Bir kuşağın desek az olur, birkaç kuşağın efsanesi Vega… Kuruldukları yıl olan 1996’dan bu yana son derece vefalı bir dinleyici kitlesinin kült topluluğu olan Vega, verdikleri uzun aralara rağmen unutulmamıştı. Zira yaptıkları az sayıdaki şarkılar onları sevenlerin gönlünde hep taze tutmuş, yapacakları yeni şarkıları albümler iple çeker hale sokmuştu. Önce (Deniz, Tuğrul ve Mert’ten oluşan) üçlü, ardından (bir çift olarak) ikili formatta yoluna devam eden Vega arada bir konserlerde kendini gösterse de, ulaşılabilirliği açısından nadirliğini halen muhafaza ediyor. Zorlu PSM’de 31 Ocak akşamı verecekleri konser öncesi, Deniz sağ olsun hatırımı kırmayıp sorularımı yanıtladı.

Tuğrul ile nasıl tanıştın ve Vega’yı nasıl kurdunuz?
Ortak bir arkadaşımız aracılığı ile güzel bir Beyoğlu akşamında tanıştık. Kendisini fark ettim ve laf atmaya başladım. Onun hiçbir kabahati yok (gülüyor). Tuğrul ile daha uzun süre takılabilmek için müzik çalışmalarına burnumu sokmaya başladım (Müzik ile haşır neşir çok çekici bir özel dünyası vardı) . Denemeler heyecan verici işler ortaya çıkartıyordu ve NR1 müzik kurucusu Murat Akad’ın ilgisini çekti. Tekli düşüncesinden uzunçalar hayaline çabuk atladık. Evlendiğimiz yıl ilk albüm “Tamam Sustum” yayınlanmıştı.
Senin çok farklı bir ses tonun ve vurguların var. Bunda uzun yıllar yurtdışında yaşamanın verdiği aksanın rolü oldu mu?
Daha çok ağzımdan çıkanı kulağımın duymamasıyla ilgisi vardı (gülüyor). Kendimi şarkıcı olarak değil bir efekt olarak görüyordum. Aşırı tecrübesizdim. Biz şarkılarda sesimi kısık kullanıyorduk ama piyasa vokal seviyesine çekilince aman bu ne dedim sesimi ve söyleşimi duyunca. O yüzden ilk albümdeki vokalimden aşırı utanırım. Ve yıllarca o hali unutturmak için çabaladım. Çok dalga geçildi benimle. Çok iddialı bir video ile sunulmuştuk. Onda da çok gıcık gözüküyordum. Daha sanal medyanın olmadığı bir ortamda linç edilmeyi başarmıştım (gülüyor). Şaka maka çok ağır geldi bana ve sonrasında çok dikkatli oldum düzeltmek için. Çünkü müziğin önüne geçmesini istemiyordum.
2002 tarihli “Tatlı Sert” albümünün prodüktörü Teoman. Bu nasıl gerçekleşti ve neden bu albüm sadece 5000 adet basıldı?
Evlerimiz yakındı Cihangir’de. Sanırım arada gelip dinliyordu yaptıklarımızı. Murat’tan bizi istemiş ilk şirketinin ilk projesi olmamız için. Biz anlaştılar diye biliyoruz ama sonra ortalık karıştı biraz, neyse. Altı ayda bitirdik “Tatlı Sert”i Teoman’ın stüdyosunda. Biraz titizdik açıkçası ve yorgunluktan canımıza okundu. Sonra ses kesildi bir sene falan. Baya üzüldük, şaşırdık ama gururumuzdan sormadık da. Öğrendik ki Teoman albümü Universal’e devretmiş ve onlar da rafa kaldırmış. Hadi Elazzi ile o ara tanıştık ve halimize acıdı da devreye girdi. Müziğimizi dinlemiş ve yardım etmeye karar vermişti. Universal’deki bir arkadaşı aracılığı ile bir miktar bastılar albümü. Ne medya işleri, ne reklam ne tanıtım ne video geldi. Yıllar sonra kendi paramızla çektik “Bu Sabahların Bir anlamı Olmalı”ya video. İnsanlar o zaman haberdar oldu albümden ve yeni sandılar.

Bir menajer olarak Hadi Elazzi’nin Vega’ya katkılarını nasıl özetlersin?
Onunla tanıştıktan sonra peşini bırakmadık. “Tatlı Sert”in ilk ve ikinci yayınlanışları onun çabası ile oldu. Universal’i zorladı çıkarmaları için. Bizden mali beklentisi olmadı hiç. O yüzden rahat ettik. Koşturmayı ve hırslanmayı istemiyorduk. Üstümüze hiç gelmedi ve beklentisi olmadan her konuda destekledi. Tek istediği çok sevdiği ve saygı duyduğu müziğimizi üretmeye devam etmemizdi. Son albümümüz “Deli’nin Yıldızı”nı her şeyi ile o yayınladı. Piyasa sevimsiz, temiz değil. Herkes birbirini kazıklayıp gözünü oyarken biz sakin bir limanda takıldık onun sayesinde.
İlk iki albümün plak olarak basılma ihtimali nedir?
Murat Akad basacaktı “Tamam Sustum’” galiba. Ama haber almadık. Universal battı gitti ve albümün hakları tanımadığımız bir şirkete geçti. Bizimle iletişime bile geçmediler. Yani üfle gitsin.
Mert Koral ayrıldıktan sonra neler değişti, müzikal olarak?
Mert biraz daha Cool Bar kafasındaydı. Elektronik eğilimliydi. Tuğrul ile ben daha punk-rock funky elektronik kafasındaydık. Ama sonuçta şarkılar kendileri geliyor gidiyor. Çok da müdahale edemiyorsun gelişine. Mert’in gidişi ile çok bir şey değiştiğini düşünmüyorum. Bence hala onu da temsil ettiğimizi söyleyebiliriz rahatlıkla.
Bir şarkı nasıl ortaya çıkıyor? Nasıl bir yöntem izliyorsunuz?
Yüzde doksan Tuğrul’un demoları ile başlıyor her şey. O kadar çok çalışması var ki. Bir altyapı hazırlıyor parça parça. Ben duyunca heyecanlanıyorum ve üzerine klavye ile ekstra melodi ekliyorum gerekse de gerekmese de (gülüyor) En sevdiğim şey o an. Sonra söz ve vokal melodileri geliyor bölük pörçük. Son iki albümde Serkan Hökenek ile son hallerine getirdik hep. Ben de trafiklere katkıda bulunmayı çok eğlenceli bulurum onlar çalışırken. İnişler, çıkışlar, bitti gibi yapıp tekrar coşturmalar vs en eğlendiğimiz anlar.
2018 tarihli “Delinin Yıldızı”12 yıl aradan sonra çıktı. Neden 12 yıl ara verdiniz?
Kızımız Ceylin doğdu. Ben sebep oldum araya. Birkaç işi bir anda yapamıyorum. Ama kocaman bir 12 yılın geçtiğini de fark etmedik doğrusu. Aslında 9 yıl ara + 3 yıl albüm yapımı ve çıkışını bekleme süreci.
Çocuklu yaşamda müzik yapmak?
Ceylin küçükken dediğim gibi…çalışmadık çok. Ve ona Vega’dan da söz etmedik. Eski davulcumuz ve yakın arkadaşımız Mehmet Uludağ YouTube’dan ona bizi izlettiğinde çok şaşırmıştı. Şimdi müzik okuyor. Yetişen bir Çellist. Evdeki stüdyoya dalıp parçalara güzel müdahalelerde bulunduğu oluyor.
Salgın günleri sizi ailecek nasıl etkiledi?
Aileden kayıplar oldu. Salgından değil. Ama o döneme denk geldi. Özellikle benim için aşırı bunalım bir dönemdi. Tuğrul yavaşlasa da müzik üretmeye devam etti ama bir yandan da synthesizer plugin tasarımına girişti. Konserler durdu tabii salgından dolayı ama zaten 2,3 ayda birden fazla konser verme geleneğimiz olmadığı için çok etkilenmedik. Tuğrul elektronik mühendisi ve mesleğine her zamanki gibi ama evden çalışarak devam etti.
Bu kadar ara verdikten sonra, yeniden albüm yaparken, konser verirken neler hissettiniz?
İlk konserde kötü söyledim baya 2017’de (gülüyor). Ama grup her zaman hazır ve nazır. Mis gibiler. Şarkılardan bıkar gibi oluyorum sonra aşkım yenileniyor. Bazen söylerken bir yandan duygulanıp ağlıyorum. Konser seyircileri çok tatlı. Düşmene izin vermeyip tersine coşturuyorlar bizi. Eskiden bize shoegazer derlerdi, utangaçtık sahnede. Şimdi tam kıvamındayız artık.
Kargo ile aynı kuşaktan geliyorsunuz. Onların bir tribute albümü yapıldı ve siz de “Farklı Rüyalar” şarkısını yorumladınız. Kargo sizin için ne anlama geliyor, bu şarkıyı tercih etmenizin bir sebebi var mı?
Kargo bizim neslin öncüsü. Çok çalışkan ve üretkenlerdi hep. Geri dönmeleri baya baya mutluluk yarattı herkeste. “Farklı Rüyalar”ın büyülü havası çok özeldi. O yüzden seçtik.
Yeniden aktif bir dönem başlayacaklar mı? Konserler sıklaşacak mı? Yeni albüm gelecek mi?
Sanırım Zorlu PSM’den sonra konserlere biraz ara vereceğiz. Belki sadece Tuğrul ve ben olacak şekilde bir şeyler yapabiliriz. Albüm yapmak çok meşakkatli. Yaşımız az değil artık, anca tekli tekli ilerleyebiliriz…


