Yeraltından Yükselen İsyan: Türkiye’de Punk’ın Seyri

Batıkan Baksı
Okuma Süresi: 9 Dakika

Batıkan Baksı bizler için Türk punk tarihinin mercek altına alıyor. Keyifli okumalar dileriz.

Memleketin müzikli tarihinde kendilerini en zor duyuran topluluklardan birisi hiç şüphesiz punk’lar. Her ne kadar 90’larda metalciler büyük bir cadı avına maruz kalmış olsa da aslında rock müziğin alt kırılımlarına mensup, en çok ötekileştirilen kesim de punk icra eden ve dinleyen kitle. Kendisinden pek de taviz vermeyen, toplumsal olaylara epey iddialı sözlerle yaklaşan, etrafına karşı sorumlu ama bir o kadar da vurdumduymaz davranan bu gençleri çözmek birçok çevre tarafından tabii ki zor. Ancak onların yaşadığı daha da zor. Çünkü rock müzik, bir dönem Türkiye’nin ana akım müziğine oturmuş ve kitleleri peşinden sürüklemiş olsa da punk, bu ayrıcalığı hiçbir zaman yaşayamadı ve punk’çılar büyük oranda yer altında kalarak gelişimlerini görece karanlık bir alanda tamamladı. Zaten Avrupa’daki çıkışından farklı bir zaman diliminde topraklarımıza uğrayan punk, hâliyle daha farklı bir sosyo-politik bağlamda filizlendi. Ama düşününce Türkiye’nin 80’lerinden itibaren punk, buranın gençliğine çok yakıştı. Çünkü zaten gençlik hep politizeydi ve kendi sesini duyurabileceği farklı, iddialı, güçlü bir kanal arıyordu. Punk da bunun için biçilmiş kaftandı. Hem punk’ın babası sayılacak The Clash solisti Joe Strummer bile Ankara’da doğmuşken punk nasıl buraya yakışmasındı ki?


İlk kıvılcımlar: 1980’lerde Türkçe Punk

Punk’ın Türkiye’deki politik yaşamla tanışması 1980’lerin başına denk geliyor. Zaten 70’lerin çatışmalı atmosferinde çocukluklarını yaşayan 60’lar kuşağı, 1980’de gerçekleşen askeri darbenin ardından toplum üzerinde meydana gelen baskılara göğüs germeye çalışarak ergenliklerini geçiriyorlardı. Böyle bir ortamda alt kültürlerin oluşması yavaşlasa da gençler arasında bir şekilde müzikal ortaklığın da sonucunda belirli etkileşimler başlıyordu. O dönemde Batı’daki punk gruplarının kasetleri ve plakları sınırlı olarak Türkiye’ye gelebildiği için gençler dinledikleri müziğe de kolay kolay ulaşamıyordu. Nitekim bu sıkışık ortamda punk da bir tepki olarak başkaldırının müziğiydi aslında. Her ne kadar alt kültür müziği olarak kabul edilse de dönemin genç erkeklerinin uzatmaya başladığı saçlarıyla birlikte kızların da yine saçlarını farklı farklı renklere boyaması aslında “biz de varız” tavrının bir yansımasıydı. Sokakta küpe takan erkekler görünmeye başlamıştı, bu da olacak şey değildi. 1984 yılının Aralık ayında, dönemin Cumhurbaşkanı Kenan Evren’in Ankara Lisesi’ne yaptığı bir teftişte söylediği söz aslında hakim görüşü de gözler önüne seriyordu. Evren, “Punk gençliği istemiyorum” diyor, gençliğin kötü şeyleri örnek aldığını da vurguluyordu. Türkiye’de  henüz punk müzik yapan bir grup yoktu. 1975 yılında Tünay Akdeniz ve Grup ÇığrışımMesela, Mesele’ şarkılarıyla punk rock’a bir göz kırptı ama buna gerçek anlamda bir punk demek çok da mümkün değildi. Tabii bu öncülükten dolayı da Tünay Akdeniz, “The Godfather of Turkish Punk” unvanına da sahip olmuştu. Türkiye’deki punk dinleyicilerinin kendi seslerini duyurabileceği Türkçe sözler yazan bir punk grubuyla tanışması içinse 80’lerin sonunu beklemesi gerekecekti. 1987 yılında kurulan ilk Türkçe Punk grubu Headbangers, çıkardığı ‘Suratına İşemek İstiyorum’ şarkısıyla punk’ın karşı tarafı kışkırtan yönünü buraya taşıdığının da sinyalini veriyordu. İlginçtir ki Türkiye’de henüz bir punk grubu kurulmamışken, 1985 yılında Kartal Tibet’in çektiği Kemal Sunal filmi Katma Değer Şaban’da ana karakter Almanya’dan dönen bir punk’tı. Elindeki gitarıyla toplumsal yozlaşmaya ve özellikle dönemin en meşhur yeniliklerinden biri olan KDV’ye karşı söylediği şarkılarla taşlama da yapan karakter, Türkiye’deki punk kültürünün aslında yavaş yavaş kendini gösterdiğinin de kanıtıydı.

*Resim Türkiye’de Ağır Müziğin Geçmişi X hesabından alınmıştır. Kendilerine teşekkür ederiz. https://x.com/trde_agir_muzik/status/1213446641493139456

Yeraltından yükseliş: Türkçe Punk’ın 90’ları
90’lar; rock, metal ve pop müziğin yeşermesi için oldukça uygun bir ortamdı. 80’lerin etkileri iyiden iyiye azalmış, yurt dışından gelen ürünlerin sayısı artmış ve Amerikanvari bir popüler kültür, toplumsal yaşama sirayet etmişti. 1987’de kurulan Headbangers’in açtığı yolu takip eden diğer yerli punk grupları da yeraltı sahnesinde kök salmaya başlamıştı. Tampon, Necrosis ve Rashit gibi topluluklar 90’larda Türkiye’deki punk’çı gençlerin seslerini yüksek perdeden duyururken özellikle Rashit, Türkçe sözlü punk yapıp geniş bir kitleye ulaştı ki Rashit’i dinleyenler yalnızca punk’çılar değildi, dönemin rock müzik dinleyicileri de Rashit’i severek dinliyordu. 1993 yılında Tolga Özbey’in önderliğinde Adem Kurt, Murat Yeşil, Gökhan Tunçişler tarafından kurulan grup, daha Türkiye’de albüm çıkarmadan 1996 yılında Fransız müzik şirketi olan Darbouka Records’tan “Kadıköy’den Hareketler” isimli albümü yayınlamıştı.

Ünü Türkiye’den önce yurt dışına çıkan Rashit, karşılaştıkları tüm engellemelere ve baskıya rağmen alternatif sahneyi geliştirmek için oldukça etkili bir çaba göstermişti. Rashit’ten bir sene önce kurulan ve daha politik bir kimlik taşıyan Radical Noise ise daha hardcore bir punk anlayışına sahipti ve 1996 yılında Türkiye’nin ilk Hardcore Punk albümü olma özelliği taşıyan “Sevdasız Hayat”ı çıkarmıştı.

“Kadınlar bu işin neresindeydi?” diye soracak olursanız; 80’lerin sonları ve 90’ların başlarında kurulan iki grup tamamen kadınlardan oluşuyordu. 1988 yılında Ankara’da kurulan Spinners, 1991 yılında “Dig The Hole Forget The Sun” adlı demolarını çıkarmış ve öncü kadın punk gruplarından olmuştu. Kaynaklarda 1993 yılında Pigs Of Pera adıyla kurulan Tampon’un ilk kadın punk grubu olduğu söylense de Spinners aslında ilk kadın punk grubuydu. Feminizm etrafında toplanan Tampon, kadınların askere alınmamasından, sokakta rahat yürüyememelerine kadar uzanan çeşitli konuları ele alan şarkılar yayınlamıştı. Özellikle 90’larda İstanbul merkezli sayısız punk grubu ortaya çıktı ve punk’ın en bilinen felsefelerinden biri olan “DIY” yani “Do it yourself” kültürüyle üretimlerini dinleyicileriyle buluşturdu. Kendi kasetlerini bile çekme kaset olarak dolduran gruplar, sahne kıyafetlerini bile kendileri hazırlıyorlardı. Yeraltı punk sahnesi konserler, fanzinler ve kısıtlı plaklarla beslenmeye devam etti; o dönemlerde Hayal Kahvesi, Kemancı gibi mekanlar, punk ve alternatif müzik sahnesi için önemli duraklar haline geldi.

2000’ler: Dijital dönüşüm ve Türkçe Punk’ta yeni dalga

2000’li yıllarda Türkiye’de punk müziği hem yeraltında hem de daha geniş kitlelere ulaşmaya başladı. Bu dönemde daha fazla grup ortaya çıktı ve bu gruplar sadece İstanbul gibi büyük şehirlerde değil, Ankara ve İzmir gibi diğer şehirlerde de punk sahnesini canlandırdı. İnternetin de yaygınlaşmaya ve müziğin daha kolay ulaşılabilir bir noktaya gelmesi daha fazla müzik dinleyicisinin yeni punk gruplarını duymasını sağladı. Punk, artık hem yerin altındaydı hem de yerin üstüne çıkmıştı. Örneğin, 1990’ların ortalarında ska punk ve punk rock türlerinde müzik yapmaya başlayan Athena, daha geniş bir kitleye hitap etmeyi başardı. Grubun, özellikle 2000’lerin başında yayımladığı albümler hem Türkiye’de punk müziğinin bilinirliğini artırdı hem de alternatif bir kültür oluşturdu.

Bu dönemde punk, daha çok çeşitlenmeye başladı ve alt türler gelişti. Hardcore punk, pop-punk ve post-punk gibi türler, Türkiye’deki müzikal yelpazenin bir parçası hâline geldi. 1999 yılında İstanbul’da kurulan Second da punk müziğin, yeni gençliğin arasında yayılması için büyük bir önem taşıyordu. 1999’dan 2012’ye kadar kesintisiz müzik yapan grup, 8 yıl kadar ara verse de dinleyicileri büyük bir özlemle onları bekledi ve 2020 yılında hasret son buldu. 2020’den beri Second da yoluna punk ateşiyle devam ediyor.


2010’lar ve sonrası: Bağımsız sahnede var olma mücadelesi
2010’lu yıllara gelindiğinde punk kültürü Türkiye’de daha geniş bir tabana yayıldı. Sosyal medya platformlarının gelişimi ve bağımsız müzik yapmanın daha kolay hale gelmesi, punk gruplarının üretimlerini hızlandırdı. Reptilians From Andromeda, Padmé, Project Youth gibi gruplar bu dönemde sahneye çıktı. Punk, artık sadece İstanbul değil, Ankara, İzmir ve diğer şehirlerde de bir karşılık bulmaya başladı. Ayrıca punk sahnesi, feminist ve queer hareketlerle de birleşerek, daha kapsayıcı ve politik bir yapı kazandı. Özellikle LGBTQ+ bireylerin punk sahnesinde kendilerine yer bulduğu bu dönemde, punk müziği toplumsal adaletsizliklere karşı bir direniş aracı olarak kullanılmaya devam ediyor.

2025 BeatSommelier

Yazıyı Paylaşın
Yorum Yazın

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir