Müziği Görmek, Renkleri Tatmak: Sinestezi ve Müzik

Doğa Hanoğlu
Okuma Süresi: 8 Dakika

Duyuların Benzersiz Birleşimi

Bir an düşünün: Kulaklarınızda yankılanan bir piyano notası, gözlerinizde turuncu bir ışık seline dönüşüyor. Ritmin sizi sarıp sarmaladığı o anlarda, beyninizde dalgalanan desenlerin farkına varıyorsunuz. Kim bilir, belki de bu deneyim size tanıdık geliyordur.

Sinestezi, kelimenin tam anlamıyla hislerin bir dansıdır. İlk kez 19. yüzyılda bilim insanlarının dikkatini çektiğinde, birçok kişi için büyülü bir hikaye gibiydi. İnsanlar duydukları bir melodiyi sadece işitmekle kalmıyor, aynı zamanda gözlerinin önünde canlanan renklerle yaşıyorlardı.

Peki ya bir kelimenin tadını almak? Sadece ses ve renk ilişkili bir şey değil bu sinestezi dediğimiz durum. Kendi içinde denklemlere ayrılabiliyor:  Yazı-renk, ses-renk, renk-tat ve ses-tat sinestezileri.  

Pharrell Williams’ın Gözünden Sinestezi

Pharrell Williams

Bu terime Pharrell Williams ile aşina olanların sayısı fazla. Pharrell,  “Piece by Piece”te, duyusal algısını ve bunun, benzersiz hitlerinden moda alanındaki öz ifadelerine kadar yarattığı her şeyi nasıl şekillendirdiğini anlatmıştı. 

Bu terime de nitekim uzak olanlar tanımını Pharrell’den dinlesin, bu durumu bir röportajında şu şekilde açıklıyor: “Sinestezi zihninizde olan bir şeydir. Zihninizin gördüğü şeydir, biraz hayal gücü gerektirir. Doğduğunuzda, tüm duyularınızla doğarsınız: görme, işitme, koku alma, tat alma, kinestetik. Tüm bu sinir uçları bir arada doğar. Sonra yaklaşık bir yaşına geldiğinizde budanır. Ve bazen, bazıları büyümez. Bu şekilde de bağlantılı olan 2 veya 3 sinir, birbirlerine hayalet görüntüler gönderir. Dolayısıyla ses duyduğumda zihnim bir görüntü yaratır. Bu genelde renklerle kendini ifade eder.”  

Sinestezinin Nadir Olmayan Doğası

Konu araştırmasını yaparken gözüme en çok çarpan şeylerden biri “nadir” kelimesiydi. Çoğu yerde bunun ne kadar nadir ve ender görülen nörolojik bir fenomen olduğundan bahsediliyordu. Pharrell’in röportajlarını izlediğimde de yine dikkatimi çeken kısım yine “nadir” olmasıyla alakalı yorumu olmuştu. Fakat o bu durumu herkes gibi ele almıyordu. “Bu öyle çok benzersiz bir şey değildir. Sadece sıkça konuşulan bir konu değildir.” demişti röportajının devamında.

Sinestezik Sanatçıların Benzersiz Ritimleri

Sinestezik sanatçılar, kendilerine özgü “imza” olarak da adlandırılabilecek benzer ritim duygularına sahip olabilir, en azından ben bu şekilde gözlemledim. Pharrell ve Kanye West gibi isimleri düşündüğümde, müziğe verdikleri ritmik ve fiziksel tepkilerin benzer noktalarda buluştuğunu görüyorum. Kanye West’in sinesteziyle olan ilişkisini de es geçmemek gerekir. Duyduğu beatleri adeta bir Bob Ross tablosu gibi çizime yansıttığı ve sanki bir nota kağıdı gibi beatleri onun üzerinden okuduğu sahneler, Jeen-Yuhs’u izleyenler tarafından görülmüştür zaten. İzlemeyenler için de bu kısım tavsiye niteliğinde olsun.

Lorde ve Sinestezinin Yaratıcı Sürece Etkisi

Lorde

Pharrell ve West gibi birçok sanatçıya ilham kaynağı olmuş, bazen de yüz ekşittirmiş “sinestezi” başka ünlülerin kreatif hayatını nasıl etkiledi biraz da onlara bakalım. Örneğin, Lorde dediğimiz zaman aklımıza en meşhur şarkılarından biri olan “Tennis Court” gelir. Ancak Lorde, bu şarkı için ilk adımları atarken çok samimi duygular içinde değilmiş; nedeni ise şarkının renklerinin doğrudan yazma sürecine etki etmesi. 

Bu durumu kendisi şöyle anlatıyor: “Eğer bir şarkının renkleri çok bunaltıcı ya da çirkinse, bazen onun üzerinde çalışmak istemem — ‘Tennis Court’ üzerinde ilk çalışmaya başladığımızda sadece akorları çalan bir pad vardı ve bu, en kötü dokulu soluk kahverengi gibiydi, gerçekten demodeydi ve midemi bulandırdı. Sonra o nakarat öncesini çözdük ve ben sözlere başladım, şarkı bir gecede inanılmaz yeşillere dönüştü!” 

Sonuç güzel olsa da, çoğu insan için soyut olan şeyler somutlaştığında başa çıkmak zor bir süreç haline gelebiliyor. Sonuçta her hediye kendine ait zorluklarla gelir. Sanatçılar için bu “hediye” gibi gözüken şeyler bazen lanete de dönüşebiliyor. Önemli olan, bununla ne derece baş edebildiğiniz ve ortaya nasıl bir ürün çıkardığınızdır.

Duke Ellington ve Müzikal Renk Dünyası

Duke Ellington

Sinestezik sanatçılardan bahsederken Duke Ellington gibi, caz müziğinde çığır açmış bir ikonu es geçmeyi kendime yakıştırmam. Kendisi ,çoğumuzun da bildiği üzere, bir piyanist, orkestra şefi ve bestecidir. Büyük orkestra cazının öncülerinden biri olarak kabul edilir. Caz 101 dersi alırsanız ilk dersten işleyeceğiniz biridir kısacası. Şüphe yok ki, Duke Ellington’ın caz, popüler ve klasik müzik üzerindeki etkisi asla yadsınamaz. Peki etkisinin asla yadsınamaz olmasının ve müziğinin zengin tonlarının sırrı neydi? Söylenene göre, onun müzisyen, orkestra şefi ve besteci olarak sahip olduğu yetenek ve müziğe yönelik genel ve benzersiz yaklaşımı sinestezi sayesindeydi. Bütün yeteneğinin sebebi budur demiyoruz tabiki fakat bu durumdan fazlasıyla etkilenmiş isimlerden biriydi. 

Görsel Sanatlar ve Sinestezi

Bu arada sinestezinin sadece müzik alanındaki sanatçılara ilham olduğunu düşündürdüysek onu da hemen düzeltelim. Nice ressamlara , Van Gogh gibi, bir güzel ilham olmuştur sinestezi. Duke Ellington da aslında bu nimeti ilk çizim hayatında kullanmaya başlıyor. Kendisi, sesleri renk olarak duyabiliyor ve renkleri ses olarak görebiliyordu. Haliyle bu da onu harika bir çizer yapıyordu. Hatta birçok kaynağa göre, gençlik yıllarında New York’un prestijli Pratt Enstitüsü’nden burs kazanmıştı. Ancak bir zamanlar profesyonel ressam olmayı hayal etmesine rağmen, 16 yaşına geldiğinde müziğe yönelmeyi tercih etmişti. Müziğe yöneldiği sırada, tabela ressamlığı ve poster tasarımı gibi işler yapmaya devam ediyor, çizimi de hayatından çıkarmıyordu. İlerleyen zamanlarda da çizimden vazgeçmek gibi bir niyeti olmayacaktı, nereden mi biliyoruz? Uzun zamandır birlikte çalıştığı Billy Strayhorn’un yardımıyla 1953’te bestelediği “Satin Doll”  şarkısı, bu soruya çok güzel bir cevap olabilir. Bu şarkıyı söylenene göre Bea “Evie” Ellis için yazmıştı – Ellington’ın o zamanki kız arkadaşı-.  Şarkıyla aynı isimde bir tablo da yapmıştı ve bu tabloda, hayatındaki en önemli kadınlardan bazılarının birleşimi olan bir karakter portresi oluşturmuştu. Ayrıca müziğinde de rahatça duyabildiğimiz harmonizasyonunda, eril ve dişil unsurların etkileşimini aynı şekilde bu tabloya yansıtmıştı. Resmen dinlemek isteyenler için müzik, bakmak isteyenler için tablo hazırlamıştı. 

Tuval Olarak Müzik: Ellington’ın Sanat Felsefesi

Duke orkestrasını bir resim paleti olarak görüyordu diyebiliriz. Zaten kendisi de bunun aksine bir şey söylemiyordu:  “Grubun bir üyesi bir nota çaldığında, bu bir renktir. Aynı notayı başka biri çaldığında ise bu farklı bir renktir. Kalıcı müzikal tonlar duyduğumda, sizlerin gördüğü renklerin hemen hemen aynısını görürüm ama onları dokular halinde görürüm.” 

Ellington aslında hiçbir zaman sadece biçime odaklanmamıştı ve her zaman eserlerinde bir tür anlatı sunmaya çalışmıştı. Müziği kendi tuvali olarak kullanmıştı. Muhtemelen sadece biçime odaklanan bir müziği “karalama” olarak adlandırırdı. Bu konuyla alakalı olarak da söyleyecek bir çift sözü vardı elbet: “Bir boya fırçasını duvara fırlatıp olan bitene sanat diyemezsiniz.”

Müzik ve Sinestezi: Hislerin Evrensel Dili

Kısacası görebiliyoruz ki sinestezi, bizi müziğin “hissedilebilir” bir dünya olduğu fikrine yaklaştırır. Her birimizin algısı farklıdır; kimimiz için bir şarkı huzur dolu bir mavidir, kimimiz içinse enerji dolu bir kırmızı. Ama bir gerçek var ki, müzik hepimizin kalbine dokunan bir hikaye anlatır.

Peki sizin hikayeniz ne? Sizi büyüleyen bir şarkı, bir melodi, bir an var mı? Bir ses size renkleri, tatları ya da dokuları hatırlatıyor mu? Sinestezik olmasanız bile, belki de bir şarkının size yaşattığı o eşsiz hissi paylaşabilirsiniz. Çünkü müzik, kimsenin inkar etmeyeceği üzere,  hislerin sınırlarını aşarak hepimizi birleştiren o evrensel bir dildir ve gün sonunda herkesin müzikten aldığı tat farklıdır, kimi zaman acı kimi zaman tatlı.

2025 BeatSommelier

Yazıyı Paylaşın
Yorum Yazın

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir