Kim bu Tyler Baudelaire?
Tyler, The Creator, bu albümde kendine bir alter ego yaratarak onun üzerinden hikayesini anlatmayı tercih ediyor. Tyler Baudelaire üzerinden anlattığı bir kaçış ve yüzleşme hikayesi gibi ilerleyen albüm, lüks oteller, pasaport damgaları ve egzotik rotalar arasında dolaşan gidip geliyor. Pandemide yazılıp kaydedildiğini de düşünürsek bu tema biraz daha anlam kazanıyor. Albüm boyunca Tyler, arzularıyla gerçeklik arasında sıkışmış bir figür olarak beliriyor dinleyicinin karşısında. Seyahat ettikçe büyüyen ama aynı oranda yalnızlaşan birine evriliyor. Bu noktada karakterin ismi üzerinden Charles Baudelaire ile kurulan paralellikler dikkat çekse de Tyler bu bağlantıyı reddediyor. “A Series of Unfortunate Events” evrenindeki Baudelaire yetimlerine referans verdiğini belirtse de Charles Baudelaire bağlantısı fazlasıyla hissediliyor. Çünkü ister bilinçli ister tesadüfi olsun, bu karakter hem romantizm ile gerçeklik hem de ihtişam ile duygusal yetersizlik arasındaki çatışmayı temsil ederek Tyler’ın kariyerindeki dönüşümü daha da görünür kılıyor. Bu da Charles Baudelaire’nin şiirlerinde sık sık karşılaşılan bir durum…

Albümün ortaya çıkışı ve samplelar
2019’da IGOR ile elde ettiği Grammy başarısının ardından Tyler, o güne kadar ulaştığı tanınırlığı ikiye, üçe katladı. Bu sebeple de pandemi sürecinde içine kapanmak yerine zihinsel olarak dünyayı dolaşmaya başladığı bir hikaye aklını çeliyor. Tyler Baudelaire personasını size açtığımız için onun detaylarını girmeyeceğiz lakin lüks, seyahat ve statü imgeleriyle örülü bu yeni evrende eski mixtape günlerindeki üretim iştahı artarak karşımıza çıkıyor. Ancak bir yandan da sözlerinde oldukça kırılgan bir taraf da bulunuyor. DJ Drama ile kurduğu yakaldığı uyum, albümü bir yol günlüğüne dönüştürüyor. Bir yanda lükslere boğulmuş bir hayat, diğer yanda ulaşılamayan bir ilişkiye saplanmışlık. Bu yüzden albüm, IGOR’un tek bir hikâyeye odaklanan yapısının aksine, bilinçli bir şekilde dağınıklığı kendine pusula belirliyor.
Pandeminin getirdiği fiziksel kısıtlamalara rağmen albümün hissiyatı sürekli hareket halinde. Tyler bu dönemde eski hip-hop kasetlerine, 2000’ler başı mixtape kültürüne ve seyahat fikrinin romantizmine sarılıyor. Sonuçta ortaya çıkan şey, pandemiden doğmuş ama zihinsel olarak sürekli hareket eden, geçmiş ile bugünü aynı valize sığdıran bir albüm. Sample’ların bolluğu da bunu gösteriyor.
‘SIR BAUDELAIRE’de Billy Cobham’ın caz dokunuşları ile Westside Gunn’ın ham enerjisi yan yana gelirken, ‘CORSO’da James Asher’ın egzotik tınıları devreye giriyor. ‘WUSYANAME’ ise bambaşka bir dünya. H-Town’ın 90’lar sosu hissedilirken, ‘LUMBERJACK’te Larry Willis, Gravediggaz ve Lafayette Afro Rock Band gibi farklı dünyalar çarpışıyor. ‘HOT WIND BLOWS’ta Penny Goodwin üzerinden gelen klasik caz hissiyatı, ‘MASSA’da The Impressions ile soul mirasına bağlanıyor. Kalan şarkılardaki sample’ları ve şarkılara etkisini de yazıp sizinle dinleme deneyiminizin arasına girmek istemiyoruz.
Konuklar
“Call Me If You Get Lost”, Tyler, The Creator’ın konuk sanatçı seçimlerinde adeta bir küratör titizliğinde çalıştığı bir albüm. Albümün hemen başında 42 Dugg ‘LEMONHEAD’deki iddialı girişiyle dikkat çekerken, YoungBoy Never Broke Again ‘WUSYANAME’de Tyler’ın lüks kavramını ele alışına boyut katıyor. Aynı parçaya Ty Dolla Sign’ın vokallerini de ekleyince albümün yıldızlarından biri ortaya çıkıyor. ’HOT WIND BLOWS’da Lil Wayne albümün en özgür anlarının birkaç tanesine imza atıyor. Domo Genesis ‘MANIFESTO’da Tyler’ın iç sesinin şüpheci yanına ışık tutarken, Brent Faiyaz ‘SWEET / I THOUGHT YOU WANTED TO DANCE’in ikinci yarısında romantizmi yeniden tanımlıyor. Lil Uzi Vert ‘JUGGERNAUT’ta yarattığı enerji patlamasını da anmamız gerekiyor. Saydıklarımızdan fazlasının da olduğu bu kalabalık kadroya rağmen direksiyonda hep Tyler’ın olduğunu da belirtmemiz iyi olacak. Bir tek prodüksiyon noktasında kontrolü bölüşüyor belki de. Jamie xx ve Jay Versace’nin ismini, Tyler’ınkiyle yan yana görüyoruz bu alanda.
Puan: 7/10
Tür: Rap
Yayın: 2021
Süre: 52 dakika
Label: Columbia


