The Beatles – Let It Be

Adı her ne kadar huzur vadetse de Let It Be kayıtları The Beatles için tam bir kırılma noktasıydı. Harrison kendini geri planda hissediyor, McCartney kontrolü ele alıyor, Lennon ise Yoko Ono’yla birlikte stüdyodaki dengeleri iyice bozuyordu. Bağımlılık sorunları ve iletişimsizlik ortamı daha da gerdi. Kısa süre sonra Abbey Road geldi ama grup dağılmıştı bile; Let It Be yayımlandığında The Beatles artık fiilen bitmişti.
Guns N’ Roses – Use Your Illusion I & II

1987’de çıkan Appetite for Destruction, Guns N’ Roses’ı dünya yıldızına çevirdi ama aynı anda grubun dağılma sürecini de başlattı. Yoğun turneler, alkol ve uyuşturucu işleri iyice raydan çıkardı; Steven Adler bağımlılık yüzünden kovuldu, Izzy Stradlin ayıkken diğerlerinin hâlâ kullanması grubu daha da gerdi. Axl Rose’un geç çıkmalar, sahneyi terk etmeler ve seyirciyle kavgalara varan tavırları da cabasıydı, St. Louis’teki olay ise tam bir felaketti. Use Your Illusion I & II başarılı oldu ama ipler koptu; Stradlin kısa süre sonra ayrıldı, 90’ların ortasında Slash ve ardından Duff da gidince klasik Guns N’ Roses fiilen sona erdi.
Fleetwood Mac – Rumours

Rumours dönemi tam anlamıyla kaos içindeydi. Albüm kaydedilirken gruptaki iki çift aynı anda ayrılıyor, üyeler birbirleriyle yeni ilişkilere giriyor, turne sırasında Stevie Nicks ile Mick Fleetwood arasında bir ilişki yaşanıyordu. Buna rağmen albüm dev bir başarıya ulaştı. Ancak ardından gelen yıllarda solo kariyerler, artan uyuşturucu kullanımı ve bitmeyen gerilimler grubu yıprattı. Tango in the Night kayıtları sırasında ipler tamamen koptu ve Lindsey Buckingham gruptan ayrıldı, bu da Fleetwood Mac’in altın çağının fiilen sona ermesi anlamına geldi.
Creedence Clearwater Revival – Mardi Gras

Creedence Clearwater Revival, Kuzey Kaliforniya’dan çıkıp Güney’in blues ve folk ruhunu çalan, çocukluk arkadaşı kardeşlerden oluşan ama hızla dağılan bir gruptu. Başarı geldikçe John Fogerty kontrolü iyice ele aldı, yoğun tempo ve baskı 1971’de ağabeyi Tom’un ayrılmasıyla sonuçlandı. Kalan üyelerle yapılan Mardi Gras sırasında yaşanan güç savaşları albümü fiyaskoya çevirdi ve CCR 1972’de resmen dağıldı.
The Clash – Combat Rock

1982’de Amerika’da da büyük bir kitleye ulaşan The Clash, Combat Rock ile ana akıma girmişti ama bu başarı grubun sonunu hızlandırdı. Davulcu Topper Headon’ın ağırlaşan uyuşturucu bağımlılığı yüzünden turnede sorun çıkarması Joe Strummer’ın onu gruptan kovmasına yol açtı. Aynı dönemde Mick Jones, hip hop ve synth denemeleri yapmak isterken Strummer’ın her şeye karışmasından iyice bıkmıştı. 1983’te Jones da gönderildi. Yerine yapılan eklemelerle çıkan Cut the Crap fiyasko oldu ve The Clash sessizce dağıldı.
Ramones – ¡Adios Amigos!

Ramones’ın 20 yılı aşkın süre ayakta kalması punk için bile mucizeydi. Joey ve Johnny neredeyse baştan sona birbirinden nefret ederek aynı grupta durdu; karakter olarak zıt kutuplardılar ve 1982’de Joey’nin sevgilisinin Johnny’ye gitmesiyle işler tamamen koptu. Buna rağmen 14 yıl boyunca sahneyi paylaşıp tek kelime etmediler. Zamanla Tommy ve Dee Dee’nin ayrılmasıyla kadro değişti, ama kurucu iki üye arasındaki çözülemeyen kavga yüzünden Johnny fişi çekti. Ramones 1996’da son konserini verdi ve hikaye tatsız bir şekilde kapandı.
Simon & Garfunkel – Bridge Over Troubled Water

The Sound of Silence ile bir anda patladılar ama içeride işler o kadar uyumlu değildi. Simon solo işlere yönelmek isterken Garfunkel oyunculuk peşindeydi ve bu ayrışma özellikle Garfunkel’in Catch-22 filminde rol alıp Simon’ın dışarıda bırakılmasıyla iyice büyüdü. Bridge Over Troubled Water dev bir başarı kazansa da Simon, kendi yazdığı şarkının Garfunkel’e mal edilmesini içten içe hazmedemedi. Albüm Grammy aldı, listeleri salladı ama ikilinin dağılmasını engellemeye yetmedi.
Pink Floyd – The Wall
Pink Floyd, The Wall sürecinden teknik olarak sağ çıksa da bir daha asla aynı dört kişiyle var olmadı. The Dark Side of the Moon sonrası Roger Waters grubun yaratıcı kontrolünü ele geçirdi ve Wish You Were Here ile Animals’ta bu durum kabullenildi. Ancak The Wall’da Waters, diğer üyelerin katkılarını dışlayıp albümü kendi hikayesi etrafında şekillendirdi, hatta bir parçada Nick Mason’ın yerine başka bir davulcu kullandı. Albüm dev bir başarı kazandı ama çatlaklar onarılamadı, Richard Wright 1979’da ayrıldı, Waters ise 1985’te grubu terk etti ve isim haklarını da kaybetti. Olası bir birleşme denemesi ise 2021’de tamamen rafa kalktı.
The Smiths – Strangeways, Here We Come

The Smiths 1987’de yeni albüm için stüdyoya girdiğinde moraller yüksekti ama bu iyimserlik uzun sürmedi. Morrissey’nin yaşam tarzı, yönetimsel kararları ve daha popüler bir yöne kayma isteği, Johnny Marr’ın müzikal olarak olgunlaşma ve deneme arzusuyla çatıştı. Tanıtım yapmayı reddetmesi ve menajer krizleri de eklenince gerginlik tırmandı. Sonunda Marr gruptan ayrılıp başka projelere yöneldi ve kısa süre sonra grubun dağıldığı kesinleşti. Aylar sonra yayımlanan “Strangeways, Here We Come” ise The Smiths’in son albümü olarak kaldı.


