İlk albümü “Brutalism”, IDLES’ın ne kadar deli kuvvetine sahip bir grup olduğunun habercisiydi. İlk albümleri saf öfke ve öfkeyi kontrol edememenin bir neticesiydi. İçinde muhteşem şarkılar olsa da en iyi hallerinin o olmadığı çok belliydi. İkinci albümlerini sadece 1 sene sonra çıkarmaları da bu sebeple ilk başta soru işaretleriyle karşılandı.
Joy As An Act of Resistance’ın Patlaması

Gelgelelim 29 Mayıs 2018’de çıkan ilk tekli ‘Colossus’… Bu sefer farklı bir albümün yolda olduğunun habercisiydi. Adını 2008 yılında Toi Derricote tarafından yazılan bir şiirdeki satırdan alan “Joy As An Act of Resistance”, 31 Ağustos’ta çıkana kadar 5 tekli daha yayınlayan grup, artık herkesin radarına girmekle kalmamış, bütün gözleri üstüne sabitlemişti. İngiltere’nin punk müzik kültüründe azımsanmayacak bir yeri olan Paul Frazer’ın prodüktörlüğünde hazırlanan albüm, gümbür gümbür bir patlamaydı.
Şarkıların tamamı ayrımcılıktan, yabancı düşmanlığından, homofobiden, toksik maskülenite, kişisel travmalardan bahsediyordu. Bir başka deyişle gümbür gümbür olmaları sadece çok sert ve yüksek çalmalarından gelmiyordu.
Temalar ve suratta patlayan bir yumruk gibi tavizsiz sözler bu gürültünün sebebiydi. Ki bir yandan da grubun hikayesini bilenler için bu çok da doğal bir durum. Grubun frontman’i Joe Talbot, Galler’de doğan ve ana dili Galce olan biri. İngiltere’nin Galler sınırındaki çok kültürlü şehri Belfast’a göçmesiyse gerçek şansıydı.
IDLES’ın Hikâyesi ve Müziğin Dili
İngilizceyi sonradan öğrenip bunu ifade etmekten de çekinmeyen Talbot, her konserinde, albümünde, şarkısında yabancı düşmanlığına olan öfkesini kusuyor. Haksız da diyemeyiz. Ekonomik, politik yetersizlikleri hiyerarşinin en altında yer alan yabancıdan çıkarmak çoğu toplumun kaçtığı ilk yol. Bunu da marş olarak tanımlasak abartmış olmayacağımız ‘Danny Nedelko’ ile beynimize iyi ki kazıdılar.
Şöyle düşünelim, Talbot, Galler’den Belfast’a değil de bir başka İngiltere şehrine gitse büyük ihtimalle uğrayacağı zorbalıkların travmaları sebebiyle yolunu müzikle kesiştiremeyebilir ve böylesine yetkin bir gruptan mahsur kalırdık. Belfast’ın çok kültürlü ve yabancılara kucak açan yapısı sayesinde IDLES’ı da sayabileceğimiz onlarca grup için bu şehre bir daha müteşekkiriz.
Albümün müzikal tarafında ne var kısmına gelecek olursak, post-punk’tan ziyade 70’lerdeki klasik dönem punk gruplarını andıran çiğ enerji var. Üst düzey yetenek gerektiren enstrüman oyunları yok. Davullar genelde 4/4’lük ve 9/8’lik arası giderken bas gitar, komplikeleşmeden de etkileyebileceğini hatırlatıyor. Gitarlara gelecek olursak grubun bestelerinin büyük kısmının sahibi Mark Bowen’ın 70’ler disko müziğini ne kadar içselleştirdiğini anlamak mümkün.
‘Rottweiler’, ‘Love Song’, ‘Danny Nedelko’, ‘Never Fight A Man With A Perm’ gibi agresif şarkıları “pogo yaparken iki göbek atmasak mı” demesini sağlıyor. Bir başka deyişle tam olarak albümün kapağındaki o fotoğrafın bir parçası gibi hissettiriyor. Hem albümü hem de IDLES’ın müziğini özetleyen duyguyu size ‘Danny Nedelko’daki şu satırlarla anlatmak sanıyoruz ki en sağlıklısı ve gerçeği olacak.
“Fear leads to panic, panic leads to pain
Pain leads to anger, anger leads to hate”
- Albüm Puanım: 9/10
- Kondisyon: 10/10 (sealed)
- Tür: Post-punk
- Plak Aldıran Şarkı: Danny Nedelko
Ürün sayfası ve detaylar için Beatsommelier websitesine göz atabilirsin!


