2000’li yıllara girdiğimizde Metallica için işler pek de iyi gitmiyordu.
Konserler yine tıklım tıklım olsa bile son albüm St. Anger hiçbir konuda bekleneni verememişti.
Köklerine Dönüş Hikayesi
Artık grup için tekrar değişmenin vakti gelmişti. Ancak fark ettiler ki Metallica’nın daha fazla değişmek yerine özüne dönmesi gerekiyordu. Nitekim Death Magnetic’te de bu oldu.
2008’de çıkan Death Magnetic, thrash metal efsanesi Metallica’nın dokuzuncu albümü. Warner Bros. etiketiyle yayınlanan albüm, 2000’lerde gruba ikinci bahar oldu.
Değişimin Eşiğinde Bir Grup

Black Album’den beri Metallica thrash metal köklerini yavaş yavaş geride bırakıp daha güncel, daha radyo dostu metale yönelmeye başlamıştı.
Her ne kadar Load ve Reload bu konuda grubun yüzünü güldürse de St. Anger deyim yerindeyse grubun elinde patladı.
Bunun üzerine Metallica, Black Album’den beri grubun prodüktörü olan Bob Rock’la yollarını ayırdı. Artık ikon statüsüne ulaşmış Rick Rubin, Rock’ın yerine prodüktörlük koltuğuna geçti.
Death Magnetic ile Gelen Yeniden Doğuş
Death Magnetic’in formülü ise basitti; en başa dönmek. Metallica’yı zamanında bu kadar popüler yapan şey grubun çiğ, hızlı, gümbür gümbür sound’uydu ve yıllardır hayranların beklediği de buydu. Death Magnetic’i dinleyen hayranların bulduğu şey ise tam olarak bu oldu.
Fakat 2000’ler “gürültü savaşının” doruklara ulaştığı bir dönem ve Death Magnetic de bunun bir kurbanı oldu. Albümün daha yüksek sese ulaşması için mixlenmesi, sesin fiziksel medyada bozulmasına sebep oldu.
Robert Trujillo’nun kayıtlarında yer aldığı ilk Metallica albümü olarak da önem sarf eden Death Magnetic, bildiğimiz ve sevdiğimiz o eski Metallica’nın geri dönüşünün gümbür gümbür bir ilanı oldu. Çıktığı dönem hayranların albüm için tek bir yorumu oldu; özlemişiz.
- Albüm Puanı: 8/10
- Tür: Thrash metal
- Kondisyon: 10/10


