ABBA – ABBA the Museum

Bu müze, İsveç’in en ünlü pop grubu ABBA’nın ilk yıllarından “Dancing Queen” dönemine ve sonrasına uzanan yolculuğunu anlatıyor. İçeride parıltılı kostümler ve altın plaklar adeta göz kamaştırıyor ama iş sadece nostalji değil; disko temalı bir dans pisti ve çalarsa açabileceğiniz kırmızı bir telefon gibi eğlenceli, etkileşimli bölümler de var. Söylentiye göre o telefonun numarasını sadece dört kişi biliyor, tahmin etmek zor değil.
Elvis Presley – Graceland Mansion

Elvis Presley bu evi 1957’de 100 bin dolara satın aldı ve 1977’deki ölümüne kadar burayı yuvası olarak kullandı; beş yıl sonra kapıları müze olarak açıldı. Graceland’i ziyaret edenler Kral’ın sahne kostümlerini, araba koleksiyonunu ve ünlü “Jungle Room”u görebiliyor. Ancak her yer gezilemiyor; malikanenin ikinci katı, Presley’nin yatak odası ve hayatını kaybettiği banyo dahil tamamen ziyarete kapalı.
The Beatles – The Beatles Story

En koyu hayranlar bile İngiltere’nin Liverpool kentindeki The Beatles müzesini gezerken yeni bir şey öğrenebilir. İçeride John Lennon’ın gözlüğü, George Harrison’ın ilk gitarlarından biri ve fotoğrafçı Paul Berriff’in yıllar sonra tavan arasında yeniden bulduğu nadir kareler sergileniyor. Ayrıca grubun sahne aldığı ve Beatlemania’nın başladığı yer olarak bilinen The Cavern Club’ın birebir canlandırması da ziyaretçileri o döneme götürüyor.
Dolly Parton – Chasing Rainbows Museum at Dollywood

Bu müze 2002’de Dollywood arazisinde açıldı ancak kısa süre önce yerini Dolly Parton Experience’a bırakmak için kapandı. İçerisi Dolly Parton’ın sahne kostümleri, 9 to 5 gibi filmlerden kıyafetleri ve yıllar boyunca kazandığı sayısız ödülle doluydu.
Anne Murray – Anne Murray Centre

Kanadalı şarkıcı Anne Murray, kömür madenciliğiyle bilinen memleketi Springhill’de o kadar saygı görüyor ki 1989’da onun adına bir müze açıldı. Mayıstan ekime kadar açık olan bu küçük müzede Murray’nin sahne kıyafetleri, altın plakları ve enstrümanları sergileniyor. Ayrıca hayranların sanatçıyla sanal bir düet kaydedebileceği minik bir stüdyo da var.
Mozart – Mozarthaus

Viyana’nın en ünlü “ihracatı” olan Wolfgang Amadeus Mozart’a adanan bu müze, bestecinin 1784 ile 1787 arasında yaşadığı dairede yer alıyor. Aslen Salzburg doğumlu olsa da en bilinen eserlerini, örneğin The Marriage of Figaro ve The Magic Flute’u, Viyana’da yazdı. Müzenin büyük bölümü müziğine odaklansa da boş zamanlarını nasıl geçirdiğini de görebiliyorsunuz; hatta oyunlara olan tutkusuna ayrılmış özel bir oda bile var.
The Allman Brothers – The Allman Brothers Museum at the Big House

Güneyli rock grubu The Allman Brothers Band üyeleri, Macon’daki bu evi kariyerlerinin ilk yıllarında merkez olarak kullandı; yapı 2009’da müze olarak yeniden açıldı. Ziyaretçiler, 70’lerin başında Duane ve Gregg Allman’ın yaşadığı döneme uygun dekore edilmiş odalar dahil geniş evin bölümlerini gezebiliyor ve grubun eski enstrümanlarını, kıyafetlerini ve fotoğraflarını yakından görebiliyor.
Ramones – Ramones Museum & Bar

New York’un en ünlü punk grubuna adanmış bir müze Berlin’de bulunuyor. Koyu bir Ramones hayranı olan Flo Hayler, evine sığmayan koleksiyonunu sergilemek için bu mekânı açtı. Tişörtler, fotoğraflar, grup üyelerinin deri ceketleri ve pek çok hatıra eşyası burada görülebiliyor; ayrıca mekân zaman zaman punk konserlerine de ev sahipliği yapıyor.
Bob Marley – Bob Marley Museum

Bob Marley’nin 1981’deki ölümünden beş yıl sonra eşi Rita, Kingston’daki evlerini onun hayatı ve mirasına adanmış bir müzeye dönüştürdü. Palmiye ağaçlarıyla çevrili bu evde Marley’nin ödülleri, altın plakları ve sahnede giydiği kıyafetler gibi kişisel eşyalar sergileniyor. Müze ayrıca her şubat ayında sanatçının doğum günü için bir hafta süren özel etkinlikler düzenliyor.


