Ride – “Nowhere” Albüm İncelemesi

Ant Arın Şermet
Okuma Süresi: 4 Dakika

Ride, Oxford’da Andy Bell, Mark Gardener, Steve Queralt ve Loz Colbert’in bir araya gelmesiyle kısa sürede İngiltere’nin bağımsız müzik sahnesinde dikkat çeken bir grup hâline geldi. 1990’nın ilk yarısında yayınladıkları “Ride”, “Fall” ve “Play” EP’leri, dönemin fanzinlerinin yanı sıra, Melody Maker ile NME gibi ana akım müzik mecralarında da büyük heyecan yarattı. Bu kayıtlarda grubun hem punk enerjisinden beslenen hızını hem de giderek katmanlanan gitarlarını duymak mümkündü. Bir sonraki aşamaysa Creation Records ile anlaşmaları oldu. Bu sayede, onları My Bloody Valentine ve Slowdive gibi isimlerle aynı yere yerleştiren eleştirmenler, shoegaze’i Creation Records üzerinden okumaya başladı. Sonrasında yoğunlaşan turne temposu ve John Peel seansları grubun sahnedeki özgüvenini oturttu. Böylelikle “Nowhere”e geldik.

Shoegaze’in ayak sesleri

“Nowhere”, çıktığı gibi Ride’ı shoegaze sahnesinin merkezindeki gruplar arasına yerleştirdi. Çünkü türün sisli ama melodik dünyasını en pirüpak haliyle yakalayan albümlerden biriydi. My Bloody Valentine’ın 1988’de “Isn’t Anything” ile açtığı kapıdan içeri girerken, Slowdive’ın “Just for a Day”indeki içe kapanıklıkla, Chapterhouse’un “Whirlpool”undaki cafcaflı gitarlar arasında bir yer bulan Ride, türün en aydınlık sound’una sahip grubu olduğunu da gösterdi. ‘Seagull’ ve ‘Vapour Trail’ gibi parçalar, yoğun efektli gitarları popüler şarkı kalıplarıyla buluşturdu. Bu sayede dinleyicinin türe entegre olması kolaylaştı. Kendisinden kısa süre sonra gelip türü tanımlayan albüme dönüşen “Loveless” ile spektrumun iki ucundaydılar desek abartmış olmayız.

“Nowhere”in yazım ve kayıt süreci, Ride’ın henüz 18–20 yaşları arasında olduğu, fiyatı ucuz olduğu gece kayıtlarına sıkışmış uzun stüdyo saatlerinin belirlediği bir dönemde şekillendi. Albüm, kayıt aşamasında Marc Waterman’la çalışılarak kısmen onun prodüksiyonuyla ilerledi ancak Waterman’ın süreçten çekilmesiyle son hâlini Alan Moulder’ın miksleri belirledi. Bu durum, albümdeki her şarkıda işitsel bir bütünlük olmasının önündeki engeldi. Ancak bir yandan da Ride’ın müziğine kattığı tahmin edilemezlik ilgi de çekti. Mark Gardener’ın “gece albümü” olarak tanımladığı bu dönem, grubun geç saatlerde, izolasyon hissiyle çalışmasına neden oldu ve bu ruh hâli şarkıların karanlık, yabancılaşmış tonuna doğrudan yansıdı. Bell ve Gardener’ın Roland GP-16 multi efekt ünitesini yoğun biçimde kullanması, Polar Bear’daki tremolo’dan Vapour Trail’deki modülasyonlara kadar albümün o “bulanık ama parlak” gitar dokusunu oluşturdu. Klasik shoegaze pedallarıyla birleşen bu dokunuşlar, albümün melankoli hissini tanımladı. İşitsel olarak Ride’ın “Nowhere” albümü, Sonic Youth, Paul McCartney, The Stone Roses ve The Cure’un köklerinden geldiğini belli ederken, dönemdaşı My Bloody Valentine’ın ilk albümünden aldığı ilhamı da rahatlıkla belli etmekteydi.

Derinlik sarhoşluğu

Bir albümle kapağının birbirinin içine geçtiği zamanlar olur. Ride’ın “Nowhere” kapağı, bunun müzik tarihindeki en iyi örneklerinden. Uçsuz bucaksız maviliğin içinde donmuş o dalga, hem hareket etme hem de yok olma kalma hissi yaratmıştı dinleyicide. Bu görüntünün, albümdeki gitarların yarattığı derinlik sarhoşluğuyla birbirlerini kucaklamasıysa Warren Bolster’ın başarısı. Kapaktaki mavi, ne tamamen huzurlu ne de tehditkardır diyebiliriz. Tıpkı “Nowhere”deki şarkılar gibi, dinleyeni sakinlikle yabancılaşma arasında bir yerde tutar. Dalganın ölçeği ve boşluk hissi, grubun genç yaşta ama büyük bir ses hayaliyle kaydettiği bu müziğin hem özgürlük hem de yalnızlık duygusunu görselleştirir. Böylece kapak, albümün “geceye ait”, içe dönük atmosferini tamamlayan sessiz ama güçlü bir eşlikçiye dönüşür.

Puan: 9.5/10

Tür: Shoegaze

Yayın: 1990

Süre: 38 dakika

Label: Creation

2025 BeatSommelier

Yazıyı Paylaşın
Yorum Yazın

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir