Beatsommelier Mixology: Can Artsan

Ahmethan Vural
Okuma Süresi: 6 Dakika

Opening Pour:

Can Artsan kimdir ve müziğini daha önce hiç dinlememiş birisi sorsa nasıl tarif eder?

Çocukluğundan beri dinlediği müzikleri sanki bilincinin değil de kalbindeki bir ‘komite’nin seçimleriyle belleğine alarak sanatsal duyarlığını inşa etmiş, müziği ve müziğin tüm ifadelerini ticari kaygıların ötesinde hayata geçirebilen, kalıcı olmanın ün uğruna ödün vermemekten geçtiğine inanan, akademik temeli olan bir vokalist, şarkı yazarı, enstrümantalist, aranjör.

Müziğimi soul ile soft rock arasında bir çizgide konumlandırabilirim. Rock tavrı bazen daha öne çıkıyor; bazen de soul, caza kayabiliyor. Tarzım belki pop-rock, pop-soul ya da pop-caz olarak da sınıflandırılabilir, ancak bunun sebebi popun ticari yönü değil, eşlik ettiği tarza prodüksiyonda sağladığı geniş alandır diye tahmin ediyorum.

The First Ingredient:

Seni dinlemeye başlayacaklar için önerdiğin şarkın hangisi olurdu? 

İzninle iki şarkıyla cevap vereceğim… Yaratmak istediğim dünyanın duygularına yolculuk yapmak için Yarın Hala Yarın ve Ilık Kış’ı dinleyebilirler. Birlikte değerlendirildiklerinde hikaye olarak ayrı karakterlerin şarkıları aslında. Müzikal tarz olarak da birisi rock/arena rock, diğeri soft rock ve soul. Bu iki şarkı bugüne kadar Can Artsan kimliğiyle yaptığım müziğin sunduğu yelpaze hakkında fikir verebilir.

Bize son albümün olan Suyun Yüzü’nden bahsedebilir misin? Kendi adıma konuşacak olursam bu tarzı çok özlemişim 🙂

Böyle hissetmene çok sevindim… Zaman ve sahil temaları üzerine kurulu, yer yer plot twist (sürpriz kırılmalar) içeren, çoğunlukla alternatif ve pop-soul tarzında bir albüm. Zaman ve sahil derken, sanırım suyun akışı imgesi bu albümdeki hakim duygulara, kompozisyonlara, hatta vokal tavrıma yön verdi.

Ekip çalışması boyutu son iki single’ımızdaki (mevcut grubumla yaptığımız şarkılar) kadar ön planda değildi, ama Erensu Ekmekciler, Ben Knorr, Alp Yalçın, hatta kardeşim Okan Küçük’ün emekleri var albümdeki farklı çalışmalarda.

The Core Blend:

Can Artsan’ın müziğini şekillendiren genel duygunu, en etkilendiğin sanatçıyı ve en sevdiğin albümü sorsak bunlar neler olurdu?

Bazen yalnızca müziğe olan bağımla üretiyorum. Işık Yağmurları böyle bir parçaydı mesela. Giriş bölümünün armonisi ve melodisi bana ‘geldi’ ve onu şarkıya dönüştürme arzusuyla bir çalışma sürecine girdik grup arkadaşlarımla. (gitar: Osman Aktaş, bas gitar: Mesut Kasap, davul: Boran Parım). Işık Yağmurları için sözlerden açıkçası tek beklentim besteye yakışabilmesiydi. Ama tabii ki sevgiyle yazılmış, sevginin önce söz, sonra da besteyi doğurduğu parçalarım da var. Sevgi burada hem anne hem güneş.

Kişisel olarak tanıma şerefine nail olmadığım isimlerden en etkilendiğim sanatçı Michael Jackson. Onun etkisiyle soul’a da, rock’a da doğal ve nitelikli bir geçiş yapabildiğimi düşünüyorum. Kişisel olarak tanıma şerefine nail olduğum en etkilendiğim sanatçılar ise öğrencisi olduğum Timur Selçuk (liseden sonra, İstanbul’daki ilk üç yılımda, 2010-2013), Randy Esen (Berklee öncesi İstanbul’daki son yılımda, 2013-2014) ve Steven Santoro’dur (İlk albümünü Atlantic Records ile, Ahmet Ertegün prodüktörlüğünde çıkarmış olan Berklee’deki hocam, 2015-2017). Her birinin hem vokalistliğimi hem yaratıcı müzisyenliğimi geliştirmemde çok önemli katkıları var…

En sevdiğim albüme açık ara olmasa da Michael Jackson’ın Bad albümü diyebilirim, Liberian Girl ve Dirty Diana parçaları benim için özeldir.

The Secret Ingredient:

Üstünde kimsenin tahmin edemeyeceği bir müzikal etki var mı?

Ayna grubunun ilk iki albümünün (Cemil Özeren’in cenazesine de gitmiştim İstanbul’da okuduğum dönemde) ve Mustafa Sandal’ın ilk dört albümünün çocukluğumdan kalan ve bende değeri azalmamış etkileri var. Bugün baktığımızda birçok insanı şaşırtabilecek parçalar var bu albümlerde. Ayna için Fesleğen, Tozpembe Hayaller, İstanbul Sokakları, Uyandım; Mustafa Sandal için Neredesin, Karanlığa Veda, Bir Başka ve Mesela parçalarını örnek verebilirim. Öte yandan bu albümlerde daha popüler olan ve gönül tellerimi bahsettiğim parçalar kadar titretmeyen parçalar da var…

Can’ın Final Mix’i

Can’ın en sevdiği 5 albüm hangisi?

John Mayer – Sob Rock

Eric Johnson – Venus Isle

Steve Vai – Alien Love Secrets

Michael Jackson – Bad

Timur Selçuk – İspanyol Meyhanesi

Snacks & Small Bites

Stüdyo mu sahne mi?

Stüdyo, çünkü teknik kısıtlamalar yok. Orada bir değil, aynı anda on farklı Can var olabilir. Ama sahneyi ve alkışı özledim, özlemim dinince fikrim değişebilir.

Elektro gitar mı akustik gitar mı?

Naylon telli (klasik/İspanyol) akustik gitar deseydin daha çok düşünürdüm, ancak çelik telli akustik gitar söz konusuysa elektro gitar derim. Tını ve ifade çeşitliliği bakımından onu daha zengin buluyorum. Bu arada elektro gitar ve akustik gitardan birini seçmeyip ikisini de kullandığımız ilk parçam, son parçamız Ilık Kış. Aslında o parçada hem naylon telli hem çelik telli akustik gitar, hem de hollow body bir caz gitar var. Akustik gitarları Mert Yaymanoğlu, elektro gitarı Osman Aktaş çaldı.

Gece mi kayıt yaparsın sabah mı?

Çoğunlukla gece, çünkü geceleri kendimi daha üretken hissediyorum. Ayrıca gündüzlerimi kayıtta geçirdiğimde güneşi kaçırdığım için üzülüyorum, çünkü stüdyom bodrum katında ve izolasyondan dolayı penceresiz.

Şu sıralar tekrar tekrar dinlediğin o şarkı?

Alter Bridge – Watch Over You

Bir şehir, bir şarkı ve bir film?

Şu anda Beşiktaş – Bebek ya da Suadiye – Fenerbahçe sahilinde yürüyüş yapmanın düşüncesiyle İstanbul

The Way You Look Tonight, Rod Stewart yorumu

Before Sunrise

2025 BeatSommelier

Yazıyı Paylaşın
Yorum Yazın

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir