Gelgitlerden Zümrüdüanka Kanadına: Aylin Aslım’ın Müzikal Yolculuğu

Batıkan Baksı
Okuma Süresi: 14 Dakika

2000’lerle birlikte Türkiye’de rock sahnesi 90’larda arkasına aldığı rüzgarı daha da ileri taşıyarak  ve ivmesini yükselterek ana akım bir kimlik kazanmaya başlamıştı. Bunun sonucunda yalnızca müzik tarzı değişmemiş, sahnedeki temsil biçimleri de farklılaşmıştı. Erkeklerin egemenliğinde gibi gözüken, her fırsatta “sert” ve “maskülen” olmakla itham edilen bu tarz, özellikle 2000’lerin başından itibaren kadınların da kendi hikâyelerini anlatabilecekleri özgür bir platforma dönüştü. Bu, yalnızca müzikal bir değişim değildi; aynı zamanda toplumsal cinsiyet algısına karşı verilen görünür bir mücadeleydi de. Kadınlar artık yalnızca güzel bir sesten / görüntüden ibaret değildi; şarkılarının yazarı, bestecisi, prodüktörü ve sahnelerinin lideriydi de bir yandan. Mesela 1996 yılında Şebnem Ferah’ın çıkardığı ilk albümü “Kadın”, rock müzikte alttan alta duyulmakta olan kadın çığlığını gün yüzüne çıkarmıştı. Mikrofonun başından seyirciye bakan gözler, kimi zaman öfkeyle kimi zamansa kırılganlıkla dışavuruyordu içindekileri.

İlk albümleri çoğunlukla 2000’lere denk gelen Aylin Aslım, Yasemin Mori, Aslı Gökyokuş, Pamela, Aydilge gibi isimler böyle bir ortamda 2000’lerin enerjisini, rock’ın özgürlükçü ruhuyla birleştirerek sahneye taşıdı. Kimi zaman kişisel hikâyeler, kimi zaman politik söylemlerle; aşkı, kaybı, direnişi, alaycılığı, özgürlüğü dile getirdiler. İşte bu aydan itibaren bu serimizde 2000’lerde Türkçe Rock sahnesinde profesyonel olarak yerini almış kadın rocker’larımıza bir göz atacak, onların kariyerlerini hızla turlayacağız. İlk konuğumuz ise ilk albümünü trip-hop olarak çıkarıp rock’a hızlı bir geçiş yapan Aylin Aslım!

Almanya’dan Türkiye’nin Rock Sahnesine…

Harun Tekin ve Aylin Aslım

1976’nın Şubat’ında, Almanya’nın Hessen eyaletinde tam da soğuk bir sevgililer gününde dünyaya gelen Aylin Aslım, küçük sayılacak bir yaşta Türkiye’ye anneannesinin yanına gelmişti. Senede  yalnızca 3 ay anne ve babasını görebilen küçük Aylin, anneannesiyle beraber çok mutlu bir çocukluk geçirmişti. Aslında gelecekte sanatla yoğurulacağı da çok belliydi Aslım’ın. Okuma yazmayı öğrendiği andan itibaren hayal gücünün sınırlarını zorlayarak masal ve öyküler yazmaya başlamış, bunun yanında hayatını şekillendirecek müziği de etrafından duyduğu şarkıları söyleyerek benimsemişti. Ancak yazarlığa da çocukluğundan beri büyük bir ilgi duyduğu için ileride de yazar olacağını düşünen Aylin Aslım, kendisini müzisyenden önce şarkı yazarı olarak tanımladığını da sık sık dile getiriyor günümüzde de. Beşiktaş Anadolu Lisesi’nde okurken bir yandan da çalışmaya başlayan Aylin Aslım, 1994 yılından itibaren İstanbul’daki birçok canlı müzik mekanında sesini de duyururken aynı zamanda Türkiye’nin rock sahnesini Kemancı gibi bir mekanda daha yakından tanıyordu. Geceleri anneannesinden gizli olarak pencereden çıkıp çatılardan sokaklara inen Aylin Aslım, dik başlı ve asi duruşunu da daha o zamanlardan belli eder olmuştu. Liseden mezun olduktan sonra 1996 yılında beş kişiden oluşan Zeytin adlı bir rock grubunda yer aldı, 1998 yılında kurduğu ve vokali olduğu Süpersonik adlı grupla da aynı yıl 3. Roxy Müzik Günleri’nde ikincilik derecesi aldı. Müzik aşkı, iyiden iyiye damarlarında dolaşırken Süpersonik’ten de ayrılan Aslım, 1999 yılında 5 tane birincinin yer aldığı 4. Roxy Müzik Günleri’nde de jüri özel ödülü ile yarışmayı tamamlamıştı. Aynı yılın birincileri arasında yer alan Alt Geçit grubunda aynı zamanda Hayko Cepkin de klavye çalıyordu. Bu süreçten önce 1998 yılında sahneye konulan 80060 adlı oyuna da Kapsül grubuyla birlikte müzik yapan Aylin Aslım için 2000’lerle birlikte yepyeni de bir sayfa açılacaktı.

Aylin Aslım’ın Kariyerinde Rock’tan Önce Trip-Hop Fırtınası Eserse!

Gelgit albüm kapağı

2000’ler Türkiye’de müzik sahnesinin büyük dönüşümlere uğradığı bir dönem hiç şüphesiz. 90’lardaki pop patlamasına alternatifler arayan dinleyiciler yavaş yavaş yükselişe geçen rock müziğe zaten yönelmişken, Türkiye’de trip-hop’a karşı duyulan merak da artmaya başlamıştı. 1997 yılında Gökhan Kırdar’ın çıkardığı ve Türkiye’nin ilk trip-hop albümü olarak lanse edilen “Trip” albümüyle birlikte piyasada da bu tarz müzik yapmaya niyetlenenlerin sayısı artıyordu. Aylin Aslım da her ne kadar rock mayasıyla yoğrulmuş olsa da 16 Kasım 2000 tarihinde çıkan ilk albümü “Gelgit”i trip-hop, elektronik ve house sentezi bir sound’la hazırlamıştı. Birçok kişiye göre Aylin Aslım’ın en iyi işi olarak da anılan bu albüm, Türkiye’de çok da alışık olunmadık bir tarza sahipti ve aynı zamanda alternatif kültürde yetişmiş ve oradan devam edeceği çok belli olan bir kadın sanatçının da gösterdiği büyük bir cesaret örneğiydi. 90’ların sonunda ortaya çıkan satanizm furyasından olumsuz etkilenen rock müzik dinleyicileri ve gruplarının yaşadığı travma yavaş yavaş geride kalırken Aylin Aslım, ‘Senin Gibi’ şarkısıyla kitleleri bir anda etkisi altına almıştı. Ünü yayılırken o sıralarda Boğaziçi Üniversitesi’nde de İngilizce Öğretmenliği okuyordu ancak konserler sebebiyle son sınıfta okulu bırakmak durumunda kalmıştı. Gelgit albümü Power Records’tan çıkmıştı ve albümden buram buram elektronik öğeler taşıyordu. Bana göre çağının çok ötesinde olan bu albüm 2005 yılında yeniden re-mastered olarak dinleyiciyle buluştu ve albümün bu versiyonunda bonus track olarak ‘4 Gün 4 Gece’ şarkısına Hayko Cepkin tarafından yapılmış bir de remix vardı. Senin Gibi, Zor Günler ve 4 Gün 4 Gece şarkılarına çekilen kliplerle hatrı sayılır bir kitleye ulaşan Aylin Aslım, bir sonraki albümüyle bu tarzını çok sevenleri biraz şaşırtacaktı. 

Aylin Aslım ve Tayfası Dönemi Başlıyor…

“Savaşa Hiç Gerek Yok” albüm kapağı

2000’lerin ilk yılları hem Türkiye hem de Aylin Aslım için çok hareketli ve hızlı geçmişti. Aylin Aslım, “Gelgit” albümüyle birlikte özellikle alternatif müzik dinleyicilerinin radarına girmişken H2000, Creamfields ve Rockistanbul gibi önemli festivallerde de sahne almaya başlamıştı. 2003 yılında Amerika-Irak Savaşı’na karşı olarak çıkan “Savaşa Hiç Gerek Yok” albümündeki aynı isimli şarkıda Athena, Bülent Ortaçgil, Feridun Düzağaç, Koray Candemir, mor ve ötesi, Nejat Yavaşoğulları ve Vega ile buluşan Aylin Aslım, sosyal konulara olan duyarlı kişiliğini de göstermişti. Türkiye’de rock müzik zaten ana akımın bir parçası olmuştu ve bu alanda profesyonel olarak üretim yapan yeni isimler gerek müzik kanalları gerekse de yazılı basın sayesinde anında topluma entegre olabiliyordu. Aslım, trip-hop ile müzik piyasasına girmiş olsa da içinde rock ateşi yanıyordu ve özündeki bu müzikle de var olmak istiyordu. Hâl böyleyken takvimler 30 Nisan 2005’i gösterdiğinde müzik marketlerde yerini alan bir albüm Aylin Aslım’ın bu isteğini gerçekleştirdiğini kanıtlar nitelikteydi. Bu sefer yalnızca Aylin Aslım yazmıyordu albümün kapağında. Aylin Aslım ve Tayfası adıyla çıkmıştı “Gülyabani” albümü ve ilk albümünden kesinlikle çok farklı bir tarza sahipti. Albümde birlikte çalıştığı isimler de “Gelgit”e göre piyasanın daha çok tanıdığı kişilerdi. Aranjeler Sunay Özgür tarafından yapılmıştı, davullar Volkan Öktem tarafından çalınıyordu, yaylıları Gündem Yaylı Grubu üstlenmişti, back vokallerde Özkan Uğur, Erdem Yener gibi isimler vardı, bas gitarda Ayça Sarıgül’ü görüyorduk ama yine Sunay Özgür de bazı şarkılarda bas ve elektrik gitar da çalıyordu. Böyle büyük bir kadronun el attığı albümde Aylin Aslım tarzını da değiştirmişti. Saçları artık turuncuydu ve daha asi bir tavırla söylüyordu şarkılarını. Örneğin ‘Ben Kalender Meşrebim’ şarkısında hem çok güçlü bir vokal yapıyordu hem de eğlencenin dibine vuruyordu. “Gülyabani”de tabii ki çok sevilen hit şarkılar da vardı; Gülyabani, Ben Kalender Meşrebim, Güldünya, Ahh, Beyoğlu Kimin Oğlu gibi şarkılarla yeni sound’unu pekiştiren Aylin Aslım, prodüktörlüğünü Ender Akay, Sunay Özgür ve Tanju Eren’in yaptığı bu albümle birlikte artık Türkiye’nin rock sahnesinin de aranan kadın vokallerinden biri olmuştu.

Daha Güçlü, Daha Sert Bir Aylin Aslım!

“Canını Seven Kaçsın” albüm kapağı

2005’te çıkardığı “Gülyabani” albümünden sonra konserlerine tam gaz devam eden ve rocker kimliğini daha kendinden emin şekilde ortaya koyan Aylin Aslım, bu arada Teoman’ın Balans ve Manevra filmindeki ‘Bazı Yalanlar’ ve Kutluğ Ataman’ın İki Genç Kız filmindeki ‘Keşke’ şarkısını seslendirmiş; 2006 yılında Ogün Sanlısoy’un “Üç” adlı albümündeki ‘Kendin Oldun’ şarkısına sesiyle eşlik etmiş, 2007’de Bulutsuzluk Özlemi’nin Bağdat Kafe şarkısında Nejat Yavaşoğulları ile düet yapmış, yine aynı yıl çıkan “Onno Tunç Şarkıları” albümünde Hayko Cepkin’in düzenlemelerini yaptığı ‘Bir Çocuk Sevdim’ şarkısına hayat vermişti. 3. albümünü çıkarmasına az kala “Güldünya Şarkıları” adlı albümde de Nilüfer’in ‘Karar Verdim’ şarkısını söyleyen Aylin Aslım, 2009’da çıkacak olan “Canını Seven Kaçsın” albümünde yepyeni bir ekiple çalışmaya başlamıştı. Sonraki yıllarda bol bol birlikte işlere imza atacakları Övünç Dan ile ilk kez bir albümde buluşan Aylin Aslım’ın rengarenk bu albümünde aynı zamanda prodüktörlük görevini de Sarp Özdemiroğlu ile ilk kez Aslım’ın kendisi üstlenmişti. “Canını Seven Kaçsın”ın sound’u da sözleri de önceki albümlere göre çok daha sertti ve Aylin Aslım’ın asi ruhunu en iyi yansıtan çalışmalardan biriydi. Barış Yıldırım, Mehmet Cem Ünal, Safa Hendem, Sarp Özdemiroğlu, Övünç Dan ve kendisi dahil 6 farklı aranjörün bakış açılarıyla yarattığı çalışmada Ayça Sarıgül, Safa Hendem, Övünç Dan bas gitar çalmış; Ali Seval ve Safa Hendem akustik gitarlara dokunmuş, davullara Mert Alkaya imza atmış; Barış Yıldırım, Safa Hendem, Sarp Özdemiroğlu ve yine Övünç Dan gitar kayıtlarını yapmıştı. “Canını Seven Kaçsın”ın ardından ilk kez Rock’n Coke sahnesinde de kendisine yer bulan Aylin Aslım, müziğinde ve söylemlerinde gün geçtikçe sertleşiyor; aktivist kişiliğini de yansıtmaktan hiç çekinmiyordu. 

Aylin Aslım’ın Hüzünlü Zümrüdüanka Hikayesi…

“Zümrüdüanka” albüm kapağı

Canını Seven Kaçsın; sert sound’lu, isyankar kadın vokalli rock arayanların “aranan kan bulundu” demesine sebep olmuştu. Aylin Aslım, bu duruşunu konserlerde de gösterirken 2011 yılında Şebnem Ferah, TNK, Badem ve Hayko Cepkin ile ‘Özgürce Yaşa’ şarkısını söylemiş ve bir markanın Türkiye’yi saran özel bir turnesinde bu isimlerle uzun bir konser serisine imza atmıştı. Aylin Aslım, 3. albümüyle birlikte beklentileri de yükseltmiş, bundan sonra çıkaracağı albümlerin de aynı sertlikte olabileceği düşünülmeye başlanmıştı ki 2013 yılında çıkan dördüncü albümü “Zümrüdüanka” daha öncekilerin aksine oldukça melankolik ve duygu yüklü bir çalışma olarak yayınlandı. Aslında önceden tasarlanmış bir strateji değildi ancak Aslım’ın yaşadığı sağlık problemleri sebebiyle içe kapanması ona böyle bir dünyanın da kapılarını aralamıştı. Bir nevi kendisiyle baş başa kalıp, iç sesini dinledikten sonra ortaya yavaş yavaş çıkan şarkıları toplamaya başlayan Aylin Aslım, Zümrüdüanka’daki şarkıları daha ruhani olarak tanımlıyordu. Başlarda kendisinin çocukken hikayeler okuyup yazmaya bayıldığını anlatmıştım, işte Zümrüdüanka adı da tam olarak buradan geliyordu. Aynı zamanda Teoman’ın da müziğe ara verdiği bir dönemde hiçbir üretim yapmazken Aylin Aslım’ın bu albümünde ‘İki Zavallı Kuş’ şarkısına düet yapması da yeniden müziğe dönmesindeki ilk sinyallerden biriydi. 2013’ün 8 Mart’ında yani Dünya Kadınlar Günü’nde raflardaki yerini alan Zümrüdüanka’nın şarkılarında yine bir önceki albümdeki gibi Övünç Dan’ın imzasını görmek mümkündü. Kaçak’ın 2009 yılında çıkan “Silahlı ve Tehlikeli” albümünün en gözde şarkılarından ‘Ölünür De’yi söylüyordu mesela Aylin Aslım bu albümde. Aynı zamanda Sezen Aksu’nun 1988 yılında çıkardığı ‘Sezen Aksu 88’de yer alan Aysel Gürel ve Attila Özdemiroğlu iş birliğinden çıkan meşhur şarkı ‘Hasret’ yine Aylin Aslım’ın sesiyle yeniden hayat bulmuştu. ‘Af’ şarkısında Cem Adrian ile düet yapan Aslım baştan sona melankoliyi dorukta yaşatan bir albüm hediye etmişti dinleyicilerine.

Aylin Aslım Cephesinde Son Yıllarda Neler Oluyor?

“Akustikhane Kayıtları”

Zümrüdüanka, Aylin Aslım’ın diskografisinde son stüdyo albümü olarak hâlâ yerini koruyor. Tabii bu arada daha önceki yıllarda olduğu gibi iş birliklerine de 2010’larda devam etti. 2014’te Ahmet Kaya anısına çıkan “Bir Eksiğiz” albümünde ‘İçimde Ölen Biri’ cover’ını söylemiş, 2015’te ‘Başka Bir Dünya’, ‘Hayat Güzel’ ve ‘Küçük Sırlar single’larını yayınlamış; 2016’da Metin Türkcan’ın “Vakti Geldi” albümünde bir Kargo şarkısı olan ‘Yanımda Sen Olmayınca’yı yeniden seslendirmişti. 2017’de “Mahzuni’ye Saygı”da ‘Mevlam Gül Diyerek’i, 2018’de Sabahat Akkiraz’ın “47” albümünde ‘Böyle Olur Mu’yu söyleyen Aylin Aslım, yine aynı yıl İlhan Şeşen’in “Hediyem” albümünde ‘Ankara’dan Abim Geldi’yi seslendirdi. 2020 yılında çıkan “Murathan Mungan – 2020 Model” albümünde ‘Geçiyorum’a hayat verdi. 2022’de Mengene ile ‘Kaybederken İnsan’ı, 2023 yılında Doğan Duru ile ‘Cambazın Düşüşü’nü ve Cem Adrian ile birlikte ‘Beni Vur’u yayınlayan Aylin Aslım çok uzun zamandır solo bir albüm yayınlamadı. Son olarak 2020’de “Akustikhane Kayıtları” ve “Annelerden Çocuklara Minik Adımlar albümlerini de yayınlayan Aylin Aslım, bu yıl önce Alp Erkin Çakmak ile ‘Goca Dünya’ya ardından Yıllar Sonra: Hümeyra projesinde ‘Şarkılarım’ adlı parçaya sesiyle dokunmuş, 5 yıllık araya ufak bir mola vermişti. Aylin Aslım, 30 yılı aşkın süredir, Türkiye’nin rock müziğinde kendine has tavrıyla nev-i şahsına münhasır duruşunu korumaya devam ediyor. Şu sıralar kendisini çok sık izleyemesek ve duyamasak da sanırım Türkiye’nin rock müziğinin kendisine daha fazla ihtiyacı var.

2025 BeatSommelier

Yazıyı Paylaşın
Yorum Yazın

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir