Kariyerlerinin zirvesine ulaştıktan sonra verdikleri 19 yıllık ara. Sonrasındaki geri dönüş. Verilen konserler, çıkılan festivaller ve 2017’de grupla aynı adı taşıyan dönüş albümü Slowdive’ın, geçmişle günümüzü birleştirdiğinin göstergesiydi. Lakin sonrasında yine sessizliğie büründüler.
Araya pandemi girdi. Bu süreçte grup üyelerinin neredeyse tamamı travmatik olaylar yaşadı ve 6 senelik sessizliği sonlandıracak “Everything is Alive”, sonbaharı karşılamak için 1 Eylül 2023’te bizlerle buluştu.
Slowdive’ın Sessizlik Sonrası Geri Dönüşü

Shoegaze tarihinin en başarılı gruplarından biri olmasının yanı sıra, türü sonraki nesillerle buluşturma konusunda da hiç azımsanmayacak bir yeri var Slowdive’ın. “Just for a Day” ve “Souvlaki”nin etki gücü, aradan geçen 30 yılı aşkın sürede bir an bile azalmazken, üstüne çıktıkları her kat miraslarını güçlendirdi. “Everything is Alive” da bunun son noktası oldu. 2017 tarihli albümlerinde yakaladıkları daha temiz sound’u koruyan grup, “Just for a Day”in muğlaklığını doğru bir potada eritebilme şansını doğru kullandı.
Normal şartlar altında Slowdive, 2020 yılının ilk kısmını yollarda geçirip sonrasında yeni albümü için stüdyoya kapanacaktı. Ancak pandemi sebebiyle iptal olan binlerce şey gibi bu plan da rafa kalktı.
Yas, Kayıp ve “Everything is Alive”ın Doğuşu
Gelgelelim, Slowdive üyeleri için bu süreç yasa dönüştü. Çünkü, önce Rachel Goswell’in annesi, sonra da Simon Scott’ın babası hayatını kaybetti. Genel anlamda yas, kayıp ve kırgın kalpler için müzik yapmaktan geri durmayan Slowdive’ın yeni şarkıları için bütün planlar değişti. Hatta yaşanan ortak yas sebebiyle grubun geleceği de çıkmaza girmişti.
Albümün Karanlık Teması ve Neil Halstead’in Rolü

Rachel Goswell, çözümü alkolde bulmaya çalışıp iyice çıkmaza girerken grubu, dostluğu ve “Everything is Alive”ı hayatta tutan Neil Halstead oldu. Albümün tamamını tek başına yazan Halstead, “Yazarken oldukça karanlık bir albüm olacağını düşünmüştüm ama grup olarak bir araya geldiğimizde, sanırım o karanlığın bir kısmını dağıtmayı başardık. Bu sayede de bazı şarkılar biraz daha aydınlık hale geldi” diyerek hazırlık sürecini özetlemişti.
Albümün en garip noktası ‘kisses’ın başarısı olabilir. Albüm için ilk kaydedilen ama son saniyeye kadar kullanılıp kullanılmayacağı belli olan şarkıyı hazırlarken Neil Halstead, çok pop bir şarkı olduğu için tereddütlere sahipmiş. Başta Rachel Goswell olmak üzere Slowdive elemanları Halstead’i ikna edip bu şarkıyı albüme koymayı başarmışlar. Hatta bununla yetinmeyip ilk single olarak yayınlama noktasında da Neil Halstead ikna edilmiş.
“Kisses” ve Modern Shoegaze Üzerindeki Etkisi
Albümün amiral gemisi diyebileceğimiz ‘kisses’, birçok açıdan “Everything is Alive”ın üslubunu da belirleyen şarkı. Evet, albümün pop müziğe en yakınsayan tarafı olabilir ancak, ‘the slab’, ‘prayer remembered’ ve ‘chained to a cloud’un da parçası olduğu modern shoegaze sound’u, ‘kisses’ın üzerinden şekillenmişti.
Bazı açılardan kendi diskografileri kadar, The Cure’un “Seventeen Seconds”, “Faith” arasındaki birkaç seneyi kapsayan dönemini de hatırlatan albümün, önceki albümleri kadar temiz bir sound’a sahip olmamasının sebebi, anlattıkları yası daha doğru yansıtmasıymış.
Kayıtları ve her şeyi bitirdikten sonra mix işlemi için Los Angeles’a, Shawn Everett’in yanına giden Neil Halstead, özellikle davulun temiz duyulmaması gerektiğini ve gitarın dinleyiciyi sürekli uyanık tutacak bozulmalara ihtiyaç duyduğunu iletmiş. Direktifleri alan Everett de “Everything is Alive”ı duyduğumuz haline getiren kişi olmuş.
- Albüm Puanım: 7.5/10
- Kondisyon: 10/10
- Tür: Shoegaze
- Plak Aldıran Şarkı: Kisses
Ürün sayfası ve detaylar için Beatsommelier websitesine göz atabilirsin!


