Haruki Murakami’nin Dinleyici Olarak Portresi

Andaç Üzel
Yazar:
Okuma Süresi: 11 Dakika

Yazdığı her satırla milyonlara ilham veren Haruki Murakami, usta işi yazarlığının yanında, müthiş de bir müzik dinleyicisi. Andaç Üzel, müzik dinleyicisi olan Haruki Murakami’nin izini sürüyor.

Haruki Murakami, Uzakdoğu’dan çıkan en popüler yazarlardan biri. Eserleri onlarca dile çevrildi, sinemaya uyarlandı, hayranları gün geçtikçe arttı. Murakami’nin en sevilen yönlerinden biri de, müziği anlatısının içine ustaca yerleştirmesi oldu. 

Bu ustalığın altında elbette derin bir müzik sevgisi yatıyor. Yabana atılacak bir tutku değil Murakami’nin müziğe karşı duyduğu hisler. Geniş, hatta çok geniş bir plak koleksiyonu, müzik dinlemek için ayırdığı kocaman bir odası var. Bu odada sıkça vakit geçirdiğini ve sıklıkla koleksiyonuna yeni parçalar eklediğini biliyoruz. Aldıklarının da plak raflarında öylece durmadığını, sıklıkla o plaklarla zaman geçirip müzik dinleme işini bir ritüel gibi gerçekleştirdiğini de biliyoruz.

Yüzlerce saatlik dinleme listeleri, binlerce plak

Okuyucuları, Murakami’nin müzikle olan iletişimini hem kıskanıyor hem de bu iletişimden ilham alıyor. Kendisinin plak koleksiyonunda yer alan parçaları Spotify’da çalma listesi haline getiren de var, kitaplarında bahsettiği parçaları blog’unda derleyip hakkında yazılar yazan da. Murakami’nin yaşam tarzıyla etkilediği pek çok okurunun olduğunu söylemek çok mümkün. Zira dilimize “Koşmasaydım Yazamazdım” başlığıyla kazandırılan minik kitabında da koşunun ona nasıl ilham verdiğini anlatıyordu. Tıpkı, müzik üzerine görüşlerini derlediği ve Seiji Ozawa ile bir ortak çalışma olarak piyasaya sürdüğü “Sadece Müzik” kitabı gibi. Dolayısıyla Murakami, günümüz yazarları içinde farklı yönleriyle ikona dönüşen bir profil. 

Caz müzik ve Haruki Murakami

Murakami, tüm iyi müzik dinleyicileri gibi, çok yönlü bir dinleyici. Tek türle yetinmiyor. Ağırlıklı olarak caz ve klasik dinlediğini bilsek de aslında farklı türlerin ‘iyi’ örneklerine de kapısı açık. Caz tutkusu ise memleketi Japonya’dan çıkan bir yazar için hiç de şaşırtıcı değil. Öyle değilmiş gibi görünse bile Japonya, caz müziğin kalbinin attığı önemli ülkelerden biri. 

Koleksiyonunda caz raflarını biraz karıştırınca en çok dikkatinizi çeken şeylerden biri, kronolojik olarak da müzikal olarak da mihenk taşı sayılan albümlerin tamamını çoktan koleksiyonuna eklemiş olması. “Third stream”in özel albümleri de, bebop’un yeri göğü inleten isimleri de, bir çırpıda “En İyi Caz Albümleri” listesi yapacak olsak eklenmesi gereken özel albümler de Murakami’nin başucunda duruyor. 

Stan Getz’ten Lester Young’a, Thelonious Monk’tan Modern Jazz Quartet ve elbette John Coltrane’e kadar uzanan geniş bir koleksiyon bu. Kitaplarında ise çok daha çeşitli bir caz dokunuşu var. Ella Fitzgerald’dan Miles Davis’e kadar uzanan çeşitliliklerle dolu bir seçkiyi keşfediyorsunuz Murakami’nin satırlarında.

Murakami’nin arşivinden dört plaklık bir caz seçkisi

Peki, Murakami’nin caz arşivinin en çok dikkat çeken plakları neler? Aslında bu soruya kısa bir cevap vermek çok zor. Zira, arşivin içine daldıkça daha ilginç ve üzerine daha çok konuşulması gereken plaklarla karşılaşıyorsunuz. Ne var ki, sizin için yine de bazılarını özellikle incelemek istedim.

Thelonious Monk – Piano Solo

Keyfi yüksek bir Thelonious Monk albümü olan “Piano Solo”, içinde eşsiz hitler barındıran bir kayıt. Monk’un bir Fransız radyosu için kaydettiği performansları içeriyor. Bu özel kayıtta Monk virtüözitesinin doruklarını hissederken, müziğine aşina olmayan dinleyici için de karakteristik anlamda Monk’un müziğinin neler içerdiğine aşina olma fırsatını ediniyorsunuz. 

Chet Baker & Art Pepper – The Route

Chet Baker & Art Pepper - The Route

Caz deneyiminizde “rotanın yeniden hesaplanmasına” yardımcı olacak bir diğer kayıt da Chet Baker ve Art Pepper ikilisinden. Murakami’nin zevkini bire bir yansıtan koleksiyonunun muhtemelen kendisi için de özel bir parçası bu. Hem Chet Baker’a hem de Art Pepper’a arşivinde geniş bir yer ayıran yazar, bu seçimde haksız da sayılmaz. Albüm, kayıt tarihi dolayısıyla özel bir konuma da sahip. Ancak bunu, dikkatli ve meraklı okuyucuların fazla uğraşmasına gerek olmayacak minik araştırmalarına bırakıyoruz. 

Cannonball Adderley & Bill Evans – Know What I Mean?

Cannonball Adderley & Bill Evans - Know What I Mean?

İki çok özel caz ikonundan büyüleyici bir performans dinlemek istiyorsunuz ve aynı zamanda Murakami’ye de temas etmek istiyorsunuz, öyle mi? Buyursunlar! Cannonball Adderley ve Bill Evans daha iyisini kaydedene kadar en iyisi bu! Benzersiz bir akışla, “Know What I Mean?” caza dair düşüncelerinizi ve hislerinizi güçlendirecek, bu müziğin derinlerine ve kimliğine daha da yakınlaşmanızı sağlayacak. Murakami’nin zevki ve arşivindeki titizliği tartışılmaz! 

The Modern Jazz Quartet – The Sheriff

Klasik müzik ve caz müziği birbirine yaklaştırmayı amaçlayan “Üçüncü Akım” döneminde de kayıtları ve çalışmalarıyla dikkat çeken The Modern Jazz Quartet’in albümü The Sheriff, müzik tarihinde kendine yer edinen ekibin önemli bir kaydı. The Sheriff, döneminin müziğini kusursuza yakın bir şekilde ortaya koyuyor, kendi parantezleri içinde sabitliyor. Gerçek bir müzik aşığı olan Murakami’nin elinde bulunması ise şaşırtıcı değil ancak hayranlığımızı artırıyor.

Haruki Murakami’nin kitaplarında caz müzik

Ancak Murakami’yi en farklı kılan şey, elbette nasıl dinlediği değil. Onu farklı kılan, müziği kolayca anlattığı tüm öykülerin tam ortasına yerleştirebilme becerisi. Kitaplarında yer alan bazı caz eserlerine bakalım biraz da.

Thelonious Monk – Honeysuckle Rose
Kitap: İmkansızın Şarkısı

İmkansızın Şarkısı, müziğin inceliklerle yerleştirildiği bir Murakami eseri. Roman içinde o kadar çok müzisyen ve parçayla karşılaşıyorsunuz ki, şaşırıyorsunuz. Plak arşivinde de sıkça karşımıza çıkan Thelonious Monk’a, kitabın altıncı ve yedinci bölümlerinde rastlıyoruz. 

Miles Davis – Kind of Blue
Kitap: İmkansızın Şarkısı

Her caz hayranının zihninde yer edinen o efsanevi kayıt, İmkansızın Şarkısı’nda da kendine yer buluyor. Miles Davis’in Haruki Murakami üzerindeki etkisi tartışılmaz. Ancak görünüşe göre, Kind of Blue onun için çok daha fazla şey ifade ediyor.

Stan Getz – Getz/Gilberto
Kitap: Sahilde Kafka

Nerede bir caz listesi yapılsa, konu Getz/Gilberto’ya gelir. Sahilde Kafka’nın 25. bölümünde de aynı şey yaşanıyor elbette. Bu bir caz listesi olmasa da, hem Murakami’nin zihninde dönen fikirleri okuyor hem de ona eşlik eden müziklere rastlıyoruz nihayetinde. Getz/Gilberto kaydı, gerçekten zamansız bir eser. 

Miles Davis – Bags’ Groove
Kitap: Haşlanmış Harikalar Diyarı ve Dünyanın Sonu 

Miles Davis’in Thelonious Monk, Sonny Rollins, Milt Jackson, Horace Silver, Percy Heath  ve Kenny Clarke ile birlikte kaydettiği Bags’ Groove, bu şahane isimli kitabın 35. bölümünde karşımıza çıkıyor. Altı çizilesi ve hakkında kocaman Spotify playlistleri yapılası bölümleri bulunan kitabın en tatlı köşelerinden biri, Miles Davis’le karşılaştığımız an. 

Erroll Garner – I’ll Remember April (Concert by the Sea albümünden)
Kitap: After the Quake

Türkçeye henüz çevrilmemiş olan eserinde Murakami, altı küçük öyküyle Japonya’yı derinden sarsan 1995 Kobe depremine odaklanıyor. Kitapta, Amerikalı caz piyanisti Erroll Garner’ın özel konser albümü Concert by the Sea’ye de küçük de olsa dokunuluyor. Murakami, müziği bir deneyime dönüştüren kayıtları çok seviyor.

Bu beş parça, aslında Murakami kitaplarında anılan eserlerin çok küçük bir kısmı. Farklı müzik türlerinden örneklere yer veren, her şeye açık olan Murakami romanlarından ilham almamak mümkün değil. 

Haruki Murakami gibi bir dinleyici olmak mümkün mü?

İyi bir dinleyiciyi örnek almak, her zaman sizi doğru yola doğru çeker. Beğenilerinizi keşfeder, farklı yöntemlerle yeni müziklere yelken açmayı öğrenir ve müzikten aldığınız keyfi artırırsınız. Haruki Murakami’nin iyi bir dinleyici olduğu sanırım tartışılmaz. Dolayısıyla, onu örnek alarak müzik dinlemek ve müziği bir yolculuk olarak görmek de bizi iyi bir noktaya götürür diye düşünüyorum. Bu nedenle, biraz dinleyici Haruki Murakami’nin müziği dinleme ve paylaşma biçimine bakalım istiyorum.

Müziğe tutkuyla bağlanmak

Haruki Murakami, müziğe tutkuyla bağlı. Muhtemelen bu yüzden, dünyanın her yerinde, onun müzikle kurduğu ilişkiyi konuşuyoruz. Murakami, henüz yazarlığa adım atmadan önce, bir caz bar sahibiydi. Tutkuyla bağlı olduğu müziği, eşiyle beraber bir caz bar işleterek insanlarla paylaşıyordu. Yetmişli yıllarda sahibi olduğu Peter Cat isimli bu caz barı yürütebilmek için maddi anlamda çok da risk alıyordu. Ancak onun müziğe duyduğu bağlılık, zor olsa bile Peter Cat’i ayakta tutmak için çabalamasına önayak olmuştu.

Farklı türlere açık olmak

Murakami, yalnızca bir caz dinleyicisi olarak tanımlayabileceğimiz bir kişi değil. Hatta caz, onun dinlediklerinin küçük bir kısmı. Muazzam bir klasik müzik arşivi, klasik rock müzik arşivi de var. Her zaman, kendisini iyi hissettiren melodileri, türlerinden bağımsız olarak yakalamaya çalışıyor. İyi bir müzik dinleyicisi olmak, bunu gerektirir.  

İşi uzmanıyla konuşmak

Örneğin, klasik müzik hakkında sohbet etmek istiyorsanız, dünyaca tanınan usta bir şefle konuşmak! Bu, herkes için mümkün olmaz tabii ama Haruki Murakami, Seiji Ozawa ile birlikte klasik müzik eserleri dinleyip onlar hakkında sohbetler ederek enfes bir kitaba imza attı. “Sadece Müzik” adlı bu kitap, içinde dolu dolu klasik müzik bilgisi barındırıyor. Eğer Ozawa kadar ünlüsüyle karşılaşacak fırsatınız yoksa bile, müzik hakkında doğru isimleri ve kaynakları pusula belirlemek en sağlıklısı. 

Tüketmeyi bırakmamak

Haruki Murakami, belli bir döneme ve belli bir müzik dönemine çakılı kalan bir müzik dinleyicisi değil. Müziği bir dinleyici olarak tüketmeyi ve keşfetmeye devam etmeyi seviyor. Böylece, çağdaş olan her şeyin izini sürmeye de fırsat buluyor. Ondan öğrenmemiz gereken belki de en önemli şey, bir müzik dinleyicisinin hiçbir zaman müziği tüketmeyi bırakmaması. 

Müziği fiziksel olarak arşivlemek

Binlerce plaklık koleksiyonunu biliyoruz ancak eminiz ki CD ve kaset formatlarında da çok fazla albümü arşivlemiştir. Müziğe fiziksel olarak sahip olmak, günümüzün Spotify şartlarında bile değerini koruyor. Dokunabildiğiniz albümler, müziği çok daha yakından ve verimli keşfetmenizi sağlıyor. Murakami’nin örnek alınması gereken davranışlarından biri, müziği fiziksel olarak arşivlemek.

Sevdiklerini herkesle paylaşmak

Müzik hakkında bir şeyler yazmak, sevdiğiniz şeyleri insanlara dinletmek ya da bizzat müzik yapmak… Müziğe ait tüm güzellikler, paylaşılmayı hak ediyor. Deneyiminizi kendinize saklamayın. Murakami bunu çok iyi yaptı ve tüm müzikseverler de paylaşılan güzellikleri hak ediyor. 

2025 BeatSommelier

Etiketler:
Yazıyı Paylaşın
Yorum Yazın

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir