2 Temmuz’da ilk kez İstanbul’a gelecek Black Pumas’ın kariyerini, yeni albümleri “Chronicles of a Diamond”ın yörüngesinde inceliyoruz. Ant Arın Şermet yazdı.
“Şarkılar onu okşuyordu; günahların bedellerini düşünmeye zihnini ne kadar zorlarsa zorlasın, günahlardan arınma, selamete erme ve kendisinin hiçbir çaba harcamasına gerek duymaksızın birdenbire vuku bulacak esrarengiz bir yeniden doğuş arzusuyla bedeni titriyordu.”
Toni Morrison – ‘En Mavi Göz’
2023’ün sonuna denk düşen Black Pumas’ın ikinci stüdyo albümü Chronicles of a Diamond’ın hakkını ilk başlarda çoğu müzik yazarı vermedi. Geride kalan yılın önemli albümlerinden biri olsa da ilk başlarda içine girmenin pek kolay olmadığını dile getirmek lazım. Bu demek olmuyor ki “Chronicles” bir yerlerde muhataplarını bulmayı beklerken çok vakit kaybetti. Birkaç ay içinde radara tekrar girdiler. Black Pumas’ın muhteşem ilk albümü “Colors”ın müzikseverlerde bıraktığı ize eklenen pazarlama süreci bu noktada işe yaradı. Türkiye’de yaşayan bizler içinse bu süreci hızlandıran elbette 2 Temmuz’da grubu ilk kez izleyecek olmanın verdiği heyecandı. 2020 yılında dünya normal bir hayat sürdürmeyi tercih etseydi onları şimdiye kadar çoktan izlemiş olacaktık. Ancak geç olsun güç olmasın değil mi? Aslında bu geç olsun güç olmasın klişesi grubun yolculuğundaki denk gelişlerin önemini de düşününce daha bir mantık temeline oturuyor…
Grubu bir araya getiren tesadüfler
Grubun sesi olarak da tanımlayabileceğimiz Eric Burton’ın Kaliforniya’daki hayatına, projelerine veda edip Teksas’a taşınmasıyla dominonun ilk taşı devriliyor. Ki bu kararı almadan çok kısa bir süre önce müzik eğitimi almak için New Mexico Eyalet Üniversitesi’ni kazanıyor. Ancak buna rağmen Teksas eyaletinin öğrencileriyle ve açık fikirliliğiyle meşhur şehri Austin’de buluyor kendini. Tıpkı Kaliforniya’da yaptığı gibi Austin’de de sokak çalgıcılığı yaparak günlük ihtiyaçlarını giderirken 2010 yılında En iyi Latin Rock Albümü dalında Grammy kazanan Grupo Fantasma’dan Adrian Quesada’yla yolları kesişiyor. Kesişme kelimesi aralarındaki kimyayı tanımlayabilir mi emin değilim ve fakat o gün gezegenlerin aynı hizaya geldiğine emin gibiyim… Gelgelelim, Quesada o dönemde birlikte müzik yapabileceği yeni bir yüz ararken ortak bir arkadaşları sayesinde karşısında Eric Burton’ı görünce birlikte besteler yapmaya, eski özgün bestelerini düzenlemeye başladılar. New York merkezli alternatif sahne için önemli bir plak şirketi olan ATO’nun radarına girmeleriyse pastanın üstündeki çilek oldu.
O çilek 1 sene içinde “Colors”a evrildi. Ondan sonraysa Black Pumas’ın jet hızındaki yükselişi başladı. Hiçbirini kazanamasalar da Yılın Albümü’nden tutun Yılın Yeni Sanatçı’sına kadar 4 Grammy adaylığına eklenen dünyanın her yerindeki büyük festivallerde çalma deneyimi görüntüyü netleştirdi. Şarkı olan ‘Colors’ Amerika’daki listelerde 1 numaraya çıktığındaysa zaten…

Black Pumas’ın doğum sancıları
Bir yandan düşününce Chronicles of a Diamond’ın ilk başta beklenen reaksiyonu alamamasında belki de Colors’ın etkisi vardır. Bunu söyleyen aslında biz değiliz. Bir nevi grup itiraf etti. En iyisi Eric Burton’ın şu açıklamasına kulak verelim;
“Colors’ın gördüğü ilgiden sonra ikinci albüm için üzerimizde çok büyük bir baskı vardı. Buna rağmen süreci tamamladığımızda hem eğlenmiş hem de rahatlamıştık. Bir nevi ikinci kez ilk albümümüzü yapmış gibi hissettik. Ayrıca, Colors’a göre melodi ve söz bakımından daha yaratıcı bir süreç geçirdiğimizi söyleyebilirim” diyordu.
Colors, saykedelik temele oturtulmuş nefis bir soul, R&B albümüydü. Chronicles’a geldiğimizdeyse gospel dokusunun varlığı direkt hissedilmekte. Eric Burton’ın bahsettiği geçirdiği daha yaratıcı sürecin en net duyulan özelliği oldu. Ek olarak iki albüm arasındaki gitar-vokal yoğunluğunda da farklılıklar duyulabilmekte. İlk albümde vokallerin, gitardan daha önde olduğunu, merkeze yerleştiğini dile getirebilirken bu albümde durum tam tersi. Özellikle ‘Sauvingon’, ‘Mrs. Postman’ ve albümün ilk teklisi olmasının yanı sıra hiti olma görevini de sırtlayan ‘More Than A Love Song’ gelmekte. Ancak ‘More Than A Love Song’ gospel dokusuna eklenen caz-funk altyapısıyla albümün kendi köküyle kesişimini de sağlamakta. Onun haricinde ‘Tomorrow’, ve albüme adını veren ‘Chronicles’ta da yer yer fark edildiğini söylemek mümkün gospel’in.
Chronicles of a Diamond nasıl ortaya çıktı?
İlk olarak, albümün prodüktörlüğünü Colors’ta da olduğu gibi Adrian Quesada yaptı. Tabii prodüktör olarak el atmadığı milenyum sonrası grup kalmayan John Congleton’ın desteğini de sayarsak. Albümün dinleme deneyimini arşa çıkaran ve her dinlemede yeni bir nokta keşfetmemizi sağlayan 6 kez Grammy kazanmış Shawn Everett’ın miksleri için de kalp göndermezsek ayıp olur… Şaka bir yana, Eric Burton’la aralarındaki uyumun en net göstergelerinden biri olan bu görev dağılımının Burton tarafına düşen kısmıysa şarkıları yazmaktı. Sokakta çaldığı dönemlerden de esinlendiğini ve çok sayıda şarkı fikri olduğu bilinen Burton, birkaç şarkı haricindeki tüm şarkıları kendi başına yazdı. Hariçte yer alan şarkılarsa; ‘More Than A Love Song’, ‘Sauvignon’ ve ‘Mrs. Postman’di. Mrs. Postman’in bir diğer detayıysa ikilinin yanına dışardan bir ismin eklenmesiydi. 2020’de çıkardığı “The Gold Tapes Vol. 1-3” albümüyle tür içinde dikkat çeken bir müzisyen olan JaRon Marshall’dı. JaRon aynı zamanda Black Pumas’a sahne üstünde eşlik eden grubun klavyelerini de çalıyor…
Bir aşk şarkısından daha fazlası
Black Pumas’ın müziğinin iz düşümünde birçok önemli yazar, sinemacı, azınlık haklarını savunan insan var. Onlardan biri olan ve Black Pumas’ı ilk dinlediğim günden beri bağı olduğunu hissettiğim Toni Morrison’la başlamıştım yazıya. Kapanışı da en az Toni Morrison kadar onların müziğinde hissettiğim James Baldwin’in, ‘Giovanni’nin Odası’ kitabındaki şu satırlarla bitirmek isterim.
“Aynadaki vücut arkama bakıp, onunla yüzleşmeye zorluyor beni. Vücuduma bakıyorum, ölüme mahkûm vücuda. Zayıf, katı ve soğuk, gizemin anahtarı. Bu vücuda neler olduğunu, bu vücudun ne aradığını bilemiyorum. Zamanın içine kısıldığı gibi aynanın içinde de kapana kısılmış, çözülmeyi bekliyor…”
Black Pumas kendilerinin yeni hallerini keşfettikçe Baldwin’in bahsettiği kapana kısılma ya da ne aradığını bilememe halinden uzak kalacaklar gibi bir kahinlik yapmak zor değil. Ki baskıyla baş etmenin en iyi yolunun kendi iç sesleriyle baş başa kalmak olduğunu ispatladıkları “Chronicles of a Diamond”ın katmanlarında huzurla tek beden olmayı deneyimlemelerinden sonra…
Black Pumas, Chronicles of a Diamond ile Beatsommelier’de!
Buraya kadar gelmişken, eğer Black Pumas’ın benzersiz yapıtı Chronicles of a Diamond’u Limited Edition baskısıyla plak koleksiyonunuza eklemek isterseniz, sizi ilgili sayfaya alalım.


