 50 yıl sonra, restore edilmiş haliyle Disney+ üzerinden izleyiciyle buluşuyor.
Ortak beğenileri bir tarafa bıraksanız bile müzikteki etkisini tartışmasız bir şekilde ortaya koyan müzisyenler vardır. Bach’ın veya Beethoven’ın yaptıklarının, sizin klasik müzik sevip sevmemenizle pek alakası yoktur. The Beatles’ın da öyle. Bugünün gözüyle bakınca “uzak” görünen gerçekliğin “popüler” bir çıktısı olmakla birlikte The Beatles’ın döneminde yarattığı sarsıntı, günümüzde de artçılarıyla birlikte hayatımızda. Beatlemania fenomeni kolay ortaya çıkmadı. The Beatles, döneminde yakaladığı büyük popülariteyi hala koruyor diyebiliriz. Elbette o “çılgınlık” azaldı. Fakat hala her yaştan hayranları var. Paul, John, George ve Ringo’nun başardığı şey, yabana atılır cinsten değildi.
Peşi sıra gelen albümlerin etkisi
The Beatles, peş peşe yayınladığı albümlerle çağ açıp çağ kapatma etkisi yarattı. Tek başına, geri kalan tüm birikimi hesaba katmadan yalnızca albümlerden bahsetseniz bile, günümüz gözüyle değerlendirildiğinde de sözgelimi Revolver albümünün dünyanın geri kalanından azade duruşunu yadsımak mümkün değildir. Ya da en büyük sarsıntılardan birini yaratan Love Me Do? Pek öyle kolay kolay üstünden atlanabilir bir etkisi olmadı. Öyle ya, “Fab Four”, döneminin devrim yaratan ekiplerinden biri oldu.
Fakat elbette The Beatles’ın etkisi yalnızca albümlerle sınırlı kalmadı. Kendilerinin çarşaf çarşaf yer kapladığı gazete veya dergilerden söz etmiyorum. Döneminde popüler kültürün müzik kadar önemli diğer ayağından bahsediyorum. Sinema! Yellow Submarine, A Hard Day’s Night, Magical Mystery Tour ve çok daha fazlası. The Beatles’ın sinema ayağının en önemli çıktılarından biri de son filmleriydi. Tıpkı bir son akşam yemeği etkisi yaratan Let It Be…
Let It Be’nin alametifarikası ve büyük çöküş
Let It Be, talihsiz bir dönemin dokümantasyonu gibiydi aslında. The Beatles’ın tartışmalar yaratan, yeri göğü inleten dağılışının mütevazı görünümlü fakat içinde ne cevherler barındıran filmi. Film gibi bir olayın filmi. “Olmaz” denilenlerin oluşunun beyazperdeye yansıması.
The Beatles’ın 1970 tarihli kayıp belgeseli Let It Be her zaman grubun mezar taşı olarak görülmüştü. Tıpkı Magical Mystery Tour gibi, insanların bir felaket olarak gördüğü ama neredeyse hiç kimsenin izlemediği bir filmdir Let It Be. Michael Lindsay-Hogg’un yönettiği Let It Be, Mayıs 1970’te, tam da Fabs dağılırken gösterime girdi ve tarihe “ayrılık filmi” olarak geçti. The Beatles üyelerinin dördü de galaya gelmeyi reddetti. Apple filmi onlarca yıl boyunca resmi olarak erişime kapalı tuttu. Son 50 yılda neredeyse hiç görülmedi. Beatles’ın tüm eserleri arasında Let It Be en derine gömülen materyal olabilir.
Peki Let It Be ne anlatıyor?
Let It Be, Ocak 1969’da John, Paul, George ve Ringo’nun kendilerini stüdyoda çekmesi için Lindsay-Hogg’u getirmeleriyle başlıyor. Yönetmen, 21 gün boyunca 56 saatlik çekim yapıyor o dönemde. Get Back seansları, George’un gruptan ayrılmasıyla (ekran dışında) çirkinleşir. Fabs tartışır. Surat asarlar. Perişan görünürler. Sonunda, yıllar sonra ilk kez canlı çalarlar. Tabii bu, polisler gelene kadar!
Çekimler 30 dakikalık bir TV programı için planlanmıştı. Ancak Beatle pastasına elini yeni atmış olan yeni menajer Allen Klein, bunu bir nakit para kaynağı olarak sinemalara sokmaya karar vermişti. Sonra da, Let It Be ismiyle, Paul’un ayrılığı açıklamasından birkaç gün sonra vizyona girmişti. Film bir süre sonra yok oldu ve şimdi ise geri dönüş zamanı.
Büyük geri dönüş
Ancak Apple ve Disney+, 8 Mayıs’ta Disney+’ta prömiyeri yapılacak yeni bir restorasyonla nihayet Let It Be’yi geri getiriyor. Let It Be, Peter Jackson tarafından, Lindsay-Hogg’un onayıyla, 2021’deki muhteşem mini dizisi Get Back için kullandığı teknoloji kullanılarak dijital olarak restore edildi ve temizlendi. Beatles’ı stüdyoda, veda albümleri olan Let It Be’nin fırtınalı oturumlarında gösteren film hâlâ aynı. Kim 80 dakika boyunca Fab Four’un birbirleriyle didişmesine karşı koyabilir ki?
Bu özel geri dönüşü büyük bir heyecanla ve merakla bekliyorum. Tarihe tanıklık edeceğiz!


