Ciddiyet Seviyesi Tehlikeli Bir Sınıra Ulaştı, Patetik Bir Hâl Aldı. Bu Durum İnsan Türü Arasında Bir Üzüntü Salgınına Yol Açıyor!
Henge’yi henüz keşfetmemiş olabilirsiniz ama kesinlikle keşfetmelisiniz. Hele ki bir müzikofilseniz ve yeni sound’lar, yeni gruplar keşfetmekten büyük bir keyif alıyorsanız. Henge, “cosmic dross” ismini verdiği psikedelik ve uzaylı müzik türüyle adından bahsettiriyor.
“Dünyayı Kurtaran Adam” filminden fırlamış gibi görünen trol imajları ise kulaktan kulağa yayılarak büyüyor. Ben Henge’yi teatral kimliğiyle, avangart ve sansasyonel performanslarıyla 70’lere imzasını atan Arthur Brown’a çok benzetiyorum. Benzer bir mizah anlayışları ve kışkırtıcılıkları var.
7 Kasım’da Blind sahnesinde İstanbul’daki ilk konserlerini verecekler ve kozmik bir buluşma gerçekleştirecekler. Ben de konser öncesinde kendileriyle galaksiler arasında bir röportaj yaptım. Keyifli okumalar, uzayda buluşuruz! 🙂
Merhaba Henge, nasılsınız? 7 Kasım’da İstanbul’da sahne alacaksınız ve Türkiye’deki ilk konserinizi gerçekleştireceksiniz. Neler hissediyorsunuz ve bu konser nasıl bir kozmik yolculuğa sahne olacak?
HENGE: Selam Dünyalılar ve Türkiye’deki insanlar. Gezegenimizin bu bölgesinde Türkiye’den gelen güçlü sinyaller tespit ettik. İletişim ağlarınız aracılığıyla gelen sinyaller o kadar güçlü ve özlem doluydu ki görmezden gelemedik. HENGE’yi canlı olarak dinlemek ve deneyimlemek istiyordunuz, biz de bu doğrultuda ilk buluşmamızı düzenledik.
Daha önce görmediğiniz türde tuhaf bir deneyim yaşayacaksınız. İstanbul’daki güzel insanlara psikoaktif ses dalgaları iletmek amacıyla dünya dışı frekanslarımızı titizlikle ayarladık. Katılan herkes için muhteşem bir macera olacak.
Daha önce yaşanmamış türde bir deneyim olacağı kesin, ben de merak ediyorum. 🙂 Müziğinizi “Cosmic Dross” olarak tanımlıyorsunuz. Bu galaksileri aşan bir müzik türü ama bu müziğin en önemli özelliği ne ve insanlığa hangi mesajları aktarıyor?
HENGE: Cosmic Dross’u memleketimiz “Agricular”ın geleneksel halk müziği olarak tarif edebiliriz. Agricular kültüründe müzik günlük yaşamdan ayrı tutulmaz. Bu müzikle doğarız ve bu müzikle büyürüz. Hatta doğduğumuz andan itibaren seslere sarılırız ve Agricular modunun 23 notasıyla büyütülürüz. Ancak bunu herhangi bir ölü gezegenden kalan, eski bir sanat biçimi olarak düşünmeyin. Cosmic Dross hayattır, hayattadır ve her canlı varlık gibi zaman içinde dönüşüme uğramıştır.
Nom’un amfibi ritimleri, Brother Goo’nun şiddetli bas frekansları ve Sol’un synthesizer’ları bu müziğe dahil olmuş ve dünya dışından gelen bu frekansları insan sinir sistemi üzerinde maksimum etki yaratacak şekilde ayarlamıştır. Bu müziğin en önemli özelliği ise oyunculuktur.
Doğrusunu söylemek gerekirse insanlar, tür olarak başarılarını önce ses çıkarmaya, ardından da dile yol açan oyunculuğa borçludur. O zamandan beri ne kadar muhteşem şeyler başarılmıştır. İnsanların evrimlerinin bir sonraki aşamasına bu oyunculuk ruhuyla geçebileceklerini hatırlatmak istiyoruz Açıklık son derece güçlüdür, bu yüzden onu asla küçümsemeyin.

Açıkçası “cosmic dross” müziğinizi ilk duyduğumda Arthur Brown’un çılgın dünyasını ve psikedelik müziğini anımsadım. Onu da İstanbul’da izleme şansına sahip olmuştum. Siz de en az onun kadar teatral ve özgünsünüz. Belki o da başka bir galaksiden gelmiştir. Peki, müziğinizin öncüleri olarak kimleri görüyorsunuz ve müzikal yaratıcılığınızı şekillendiren unsurlar neler?
HENGE: Söyledikleriniz ve yaptığınız bu karşılaştırma bizi gururlandırdı, teşekkürler. Ancak Arthur Brown ile henüz tanıştırılmadık. Eğer o da başka bir galaksiden geliyorsa, onunla tanışmaktan büyük memnuniyet duyarız. Dünya’da çok uzun süre bulunmadığımız için insan kültürü hakkındaki bilgimiz sınırlı. Bu nedenle Dünya’daki başka müzik türleriyle olan herhangi bir benzerlik büyük ölçüde tesadüfi.
Sesle ilgili olarak müzisyenlerin yaptığı seçimleri etkileyen fiziksel kanunlar var. Bu yüzden Dünya’daki hemen hemen her müzik geleneğinde pentatonik gam karşımıza çıkar. Nom bize Xylanthia’nın amfibi ritimlerini öğretti, kurtardığımız Venüslü Brother Goo ise bize bas gitarın terapötik gücünü gösterdi. Mürettabatımızdaki insan üyemiz Sol da bizi rave ile tanıştırdı, bir synth’in osilatör dalga formlarının insanlarda ne denli büyük bir coşku uyandırdığını gösterdi.
Fakat Paddy Steer’in çalışmaları karşılaştığımız insanlar arasında bize özel bir ilham kaynağı oldu.
Geçen yıl “Journey to Voltus B” isimli bir albüm yayımladınız. Voltus B nasıl bir gezegen ve sizin için neyi temsil ediyor? Bu yolculuktaki göreviniz neydi?
HENGE: Voltus B, Dünya’ya benzeyen bir gezegen. Ancak bu gezegende yeni atom çağının kıyısında olan zeki bir tür yaşıyor. Tarihsel olarak çok ilginç bir döneme denk geldik. O dönemde Voltarlar, atomun gücünü nasıl kullanacaklarına henüz karar vermemişlerdi. “Nükleer Kış” ismi verilen senaryoda bu gücü yıkıcı silahlar yaratmak için kullanıyorlar. “Nükleer Füzyon” senaryosunda ise bu gücü sınırsız ve temiz enerji üretmek için kullanıyorlar.
Albümde bu senaryolar işleniyor ve gezegenin kaderi bu dengeye bağlı olarak yol alıyor. Bir yandan da “Voltus B”yi bir ayna olarak düşünebilirsiniz. İnsanlar da gelecekleri konusunda ciddi seçimlerle karşı karşıya oldukları bir dönemde yaşıyor. Senaryolar modellenebilir ama bir kez gerçekleştiğinde geri dönüşü yoktur.
İnsanları Voltus B’ye getirmek ve bu senaryoları anlatmak Dünya gezegeninde yürüttüğümüz büyük bir görevin parçasıydı. Seyahat zihni genişletir ve insanlar, uzaylı türlerin nasıl yaşadığını görerek birçok şey öğrenebilir.

Peki, Voltus B gezegeninden sonraki projeniz ya da göreviniz ne olacak? Şu anki gündeminizde neler var ve müziğiniz hangi yönde gelişecek?
HENGE: Sırada 29 Ocak 2027’de piyasaya sürülecek yeni albümümüz “HUMANS” var. Bunu duyurmaktan ötürü de büyük bir mutluluk duyuyoruz. Dünya gezegeninin sakinleriyle yaşadığımız maceraların ardından, insanlara karşı derin bir ilgi duymaya başladık. Bu ilgi de bir albüme dönüştü. İnsan, son derece değişken bir tür ve yeni albümümüzün ana konusu da bunun üzerine. Enstrümanlarımızı sizlere yönelttik.
Bununla birlikte tüm canlılar gibi bizim de müzik anlayışımız gelişiyor. Fakat bu seferki deneme doğrudan insan ırkına odaklanıyor. İlk single’ımız “Brains” yayında. Albüme dair bilgiler almak için de www.hengemusic.com web sitemizi ziyaret etmenizi öneririz.
Bu soruya vereceğiniz cevabı merak ediyorum. İnsanlık tarihinden bir dönem seçecek olsaydınız, hangi dönemi seçerdiniz ve hangi dönemde yaşamak isterdiniz? Örneğin hippilerle birlikte yaşamak ister miydiniz? 🙂
HENGE: Çoğu iyi niyetli olsa da hippiler genellikle sinir bozucu ve aşırı ciddi oluyorlar. O yüzden hippilerle aynı dönemde yaşamak istemezdik. Eski Mezopotamya’yı ve farklı uygarlıkları ziyaret etmek eğlenceli olabilirdi. 1961’de John Coltrane’in “Village Vanguard”daki konser serisi sırasında seyirciler arasında olmak ise muhteşem olurdu.
Ancak Dünya gezegeninde şu an bize ihtiyaç var. Ciddiyet seviyesi tehlikeli bir sınıra ulaştı, patetik bir hâl aldı ve bu durum insan türü arasında bir üzüntü salgınına yol açıyor.
Son olarak Türkiye’deki dinleyicilerinize ne söylemek istersiniz? Nasıl bir konser olacak ve dinleyicileriniz konserde ne ile karşılaşacak? Röportaj için de teşekkür ederim, burada ya da başka bir gezegende görüşmek üzere. 🙂
HENGE: Biz teşekkürler ederiz. Bizi nasıl keşfetmiş olurlarsa olsunlar, ayinlerimize katılan her kişiye şükranlarımızı sunuyoruz. Konserlerimize katılan izleyiciler vücutlarında tam spektrumlu bir titreşim hissediyor. Bunu mevcut kelime dağarcığınızla tarif edilemeyecek bir deneyim olarak da görebilirsiniz.
Ayrıca yabancıların sizi kendi ailelerinden biriymiş gibi kucakladığını göreceksiniz. O nedenle olabildiğince hareket edin ve orada bulunmanın tadını çıkarın. Her molekül yapısı benzersizdir, hiçbir aktarım tekrar edilmez. İstanbul’da görüşmek üzere, sevgiler…
ORÇUN ONAT DEMİRÖZ


