Tiyatronun Müziği, Müziğin Tiyatrosu: Türkiye’nin Unutulmayacak Müzikalleri

Batıkan Baksı
Okuma Süresi: 12 Dakika

Müzikaller, bana göre her zaman iki ucu keskin bir bıçak olmuştur. Birinci sebebi müzikal seven ve izleyen kitlenin oranını artırma konusundaki zorluk. Diğer bir sebep ise daha yazım sürecinden itibaren sahneye konulana kadarki sürede karşılaşılan inişli çıkışlı anlar. İkincisi elbette baş edilmesi daha kolay bir durum ancak konsere bile gitme konusunda çok da başarılı bir karneye sahip olmayan bir ülkede müzikalleri insanlara kabul ettirmek daha zor. Ancak tüm bunlara rağmen Türkiye’de çok uzun yıllardır sahneye konulan müzikaller ve bunların süreç içindeki evrimleri, umudumuzu hep diri tutmayı başarıyor. 1930’larda Cemal Reşit Rey’in bestelediği ve günümüzde hâlâ izleme şansı bulabildiğimiz Lüküs Hayat’tan beri, nice müzikaller geldi geçti sahnelerimizden. Birçoğunun da kapalı gişe olarak oynandığı bu müzikallerde tiyatrocuların yanında çok kez de ünlü müzisyenleri gördük, hiç tahmin etmediğimiz isimlerin içinden değme tiyatroculara taş çıkaracak bir performans çıktığına rastladık.

Özellikle 2000’lerle birlikte atağa kalkan müzikallere her gün bir yenisi eklenirken, yeni sahneye konulan Mor ve Ötesi’nin Araf Müzikali de hepimizi heyecanlandırmaya yetti. Ben de bu heyecanla müzikal tarihimizden, müzisyenlerin de yer aldığı 7 müzikale bir göz atayım dedim. Hazırsanız, memleketin müzikal dünyasına ışınlanıyoruz!

45 yıllık bir harika: Hisseli Harikalar Kumpanyası (1980)

Türkiye’de müzikal deyince “Lüküs Hayat”tan hemen sonra akıllara ilk gelen yapım desek yalan olmaz Hisseli Harikalar Kumpanyası için. Haldun Dormen’in yazıp sahneye koyduğu ve ilk kez 3 Mart 1980’te seyirciyle buluşan Hisseli Harikalar Kumpanyası, müzikleri bakımından da baş döndürücü bir kadroya sahipti. Bestelerini Erol Evgin’in üstlendiği, sözlerini Çiğdem Talu’nun yazdığı, düzenlemeleri ve müzik yönetimini Esin Engin’in yaptığı şarkılarıyla akıllarda kalan müzikal, 1980-1982 yılları arasında 40 kişilik kadrosuyla dönemin en büyük prodüksiyonlarından biri olarak tarihe geçmişti. Aynı zamanda Erol Evgin, kötü bir Erol Evgin kopyası Erol Sevgin’i canlandırıyordu; müzikalde çalan ‘Hep Böyle Kal’ ve ‘Söyle Canım’ şarkıları da daha sonra Türkçe pop’un en sevilen hit şarkılarından olmuştu. Tabii Evgin haricinde, müzikalde yok yoktu! Nevra Serezli, Mehmet Ali Erbil, Adile Naşit, Ayşen Gruda, İlyas Salman, Belkıs Dilligil gibi usta isimler Türkiye’nin dört bir yanında 600’den fazla kez sahneye çıktı ve 1981 yılında TRT’de yayınlanarak neredeyse her eve girdi. 2009 yılında Beacon Tiyatrosu’nda sahne alan Hisseli Harikalar Kumpanyası’nda Burak Kut da oynamış ve tıpkı ilk versiyondaki gibi kendisinin farklı isimli kopyasını yani “Murat Kurt”u canlandırmıştı. Bu uyarlamadan sonra Hisseli Harikalar Kumpanyası, Türkiye’nin Broadway’de sahnelenen ilk müzikali olarak tarihe geçmişti.

Sezen Aksu’lu Neco’lu bir müzikal: Bin Yıl Önce Bin Yıl Sonra (1986)

Hisseli Harikalar Kumpanyası, böylesine bir etki yarattıktan sonra Türkiye’de büyük ölçekli müzikallerin sahnelenme hızı da artmaya başlamıştı. Tabii Hisseli Harikalar Kumpanyası’nın çıktığı dönemde yaşanan Askeri Darbe ile kültür sanat hareketleri bir süre sekteye uğrasa da 1983’teki genel seçimlerden sonra demokrasiye dönülmesi, beraberinde yeni üretimleri de getirmeye başlamıştı. Turgut Özal’ın başbakan olduğu hükümetin başındaki ANAP ile 3 yılı geride bırakan Türkiye’de müzik kültürü de bir önceki 10 yıla göre değişmiş, arabeskin ve pop müziğin büyük bir yükselişe geçtiğine şahit olunmuştu. Bu ortamda Haldun Dormen’in yönettiği bir başka müzikal daha seyirciler tarafından büyük bir ilgiyle karşılanmıştı. Yavuz Turgul ve Vural Sözer’in yazdığı “Bin Yıl Önce Bin Yıl Sonra” hem döneme büyük bir taşlama hem de kadrosu açısından bir oyunculuk şöleniydi. Şener Şen, Adile Naşit, İlyas Salman, Ayşen Gruda, Sezen Aksu, Uğur Yücel ve Neco’nun başrollerinde yer aldığı müzikalin müzikleri de Onno Tunç’a emanetti; Ayrıca Sezen Aksu’nun Firuze’yi söylediğine bile rastlanabiliyordu Bin Yıl Önce Bin Yıl Sonra’da. 

Gençler ve ustalar sahnede: Broadway’den İstanbul’a Müzikaller (2006-2017-2022)

2000’lerdeki en gözde müzikallerden biri de yine Haldun Dormen’in yönetmen koltuğunda oturduğu “Broadway’den İstanbul’a Müzikaller”di. Kimine göre bu bir müzikalden ziyade nefis bir kolajdı. Oyuncular arasında Keremcem, Seden Gürel, Mirkelam, Şehnaz Sam ve Şevval Sam yer alıyordu. Müzikalin onur konukları arasında ise ustalar vardı; Ömür Göksel, Suna Pekuysal ve Muazzez Abacı kendi tarzlarından epey farklı türleri adı üstünde ustaca seslendiriyordu sahnede. Müzikalin formatı, Broadway sahnelerinde oynanmış ve ünü dünyaya yayılmış bazı önemli müzikallerin burada bir kez daha sahnelenmesiydi. Mesela Şehnaz Sam, Evita’nın ‘Don’t Cry For Me Argentina’ şarkısını seslendiriyordu, Şevval Sam ise ‘Singing in the Rain’i. Selen Uçer ‘The Phantom of the Opera’yı, Keremcem ‘Notre Dame de Paris’ müzikalinden ‘Le temps des cathedrales’i, Muazzez Abacı ise ‘Hello Dolly’i söylüyordu. Bu da seyircileri çok şaşırtmakla beraber, onların unutamayacağı bir deneyim yaşatıyordu aslında. Müzikalin ilk ayağından sonra 2017 yılında oyun bir kez daha seyirci karşısına çıktı. Notre Dame de Paris, Chicago, Cabaret, Mama Mia, Dream Girls, Damdaki Kemancı, Hair, Grease gibi müzikal parçaların olduğu ünlü Broadway müzikallerinin yanı sıra Lüküs Hayat, Hisseli Harikalar Kumpanyası gibi Türk müzikallerinden de şarkılar seçilmişti reperatuvarda. Mert Turak, Ayça Varlıer, Edis, Gökçe Bahadır, Pamela, Burcu Biricik, Emre Altuğ gibi isimler tıpkı ilk versiyonu gibi meşhur müzikal şarkılara hayat vermiş; bu sefer de Perran Kutman ve Selçuk Yöntem onur konukları olarak sahneye çıkmışlardı. Tabii bu projenin vol.3 olarak bir de 2022 yılında Asuman Dabak, Burak Sevinç, Canan Ergüder, Emre Altuğ, Emrah Eren, Ethel Mulinas, Lilya İrem Salman, Nilsu Berfin Aktaş, Pelin Akil, Pelin Karahan gibi isimlerle tekrarlandığını da hatırlatmakta yarar var.

Şimdi söz rock’çılarda: Rock Müzikaller (2007-2018)

Türkiye’de 2000’lerin ortaları demek rock müziğin de dorukta olduğu o gürültülü yıllar demek! E rock müzik böylesine popülerken, bir de bu müziği hakkıyla yapan çok önemli bir sürü isim varken neden rock sound’lu bir müzikal yapılmasındı ki o dönemde? Bunu düşünen yalnızca biz olmadığımız için mutluyum en azından. Çünkü bu sayede Türkiye’nin ilk rock müzikali de 2007 yılında Harbiye Açıkhava Tiyatrosu’nda seyirciyle buluşmuştu. Tarihe damgasını vuran ilk rock müzikali Hair’den alınan ilhamla sahnelenen Rock Müzikaller; unutulmayan müzikallerin hafızalardan silinmeyen şarkılarının Türkiye’nin en başarılı rock’çıları tarafından seslendirileceği bu konsept için çok etkili isimler de seçilmişti. Demir Demirkan, Hayko Cepkin, Ogün Sanlısoy, Özge Fışkın ve Pamela’nın Tuğçe Özkara, Demet Evgar, Ayça Varlıer, Barış Berker, Onur Turan ve Sitare Bilge ile aynı sahneyi paylaştığı Rock Müzikaller, süpervizörlüğünü Şebnem Sönmez’in üstlendiği bir yapımdı ve müzik direktörlüğünü Sabri Tuluğ Tırpan yapıyordu. Sahnedeki müzisyenler ise yetenekleri sorgulanmayacak Volkan Öktem, Eylem Pelit, Ant Şimşek, Çağrı Sertel, Serdar Barçın gibi isimlerdi. 2008’de bir kez daha aynı konseptin farklı isimlerle sahneye konulduğu Rock Müzikaller, son olarak 2018 yılında Zuhal Olcay, Aslı Gökyokuş, Ayça Varlıer, Erdem Yener, Evrencan Gündüz, Fatma Turgut, Ferman Akgül, Gripin, Güvenç Dağüstün, Özge Borak, Özge Fışkın, Seran Bilgi ve Şehnaz Sam gibi isimlerin performanslarıyla Harbiye’de kulakları şenlendirmişti.

İyi ve kötü aynı bedende, birbirine karşı acımasız bir savaş hâlinde: Jekyll and Hyde (2022)

Henüz pandeminin etkileri geçmemiş, biz aşılanmanın peşinde koştururken yeni düzende kültür ve sanat faaliyetleri de yavaş yavaş hareketlenmeye başlamıştı. Bu hareketlerin arasında bir hazırlık vardı ki, sadece Hayko Cepkin’i sevenleri değil; müzikal izleyicilerini de epey heyecanlandırmıştı. Broadway’in kapalı gişe olarak oynanan ve Robert Louis Stevenson’ın gerilim romanından uyarlanan Jekyll and Hyde müzikali, memleket sınırlarından içeri girecekti habere göre. Normal şartlarda iki farklı oyuncu tarafından oynanan Jekyll ve Hyde karakterlerini, Hayko Cepkin tek başına oynayacaktı üstelik! İlk gösterimi 23 Ekim 2022 tarihinde Zorlu PSM’de yapılan Jekyll and Hyde’a ilgi büyüktü, Hayko Cepkin ise daha ilk sahneden alkışları üzerine toplamayı başarmıştı. Müzikal o kadar merakla karşılanmıştı ki ünü kulaktan kulağa yayılınca, daha küçük çaplı sahne dekorlarıyla Anadolu’nun da birçok şehrine taşınmıştı. İlk başta Elçin Sangu’nun başrolü paylaştığı müzikalde Sangu’nun yerine Öznur Serçeler gelmiş; Fatih Al, Umut Kurt, Nermin Koçak, Cenk Bıyık gibi oyuncuların yanı sıra müzik direktörlüğünü de Sabri Tuluğ Tırpan’ın üstlendiği 45 kişilik dev bir orkestrayla müzik şöleni de yaşatmıştı izleyenlerine.

İrfan Alış’tan kalan son güzellik: Hamiyet / Bir Peyk Müzikali (2023)

Kaybolmam lazım kendimden” diye başlayan bir hikayeydi Hamiyet’inki… 2024, getirdikleri kadar bizden götürdükleriyle de ülke tarihine geçecek bir yıldı. Gidenlerden birisi de yerinin zor dolacağı ve hatta bence dolmayacağı İrfan Alış’tı. Peyk’in adını duyduğumuzda bile kulağımızda sesi yankılanan; emekçinin yanında, şehrin gettosundaki insanların derdindeydi İrfan Alış. Öyle ya, ondan da ancak Hamiyet gibi bir müzikal çıkardı. Bazıları “ne alaka Peyk’in bir müzikalinin olması” dese de asıl Peyk’in bir müzikali olmalıydı. Bir işçi mahallesinde iki çocuğu ve kocasıyla yaşayan Hamiyet’in yoksul hayatına bir mercek tutan Hamiyet müzikali, bir hayali anlatıyordu. Hamiyet, hayallerinde bir müzik grubunun hem söz yazarı hem de gözbebeğiydi. İçinden geldiği gibi dans eden, şarkılar söyleyen, yalnız ve yoksul olmayan biriydi o grubun içinde. Fakat bu hayaller, günden güne Hamiyet’i içine çekince, gerçeklik algılarını yitiren Hamiyet; Peyk’in içinde yaşamaya başlamıştı. Aslı İnandık’ın canlandırdığı Hamiyet, tıpkı Peyk’in ‘Kendini Bul’ şarkısındaki sorgulamayı yaşatıyordu hem karaktere hem de izleyenlere. İzleyiciler tarafından büyük bir ilgiyle karşılanan Hamiyet’in bir de soundtrack plağı çıkacaktı. Bunun için Babylon’da bir kutlama partisi bile düzenlenecekti. Çıktı da ama İrfan Alış bunu göremedi. 5 Kasım’da aramızdan ayrılan İrfan Alış, bu dünyadaki misyonunu henüz tamamlayamamışken bize de Hamiyet’in hayallerini bıraktı aslında. Bu yüzden Hamiyet, hepimizin içinde yaşayacak bundan sonra da.

Hamlet’in hikayesi, sanki mor ve ötesi’nin kendisi: Bir mor ve ötesi Müzikali – Araf

Müzikaller açısından epey yüzleri güldüren bir dönemden geçerken henüz çok yeni bir müzikal de gündeme bomba gibi düştü. Bu sefer işin arkasında çok sevdiğimiz, neredeyse 30 yıla yakındır Türkiye’nin rock tarihinde lokomotif olmaya devam eden gruplardan mor ve ötesi vardı üstelik. Hamlet’in hikayesinin mor ve ötesi’nin şarkılarıyla birleşeceği konsept, haberi çıktığı andan itibaren herkesin merakını da üstüne topladı. Shakespeare’in literatüre en büyük hediyelerinden Hamlet’in hakikatle başa çıkma çabasının mor ve ötesi’nin sözleriyle birleştiği Araf, şimdiye kadar 2 kez sahnelendi ve izleyenlerden de tam not aldı. Ömer Fırat Köker’in tasarladığı ve yönettiği; Baran Bölükbaşı, Şifanur Gül, Reha Özcan, Canan Ergüder, Beyti Engin, Cem Güler gibi isimlerin oynadığı Araf’ta geçmişle geleceğin bir köprüsünü görüyoruz ve sahnedeki oyunculara canlı bir orkestra eşlik ediyor. 20 Aralık’ta Zorlu PSM’de de seyircisiyle buluşacak olan Araf, şimdiden 2025’in de en gözde müzikallerinden biri olacak gibi.

2025 BeatSommelier

Yazıyı Paylaşın
Yorum Yazın

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir