Cafe Beatles’ın arka taraflarındaki kilisenin yanında Aziza adında bir yer vardı, Etiler’den Bebek’ten gelmiş birileri tarafından işletiliyordu ama bölgeye uyum sağlayamamışlar, işi yürütemeyeceklerini anladıklarında da Metin’e bırakmışlardı. Grup Lokomotif, Metin’in çocukluk arkadaşlarıydı, birlikte plaklar alıp dinledikleri… Aziza’nın aileye dahil oluşuyla birlikte, Grup Lokomotif orada sahne almaya başlamış, muazzam Pink Floyd kavırları çalıyorlardı. Ardından Ezginin Günlüğü, Yaşar Kurt, Engin Yörükoğlu, Ünal Vanii ile Erkin Koray, Direnen Mızıkacılar burada çalıp söylemeye başlamıştı. Hayko Cepkin günün büyük bir kısmını burada geçiriyor, Alper Berksu’nun Hi-Jazz projesi prova yapıyordu.
İsmi yeni yeni duyulan doğaçlama tiyatro akımı rüzgarına Cafe Beatles’da kapılmıştı. Bu topluluklarından Yersiz Oyuncular, Metin’den yer istemişlerdi. Metin de bir odayı onlara ayırarak:
– “Artık siz yerli yersiz oyuncularsınız.” demişti. Sonrasında bu topluluktan ayrılan bir grup da AZOT olarak faaliyetlerine devam etmişti. Alpay Erdem de ilk stand-up gösterisini burada yapmıştı. Ekşi Sözlük toplantıları da buranın üst katında bir bölümde gerçekleştirilmekteydi.
Halen müzik yapmaya devam eden ve temellerinin burada atıldığı birçok topluluğa ev sahipliği yapmıştı Cafe Beatles. The Band Mustang, Louie Band, Döper, Uncle James, Melis Dağ, Blue Zone gibi… Çalgısını yanında getiren ya da vokal yapmak isteyenler rahatlıkla sahnedeki topluluğa eşlik edebilirdi. Burada herkes eşitti; müdavim skalası Alman, Fransız, İtalyan, Galatasaray liselerinde okuyan öğrencilerden başlıyor, mimar, mühendis, doktor, psikolog, bilim insanı, iş insanı ve sanatçıya kadar uzanıyordu. Felsefe, sanat, spor ve müziğin konuşulduğu bir yer haline dönüşmüştü. Bazen eski bir hakem, futbolcu ya da spor yazarıyla sohbet bile etmeniz mümkündü. Karşınızdakinin televizyonlarda görünen bir ünlü oluşunun ehemmiyeti yoktu.

Metin’in arşivindeki 1500 civarı plağın 400-500 tanesi dükkânda durur, zaman zaman bazıları eve gider yerine yenileri gelirdi. Plağın pek ortalıkta olmadığı günlerde gelenler bu ne diye bakıp dururlardı. Erken döneminde canlı müzik dışında tüm müzik plak ya da CD’den çalınırdı. Tek tek parça yerine albümün tamamının dönmesi ise buranın vermek istediği ruhu pekiştiriyordu. Örneğin DJ’lik mesaisine ilk kez burada başlayan Kadir, gördüğü ve çaldığı plaklara âşık olmuştu.
Cafe Beatles ile özdeşleşmiş Avni adında bir de köpek vardı, kaniş cinsi. Avni’yi Metin’in annesi almış ama bakamıyordu. Aldığı yere Kadıköy rıhtımına geri bıraktığını öğrenen Metin hemen fırlamış Avni’yi bıraktıkları yerde bularak dükkâna getirmişti. Dükkânda Kontes adında bir kedinin varlığına rağmen Avni kısa sürede buranın sembolü haline gelmiş, bütün personel ve müşterilerle yakınlık kurmuştu. Ancak bir süre sonra bir tanıdıklarının getirdiği kedi huzurunu kaçırmıştı. İlk kedi kendinden önce geldiği için sorun yaşanmamıştı, ki zaten Kontes, Avni geldikten sonra ölmüştü ama Avni ikinci kediye katlanamamıştı. Birkaç gün boyunca koltukların altına girerek kapris yapmış, kediyi protesto etmiş ama çareyi sonunda firar etmekte bulmuştu. Metin derhal fırlamış, Havai Lostra çalışanlarının yönlendirmesiyle meydana kadar iz sürmüş ama bulamamıştı. Altı yıl sonra Metin eşi Naz ile Cihangir’de duvarda bir ilan gördü, Avni’nin fotoğrafı vardı altında da Kayıp yazıyordu. İlandaki telefondan Avni’nin yeni sahibine ulaştılar. Hikâyeyi anlattıklarında adam bulursa Avni’yi iade edeceğine söz verdi ama Avni bulunamadı.

Cafe Beatles’ın müşterileri arasında Çağlayan Ertem de bulunuyordu, o vakitler StarAs’ta teknik işlere bakıyorlardı. Mal sahibi olarak kilise, Metin’e bir kat daha teklif etmişti ama maliyeti çok yüksekti. Bunun üzerine Çağlayan’lar devreye girerek burada StudioLive’ı açmışlardı. Bu mekânda Duman, Teoman, M.F.Ö. gibi büyük isimler çıkmaya başlayınca sokak daha bir hareketlenmişti. Çünkü buralar ezelden sorunluydu. Bu hareketlilik sonucu Cafe Beatles, önemli simaların uğrak yerlerinden biri haline geldi: Erol Büyükburç, Yaşar Kurt, Ceylan Ertem, Hazal Kaya, Alpay Erdem, Savaş Ay, Halil Ergün, Perihan Savaş, Selma Kutlu, Gökhan Şeşen, Efkan Şeşen, Cem Karaca gibi…
Mekânın yurt dışından da misafirleri olmuştu. 2006 yılında Paul McCartney tarafından onaylanmış bir Tribute Band, Mojo’da konsere gelmişti. Konser öncesi dolaşırken Cafe Beatles’ı görüp girmişler, dönen muhabbet sonrasında da provalarını Aziza’da yapmışlardı. Metin de onlara İngiltere’deki Beatles yarışmasında birinci gelen D.E.F.’in (Dağhan Baydur, Erdal Kızılçay ve Fuat Güner) yaptığı Alaturka Beatles adlı CD’yi hediye etmişti. Böyle bir çalışmadan haberleri olmamış, bunu McCartney’e ileteceklerdi.
2010 yılında Beatles’ın ilk davulcusu Pete Best, Metin’e bir e-posta göndermiş, “Ben annemle beraber yaptığımız ve Beatles’ın sahneye çıktığı ilk barı tekrar faaliyete geçiriyorum. Sizi buraya davet etmek ve sonra da sizin mekanınıza gelmek istiyorum” demişti. Ancak buluşma Cafe Beatles’tan kaynaklanan bir diyalog eksikliği nedeniyle gerçekleşememişti.
Aslında Cafe Beatles’ın ilk şubeleşmesi Asmalımescit’te 2008 yılında Lennon Bar ile gerçekleşmişti. Mekâna oranla geniş bir sahne ve iyi bir ses sistemiyle birlikte Grup Lokomotif burada çalmış, Asmalı Mescit’i ayağa kaldırmıştı. Ancak haftası geçmeden ses şikayetleri üzerine polis ve zabıtanın gelmesiyle ancak bir ay kadar açık kalabilmişti. Beyoğlu’nun kabuk değiştirmesi sonrası Metin, Cafe Beatles’ı kapatmaya gönlü elvermediği için çalışanlara bırakmış, 7 Şubat 2013 tarihinde Kadıköy Osmancık Sokak’ta aynı isimle bir yer açarak yaka değiştirmişti. Ancak Kadıköy’e geçince yeterince eski mekanla ilgilenememiş, bu da kapanmasına neden olmuştu. Mekân önce solaryum, ardından otel oldu.

Belki biraz nefes alırız diye açılan yeni mekân, hemen her gün dolu olmasına rağmen o eski günlerin tadını vermiyordu. Kadıköy macerası üç yıl sürmüş; Kurtalan Ekspres, Dervişan, Emir Ersoy, Deniz Celiloğlu gibi isimleri ağırladıktan sonra kapanmıştı.
İstanbul’dan sıkılan Metin, Tansu Atak ve Yaşar Kurt’un teşvikiyle şehri terk etme kararı almış, Bodrum’da 2017 yılında Cafe Beatles Beach’i açmışlar; Seyyal Taner, Yaşar Kurt, Akın Eldes, Sefa Ulaştır, Batu Mutlugil, Bülent Ortaçgil, Bulutsuzluk Özlemi, Nev, Adamlar, Gülden Karaböcek, Selçuk Ural, Gece Yolcuları, Luxus, Flört, Redd, Metin-Eda Özülkü, (Rolling Stones’un turne basçısı) Mark Oseland gibi isimlere arkası denize dönük kumların üzerindeki sahnesinde yer vermişlerdi. Bir yıl sonra Cafe Beatles, Eskici’den Tahir Bulca’nın eşliğinde merkeze taşınmış, açılışını Metin Türkcan ve Murat İlkan’ın meydan konseriyle yapmıştı. Mekâna bir akşam kalabalık bir grup girdi, kızlı erkekli:
– “Biz John Lennon’ın yeğenleriyiz” demişlerdi. Metin dahil hiç kimse inanmamıştı ama hepsi kimliklerini çıkarıp gösterince ikna olmuşlardı, hepsinin soyadı Lennon idi.
Yaşanan güzel günlere karşın, burası da Metin’e Kadıköy gibi gelmiş, bir türlü alışamamış, istediği roker ruhunu yakalayamamıştı. Bir buçuk yıl sonra Bodrum’da tüm malzemeyi arkasında bırakarak kaçarcasına uzaklaşmış, yeniden İstanbul’un yolunu tutmuştu.


