Flanör: Göteborg, Metal Müziğin Buluşma Noktası

Ant Arın Şermet
Okuma Süresi: 7 Dakika

Yolu metal müzikle kesişmiş bir müzik severseniz İsveç’e karşı sempati duymamanız, en azından bir dönem ilginizi çekmemesi neredeyse imkansız. Metal müziğin her alt türü için çok sayıda önemli ismin geldiği bu topraklarda bir şehir var ki, sadece İsveç için değil dünyanın tamamı için çok önemli bir yere sahip.

Göteborg: Metal Müziğin İsveç Başkenti

Özellikle 2000’lerle birlikte arşa çıkan metalcore, post hardcore, deathcore vb. türlerin tamamı için Göteborg ve Göteborg usulü death metal, bir nevi kutsal kitap hüviyetinde. Peki İsveç’te onlarca şehir dururken nasıl ve neden Göteborg bu hareketin başkenti oldu? 

Ülkenin en büyük ikinci şehri olmasının yanı sıra, sanayileşme ve Göteborg limanındaki hareket, şehrin kasvetli yapısına çok kültürlü bir renk de katıyor. Bu renk, şehirden çıkan grupların müziğine melodi olarak yansıyor. 

Entombed

Göteborg öncesinde de İsveç’te ekstrem metalin her türlüsü yapılıyordu. ABD’deki teknik ve sert metalin hemen hemen aynısının biraz daha çiğ haliydi o dönemki yansımaları. Entombed, Dismember, Grave ve Unleashed, bunun en gözde temsilcileriydi. 

Göteborg Usulü Death Metal’in Doğuşu ve Farkı

Ancak konu Göteborg’a gelince agresiflik ve öfke sabit kalsa da önce müziğe melodi, sonra sözlere günlük hayat ve toplumsal dertler eklendi. Sonrasındaysa bunu birbiriyle benzerlikleri bulunsa da farklı üsluplarda üretebilen üç büyük grup katıldı. Bir de o üç büyük gruptan ayrışsa ve Göteborg’tan değil Strömstad’dan olsa da Dissection eklendi.

Dissection

Dissection, müziğini sevsek de grubun frontman’i ve her şeyi Jon Nödtveidt’in hastalıklı zihin yapısı sebebiyle dilemma yaşadığımız gruplardan. Sanatı, sanatçıdan ayırmak mümkün mü tartışmaları bir yandan devam etse de Nödtveidt’in homofobik bir katil olduğunu ve hayatının bir kısmını hapishanede geçirdiğini belirterek sanatından bahsetmek lazım. 

Göteborg çıkışlı olmasa da Göteborg sahnesiyle anılmasının sebebi At the Gates ile olan yakınlığından geliyor. Özellikle 1995 yılına damga vuran “Storm of the Light’s Bane” albümünün turnesini o döneme damga vuran bir diğer albüm olan “Slaughter of the Soul”u çıkaran At the Gates’le yapmasıyla birlikte medyanın gözünde, ‘Göteborg usulü ekstrem metal sahnesinin önemli bir temsilcisi’ olmuştu. Lakin sonrasında yaptıkları… En başta söylediğimiz şeyin nedeni. Neyse, biz At the Gates’e geçerek bu sahnenin belki de en önemli grubuna odaklanalım.

At the Gates: Melodik Death Metal’in Bayrak Taşıyıcısı

At the Gates

Büyük patlamasını ve Avrupa’nın her bir ülkesinde yankı uyandırmasını 1995’te yaşayan At the Gates, ilk iki albümünde hiç de melodik bir müziği tercih etmiyordu. Fazlasıyla Unleashed’e benzeyen müziğine günlük hayattan sorunları aktarmaktansa, karikatürize bir ölüm teması, yok olmak, araf konularıyla gelen At the Gates, “Slaughter of the Soul” ile sadece melodik death metal’in değil, aynı zamanda Göteborg’un bayrak grubuna dönüştü. 

Ancak gördükleri ilgiyi beklemiyorlardı. Avrupa’yı, hatta ABD’yi bile fethedebilecekleri günler pek uzakta değilken onlar uzun turne hayatına tahammül edemeyerek grubu dağıttılar.  2008’de geri dönüp sonrasında 2 albüm yayınlayıp Türkiye’ye de 3-4 kere geldiler ama 1995, 1996’daki etki gücüne ulaşamadılar. “Slaughter of the Soul” albümü içinse durum böyle değil. Aradan geçen 30 senede hala en ilham veren metal albümlerinden biri ve yazının başında bahsettiğimiz metalcore, post hardcore ve deathcore grupları için belki de 1 numaralı ilham kaynağı.

In Flames ve Dark Tranquillity: İkiz Devler

Dark Tranquillity

Şimdiyse sırada birbirinden ayrı değerlendirmenin mümkün olmadığı 2 grupta. Bir tarafta 1999’a kadar melodik death metal’in en şaşalı gruplarından biri iken rotasını değiştirip farklı türlere yelken açan In Flames, diğer tarafta Göteborg’un kasvetinden ve karanlığından aldığı ilhamı mitoloji ve felsefeyle buluşturan Dark Tranquillity. 

In Flames’ın frontman’i Anders Friden, Dark Tranquillity’de, Dark Tranquillity’nin frontman’i Mikkel Stanne ise In Flames’te başlamıştı kariyerine. İki grup ilk albümlerini yaptıktan sonra Holosko + bir miktar para tadında bir değişiklikle özdeşlecekleri gruplara geçtiler. In Flames’in, “The Jester Race”, “Whoracle” ve “Colony” albümleri, türü ana akım metale yaklaştırmıştı.

Göteborg, onlara anlattıkları hikayeler ve aşırı melodik gitarlarında göz kırpmıştı. Dark Tranquillity ise 1995 tarihli “The Gallery”de en büyük başarısına ulaştı. ‘Punish My Heaven’ ve dinlemeyenin metalci sayılmadığı ‘Lethe’, mitolojinin müziğe entegrasyonuydu.

Dan Swanö ve Edge of Sanity’nin Katkısı

Dan Swanö

Göteborg’un yarattığı bu etkide azımsanmayacak bir pay da Edge of Sanity’nin kurucusu müzisyen/prodüktör Dan Swanö’ye ait. Death metal’in melodik de yapılabileceğini Edge of Sanity ile Göteborg’taki meslektaşlarına gösteren Swanö, bir nevi türün babalarından denebilir.

Göteborg usulü death metal’i diğer türlerden ayıran özelliği, imza niteliğindeki sound’u… Melodic death metal dediğimiz melodik kısmı, bu imzanın ta kendisi. Birlikte hareket eden çift lead gitar, ritim gitarın işlevini azaltır. Davullar çoğunlukla ikili pedal kullanırken yer yer blast beat kullanmaktan da çekinmez. Buna eşlik eden çığlık çığlığa vokaller, melodik yapının sunduğu duyguyu güçlendirip dinleyicinin zihnine değil, kalbine hitap eder. 

Böylelikle, geleneksel death metal’in aksine, melodic death metal, hem metalcilerin hem de klasik heavy metal hayranlarının ilgisini çekecek bir tarza sahiptir. Heavy metal ve thrash metal sonrası dünyada en kolay kabul edilebilen metal alt türüne dönüştü. Prodüksiyon da zamanla gelişti. 

Göteborg Mirası ve Küresel Etkileri

Fredrik Nordström

Göteborg grupları, karmaşık şarkılarının öne çıkmasına olanak tanıyan daha temiz ve net bir ses tercih etti. Kaotik, kulakları sağır eden sound benimsenmedi. Fredrik Nordström’ün Studio Fredman’ı, türün en ikonik albümlerinin üretildiği tapınak haline geldi…

Arch Enemy

Doksanlarda Göteborg, böylesine yoğun bir 10 yıla ve birbirinden değerli ekstrem gruplara ev sahipliği yapmasa birçok değerli isimle tanışma şansımız olmayacaktı muhtemelen. Arch Enemy, Killswitch Engage, Trivium, As I Lay Dying, Unearth, Suicide Silence ve nicesi… Göteborg gruplarından etkilenip müziğe başlayanlardan etkilenip müzik yapanlar ise farklı bir içeriğin konusu…

2025 BeatSommelier

Yazıyı Paylaşın
Yorum Yazın

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir