Bozcaada Caz Festivali Ekibiyle Festival, Müzik ve Ada Üzerine

Andaç Üzel
Yazar:
Okuma Süresi: 10 Dakika

Bu sene yine Bozcaada’yı yine caz müziğin farklı renklerine boyayacak olan Bozcaada Caz Festivali, 6-7-8 Eylül’de gerçekleşecek. Festival ekibiyle bir araya geldik, her biri kendi alanında uzman isimlerle Bozcaada Caz Festivali’nin dününü, bugününü ve yarınını konuştuk.

Andaç Üzel: Bozcaada Caz Festivali’nin yolculuğu en başta nasıl başladı? Bir caz festivalini Bozcaada’da yapma fikrinin nasıl ortaya çıktığını merak ediyorum.

Murat Sezgi: Festivalin gerçekleşmesinden önce de uzun yıllardır festivallerde görev alan, bazılarını en başından kurgulayan bir ekibimiz, arkadaş grubumuz vardı. Türkiye’de daha önce gerçekleştirilen caz festivallerinin daha çok şehir festivalleri formatında, farklı mekanlarda, hali hazırda konser mekanı olarak kullanılan alanlarda yapılan tekil konserlerin bir araya gelmesinden oluşan bir format olduğunu biliyorduk. 

Bozcaada hayatımıza, Pavli ile girdi. Aslen hayalimiz, festivali burada gerçekleştirmekti. Dünyadaki güzel örneklerden de esinlenerek ve mekana uygulayarak bir festival tasarladık. Bozcaada’nın buna çok yakışacağını düşündük. Amacımız, açıkhava müzik festivali formatında insanları bir araya getirmek, ancak bunun odağında bu sefer caz ve doğaçlama müziğini almaktı. Türkiye’de böyle bir şey ilgi görür mü, daha niş olan bu türlerde yeterince insan toplayabilir miyiz çekincelerini bilakis bir avantaj olarak görerek, bunun mümkün olacağını hatta birçok insanın çok hoşuna gideceğini düşündük.

Bozcaadalılardan bazılarının kaygılarını bu dönemde hızlıca dikkate alarak festival mekanını Ayazma Manastırı olarak belirledik. İlk senesi, süreç anlamında anlamında biraz dramatik ve yoğun duygulu olmuştu. Ancak işin sonunda sanatçısından katılımcısına, Bozcaada’da yaşayanından ekip arkadaşlarımıza kadar çoğu insanın katkı sağladığı ve  çok mutlu olduğu bir iş ortaya çıktı. Deney de olumlu sonuç verdi.. İnsanlar gündüz tatilini, dinlenmesini yapıp son derece rahat kıyafetleriyle, açık havada yıldızların altında açık ve doğaçlama müzikler dinleyip çok iyi vakit geçirdiler. Programdaki isimlerin popülerliğinden çok müzikal çeşitliliğe, samimiyete, doğaçlamaya ve müziğin adayla uyumuna çekildiler.

Festivalin konumu, festivalin kimliğini ne kadar etkiledi? Bozcaada Caz Festivali, Bozcaada’dan nasıl ilham aldı?

Murat Sezgi: Bozcaada Caz Festivali’ni en özel yapan konu Bozcaada’nın kendisi, bir ada oluşu ve burada yaşanılan his. Festivali Bozcaada’dan ayrı şekilde düşünemeyiz. Festival kurucularından Doğukan Çokşeker’in çok sevdiğim bir anlatış şekli var. ‘’O adanın kapakları arkanızdan kapanıyor ya, işte o zaman aslında festival kafasına da giriyorsunuz.’’ Burada festival yapmak gerçekten özel bir şey. Maliyet, çalışma yükü vb. çoğu anlamda zor kısımları da yoğun. Ancak ekibin, sanatçıların, paydaşlarımızın, ve en önemlisi de seyircilerin keyfine burada bir şeyler oluyor. 

Festival programlasından tutun da iletişiminden ve görsel tasarımına, ekip yönetiminden tedarikçi seçimine kadar sürekli adadan ilham alır haldeyiz. Adanın rüzgarı da gün batımı da, şarabı da, gelişimi, değişime karşı olan direnci, olumlu ve olumsuz yaşadığı tüm süreçler bizim için ilham kaynağı. Festival kimliğinin oturmasında Bozcaada o kadar merkezi bir konumda ki, tasarım ekibimizi ya da programlama ekibimizi çalışırken sürekli ‘adaya uygun’ tabirini kullanışına şahit olabilirsiniz. Özellikle son birkaç ayda yönetim tarzımızda bazı değişiklikler oldu. Bu seneden itibaren, 10. yıla doğru uzanırken Bozcaada’nın dertlerini, gündemini, ihtiyaçlarını daha fazla anlamayı, içinde olmayı, yansıtmayı hedefliyoruz. 

Geçtiğimiz seneye yönelik bir etki raporu yayınladınız. O etki raporuna biraz girelim istiyorum. Temel çıktıları neler oldu? 

Çağıl Özdemir: Etki raporu; festivalin ekonomik, çevresel, sosyal ve kültürel etkilerini kapsamlı bir şekilde değerlendirdi. Bu alanlardaki temel çıktılardan bazılarını şöyle özetleyebilirim:

Festivalin kendi harcamaları ve ziyaretçilerin adada yaptıkları harcamalarla, Bozcaada ekonomisine doğrudan katkısı 40,394,000 ₺ oldu. Dolaylı ve tetiklenen etkilerle birlikte toplam ekonomik etki 121,182,000 ₺’ye ulaştı. 4,000 ziyaretçimizin 3,000’i Çanakkale dışından geldi ve bu süreçte 33 tam zamanlı kişiye denk istihdam sağlandı.

Katılımcılar ve yerel halkın %90’ı etkinlik sonrası esenlik durumlarında olumlu bir değişim olduğunu bildirdi. Özellikle, Kızlar için Caz Kampı gibi etkinliklerle toplumsal cinsiyet eşitliğine katkı sunduk ve müzikte kadınların temsiliyetini artırmaya yönelik somut adımlar attık. Festival organizasyonunda da yüksek kadın katılımı, toplumsal cinsiyet eşitliği adına önemli bir gösterge oldu.

Festivalin karbon ayak izi 1,600 ton CO2e olarak hesaplandı, bu miktar Çanakkale’de 1,329 kişinin bir yılda ürettiği emisyona eşdeğer. Karbon ayak izimizin %95’i ziyaretçi ulaşımı, konaklama ve yemek hizmetlerinden kaynaklanıyor, bu etkinin yarısı yolculuklardan geliyor. Su ayak izimiz ise 23,500 m³, yani 10 olimpik yüzme havuzunu dolduracak miktarda.

Festival, içerik kalitesi ve katılımcı sanatçıların profili sayesinde ada halkı ve yerel yönetim nezdinde önemli bir kültürel etki yarattı. KEŞİF programı ile konser programı arasında daha fazla organik bağ ve etkileşim kurulması, bu etkinin daha da artabileceğini gösteriyor.

Bu rapor, festivalin sadece müzikle sınırlı kalmayan, çok yönlü ve derinlemesine bir etki yaratma potansiyelini ortaya koyuyor.

Festivalin bu sene çok dikkat çekici bir teması var: Miselyum. Bilmeyenler, merak edenler için sorayım. Miselyum nedir, festival ile tema ne noktada kesişiyor?

Çağıl Özdemir: Miselyum, toprağın derinliklerinde, gözle göremediğimiz bir dünya kurar; incecik ipliksi ağlarıyla yeraltını sarar, besinleri taşır, canlıları birbirine bağlar. Aslında doğanın gizli bir haberci ağıdır bu; sürekli bilgi aktarır, yaşamı ayakta tutar. Biz de bu yılki festival temasını seçerken miselyumun bu sessiz ama güçlü yapısından ilham aldık.

Festivalimizin teması, bir arada olmanın gücünü ve hepimizin bu büyük yaşam ağına nasıl dokunduğumuzu anlatıyor. Miselyum, bir anlamda, topluluklarımızın biyolojik bir modeli. Nasıl ki bu ağlar ekosistemi besleyip birbirine bağlıyorsa, biz de festival boyunca bilgi ve deneyimlerimizi paylaşarak, topluluklarımızda yeni bağlar kurmayı hedefliyoruz.

Bu yılki festivalde, sadece bireysel katkılar değil, hep birlikte hareket etmenin ne kadar dönüştürücü olabileceğini göstermek istiyoruz. Miselyumu “dünyanın doğal internet ağı” olarak görmek, topluluklarımızın da birbirine nasıl bağlı ve dayanışma içinde olabileceğini gözler önüne seriyor. Bu bağlamda, atölyelerden panellere kadar birçok etkinlikte, katılımcılar arasında organik ve dinamik bir etkileşim ağı kurmayı amaçlıyoruz.

Miselyum teması, doğanın, kültürün ve merakın bir arada dans ettiği bir model sunuyor bize. Bu tema, festivalimizin kalbinde yer alıyor; katılımcılar arasında güçlü bağlar oluşturarak, topluluklar üzerinde dönüştürücü bir etki yaratmayı hedefliyoruz. Kısacası, miselyum, festivalin ruhunu simgeliyor; birlikte dayanıklı, esnek ve merkeziyetsiz yapılar kurmanın yollarını arıyoruz.

Bu sene festivalde yine çok özel isimleri ağırlıyorsunuz. Size göre festivalin bu seneki edisyonunu özetleyen en önemli üç müzisyen/grup/proje hangileri?

Onur Çelikkol: Gerçekten çok zor bir soru çünkü festival kapsamında yer verdiğimiz sanatçıların/projelerinin aslında hepsinin ayrı bir yeri ve kattığı bir renk var bu sebeple üç isim ile bu seneyi özetlemek çok da mümkün değil. Bu noktadan yola çıkarak en önemli olarak nitelendiremesek bile, festivalin bu seneki edisyonunun programlamasındaki hedef ve dokunuşların en yüksek noktasına çıkacağı günün pazar günü olacağını söyleyebiliriz. Son gün sahne alacak sanatçılarımızdan Girls in Airports kuzeyden getirdiği caz esintileri ile adeta terapik bir müzikle açılışı yapacak. Ülkemizde hatrı sayılır bir kitlesi var ve uzun süredir kendilerini beklediklerini biliyoruz. Ardından Cenk Erdoğan Trio seyircilerimize kendi besteleri ile caz müziğin ülkemizde şekillenmiş en güzel ve özgün örneklerinden birini sunacak. Perdesiz gitarı ile bizim kulaklarımızın duymaya alışkın olduğu ve ruhumuza dokunan notaları caz müziğin sonsuz yelpazesinde buluşturacak. Son olarak uzun süredir hayranlıkla takip ettiğimiz Alfa Mist ise Londra’dan getirdiği yeni caz esintileri ile bize hem huzur hem de enerji dolu bir müzik sunarak festivali noktalandıracak. 

Bozcaada Caz Festivali’nde bu sene konserler dışında dinleyiciyi neler bekliyor?

Simay Baran: Bu sene bizi bolca birliktelik ve bu birlikteliğin doğurduğu değerlere dair farkındalığımızı arttıracak etkinlikler bekliyor: bir bütün ve onun parçası olmayı inceleyeceğimiz yürüyüşler; kendimize, çevremize ve ilişkilerimize daha merakla bakacağımız, çeşitliliği ve çokluğu kutlayacağımız sohbetler; doğanın sistemlerinden ilham alacağımız performanslar. Bu kapsamda kültür, doğa ve merakın iç içe geçtiği bir Keşif programı bizleri karşılayacak. 

Miselyum temasının çok katmanlı anlamları pek çok açıdan elverişli: festivalde arkadaşımızla veya bir yabancıyla bir araya gelerek beraber dans etmenin, ama aynı zamanda değerli gördüğümüz savunuculuk alanları etrafında bir araya gelmenin ve fikir alışverişi yapmanın, kısaca bir komünite hissine sahip olmanın kıymetini hatırlatacak bizlere. Kısaca Bozcaada’da kendi paylaşım ağımızı ve topluluk hissimizi iyileştirmemizi kolaylaştıran bir programlama var.

Festival ekibi olarak da bu temayı festivalin ada ile, yerel olan ile ilişkine daha derinlemesine bakmak için, daha anlamlı birliktelikler geliştirmek için vakitli bir fırsat olarak değerlendiriyoruz. Bu yüzden izleyicilerin de ada hakkında düşünmesi ve daha derin bir bağ kurması bizim için önemli: dolayısıyla adayı konuştuğumuz, adadan ilham aldığımız sohbetler, yemekler, deneyimler bizleri bekliyor. Köklere dönmek ve yol boyunca sevgi, empati, aidiyet ve daha pek çok değeri tekrar keşfetmek için sabırsızlanıyoruz. 

Önümüzdeki senenin festivali için şimdiden verebileceğiniz ipuçları var mı? Şimdiden heyecanlanmamızı sağlayacak bir şeyler verebilirsiniz belki! 

Murat Sezgi: Eğitim ve eğlenceyi bir araya getiren adımlar atacağız. 10. senemize hazırlanırken festivalin formatında bazı ufak dokunuşlar da olacak. Adanın daha çok yerine ve konusuna dokunup, gündüz saatlerine daha çok odaklanacağız. 

2025 BeatSommelier

Yazıyı Paylaşın
Yorum Yazın

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir