Oyunda Başarılı Olamıyorsan, Oyunu Baştan Yaratırsın! – Moby

Eren Deniz Kahraman
Okuma Süresi: 7 Dakika

Zihnimizi zaman makinesine yerleştirelim. 2000’lerin başına dönüyoruz. 90’lardaki müzikal değişimler yeni milenyumla birlikte farklı dönüşümlere uğruyor. Bir yanda yenilikçi denemeler diğer yandan geçmişin mirasını taşımaya çalışanlar birbiriyle çarpışıyor. Zaman makinemiz 2000’lere vardığı anda bugüne benzeyen ama bir şeylerin tam da oturmadığı bir çağ karşılıyor bizi. Teknoloji ve analog arasında sıkışmışlık. Yeniliğe olan açlığın nostaljinin melankolisiyle olan savaşı sürerken bazı tanıdık sesleri duymaya başlıyoruz. Tanımlaması biraz zor olan farklı müzikal denemeler kendine yer buluyor. İşte tam bu sırada eski bin yılın veda senesinde New Yorklu bir Dj her anlamda kuralları bozan bir iş ortaya atıyor. Bu albümden sonra ne müzik piyasası eskisi gibi olaca ne de elektronik müzik artık yeraltı mekanlarında saklı kalacaktı. Aslında “Oyun” bir daha eskisi gibi kalmayacaktı. Peki bu oyunu oynayan kimdi?

Modern Bir Dünyada Hayaletlerin Sesleri: Play

Play albüm kapağı

Adını hepimizin bildiği ve esasen kendisinin büyük amcasının yazarı olduğu Moby Dick’ten alan Moby’nin müzik hayatı aslında 80’ler sonunda bir Dj olarak başladı. Rave kültüründe başarılı işlerden, başarısız bir punk rock albüme kadar farklı denemelere girişmişti. Ancak bu denemeler underground kültür dışına istediği sıçramayı vermediği gibi mali dip de Moby için görünmüştü. Başka çıkış yolu kalmayan bu adam herhangi bir plak şirketinin desteği olmadan evindeki stüdyosuna kapandı. Hatta bunun artık müzik kariyeri için bir jübile olduğu fikriyle elindeki her kozu oynadı. 

Vera Hall

Ortaya çıkan bu son kurşunun iskeleti 1930’lardan 1950’li yıllara kadar olan blues, gospel ve folk kayıtların vokallerinden oluşuyordu. Özellikle etnik müzik araştırmacısı Lomax ailesinin tuttuğu arşivlerden faydalanma yoluna giden Moby; Vera Hall, Bessie Jones gibi eski dönemin gospel ve Afro Amerikan kültür içindeki önemli yere sahip sanatçıların kayıtlarını kullandı. Bu yer yer bozuk, cızırtılı ve son derece melankolik saha kayıtlarını temiz elektronik beatler ile birleştirmeye başladı. Bir yandan da köprü olarak piyano, yaylılar, gitarlar hatta nefeslileri birer köprü olarak kullanmaya başladı. Moby adeta fizik kurallarını yıkan bir köprü yaratmaya çalışıyordu.

Natural Blues, Porcelain, Find My Baby, Why Does My Heart Feel So Bad gibi şarkıları modern ve geleneksel çizgiyi birleştiren yeni yollar açıyordu. Bu sentez şarkılar albüm içinde sırayla ilerlerken bir anda Machete adına yakışır bir biçimde albümü sıralamaya da uygun olarak ortadan ikiye bölen bir rave patlamasıyla karşılıyordu. 

Porcelain single kapağı

Eski kayıtların o melankolik havasını elektronik öğelerle senkronize eden Moby kendi sesini çoğunlukla geri plana aldı. Bu kritik hamle eski kayıtların ruhunu bozmadan albümün entegrasyonuna katkı sağlarken, diğer yandan da modern ve temiz beatlerle bezeli elektronik altyapıyla sağlam bir diyalektik oluşturdu.
Peki bu müzikal başarı istenen etkiyi ilk andan itibaren yarattı mı?

Müzikal Başarıyla Eşdeğer Bir Pazarlama Fikri: Oyunu Boz!

Zaman makinemizle 2000’lerin başında gezinmeye devam ediyoruz. Televizyonda ne var ne yok diye bakıyoruz. Eski diziler, filmler sırayla akmaya başlıyor. Özellikle internette karşımıza çıktıkça “Ne güzel örnekleri varmış” dediğimiz reklamlar da geçiyor tabii. Evet neredeyse pek çok medya ürününde Play albümünden bir şeyler duyuyoruz. Albümün müzikal başarısıyla beraber yarattığı en büyük başarıyı anlatmazsak albümün kültürel etkisini anlatmakta eksik kalırız.

Maalesef albüm çıkış yaptığı ilk zamanlarda pek fazla ilgi görmedi. Radyolarda kendine yer bulamamıştı. Hatta Moby hala küçük mekanlarda küçük gruplara konser vermekten öteye geçememişti. Dönemin büyük isimlerinin ve büyük albümlerinin geri planında kaldı. Dinleyiciye ulaşma sıkıntısı yaşanıyordu Play için. Bir sebep de, albüm trendlere pek de uyan bir müzik anlayışına oturmuyordu. Deneysel yaklaşımlar henüz kuralları yıkmaktan çok sığ denemeler içeriyordu. Moby ise bu kuralların karşısında duracak bir albümü bozuk ve yer yer cızırtılı eski vokal kayıtlarıyla ve modern müzik öğeleriyle senkronize etmişti. 

İşler Moby için pek yolunda gitmiyordu ancak durumun farkındaydı. Menajeri Barry Moudgil ile belki de günümüz müzik piyasasını bile şekillendiren bir eyleme imza atmaya karar verdiler: Albümdeki tüm şarkıları lisanslamaya uygun hale getirdiler. Peki bu ne anlama geliyordu? Albümdeki her bir şarkının film, dizi, reklam, tv şovları, haber bülteni jenerikleri hatta video oyunlara yerleştirilmesinin rahat bir şekilde önünü açılmıştı. Bu tip lisanslamaların telif ödemeleri ciddi bir maliyet getirdiği için de şirketler için bu durum bulunmaz ve uygun fiyatlı leziz bir soundtrack fırsatına dönüştü. 

Bu durum Moby için elindeki floş royale güvenerek yaptığı “Rest” oldu. Bu rest karşılığını buldu ve albümdeki şarkılar bir anda küresel markaların reklamlarında, gişe filmlerinde ve yüksek reytingli dizilerde yer bulmaya başladıkça albümün bilinirliği bir anda en popüler seviyeye evrildi. Şarkılar listelerde yükselmeye ve albüm satışları rekor kırmaya başladı. Elektronik müzik albümleri için afaki bir seviye olarak düşünülebilecek 10 milyondan fazla satışa sahip bir albümdü artık Play.

Kariyerinin ilk yılları

Bu durum elbette her devrimde olduğu gibi olumsuz tepkileri de doğurdu. 90’larda müzik piyasasını kasıp kavuran korsan müzik indirme, lisans hakları, orijinal albüm satışı gibi tartışmalı konulara yeni bir cephe açılmış oldu. Moby’nin bu hamlesini saygıyla karşılamayan ve müziğe sadece ticari yaklaşım içinde olduğu eleştirileri çok fazlaydı. Peki Moby için Play ne anlam ifade ediyordu?

Deli Bir Adam, Bir Kültürün Soundtrackini Yaratırsa?

Play gerçek anlamda ya delirmiş birinin ya da her şeyini kaybetmiş birinin yapabileceği bir albüm olabilirdi. Neyse ki 1999 senesinde Moby her ikisine de sahipti. Bir veda olarak düşündüğü albümünde gerçekten yapmak istediği tüm deneyleri başarıya taşımıştı. Diğer taraftan da artık kaybedecek bir şeyi kalmadığı için belki de kendisinin bile tahmin edemeyeceği bir şekilde müzik piyasasını etkileyecek ticari bir karar almış bir devrimciydi. Tartışmanın hangi tarafında duracağınız tamamen size kalmıştır elbette. Ancak şu bir gerçek; Play albümü 2000’lerde sadece ticari olarak başarı kazanan bir eser değildi. Müzikal anlamda yeni bir çağın kapısını araladı. Yeni milenyumun deneysel akımlarına cesaret verirken, bugün herhangi bir medya kanalında tükettiğimiz ürünlerde çalan şarkıların bile önünü açtı. Geriye dönüp baktığımızda Moby kuralları yıktı, kültürü yeniden şekillendirdi ve bir 10 yıllık dönemin belki de en akılda kalan seslerinden biri oldu. Belki oyunu oynamakta başarılı olamadı, ancak bir “Oyun” yarattı.

2025 BeatSommelier

Yazıyı Paylaşın
Yorum Yazın

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir