Eski Beyoğlu Mekanları: Baraka/Feraye

Murat Beşer
Yazar:
Okuma Süresi: 7 Dakika

Baraka’nın kurucularından Erdinç Çekiç, doksanlı ilk yarısında Yıldız Teknik’te Elektrik-Elektronik bölümünde okurken, kendisiyle aynı alana ilgi duyan arkadaşlarıyla bir dağcılık kulübü kurmayı hayal ediyordu. Okul yakın, çıkışta soluğu Beyoğlu’nda alıyor, Haydar, 

Hassicktear, (müdavimler tarafından Hassiktir okunur) Bar gibi mekanlara takılıyorlardı. 1996 yılına gelindiğinde niyeti iyiden iyiye bozdular ve hayallerini süsleyen kulübü açmaya karar verdiler. Açacakları yer dağcıların takılacağı, eğitim vereceği, insanları tura çıkaracakları, turizm ruhsatlı, Türksab belgeli bir kulüp olacak, aynı zamanda da bar olarak çalışacaktı. Arkadaşları Tolga Sezgin ve Atila Ulaş ile turizm kısmını yaparken, dağcılıkla alakası olmayan bir başka arkadaşları olan Emir Tuna da bar işlerine bakacaktı. 

Erdinç’in gazetede gördüğü ilan üzerine girip bakmışlardı binaya. Hassiktir’e gidip gelirken burayı hep görüyorlardı, Balo Sokak’ın girişinde, köşede Ezine Apartmanı…

İlk görüşte baktıkları üst katı beğendiler ve dört ortak olarak tuttular. Bu katın bir odasında Nazım Hikmet’in yakalandığını söylemişti birileri, amcası orada oturuyormuş. Bina sahibi ise Ferzan Özpetek idi. 1992 yapımı olan ama bizde 1996 yılında sinemalara gelen, yönetmen Ron Fricke’nin “Baraka” isimli filmden esinlenerek koymuşlardı mekânın adını. İki balkon arasındaki duvara filmin çerçevelenmiş bir afişini asmışlardı. 

Her şey yolundaydı ama içki ruhsatı alıp alamayacaklarından emin değillerdi. Belediye başkanı Nusret Bayraktar… Ne de olsa akılları işin dağcılık kısmında. 1996 yılının Ağustos ayında tutup, Aralık’a kadar, yani ruhsat alana kadar kira ödemeyeceklerine dair söz almışlardı. Ruhsata başvurdular, araya tanıdıklar koydular ancak 1997 yılının 21 Haziran ayında alabildiler. O arada ruhsatsız çalışmayı başarmışlardı ama bu süreç çok uzun gelmişti hepsine. Ruhsat ha çıktı çıkacak diye beklerken, zabıtalar sürekli kontrole geliyorlardı. Balkonları küçük ama çok güzeldi, ilk gelenler hep oraya oturuyordu. O günlerde bir müşteri kafayı bulmuş, balkondan aşağı bardak düşürmüştü. Aşağıdan geçen birini sıyırmış, o da şikâyet etmişti. Erdinç bu yüzden bir gece karakolda kalmış, Hortum Süleyman’a ifade vermek zorunda kalmıştı. Hortum:   

– “Anlat bakayım, nooldu?

Erdinç anlattı ama Hortum dinlemediği için anlamamıştı. İkinci soru üzerine:  

– “Herhalde yanlış anladınız” diye yanıtlayınca, Hortum “nasıl yanlış anladım!” diye köpürmüş, bunun üzerine “Yok ben yanlış anlattım” cevabıyla savuşturmuştu.

Yaptıkları açılışa Nasuh Mahruki geldi, o sıralar Everest’e çıkmıştı. İlerleyen aylarda da orada fotoğraf seminerleri vermişti. AKUT Baraka’da kurulmuştu. Dağcılık konusunda ders veren kişi ise 2000 yılında Ağrı’da ölen İskender Iğdır olmuştu. 

Ortaklar bir süre sonra fire vermeye başladı. Tolga ile Atila ayrılınca dengeler değişmiş, dağcılık kulübü ayağı aksamış, onun yerine giderek bir rock bara doğru evrilmişlerdi. 2000’li yılların başında da Emir, Amerika’ya gitmek için ayrılınca Erdinç konservatuarda müzikoloji okuyan kardeşi Erhan ile Hassiktir’de barmenlik yapan Gürko lakaplı Gürkan Işık’ı işletmeye davet etmişti. Kalabalık bir çevreleri vardı, genelde Hassiktir’e takılan ama artık oradan sıkılmışlardı. Gürko’nun gelişi de etkili olmuş, çevreleri Baraka’ya gelmeye başlamıştı. Üstelik bira Hassiktir’de 100, Baraka’da 150 lira olmasına rağmen… Gürko anlatmıştı: Hassiktir’de bir müşteri bardak deterjan kokuyor diye şikayetçi olunca, “mümkün değil biz bardakları yıkamıyoruz ki” demişlerdi. 

Ata Demirer, Erhan’ın konservatuardan arkadaşıydı. İlk dönemlerinde burada stand-up yapmaya başlamıştı. Baraka giderek kalabalıklaşıyor, bu da müşteriden bazı taleplerin gelmesine neden oluyordu. Gelen taleplerden biri canlı müzikti. Bunun üzerine Çarşamba günlerini buna ayırdılar. Sırasıyla İhtiyaç Molası, Trompetçi Can ile basçı biraderi Okan çalıyordu. Diğer günleri de DJ’ler ile dolduruyorlardı. Çalanlar arasında Blues Perişan adıyla karikatürist (Grup Perişan karikatürlerini çizen) Aptül, Ogün ve Tarık Başoğlu kardeşler, sinemacı Timur Taş, (bendeniz) müzik yazarı Murat Beşer, edebiyatçı Ahmet Ümit gibi isimler vardı. Müşteri de kaliteliydi, kabine yaklaşanlar Jon Lord, Focus, Jethro Tull, Uriah Heep gibi şeyler istiyorlardı. Hepsini çalıyor ama araya bir Ajda Pekkan da sıkıştırmayı ihmal etmiyorlardı. Baraka, kaliteli müziği ile daha sonra şehrin iyi yerlerinde çalacak olan DJ’lere okul olmuştu. 

Ahmet Ümit, polisiye kitabındaki Başkomser Nevzat karakterini resimleyen Aptülika burada tanışmıştı. Aptül’ün ayrıca Batı Yakası adlı rock topluluğunun CD’si için çizdiği ve bir dönemin önemli rokerlerini gösteren karikatürü büyütüp Baraka’nın odalarından birinin duvarına boydan boya asmışlardı. Çok ilgi görüyordu, bir gün dalyan gibi iki Amerikalı kız gelip “aynı bizim eve benziyor” diye Aptül ile resmin önünde fotoğraf çekmişler, bir başka gün de Punk Aslı gelip, en üstte yer alan Seyyal Taner’i göstererek “bu neden burada” diye sormuştu. Aptül “ne işi var bu kadının bu kadar roker arasında” diye bozuk atmasını beklerken, Punk Aslı gururla:

– “O kadın benim teyzem” demişti. 

Füsun Önal, çıkardığı “Sevişmenin Rengi” adında kitabın lansmanını Baraka’da yapmıştı. Haldun Dormen gibi ağır konukların yer aldığı gecede, şarkı söyleyen Füsun’a klavyesiyle Rıza Silahlıpoda eşlik etmişti. 

Binanın alt katlarından birinde Safran vardı, vejetaryen yemekler veriyorlardı. Bir akşam içeri spor yorumcusu Erman Toroğlu dalmıştı yanlışlıkla Safran niyetine. Tuvalette bir çiftin öpüştüğünü gördüğünde “pozisyon penaltı” deyip çıkmıştı. İki tuvalet vardı mekânda, büyük tuvalet kadınların, küçük tuvalet erkeklerindi.

Dağcılık kulübü olamamıştı ama dostlar kulübü olmuştu Baraka. İnsanlarda henüz cep telefonu yokken birbirlerine ulaşmak için buranın telefonunu veriyorlar, gecenin bir saati birilerini ararlar “orada mı?” diye sorarlardı. Bu yüzden Baraka’nın tabelası yoktu, herkes gelmesin diye ama ihtiyaç da olmamıştı buna. 

Gezi olayları esnasındaki toplanma yerlerinden biriydi. Polis caddeye girdiğinde ilk biber gazını buraya atıyordu. Olayların gidişatı ve Beyoğlu’nun eski müdavimleri tarafında terk edilmesi ve yeni bir profilin akını Baraka için iyi haberler değildi. Ayrıca Baraka açıldığında Beyoğlu’nda sadece 126 tane alkollü mekân vardı. Buna pavyonlar, publar dahildi, 2016’ya gelindiğinde ise sayıları 1500’ü bulmuştu. Bunun ve Türkü barların çoğalmasının da Baraka’nın kapanmasında etkisi olmuştu. Bulundukları binaya da Otantik adında bir türkü bar açılmıştı.

Baraka’nın bir alt katına 2009’da Feraye adında bir meyhane açmıştı Erdinç, Atlas Pasajı’ndaki Karga Müzik’in sahibi Ogün Başoğlu ile ortak. Baraka’da işler düşünce 2016 yılında iki mekânı birleştirip sadece Feraye adıyla devam etmişlerdi. Burada Ömür Küçük, Çorlulu Savaş ve Selim Sesler sahne alıyordu. Feraye, yeni nesil meyhane denen mekanların ilkiydi ve en iyi örneklerden biriydi. Böylece Baraka kapanmış, Feraye de sadece iki yıl ayakta kalmıştı.

Murat Beşer (muratbeser034@gmail.com)

2025 BeatSommelier

Yazıyı Paylaşın
Yorum Yazın

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir