Eski Beyoğlu Mekanları: Büyük Cambaz (Cambaz-2)

Murat Beşer
Yazar:
Okuma Süresi: 6 Dakika

İmam Adnan Sokak’ta 20 numaralı bina, teras ile birlikte altı katlı… Bu bina önceden bir deri markasının merkeziydi. En üst katta ayakkabı çanta yerleri vardı. Bir ara Don Kişot diye bir bar olmuştu. 29 Ekim 2001 tarihinde Cambaz olarak devralınca ilk işleri mutfağını tuvaletini yapmak olmuştu. Artık ellerinde 1400 m2’lik bir eğlence kompleksi vardı.  

Bir Krizden Doğan Büyüme Hikâyesi

İşler yolundayken devalüasyon olmuş, piyasalar durmuştu. Haliyle herkes gibi Cambaz’ın da borçları birikmiş, ödeme krizleri yaşanmaya başlamıştı. Onları bu krizden çıkaran Carlsberg sponsorluğu oldu. Carlsberg’in o dönem yaptığı yatırımlardan geri dönüş aldığı tek yer burası olmuştu. Zira piyasanın %85’ine Efes hakimdi. Cambaz birdenbire tahminlerin ötesinde büyümeye başlamıştı.

Kat Kat Kurgulanan Mekânın Beyoğlu’na Getirdikleri

Cambaz’ın iç mekanı

Alt katı şarap mahzeni, giriş katı kafe, bir üstünü Meksika lokantası onun da üstünü elektronik müzik çalan bir yer, en üstü de canlı müzik yeri olarak düşündüler. Bir de teras tabi… Rıza’yı en fazla heyecanlandıran terastı, Küçük Cambaz’dan beri düşüncesi ve hayali şuydu: “Beyoğlu terasların olacak”. Reklam için hazırladıkları kartta tepesindeki saçlar dökülmeye başlamış bir adamın arkadan çekilmiş fotoğrafı görülüyor; kel kısımda “teras açıldı” yazıyordu, model Ümit Çırak idi. Bu terasta bazı pazarlar akşamüstüne doğru terasta mangal partileri yapılıyordu, ki bunlar ustaların şeflerin marifetlerini sergilediği workshoplara dönüşmüştü. 

Mahzen’in duvarları taştan, şarap şişelerinin diplerini kestirip dekor yapmışlardı. Sırrı Süreyya Önder ile Mazlum Çimen bir program yapıyor, her program sonrası konukları ile birlikte Mahzen’e geliyorlardı.

Giriş kafede oturma gruplarının yanında bar sandalyeler ve stantlar bulunuyordu. Mimarisiyle ferahlık duygusu yaratan bir yerdi, metal ayaklı puflar rahatlık duygusu yaratıyordu. Zapata adını verdikleri Meksika lokantasında kaktüsü andıran sandalyeler, dev gramofona benzer koltuklar vardı. Emiliano Zapata’nın görsellerini ve Diego de Riviera’nın resimlerini kullanmışlardı. 

Wasp Club olarak açılan elektronik müzik kulübünde de egzotik hayvanlara gönderme yapan kurbağa, eşek arısı resimleri; kare oturma gruplarında kurbağa baskısı, duvarlarda dekoratif etkisi yüksek duvar kağıtları vardı. Ancak müşterilerin elinde içki yerine su görmeye başlayınca uyuşturucudan kaygılanıp elektronik müzikten vazgeçtiler. İlk Cambaz’ın müzikal işlevi gibi, müziğin damarını arayan her dilden çalan mekân olacaklardı. Canlı müzik katında dekor olarak 1930’lu yıllarda bir Alman fotoğrafçının çektiği siyah beyaz bitki fotoğraflarından oluşan baskılar kullanmışlardı. Bu katta Göksel’den Feridun Düzağaç’a kadar dönemin parlak isimleri sahne almıştı. 

Havalandırmasından, hijyenine kadar çıtası yüksekti Cambaz’ın. Her katın ayrı bir ses sistemi vardı. İnsanların müzikten keyif alabilmeleri için ekipman ve ses sistemine yatırım yapmaktan çekinmemişlerdi. Cambaz Beyoğlu’na gelmeyen çok sayıda insanı Beyoğlu’na getirmişti. Sadece buraya gelen bir kitle vardı, İstanbul dışından. Gastrotur üreten bir nokta olarak burada televizyonda, sinemada gördükleri tanıdıkları bulabiliyordu insanlar. İzole lokal değil, herkesin yan yana eğlendiği ego patlaması içinde olmadığı bir yerdi. Avrupa Yakası ekibi gelir yeni bölümü izlerdi. Gülse Birsel’ler üst kata çıkıp dans edip eğlenirlerdi. “Neredesin Firuze” filminin bazı sahneleri burada çekilmişti. Fatih Akın’ın “Duvara Karşı” filminin kutlaması, Orhan Pamuk’un Nobel kutlaması burada oldu. Şehir Tiyatroları Genel Müdürü Nurullah Tuncay, her yeni oyunun kutlamasını burada yapıyordu. 

Kadın-erkek oranı dengeliydi hatta zaman zaman kadınlar daha fazlaydı. Meyhanesi kadınların tek başına gelip eğlenebilecekleri yerdi. Garson müşteri güvenlik ilişkileri de seviyeliydi; beş yılda sadece beş kavga çıkmıştı. Bu sayede burası Beyoğlu’nun en yoğun insan hacmini ağırlayan en güvenli yerlerinde biri oldu. Hafta içi üç güvenlik hafta sonu 11 güvenlik oluyordu. Kış aylarında günde 800 kişinin girdiği bir yer için mükemmel bir durumdu.

Dinamik bir mekân olduğu için sürekli evrildi Cambaz. Kışın iki üç katta birden çalışıyorlardı. Haftanın bazı günleri kutlamalar olur, Boğaziçi Üniversitesi Salsa Topluluğu toplanır, başkaları da Tango yapardı. Bunlar para kazandıran şeyler değildi ama çevreleri genişliyordu. 

Altı yılı devirdiklerinde mal sahibi binayı satmak istediğini söylemişti ama Cambaz’ın binaya ciddi yatırımları vardı. Yatırımlarının bir kısmını alacakları bir sözleşme yaptılar, 2006 yılında satış gerçekleştiğinde de paralarını aldılar. Bu esnada meyhaneyi Cezayir Sokağı’na taşımışlardı. Meyhanenin sloganı “İstanbul meze müzesini damaklarda gezdiriyoruz” isi. Rıza burada açık artırmalardan aldığı başta Nesrin Sipahi ve Sezen Aksu plakları ile olmak üzere “Şarabesk” adını verdiği bir konseptte partiler düzenlemiş, sonrasında plaklarını Engin Alkan’a satmıştı. Yanı sıra üç metreye 2.5 metrelik dijital baskı perdeler vardı. Üzerlerinde Osmanlı sarayından aşçı, iskemleci minyatürleri… Beş yılın sonunda 2011 yılında meyhaneyi devrettiler. 

Cambaz’ın misafirleri

Yasaklar, Dönüşüm ve Kapanış

Cambaz’ın son günlerine gelecek olursak, kötü zamanlar başlamak üzereydi. Sigara yasakları ve sokağa masa atma yasağı başlamış, belediyenin kasti kazıları artmıştı. Cambaz’ın kapanışı TAPDK yasalarının değiştiği, belediyenin burayla ilgili bazı planlarını hayata geçirmek için düğmeye bastığı, burayı bitirme çalışmalarının başlatıldığı zamana denk gelmişti. Sokaklar yollar kapatılıyordu. Alkazar Sineması, Emek Sineması, Rüya Sineması, Sinepop kapanıyordu. Cambaz da onlarla inişe geçmişti. Beyoğlu sevimsiz bir toplum mühendisliğinin kurbanı oluyordu. Bir süre sonra giriş katı Antep Lokantası oldu, Mahzen de taş fırın.

Yan bina içinde bulunan Köfteci Hüseyin’in tadilatı esnasında çökmüş, çökerken bunların da binasına zarar verince belediye tarafından mühürlenmişti. 2007 yılında kapanmıştı Cambaz. Kapandığı gün terasında 800 kişi toplanmıştı. 

Özel olarak İmam Adnan Sokak’ta genel olarak Beyoğlu’nun gece hayatında yeme-içme kültürüne katkıda bulunmuş bir mekandı. Zamanının ilerisindeydi. 

2025 BeatSommelier

Yazıyı Paylaşın
1 Yorum
  • Cambaz’da Bollywood Gecesi de düzenlenmişti. Yılını tam hatırlayamadım ancak. Tahmini 2005-2007 arası. Güzel bir bina terası manzaralı idi.

Agah Karaburçak için bir yanıt yazın Yanıtı iptal et

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir