Çok Rahat Çok Profesyonel: Foals

Ant Arın Şermet
Okuma Süresi: 9 Dakika

Foals, indie sahnesinin sınırlarını zorlayan ve her albümde yeni bir yol çizen en üretken gruplardan biri.

2000’lerin ortasında temelleri atılan grup, enerjik sahne performansları ve türler arası cesur geçişleriyle dinleyicisini her zaman şaşırtmayı başardı.

Foals’un Kuruluşu ve İlk Yılları

Roskilde Festivali, 2011

Foals, 2000’lerdeki gitar temelli indie bayrağını, 2010’larda taşıyan en değerli ve üretken grupların başında geliyor. 2005’te kurulup 2008’de ilk albümleri olan “Antidotes”u yayınladıkları döneme kadarki 3 senelik hazırlık ve temel kazma süreci, günümüzdeki başarıların tesadüf olmadığının ispatı. 

Grup, gitar ve vokalde Yannis Philippakis ile davulda Jack Bevan tarafından kuruldu. Bu ikilinin ilk müzikal ortaklıkları Foals değildi. Foals öncesinde, The Edmund Fitzgerald isimli bir grupta çalmışlar ama Oxford çıkışlı grup 2005’te bize müsaade deyince işlerin rengi değişmişti. 

Grubun Tam Kadrosu ve Müzikal Hedefleri

Yannis ve Jack Bevan, birlikte müzik yapma konusundaki hayallerini, gitarda Jimmy Smith,  bas gitarda Walter Gervers ve klavyede Edwin Congreave ile paylaştı. Çünkü Foals’un kurucu ikilisinin aklında o dönemlerde sıkça duyduğumuz indie gruplarından birini kurmak ya da öyle anılmak planı yoktu. Enstrümanlarına kusursuz seviyede hakim müzisyenlerden oluşmaları ve indie’nin yanı sıra metalden, dans müziğine birçok türü seven grup, yeni bir soluk getirme hevesindeydi.

İlk Şarkıların Yazılışı ve Sahne Deneyimleri

Foals’un Antidotes albüm kapağı

Böylelikle 2006 ve 2007’nin büyük çoğunluğunu sonradan “Antidotes”ta dinleyeceğimiz şarkıları besteleyerek geçirdiler. Ama yanında tabii ki onların günümüzde de alametifarikası olacak sahne performanslarına yüklendiler. Oxford, Londra ve civar şehirlerde çalmadıkları yer altı mekan, gitmedikleri ev partisi kalmazken isimleri de duyuldu. Plak şirketleri de “kimmiş bu herifler” diye merak etmeye başladı. 

“Antidotes” Albümü ve İlk Başarılar

Transgressive’le bugün de devam eden profesyonel ilişkiler tam da o günlerde başladı. Foals’un, “Antidotes” için stüdyoya girmeye hazırlandığı dönemdeki müziğini basitçe anlatmak pek mümkün değil. Math rock ama indie gibi de denebilir ama yeterli olmaz. Yine de indie rock ile dans ritimlerini birleştirip üzerine gitarı konuşturur gibi bir müzik yapıyorlardı. Dans ederken kafa sallamak, çevrenizdekilerin terine, terinizin karışmama şans kalmıyordu.

“Antidotes”, çıkar çıkmaz başta BBC olmak üzere Birleşik Krallık’taki her platformun dikkatini çekti. Manş’ı geçip Avrupa’ya yayılması da birkaç hafta sürdü sadece. Farklı kayıt teknikleri ve sesi mükemmelleştirmek yerine, sesi deforme etmeyi yer yer tercih eden grup, ilk adım için fazla cesaret gerektiren bir hamle yapmaktan geri durmamıştı. Ancak, ‘Cassius’, ‘Two Steps Twice’, ‘Olympic Airways’ fazlası yetip de artmıştı.

“Total Life Forever” Albümü ve Yeni Bir Müzikal Yön

“Total Life Forever” albüm kapağı

2009’da MySpace’te demoların ufak kısımlarını paylaşıp ikinci adım için, ilk albümün tam tersi bir yere gittiler. Çok daha atmosfere dayalı, çok daha melankolik ve mümkün mertebe karanlık bir albüm, Foals’un “Total Life Forever”ı oldu. İsveç’e gidip İsveç death metalinin en önemli şehrinde, Göteborg’da kaydettikleri albümün rengi ve dokusu, kuzeyin soğuğundan ziyadesiyle etkilenmişti. Katmanlı ve derin şarkıların çokluğu, Foals’un listeler için değil kendileri için müzik yaptığının hatırlatıcısıydı. 

Buna rağmen günümüzde hala en çok dinlenen Foals şarkılarından biri olan ‘Spanish Sahara’, bu albümde arz-ı endam ediyordu. Albümün başarısının “Antidotes”tan kat kat iyi olmasıysa şaşırtıcıydı. Foals’a bir sonraki adımları olan başyapıtları “Holy Fire” için gereken cesareti vermişti.

“Holy Fire” Albümü ve Doğaçlama Yaratım Süreci

“Holy Fire” albüm kapağı

Yannis Philippakis ile Jimmy Smith, verdikleri bir röportajda “Holy Fire”dan bahsederken, tamamının jam session’lar esnasında oluşup şekillendiğini anlatmışlardı. Yannis aklına gelen temel bir riff ya da fikir üzerinden stüdyoya gelip grupla doğaçlama yapıyormuş özetle.

Bu doğaçlamalar esnasında eski şarkılarda kullanılan fikirleri bir daha da kullandıkları olmuş tabii. ‘Miami’nin nakaratındaki riff ile ‘Inhaler’ın giriş riffinin neredeyse aynı olmasını örnek gösteriyordu Yannis. Lakin şu bir gerçek ki ‘Late Night’tan, ‘My Number’a, ‘Inhaler’dan, ‘Milk & Black Spiders’a, tamamı nokta atışı bir albümdü ‘Holy Fire’. Londra’da kaydedilen ve Alan Moulder’ın prodüktörlüğünü üstlendiği albüm, Billboard, Rolling Stone, NME ve çok daha fazla basın kuruluşunun yıl sonu listesinin üst sıralarındaydı. 

Royal Albert Hall’da iki gece üst üste kapalı gişe konser vermelerini Avrupa’daki birçok festivalin ana sahnesinin akşam saatlerine yükselmeleri de bu albümden sonraydı. Hatta Gezi Parkı olayları sebebiyle iptal edilen konserlerden biri de Foals’tu. Onları, Holy Fire turnesinde izlemek güzel olurdu ama özgürlüklerimiz daha kıymetliydi tabii bu ayrı…

“What Went Down” Albümü ve Daha Sert Bir Müzikal Yön

“What Went Down” albüm kapağı

İvme yakalayan ve bu ivmeyi daha da yükseltmenin yolunun yeni bir albümden geçtiğini bilen grup, hem o güne kadarki hem de sonrasındaki 10 seneye düşününce en sert ve yoğun albümleri olan “What Went Down”u 2015’te midemize bir yumruk yemişiz gibi fırlattı. Dürüst, sert, agresif, kırgın ve duygusal gibi tanımlamalar yapacağımız albüm, Foals’un baş şarkı yazarı Yannis Philippakis’in metal müzik tutkusunu en yoğun şekilde deneyimlediğimiz albümdü. 

2023’te İstanbul’a geldiklerinde bu albümden çaldıkları şarkılarda gözlerimizin içine bakarak öfkelerini görebiliyorduk. Albüme adını veren şarkının yanı sıra ‘London Thunder’, ‘Birch Tree’, ‘Mountain At My Gates’, bu albümün klasikleri olarak günümüze ulaştı. Ki bir yandan günümüzün en değerli prodüktörlerinden biri olan James Ford’la çalıştıkları ilk albüm de buydu.

Fransa’daki La Fabrique’te kaydedilen “What Went Down”, Birleşik Krallık yıl sonu listesinde 3. sırayı almıştı.

“Everything Not Saved Will Be Lost” – İki Parçalı Albüm Projesi

“Everything Not Saved Will Be Lost” Part 1

Nintendo oynamışlar “Everything not saved will be lost” cümlesini hatırlar diye tahmin ediyoruz. Yannis Philippakis, grubun hem pop ve liste dostu yanını hem de sert yüzünü tek seferde göstermek istediği için Nintendo’daki bu cümleden aldığı iki albümünü 2019’da çıkardı. 

Kısaca “Everything” diyeceğimiz albümlerin ilk part’ı oldukça melodik, pop dokusu güçlü, hiti bol, nakaratlarında dans ettiren cinstendi. İkinci part ise sağanak yağmurun altında donunuza kadar ıslanmışsınız gibi hissettiren sertlik ve karanlığıyla, birbirinin zıttıydı. Bir nevi ying yang… Yine bu albüm kapsamında İstanbul’a gelme ihtimalleri ortaya çıkmış ama malum… Pandemi patlamıştı.

Pandemi Dönemi ve “Life Is Yours” Albümü

“Life Is Yours” albüm kapağı

Pandemiyi evlerinde geçiren grup hem kendi akıl sağlığını hem de bizim akıl sağlığımızı düşünerek, yaşanan bu çok garip deneyimi pop müziğin avantajlarından faydalanarak bir ürüne dönüştürdü. Önceki Foals albümlerine göre biraz daha ortalama kalan “Life Is Yours”, Yannis’in açıklamalarına bakacak olursak müziği sevmelerini sağlayan zamana, yani 2000’lerin başına duyulan bir özlemin ürünü. Bu özlemi direkt yansıtan ‘2001’, albümü tanımlayan şarkılardan biri. 

Ayrıca şu da önemli bir nüans, Birleşik Krallık ve Avrupa’da verdikleri konserlerde yeni neslin önemli temsilcileriyle turladılar. Foals konserine gidip Yard Act ve Shame’i de izlemek… Tadını anlatsanıza…

Yannis Philippakis’in Sahne Performansı

Yannis Philippakis sahnede

Foals’un ve özellikle frontman Yannis Philippakis’in sahnedeki enerjisinden de bahsetmemiz lazım. Grubun müziğinin getirdiği kıvraklık, enerji, dans tutkusu ve agresyonu sahnede geçirdiği her bir saniyede yaşayan Yannis, aynı zamanda verdiği hemen her konserde seyircilerin içine karışan, crowd surf yapmaktan geri durmayan bir lider. Bunu yaptığı esnada gitar çaldığı melodilerin ve rifflerin zorluğunu düşününce ayrı bir hayranlık da duyuyoruz tabii.

Özetlemek gerekirse sadece kendi müziğinde değil, müziğin her türlüsünde kendinden geçebilen biri. En sevdiği gruplardan biri olan Cage The Elephant’ın bir konserinde favori şarkısını duyunca crowd surf yapmaya çalışıp kolunu kırmış. Daha ne diyebiliriz ki… Biraz dikkat be Yannis. Lazımsın bize.

Foals’un Müzikal Mirası ve Geleceği

Foals, kariyeri boyunca müzikal sınırları zorlamayı ve her albümde farklı bir şey sunarak dinleyicisini şaşırtmayı başardı bugüne kadar. Yeni bir Foals albümü açınca neyle karşılaşacağınızı tam olarak kestiremeseniz de üzerine iyi düşünülmüş, uzun süre dinleyeceğiniz bir materyalle muhatap olduğunuzu bilirsiniz. Bir Foals konserine gittiğinizde de durum farklı değil… Arayı çok açmayın. Hem albüm hem konser istiyoruz.

2025 BeatSommelier

Yazıyı Paylaşın
Yorum Yazın

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir