The Halo Effect; In Flames ile Dark Tranquillity üyelerinden oluşan ve yarattıkları Göteborg sound’unu dünya çapında temsil etmeye devam eden önemli bir grup. Bu yıl “March of the Unheard” isimli yeni bir albüm yayımlayan grup, 22 Kasım’da IF Beşiktaş sahnesinde olacak.
Türkiye’de çok sevilen ve özel bir hayran kitlesine sahip olan The Halo Effect’in gitaristi/bestecisi Niclas Engelin ile konser öncesinde bir araya geldik. Niclas ile yayımlayacakları yeni EP’yi, üretim süreçlerini, güncel çalışmalarını ve Göteborg sound’unu konuştuk. Keyifli okumalar, melodik death metalden şaşmayın!

1- Merhaba, Niclas! Nasılsın? Röportaj için teşekkür ederim. Tekrar Türkiye’ye geliyorsunuz ve burada gerçekten çok seviliyorsunuz, özel bir hayran kitleniz var. Nasıl hissediyorsunuz?
Niclas Engelin: Teşekkürler, iyiyim. Röportaj talebi için ben teşekkür ederim. Türkiye’ye döneceğimiz için çok mutluyuz. Türkiye’deki hayranlarımız için sahneye çıkmak için sabırsızlanıyoruz.
2- Harika, bu yıl “March of the Unheard” isimli yeni bir albüm yayımladınız. 21 Kasım’da da bir cover EP yayımlayacaksınız. Bize biraz bundan bahsedebilir misin? Ayrıca yeni bir albüm üzerinde çalışıyor musunuz?

Niclas Engelin: Doğrusu sürekli yeni müzikler üzerinde çalışıyoruz, yazıyoruz ve kaydediyoruz. Şu anda yayımlanmayı bekleyen birkaç yeni şarkımız da var. Aslında cover fikri birkaç yıl önce Nuclear Blast tarafından geldi ama o zamanlar bu konuda pek emin değildik.
İlk albümümüz “Days of the Lost“u yeni çıkarmıştık ve ilk albümden hemen sonra cover şarkılar yapmanın anlamlı olduğunu düşünmüyorduk. Evet, cover şarkılar eğlencelidir ama dünyanın artık başka bir gruptan daha cover şarkılar duymaya gerçekten ihtiyacı var mı? 🙂
Bu yüzden bu fikri bir süreliğine rafa kaldırdık. Daha sonra ise bu fikir farklı bir yönden mantıklı gelmeye başladı. Her birimiz bizi müzisyen olarak şekillendiren farklı bir şeyler seçtik. O nedenle bu kayıt bir cover EP’den daha fazlası oldu. Köklerimize doğru bir bakış var. Seçtiğimiz her parçaya da The Halo Effect sound’u ekledik.
3- Sen aynı zamanda son albüm “March of the Unheard”ün de yapımcısısın. Bir yapımcı olarak yaratıcı süreci nasıl yönetiyorsun, ilk albüm ile bu albüm arasındaki temel farklar neler?
Niclas Engelin: Açıkçası sürekli olarak yeni bir şeyler yazıyorum. Yeni fikirler, yeni taslaklar üzerine çalışıyorum. Sonra yazdıklarımı arkadaşlarıma gönderiyorum. Biri farklı bir melodi duyuyor, bunun üzerine bir armoni ekliyor, başka bir fikir veriyor. Sonra herkes kendi bölümleri üzerine çalışıyor, kaydediyor ve geri bildirimde bulunuyor.
Devamında elimizdekileri masaya yatırıyoruz, inceliyoruz. Ekip olarak elimizdekini bir forma sokuyoruz. İlk albümde olduğu gibi bu albümde de Oscar Nilsson ile birlikte prodüktörlük yaptım. Tabii ortak prodüktör olmak tam dikkat anlamına geliyor. Vizyonu kaybetmemek için birlikte çok iyi odaklanmak gerekiyor. Oscar ile çalışmanın avantajı ise birbirimizi çok uzun zamandır tanıyor olmamız. Ben masaya çok çılgın bir fikir getirsem bile o fikir yine The Halo Effect sound’una uygun hale gelir.

4- Doğrusu The Halo Effect, uzun yıllardır varolan Göteborg soundunun bir temsilcisi. Bunu kutluyorsunuz, mirasınız bu. İlk albümün kampanyası sırasında da gençlik merkezleri, köprüler gibi yerleri tam anlamıyla gösterdiniz. Mirasınıza saygı duyarak bu türün gelişimindeki rolünüzü nasıl görüyorsun?
Niclas Engelin: Bunun üzerine düşünüyorum. Yazmayı, fikirleri şekillendirmeyi ve değiştirmeyi seviyorum. Son zamanlarda İskandinav halk enstrümanları çalan ve mitolojik atmosferler yaratmayı seven Norveçli bir sanatçı ile iş birliği yaptım. Bu epik ve çok duygusal bir şey. Üzerine daha fazla gitmek, daha fazla keşfetmek istediğim bir şey. Hatta belki The Halo Effect içinde bile.
Melodilerimize baktığınızda İsveç halk müziğinden esintiler taşıdığını hissedebilirsiniz. March of the Unheard albümünde belirgin bir melankolik iz var. Son parça “Coda” direkt olarak bunu yansıtıyor.
Albümdeki melodiler akustik gitar, çello ve keman ile birlikte enstrümantal olarak yeniden yorumlandı. Birçok gazeteci de bana bu enstrümanlarla birlikte The Halo Effect’in akustik bir setini çok seveceklerini söyledi. 🙂
5- Göteborg soundunu seven ve bu türe hakim olan birçok dinleyici melodik death metalin 2000’lerin başında zirveye ulaştığını düşünüyor. Bununla birlikte bu türe dair tutku hâlâ çok büyük. Sence bu tutkunun sebebi ne, yenilikçi olması mı yoksa kökleri mi?
Niclas Engelin: Bence her ikisi de. Bizler sanatçıyız, yeni fikirler pişirmeli, yeni şeyler denemeliyiz. Çello mu kullanacağız, tamam. Müziğimize akustik dokular mı ekleyeceğiz, neden olmasın.
Ancak aynı albümü tekrar tekrar yaparak bir yere varamayız, bu biz olmaz. Biz AC/DC değiliz. Onlar tam da bunu yaparak efsane oldular ama bizim durumumuz farklı. Tür müziği yapıyorsanız ara sıra biraz heyecan yaratabilmelisiniz. Bu sağlıklı bir şey.
6- Peki, bize sevdiğin ve az tanınan İsveçli bir müzisyen ya da grup önerebilir misin? Tür önemli değil. 🙂
Niclas Engelin: Aklıma gelen biri var, Ted Gärdestad. 70’ler dönemi, melankolik ve biraz pop. Björn & Benny ile aynı dönem. Aslında burada çok bilinen, ünlü bir hikayesi var. Hatta ABBA ile turneye bile çıkacaktı ama gitmedi. Hayatı hakkında bir film bile var, izlemelisiniz! 🙂

7- Zaman ayırdığın için çok teşekkür ederim Niclas! Son olarak Türkiye’deki hayranlarına söylemek istediğin bir şey var mı?
Niclas Engelin: Ben teşekkür ederim. Türkiye’de geçen sefer çok eğlenmiştik, çok güzel bir konser olmuştu. O yüzden hayranlarımızla yeniden görüşmek için sabırsızlanıyoruz. Bir de İstanbul’a gediğimde tekrar Türk kahvesi içmek istiyorum. 🙂


