Dik başlı
Maynard James Keenan, kariyerinin en başından itibaren müzik endüstrisinin yazılı olmayan kurallarına sırtını dönmüş, dik başlılığı ve kafasına buyruk tavrıyla akıntının tersine yüzmeyi seçmiş nadir figürlerden biri oldu. Tool’da ana akımın beklentilerine meydan okuyan, dinleyiciyi zorlayan ve zaman, mekan kavramını eğip büken yapılar kurarken, A Perfect Circle’da daha melodik ama yine kontrolü elden bırakmayan bir tarzla var olmayı başardı. Puscifer ise Keenan’ın kuralsızlığını neredeyse bir performans sanatına dönüştürdüğü, mizahı, kimlik oyunlarını ve deneysel fikirleri özgürce dolaşıma soktuğu oyun alanı haline geldi. Üç projede de ortak olan bir şey varsa, Keenan’ın kimseye yaranma ihtiyacı duymadan hareket etmesi ve bu inatçı bağımsızlık sayesinde başarı merdivenlerini ağır ağır değil, üçer beşer tırmanmasıydı. Kendi yolunu çizdikçe hem kültürel ağırlığını hem de etki alanını büyüttü.
Tool diskografisini dijital platformlara geç vermesi
Maynard James Keenan’ın dijital platformalara mesafeli duruşu, modern müzik endüstrisinin her an her yerde tüketim refleksine karşı geliştirdiği bir direniş şekliydi. Tool, 1990’lardan itibaren sadık ama sabırlı bir dinleyici kitlesi yarattı. Albümler arasındaki uzun boşluklar, grubun müziğinin algoritmaların kontrolünde dolaşıma sokulmasıyla tezattı. Keenan, röportajlarında defalarca müziğin bir “ürün” değil, bütünlüklü bir deneyim olduğunu vurguladı ve dijital platformların bu deneyimi yok ettiğini ima etti. Bu yüzden Tool’un külliyatı, Spotify, Apple Music gibi mecralardan yıllarca bilinçli biçimde uzak tutuldu. Dinleyici, gruba ulaşmak için fiziksel formatlara yönlendirildi.

Bu uzun bekleyiş nihayet 2019 yılında, Tool’un tüm diskografisinin dijital platformlara açılmasıyla sona erdi. Zamanlama tesadüf değildi. Aynı yıl, grubun 13 yıllık suskunluğunu bozan “Fear Inoculum” çıkacaktı. Külliyatın çevrimiçi dinlemeye açılması, hem yeni kuşak dinleyiciler için Tool dünyasına bir giriş kapısı işlevi gördü hem de grubun neden bu kadar kült bir yerde olduğunu kanıtladı. Bu stratejik hamle, “Fear Inoculum”un çıkışını güçlendiren bir ivme yarattı. Maynard James Keenan, aradan geçen 6.5 senede birkaç kere bu kararını sorguladığını söylese de kendi tüketimini farklı medyumlardan yaptığını söyleyerek yoluna devam etti.
CD’den müzik dinliyor
Maynard James Keenan, plak ve CD gibi fiziksel formatları çevrimiçi dinleme platformlarına kıyasla daha sağlıklı bulurken aslında yalnızca ses kalitesini değil, dinleme eyleminin ruhunu savunuyor. Ona göre fiziksel bir albüm, dinleyiciyi yavaşlamaya, şarkılar arasında gezinmek yerine bütüne odaklanmaya itiyor. Kapağı, kitapçığı ve şarkı sıralamasıyla müziği bir arka plan gürültüsü olmaktan çıkarıyor. Çevrimiçi dinlemenin sunduğu sınırsızlık ve hız, Keenan’ın gözünde müziği tüketilebilir bir akışa indirgiyor. Tam olarak karşısında durduğu şey oluyor. Bu bakış açısı, onun kariyeri boyunca benimsediği kontrol, sabır ve derinlik arayışıyla örtüşüyor da diyebiliriz. Hatta buna dair bir örnekle ilerlersek daha da netleşmiş olur görüntü.

YouTube’un en başarılı müzik içeriği üreticilerinden Rick Beato’ya geçtiğimiz sene katıldığı programda, “Müzik dinlemek için kullandığın platformlar neler?” sorusuna verdiği “CD isimli harika bir format var, bilir misiniz bilmem. Ben müziği oradan dinliyorum. Bana, ‘buraya gel büyükbaba, seni yatıralım’ demek isteyeceksiniz ama umurumda değil. Telefonumda ve Ipad’imde de müzik dinliyorum ama orada müzik dinlemek istediğimde internete girip tek tek müzik indiriyorum. Telefonumu elime aldığımda bir anda U2’nun yeni albümünü telefonumda zorla görmek istemiyorum” demişti. Aslında Maynard James Keenan’ının üslubuna ve özgürlük anlayışına dair müthiş bir anekdot bu. Ayrıca müziğin dinlenip geçilen bir şeyden çok daha fazlası olduğunu bir müzisyen olarak değil, onu gerçekten çok seven bir dinleyici olarak anlatması da fiziksel format sevgimizin kendisiyle kesiştiği yer.


