BeatTalks: Trivium

Orçun Onat Demiröz
Okuma Süresi: 13 Dakika

“Alex Rüdinger’in Gruba Katılmasıyla Birlikte Kariyerimizin Zirvesindeyiz. Çok Küçük Yaşlardan Beri Müzik Yapıyoruz ve Şu An En İyi Halimizdeyiz. İstanbul’da Vereceğimiz Konseri de Unutulmaz Kılacağız!”

Trivium, modern metalin en önde gelen ekiplerinden. Güçlü riffleri, kana hızla karışan melodik tarzları ve agresif vokalleri ile dünya çapında büyüyen Trivium, 2000’ler sonrasındaki metal sahnesini de tanımlayan dinamik gruplardan. Kariyerlerine çok küçük yaşlarda başlayan ve “Ascendancy” gibi modern bir metal başyapıtını ortaya koyarak zirveye çıkan grup, 12 yıl aradan sonra tekrar İstanbul’a geliyor. 

Aynı zamanda Ascendacy’nin 20. yılını kutlayan Trivium, geçen yıl da davula Alex Rüdinger’i ekledi. Şu an Avrupa turnesinde olan ve Stagepass organizasyonuyla 30 Haziran’da Maximum Uniq Açıkhava sahnesine çıkacak Trivium ile konserleri öncesinde bir röportaj gerçekleştirdim. Uzun yıllardır grubun bas gitaristi olan Paolo Gregoletto ile buluştuk ve Trivium’un girdiği yeni yolu konuştuk. Keyifli okumalar!

Merhaba Paolo, nasılsın? Öncelikle seninle röportaj yapmak çok keyifli, Trivium kariyerinin başından beri takip ettiğim bir grup. Avrupa turneniz başladı, arka arkaya birçok konser vereceksiniz. Ay sonunda da İstanbul’a geliyorsunuz. Avrupa turneniz nasıl başladı ve nasıl gidiyor? 

Paolo Gregoletto: Her şey harika gidiyor. Şu ana kadar dört konser verdik ve gerçekten müthiş bir başlangıç yaptık. Bu Alex Rüdinger ile çıktığımız ilk Avrupa turnesi ve her şey oldukça taze hissettiriyor. Setlistimiz hayranlarımızın en sevdiği şarkılarla, hitlerimiz ile dolu ama daha da önemlisi yeni bir başlangıç yapmış gibi hissediyoruz.

Avrupa’ya dönmekten ve özellikle de bu kadar uzun bir aradan sonra İstanbul’a tekrar gelecek olmaktan ötürü çok heyecanlıyız. Ne kadar oldu hatırlayamıyorum bile. 

Evet, çok uzun zaman oldu. 2012’de ve 2014’te İstanbul’da sahne almıştınız. İstanbul’u özlediniz mi, biz sizi çok özledik. Son ziyaretinizden bu yana İstanbul’a dair aklında neler kaldı? 🙂

Paolo Gregoletto: İlk gelişimizde Megadeth ile aynı turnede yer alıyorduk. O yüzden çok şımartılmıştık. İlk konserimizde devasa bir kalabalığın önünde çalmıştık. Sonunda Türkiye’ye gelebildiğimiz için de çok heyecanlıydık. İstanbul’da verdiğimiz ikinci konserimiz de çok iyi geçmişti. Çok güzel hatıralarım var. 

Ancak bu sefer birkaç gün boşluğumuz olacak, İstanbul’a geldiğimizde turistik yerleri gezmek istiyorum. İstanbul’daki hayranlarımızdan nereye gitmemiz, nereleri görmemiz ve neler yememiz gerektiği konusundaki tavsiyeleri bekliyoruz. Bizi bilirsiniz, ne derseniz onu yaparız. Planımız bu! 🙂 

Peki, konserdeki setlist nasıl olacak? Bizleri neler bekliyor? 🙂

Paolo Gregoletto: Spoiler vermek istemem tabii ama 80 dakikalık bir set ve aksiyon dolu. Son festivallerde çaldığımız setlistin üzerine birkaç şarkı daha ekleyeceğiz. Kariyerimizin her döneminden şarkılar içeren yoğun bir konser olacak.

Maalesef yeni albümümüzü henüz tamamlamadık, bu nedenle de yeni şarkılarımızı çalamıyoruz. Fakat bu da yeni albüm yayımlandıktan sonra Türkiye’ye tekrar gelmek için güzel bir bahane. 🙂 

Öte yandan geçtiğimiz yıl “Struck Dead” EP’sini yayımladınız. Kariyerinizin büyük bölümünde tam uzunlukta albümler yayımlamış bir grup olarak neden bu kez EP formatını tercih ettiniz? 

Paolo Gregoletto: Bunun en büyük nedeni kurduğumuz yeni “The Hangar Studios”du. Hangar tesisimizin içinde tamamıyla yeni bir stüdyo inşa ettik ve aylar sürdü. İlk planımız ise “The Poisoned Ascendancy” turnesi sırasında yayımlamak üzere tek bir şarkı kaydetmekti. 

Ancak yeni şarkı için işe koyulduğumuzda üç şarkı birden yazdık. İlk başta bunları yeni albümümüze koymayı düşündük ama sonrasında bu şarkılar ile yeni materyallerimiz arasında  zaman farkı olacağını hissettik. Doğrusu yeni albümümüz için net bir vizyonumuzun olmasını ve temiz bir sayfa açmak istiyoruz.

Ayrıca Struck Dead EP’si stüdyomuz için bir deneme sürüşü niteliğindeydi. Teknik açıdan çok şey öğrendik, kendimizi test ettik. Oda akustiği, iş akışımız ve kayıt yöntemlerimiz ile ilgili birçok gelişme yaşadık. Artık inşa ettiğimiz alanı en iyi şekilde nasıl kullanacağımızı biliyoruz. 

Bununla birlikte yeni şarkılar da sunmuş olduk. Yeni albümümüz yayımlandığında bir önceki albümümüzün üzerinden beş yıldan fazla zaman geçmiş olacak. Bu da uzun bir süre, hayranlarımızın yeni şarkılar için bu kadar beklemesini istemedik.  

Fakat EP’nin yeni albümün yönünü gösteren bir kayıt olduğunu düşünmüyorum. Her albümün söyleyecek yeni bir şeyleri olmalı ama kendi kurduğumuz stüdyoda kayıt yapmak fazlasıyla ilham vericiydi. Artık zaman konusunda da hiçbir sınırlamamız yok. 

Alex Bent, Trivium’un önemli bir parçasıydı ve grubun en güçlü albümlerinden bazılarında yer aldı. Onun ayrılığının ardından Alex Rüdinger geçen yıl gruba katıldı. Elbette, her davulcu değişikliği grubun kimyasını etkiler. Alex Rüdinger beste sürecinde Trivium’a şu ana kadar neler kattı?

Paolo Gregoletto: Öncelikle Alex Bent’e büyük bir saygımız ve minnettarlığımız var. Uzun yıllar boyunca grubun önemli bir parçasıydı ve harika albümlerde çaldı. Birlikte çok güzel anılarımız var, Trivium tarihindeki yeri de tartışılmaz. 

Alex Rüdinger gruba katıldığında ise en ufak bir şüphemiz yoktu. Onu tanıyan herkes ne kadar hassas ve kusursuz bir davulcu olduğunu biliyor zaten. Kafamızdaki asıl soru da şarkılarımızı çalıp çalamayacağı değildi, birlikte yeni şarkılar yazıp yazamayacağımızdı. 

Geçen ekimde turne provalarından önce birlikte vakit geçirdik ve bir hafta boyunca beste yaptık. Elimizde zaten birçok demo vardı ama aramızda bir kimya olup olmadığını görmemiz gerekiyordu. Açıkça söylemem gerekirse ilk günün sonunda kariyerimizin en iyi şarkılardan birini yazdık.

Bu bizim için çok büyük bir rahatlama oldu. Neticede eski şarkıları çalmak başka bir şey, birlikte yeni besteler yapabilmek başka bir şey. Ayrıca Alex Rüdinger sürece inanılmaz bir hızlı adapte oldu. O yüzden bir alışma dönemi bile yaşamadık. Adeta “Hangar”ın anahtarlarını Alex Rüdinger’e teslim ettik ve “artık grubun davulcusu sensin” dedik. 

O yüzden yeni şarkılarımızın yazımına katkısı müthiş. Bizi hiç tahmin etmediğimiz, beklemediğimiz yönlere doğru götürdü. 

Yeni bir stüdyonun yapılması ve gruba yeni bir davulcunun katılması Trivium için yeni bir dönemin başlangıcını mı temsil ediyor?  Buna dair düşüncelerin neler? 

Paolo Gregoletto: Kesinlikle. Bu durum hepimiz için tam manasıyla yeni bir başlangıcı temsil ediyor. Bu yeni başlangıç sadece Hangar stüdyomuz ve Alex Rüdinger ile ilgili de değil. Son bir yılda perde arkasında da birçok değişiklik yaşandı. Grubu her açıdan yeniden gözden geçirdik ve etrafımızdaki herkesin aynı hedefe odaklandığından emin olmaya çalıştık. 

Ayrıca yeni stüdyomuz bizim için gerçekten büyük bir nimet niteliğinde. Artık tam anlamıyla özgürüz ve istediğimiz şekilde yol alabiliyoruz. Yeni şarkılar yazarken istediğimiz kadar zaman harcayabiliyoruz. Eskiden stüdyo bütçeleri nedeniyle böyle kararlar almak imkânsızdı. Şimdi ise durup, ara verip “Daha iyisini yapabiliriz” diyebiliyoruz. Bu özgürlük paha biçilemez. 

Alex de bu yeni başlangıcın önemli bir parçası konumunda. Açıkçası Alex’e bazı şarkılarda davul demolarını bile dinletmedik ve tamamen sıfırdan kendi fikirlerini üretmesini istedik. Aldığımız sonuçlar inanılmazdı. 

Bir yandan da siz müziğe çok genç yaşlarda başladınız ve Trivium’u “teenage” yaşlarda kurdunuz. Trivium’un ilk dönemlerine baktığınızda, hangi beklentileri bugün hâlâ yaşatmaya ve yaşamaya çalışıyorsunuz? 

Paolo Gregoletto: Doğrusu gençken ne olacağını gerçekten bilmiyorsunuz, kestiremiyorsunuz. Sadece çok büyük hayalleriniz oluyor ve onları kovalıyorsunuz. Trivium’u kuralı 20 yılı aşan bir süre oldu. Bu uzun süre zarfında bazı hayallerimi gerçekleşti, bazıları ise  hâlâ gerçekleşmedi.

Bana kalırsa en önemli olan şey, o gençlik iyimserliğini her zaman koruyabilmek. Bu nedenle yaptığımız her yeni albüm yeni bir fırsat gibi geliyor. Başarılı bir kariyer inşa ettik, dünyanın her yerinde turneye çıkıyoruz, kendimize ait devasa bir stüdyomuz var. Dürüst olmak gerekirse en iyi işlerimizin bazılarını da kariyerimizin ilerleyen dönemlerinde yaptığımızı düşünüyorum. 

Yeni şarkılar yazarken de kendimi hâlâ Ascendancy döneminde, 18-19 yaşındaki halim gibi hissediyorum. O enerjim ve coşkum duruyor. Hâlâ ekip olarak aynı odada yeni fikirler üretiyoruz ve bizi şaşırtan, beklemediğimiz şeyler keşfedebiliyoruz. Aradaki tek fark, artık bunu eski bir depoda değil, dünya standartlarında bir stüdyoda yapıyoruz.

Ayrıca siz kendi kuşağınızdaki birçok modern gruba göre sosyal medya platformlarını daha aktif şekilde kullanıyorsunuz. Sence günümüzde müzisyen olmak aynı zamanda bir içerik üreticisi olmak anlamına mı geliyor? 

Paolo Gregoletto: Bence herkes bunu kendi tarzında benimsemeli. Sonuçta her sosyal medya platformu ya da trendi her sanatçıya uygun değil. Kendinizi ifade etme biçiminizin de samimi olması gerekiyor. Bunun ötesinde her şeyden önce müzik ve konserler olmalı. 

Bununla birlikte sosyal medya artık bu işin çok önemli bir parçası, bundan kaçış yok. Trivium ilk kurulduğunda “MySpace” dönemi yaşanıyordu ve biz bir anlamda sosyal medya çağının ilk metal gruplarından biriyiz. Öte yandan TikTok gibi platformlara da bazı gruplara göre daha geç adapte olduk. Bunun en önemli nedeni hayatın getirdikleriydi. Ailelerimiz, çocuklarımız ve başka sorumluluklarımız vardı.

Artık TikTok içeriklerimizin çok büyük bir bölümünü ben hazırlıyorum, çünkü platformu daha iyi anlamak ve sürece daha fazla dahil olmak istiyorum. Bunun hayranlarımızla iletişim kurmanın önemli bir yolu olduğunu düşünüyorum.

Sana şunu da sormam lazım, sence en yanlış anlaşılmış Trivium albümü hangisiydi? 🙂 

Paolo Gregoletto: Muhtemelen Vengeance Falls ve Silence in the Snow. Vengeance Falls’da Disturbed’ün vokalisti David Draiman ile prodüktör olarak çalışmıştık. O zamanlar David Draiman ile prodüktör olarak çalışmak büyük bir ilgi çekmişti. Fakat bu beraberinde birçok önyargıyı da getirdi. Bazı dinleyicilerimiz bu fikri sevdi, bazıları ise sevmedi. Nihayetinde bu durum da albümün nasıl algılandığını etkiledi. 

Ayrıca Vengeance Falls’un orijinal mastering sürecinde bazı teknik sorunlar yaşadık. Daha sonra bunları düzelttik. Eğer bu albümü tekrar dinlemek istiyorsanız, “remastered” versiyonunu dinlemenizi tavsiye ederim. Orijinal versiyonuyla arada belirgin farklar var.  

Yine de bu albüme  dönüp baktığımda içinde çok güçlü şarkılar olduğunu düşünüyorum. Hatta geçen gün albüme adını veren şarkıyı dinliyordum ve bu şarkıyı neden hiç canlı olarak çalmadığımızı sorguluyordum. 

İlginç olan şey ise üzerinden zaman geçtikçe Vengeance Falls ve Silence in the Snow’un daha fazla takdir görmeye başlaması. Bazen müziğin insanlara ulaşması zaman alıyor. Bu albümler yayımlandığında beklediğimiz tepkiyi alamamıştık ama bugün birçok hayranımız Vengeance Falls ve Silence in the Snow’un favorileri arasında olduğunu söylüyor. 

Son olarak, Türkiye’deki hayranlarınıza bir mesajın var mı? Konser ile ilgili neler söylemek istersin? Röportaj için de çok teşekkür ederim, harika bir röportaj oldu. Görüşmek üzere, sevgiler… 

Paolo Gregoletto: Ben teşekkür ederim. Yıllardır bize verdiğiniz her türlü destek için büyük bir mutluluk duyuyoruz. Sosyal medya paylaşımlarımızda Türkiye’deki hayranlarımızı görüyoruz ve birileri mutlaka “Türkiye’ye ne zaman geleceksiniz?” diye soruyor. O yüzden sizleri hiç unutmadık. 

Türkiye’ye tekrar dönmek için uzunca bir süre beklemek zorunda kaldık ama yeniden geliyoruz, önemli olan bu. Bir daha da bu kadar uzun bir süre beklemek istemiyoruz. Açıkçası düşünmesi bile inanılmaz. O dönemde tanıştığımız hayranlarımızın bazıları bugün aile sahibi oldu ve başka hayatlar yaşıyor.

Muhtemelen bizi sahnede ilk defa izleyecek yeni bir Trivium nesli de var. Bu sebeple Türkiye’ye ve İstanbul’a  geri döneceğimiz için çok heyecanlıyız. Dürüst olmak gerekirse, Alex Rüdinger’in ekibe katılmasıyla birlikte kariyerimizin zirvesinde olduğumuzu düşünüyorum. Çok küçük yaşlardan beri müzik yapıyoruz ve Trivium olarak şu an en iyi halimizdeyiz. İstanbul’da vereceğimiz konseri de unutulmaz kılacağız!

ORÇUN ONAT DEMİRÖZ

2025 BeatSommelier

Yazıyı Paylaşın
Yorum Yazın

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir