Kısa Cümlelerin Büyük Yankısı: Şebnem Ferah’ın 90’lı Yılları

Batıkan Baksı
Okuma Süresi: 10 Dakika

90’lı yılların memleket müziği, bir yanda pop müziğin renkli ve neon istilası altında nefes almaya çalışırken, diğer yanda yeraltından yukarıya doğru sızan sert ritimlerin ve samimi dışavurumların sancısını çekiyordu. Bu kaotik iklimde, elinde gitarıyla sahneye çıkan o zayıf ama sesiyle duvarları yıkan genç kadın, sadece ülkenin müziğine damga vuracak bir rock yıldızı adayı değil, birkaç kuşağın da bastırılmış duygularının tercümanı olacaktı. Yalova’ya göçen Üsküp’lü bir ailenin üç kızından en küçüğü olarak Yalova’da doğan; oradan okumak için gittiği ve döneminde rock şehri sayılan Bursa’nın sahnelerinde Volvox’un isyankar sesi olan, ardından yolunun İstanbul’a düşmesiyle Sezen Aksu’nun da mutfağında profesyonelliği soluyan Şebnem Ferah, Türkçe Rock’ta kadın sesinin sadece naif ya da eğlenceli olmak zorunda olmadığını, acının da isyanın da distortion’lu gitarlarla gayet şık durabileceğini kanıtlamak üzereydi.

1996 yılında kulaklardan süzülen ‘Vazgeçtim Dünyadan’ın o ikonik girişi duyulduğunda aslında bir devrin kapandığı ve yepyeni bir sayfanın açıldığı da tescillenmiş oldu. “Kadın” albümü, adıyla müsemma bir şekilde, dişil enerjinin rock müzikteki en güçlü manifestosuna dönüşürken bu, sadece bir başlangıçtı. Yeni milenyuma 6 ay kala çıkardığı “Artık Kısa Cümleler Kuruyorum” ile sadece iyi bir vokalist değil, aynı zamanda ruhun en karanlık dehlizlerine inebilen usta bir hikaye anlatıcısı olduğunu da belgeleyen Şebnem Ferah, 90’ların sonunda artık sadece bir şarkıcı değil, her cümlesiyle kitleleri peşinden sürükleyen ve Türkçe Rock’ın mihenk taşı olmaya yürüyen bir fenomendi. Hazırsanız, Şebnem Ferah’ın 90’larına hızlı bir bakış atıyoruz!

Bursa’dan İstanbul’a Bir Rock Rüyası: Volvox


90’ların başında Türkiye’de “kadın rock grubu” kavramı, ana akım müzik için neredeyse imkansız gözüküyordu. Şebnem Ferah, lise için geldiği Bursa’da okul orkestrası ve küçük topluluklarla müzikal faaliyetlerine başlamış, “Pegasus” adlı bir grupta şarkılar söylemişti. Ancak onun derdi tamamı kadınlardan oluşan bir grupta yer almaktı. 80’lerin ortalarında Bursa’da açılan bir stüdyo sayesinde bu hayalini de 1988 yılında gerçekleştirmişti. Duygu Karpuz, Ebru Bank, Gül Ağırca, Buket Doran ve sonradan Özlem Tekin’in katılmasıyla son hâlini alan Volvox, haşin ve gürültülü sesini Bursa’dan atmosfere doğru yaymaya başlamıştı. İlk konserlerini 3 Aralık 1988 tarihinde Teoman’ın o dönem vokalistliğini gerçekleştirdiği Mirage grubunun alt grubu olarak Bursa Tayyare Sineması’nda veren Volvox, ilk İstanbul konserini de 28 Nisan 1991 tarihinde Pentagram ile birlikte Pangaltı İnci Sineması’nda vermişti. Genç Şebnem, o sıralar ODTÜ’de Ekonomi okuyor olsa da müzikle daha yakından ilgilenmek için okulu bırakmış ve İstanbul’a gelerek İstanbul Üniversitesi İngiliz Dili ve Edebiyatı Bölümü’ne kayıt olmuştu. Gruptaki diğer üyelerin de hepsi İstanbul’da okuyordu ve Volvox artık İstanbul’lu bir gruba dönüşmüştü. Volvox, konserler veriyordu vermesine ancak kaydettikleri demo bir türlü albüme varmıyordu. Bu da ister istemez grup üyelerinin kendi solo projelerine yönelmesine sebep oluyordu. İlk olarak gruptan Ebru Bank ayrılmıştı ve o sıralarda Özlem Tekin de kendi çalışmalarına odaklanmıştı. 1994 yılında gruptan ayrılıp ilk albümü “Kime Ne”ye hazırlanmaya başlayan Özlem Tekin’in ardından bir süre daha var olma mücadelesi veren Volvox, 1994 yılında dağılmak durumunda kaldı.

Sezen Aksu Okulu’nda Vokalistlikten Yıldızlığa…


Volvox dağılmıştı dağılmasına ama henüz 22 yaşındaki genç Şebnem şimdi ne yapacaktı? Üstelik rock müzik alanında henüz kadınların devri başlamamıştı bile Türkiye’de. İşte bu sudan çıkmış balık olma hâli arasında yolu Sezen Aksu ve Onno Tunç ile kesişen Şebnem Ferah, kendisini Türkiye’nin en büyük müzik laboratuvarında buldu. Bu laboratuvar, Ferah için sadece arkada vokal yapmaktan ibaret değil, aynı zamanda bir şarkının mutfakta nasıl pişirildiğini en üst seviyeden izlediği bir yüksek lisans programıydı adeta. Sezen Aksu’nun o dönem her müzik türünden yıldızlar çıkarma geleneğinde sıra rock müziğe gelmişti ve Aksu’nun vizyonu Şebnem’in ham yeteneğini törpüleyerek ona mikrofon başında nasıl duygu patlamaları yaratacağının becerisini de kazandırıyordu. Bu mutfakta aldığı eğitimle yavaştan 90’ların ikonik pop albümlerinin gizli kahramanı da olmaya başlayan Şebnem Ferah, ilk albümü “Kadın” çıkmadan önce;

  • Tarkan’ın 1994 çıkışlı Aacayipsin
  • Sertab Erener’in 1994 çıkışlı Lâl
  • Umay Umay’ın 1994 çıkışlı Umay Umay
  • Deniz Arcak’ın 1995 çıkışlı Beyaz Vadi
  • Sezen Aksu’nun 1995 çıkışlı Işık Doğudan Yükselir
  • Özlem Tekin’in 1995 çıkışlı Kime Ne
  • Levent Yüksel’in 1996 çıkışlı Levent Yüksel’in 2. Kaseti
  • Çelik’in 1996 çıkışlı Yaman Sevda 
  • Sezen Aksu’nun 1996 çıkışlı Düş Bahçeleri albümlerinde geri vokal yapmış, Levent Yüksel’in “Levent Yüksel’in 2. CD’si / Kaseti” albümündeki ‘Şıngırdak Yarim’ şarkısında da elektro gitarıyla yer almıştı.

Bu süreçte Onno Tunç gibi dahi bir müzik insanının çalışma disiplinine de tanıklık etmesiyle, müzikal algısı sadece rock kalıbından çıkmış, dünya standartlarında bir prodüksiyon bilincine ulaşmaya başlamıştı. En önemlisi de bu dönemde Şebnem Ferah, “popun içinde nasıl rocker kalabileceğini” öğreniyordu. Sezen Aksu’nun ona olan güveni o kadar büyüktü ki, kendi solo albümü için Raks Müzik ile anlaştığında, Sezen ona sadece bir akıl hocası değil, aynı zamanda dönemi için devrimsel sayılan “Kadın” albümünün kapılarını da açan anahtar olmuştu.

“Kadın” sesiyle Türkçe Rock’ta ikonik bir başlangıç…

15 Kasım 1996 yılında raflarda kendisini gösteren Şebnem Ferah’ın ilk albümü “Kadın”, Türkiye’de rock müziğin marjinal bir alt kültürden çıkıp ana akımın tam merkezine, o güne kadar pek de rastlanmamış bir estetikle yerleşmesinin hikayesi aslında. Albümü özel kılan en önemli unsurlardan biri de prodüktör koltuğunda İskender Paydaş’ın oturuyor olması. O zamana kadar sürekli pop albümlerinin arkasında gördüğümüz Paydaş’ın rock müziğe dokunması, rock müziğin de popüler kültürle buluşmasına sebep olan faktörlerden biriydi. Raflarda yerini almasıyla birlikte 500 bin civarı satan “Kadın” albümü, içinde bulunan müzisyenlerle de epey iddialı bir çalışmaydı. Ahmet Koç, Güray Hafiftaş, Volkan Öktem, Levent Yüksel, Özcan Şenyaylar, Hakan Utangaç gibi isimlerin enstrümanlarını konuşturduğu albüm, Şebnem Ferah’ın birlikte sahne aldığı Metin Türkcan, Aykan İlkan, Buket Doran ve Ozan Tügen’in henüz stüdyo kısmında olmadığı bir albümdü aynı zamanda. Albümün omurgasını oluşturan isimler yine tanıdıktı elbette. Tarkan Gözübüyük basları, Demir Demirkan elektrik ve akustik gitarları, İskender Paydaş davulları, klavyeleri, perküsyonları  çalıyor ve bilgisayar programlarını kullanıyordu. Alp Turaç ve Ender Akay, ses mühendisliğini yaparken; kayıt, mix ve mastering aşaması Çağlar Türkmen’in ellerinden öpüyordu. 3 şarkıyı da Sezen Aksu’nun yazdığı albümdeki kalan 7 şarkının tamamı Şebnem Ferah’ın kaleminden çıkmıştı. Albümün çıkış parçası ‘Vazgeçtim Dünyadan’, klibindeki gotik ve modern görselliğiyle bir anda tüm müzik kanallarını işgal etmişti. Ancak bu başarı sadece bir pazarlama stratejisi değildi; şarkıların sözlerindeki derinlik, Türkiye’deki kadın sanatçı profilini de değiştiriyordu. Bu albümde Şebnem Ferah, acısını saklamayan ‘Deli Kızım Uyan’ ile en savunmasız hâlini paylaşan, ‘Fırtına’ ile her şeyi yıkıp geçebilecek kadar da güçü bir karakter çiziyordu. “Kadın” albümüyle artık sadece listeleri yakıp geçmiyordu, elinde gitarıyla sahneye çıkan genç kızlar için de yaşayan bir idole dönüşüyordu Şebnem Ferah.

Bireysel Yas ve Olgunluğun Zirvesi: Artık Kısa Cümleler Kuruyorum


Şebnem Ferah
için 90’lar bir grupla başlamıştı ama 90’ların ve 1000’li yılların sonuna geldiğinde yola tek başına devam ediyordu. 1996’da çıkardığı “Kadın” albümüyle artık adını Türkiye’nin müzik piyasasına ve rock alemine iyice ezberletmişti ve bu albümün getirdiği o görkemli zaferin ardından müzik dünyası Şebnem’den yine benzer tonda, “hırçın” bir devam albümü bekliyordu. O, bu arada 1996’dan 1999’a kadar Teoman, Haluk Levent, Nilüfer, Sezen Aksu, Sertab Erener, Yaşar Gaga, Yonca Evcimik, Ajda Pekkan gibi isimlerin albümlerinde sesiyle yine yer alırken, ikinci albümüne de hazırlanıyordu. 30 Haziran 1999 tarihinde çıkardığı “Artık Kısa Cümleler Kuruyorum”, kendisinden beklenen sound’un aksine daha içe dönük, minimalist ve gri bir atmosfere sahipti. Şebnem, bu albümde sesini sadece bağırmak için değil, fısıldamanın gücünü keşfetmek için de kullanıyordu. İkinci albümünün çıkışından kısa bir süre sonra meydana gelen 17 Ağustos 1999 depreminde babasını kaybetmesi, albümdeki şarkıların yükünü de değiştirmişti. Artık o şarkılar sadece Ferah’ın değil, hüznün içinde sessizleşen bütün bir ülkenin de sesi olmuştu. Albümün müzikal direktörü yine İskender Paydaş’tı ve ekip de bir önceki albümle yine benzerlikler taşıyordu. Çok daha organik ve saf bir rock tınısına sahip olan “Artık Kısa Cümleler Kuruyorum”, süslerden arınmış ve duyguları hedefleyen bir yapıdaydı. Aranjeleri Demir Demirkan, Tarkan Gözübüyük ve İskender Paydaş bölüşmüştü; Tarkan Gözübüyük basları, İskender Paydaş klavye, perküsyon ve synthesizer’ı, Burak Gürpınar ve Volkan Öktem davulları, Demir Demirkan ise gitarları üstlenmişti. Albümde tek bir şarkıyı Şebnem Ferah yazmamıştı, o da Deniz Yılmaz’ın yazdığı ‘Yorgun’ parçasıydı. Geri kalan tüm şarkıları yine Şebnem Ferah’ın yazdığı albümde Ferah, karşımıza kıpkırmızı saçlarıyla çıkmış, literatüre Şebnem Ferah Kırmızısı saç rengini de sokmuştu. Türkiye ve dünya, 2000’leri karşılamaya hazırlanırken çıkan bu albüm Şebnem Ferah’ın sadece popüler bir figür değil, kalıcı bir fenomen olduğunun da tescillendiği bir çalışmaydı. 90’ları bu albümle kapatırken, aslında milenyuma da bambaşka bir Şebnem olarak giriyordu. Yaşadığı acıları müziğiyle sağaltan, dinleyicisiyle arasında sanatçı-hayran ilişkisinden öte bir kader birliği kuran ve Türkçe Rock’ın sırtını yaslayabileceği en sağlam kalelerden biri hâline gelen bir figür olacaktı Şebnem Ferah yeni dönemde.

2025 BeatSommelier

Yazıyı Paylaşın
Yorum Yazın

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir