Gazapizm’i ilk duyduğum zamanın 2017 olması gerek. Ben de çoğu kişi gibi o dönem Show TV’de yayınlanmaya başlayan Çukur dizisinde kulaklara çalınan ‘Heyecanı Yok’ şarkısıyla keşfetmiştim kendisini.
Yavaş yavaş Türkçe Rap’in de yükselişe geçtiği bu dönemde, birbiri ardına çıkış yapan isimler radyolarda, dijital platformlarda ve televizyonlarda kendini gösteriyordu. Mesela Ezhel’in çiçeği burnunda albümü “Müptezhel” yeni çıkmış, yeni nesil rap dinleyen kitle albümü her yerde çalıyor, sosyal medya “Müptezhel”deki şarkılarla yıkılıyordu adeta. Old school dediğimiz tayfa; kendisinden sonraki nesle yol gösterip, kendi üretimlerini de sürdürürken Gazapizm de Türkçe Rap’in popülerliğinin rüzgarını arkasına almaya başlamıştı bile. Henüz 15 yaşındayken hissettiği rap ateşine tutkulu bir biçimde saplanan genç Anıl’ın yazacağı başarı hikayesini kendisi de dahil etrafındaki kimse fark etmiyordu bence.
Rap’te erken yıllar: İzmir sokaklarının sert melodileri yankılanıyor…

Rap müzik, dünyada olduğu gibi Türkiye’de de yıllarca sokakların, gençlerin ve sistem dışına itilen “ötekilerin” sesi oldu. Popülerleşmesiyle özünü kaybedenleri ya da bu müziği sadece popüler olduğu için yapanları saymazsak Türkiye’de önemli bir rap müzik damarının olduğunu söylemek hiç yanlış olmaz. Ergenliği 2000’lerin ortalarına denk gelenler hatırlayacaktır, o dönem bile yerli müzik kanalları Türkçe Rap klipleri veren programlar yayınlardı ve bu programlarda epey çok klip görürdük. Yani esasında rap, Türkiye’de sanıldığı kadar da yeni bir müzik değil. En başından beri kitleler tarafından bilinmese de aslında yazının kahramanı Gazapizm yani Anıl Murat Acar da bu ateşi 2000’lerin başından beri yaşatan önemli isimlerdendi. Ötekilerin sesini yansıtmak için çıktığı yolda bu sese adeta bir manifesto edası kazandıran ve döneminin ruhunu derinlemesine yansıtan Gazapizm, 20 Temmuz 1988’de Elazığ’da doğmuştu. Çok küçük yaşlarda ailesiyle taşındığı İzmir’e sonraları hayran kalacak, hayatını ve müziğini şekillendirecek bu şehrin sesini tüm Türkiye’ye duyuracaktı. İzmir’in arka sokaklarından doğan bu müzikli hikaye, bugün onu sadece bir rap şarkıcısı değil, bir neslin temsilcisi hâline de getirdi. Gazapizm’in müziği, yaşadığı coğrafyayla derinden ilintili esasında. İzmir’in alt kültürünün ve arka mahallelerinin sertliği onun şarkılarına doğrudan yansıdı müziğe ilk başladığından beri. Henüz lise sıralarında bir ergenken merak saldığı hip-hop kültürünü yalnızca dinlemekten ibaret görmeyen genç Anıl, onun gelecekteki yönünü de çizmeye başlamıştı. Gardiyan ve Sivo ile 2004 yılında birlikte kurdukları YMF (Yalı Mcs Family) kolektifinin ardından Balçova’da açtığı stüdyoyla kendine ve çevresindeki MC’lere bir alan yarattı ve bu müzikteki ilk cesur adımlarını attı.
2006’da yayımladığı “Az Kaldı” mixtape’inin ardından 2008’de Gardiyan ile birlikte “Kan Değil Katran” albümünü çıkarıp internet üzerinden sununca onu bu camiada asıl tanıtan olay oldu. Genç bir sanatçının öfkesini, hayal kırıklıklarını ve sistem karşıtlığını dönemin en vurucu melodileriyle duymanın mümkün olduğu bu albümlerden sonra Gazapizm’in asıl hikayesi başlıyordu.
Bir tarzın doğuşu: “Yeraltı Edebiyatı”
2009 yılı Gazapizm için büyük buhranlar içinde başlamıştı. Klinik majör depresyon tanısı konularak tedavi görmeye başlayan Gazapizm, bu tedavi süresince sayısız şarkı yazarak bu dönemi en iyi bildiği şekilde atlatmayı istiyordu. 2009 yılının ortalarında adını “Majör Depresyon” verdiği albümünü çıkardı ve hiç beklemediği kadar büyük bir satış rakamına ulaştı. “Hissizlik içinde bir şeyler yazmak çok zordu” diyen Gazapizm, bu süreci ilaçlar yerine şarkılarına sarılarak atlatmıştı aslında. “Majör Depresyon”un ardından 2012 yılında İzmir’in Konak ilçesinde kurduğu orkestrası ARGO ile müzik çalışmalarına başlayan sanatçı, 2014 yılında “Yeraltı Edebiyatı” adını verdiği albümünü çıkardı. Bu önemli albüm, Gazapizm’in sadece bir müzik figürü değil, aynı zamanda sokak edebiyatının bir sesi olarak da kabul edilmesini sağladı. Albüm, lirikal derinlik ve melodik ağırlık bakımından hem rap camiasında hem de alternatif müzik çevrelerinde büyük bir etki yarattı. Onun kullandığı dil, edebi bir titizlikle sokak argosunu harmanlayarak dinleyiciyi kendi dünyasının bir parçası haline getirdi. Gazapizm bu albümle, Türkçe rap’in “yeraltı” kimliğine hem sahip çıktı hem de onu yeniden tanımladı. Kendi deyimiyle, müziği bir terapiydi; karanlık melodileri ve melankolik sözleri, toplumsal bir ağıtın notalarla buluşmuş hali gibiydi.
‘Heyecanı Yok’ ile ana akıma kapı açılıyor…
Yazının başında da anlattığım rap müziğin yakaladığı popülerlik, yerli dizilere de yansımıştı. Zaten hepimizin bildiği gibi Türkiye’de bir müzik türü popüler olacaksa bunu topluma en iyi yaymanın yolu da dizilerden geçiyordu. Gazapizm için de 2017 yılının Ekim ayında başlayan “Çukur” dizisi büyük dönüm noktalarından biriydi. Dizide kullanılan ve 2017’nin Ağustos ayında çıkan ‘Heyecanı Yok’ şarkısı, sadece bir şarkı değil, adeta bir dönemin de marşı hâline geldi. Şarkının nakaratı, melankolik altyapısı ve protest tonları, dizinin dramatik atmosferiyle birleşince, Gazapizm’in ismi ana akıma taşındı. ‘Heyecanı Yok’, 18 Aralık 2007’de dizide duyulduğu andan itibaren yalnızca bir televizyon dizisinin fon müziği olarak tanımlanamazdı. Şarkı artık gençlerin modern çağa duyduğu öfkenin, sıkışmışlığın ve hayal kırıklığının dışavurumuydu. Bu şarkı, rap müziği daha geniş kitlelere ulaştırmakla kalmadı, aynı zamanda Gazapizm’in de müzik sahnesindeki yerini daha sağlam bir temele oturttu. Öyle ki Gazapizm, bu şarkı sayesinde bir de 2018 yılında Altın Kelebek’te “Yılın Şarkısı” ödülünü kazandı. Ayrıca aynı yıl GQ Türkiye Men Of The Year Ödülleri’nde “Yılın Kendini Gösteren Müzisyeni” seçildi.
Toplumsal hafızayı “Hiza”ya getiren albüm: Hiza
2020 yılının ilk aylarında Gazapizm, sahip olduğu popülerliği bir üst seviyeye taşıyacak albümü “Hiza” ile dinleyicilerinin karşısına çıktı. Gazapizm’in kariyerindeki en olgun albümlerden biri olarak değerlendirilen albüm, özellikle içinde yer alan ve bugün neredeyse 115 milyonluk dinlenme sayısına sahip ‘Unutulacak Dünler’ gibi şarkılarla sanatçının lirikal derinliğinin ve toplumsal analiz yeteneğinin zirvesini temsil ediyordu. Hiza, bir yandan bireysel travmalara, diğer yandan toplumsal buhranlara odaklanırken, Gazapizm’in “sözlerin ağırlığı” konusundaki ustalığını bir kez daha gözler önüne serdi. Sanatçının bu albümdeki duruşu, onun sadece bir müzisyen değil, aynı zamanda toplumsal bir figür olduğunu kanıtladı. Gazapizm’in müziği, artık hem kişisel hem de kolektif hikâyelerin bir taşıyıcısı olarak işlev görüyordu. Albümde daha önce yine Çukur’da ‘Kalbim Çukurda’ şarkısını beraber seslendirdiği Cem Adrian’ın yanında Deniz Sungur ve Gaye Su Akyol ile birlikte seslendirdikleri şarkılar, Gazapizm’in şarkıları arasında büyük ilgi gören şarkılardan olmuştu.
Hiza’dan sonra neler oldu?
2020’de “Hiza”yı çıkardıktan kısa bir süre sonra pandemiyle karşı karşıya kalan müzik dünyasının duraklama süreci Gazapizm için de geçerli oldu. 2022 yılında çıkardığı 3 single; Dünya Bu, İzaf ve Melike Şahin ile birlikte söylediği Olur Mu?’yu dinleyicileriyle buluşturduktan sonra sevenleriyle konserlerde buluşan Gazapizm, yenilikleri müziğine katmaktan da hiç vazgeçmedi. “Ne zaman tam bir albüm duyarız?” diye bekleyen Gazapizm severleri bu yıl çıkardığı “Dönmek için Eve” albümüyle heyecanlandıran Anıl Acar, bu albümün lansman konserinde göz alıcı ve ihtişamlı bir şovla seyircilerin karşısına çıkarak büyük ses getirdi.
Rap, senfoni orkestrasıyla nasıl olur?
Aslında Türkiye, bu konuya pek de alışık değil. Genel olarak senfoni konserleri; rock, pop, arabesk gibi türlerle kaynaşarak yapıldığı için rap müzikle senfoni orkestrasının birleşimi kulağa tuhaf gelebiliyor. Ancak 2022 yılında Gazapizm’in başladığı bir konser serisi heyecan verici bir deneyimi de sahneye taşımıştı. 2 yıl önce İzmir ve İstanbul’da ilk konserlerini verdiği projeyi Senfoni İstanbul 2024 olarak güncelleyen Gazapizm, Orhan Şallıel’in yönetimindeki 150 kişilik senfoni orkestrası ve koroyla sahneye çıkmaya yeniden hazırlanıyor. Ajandaya bakınca 29 Kasım’da gerçekleşeceğini gördüğüm bu önemli konsere gidecekleri, farklı bir deneyim bekliyor gibi şimdiden söyleyeyim. Umarım rap müzik yapan diğer isimler de şarkılarını bu yönde düzenleme yoluna giderler de ortaya yepyeni senfoni konserleri de çıkar.
Yazıyı bitirirken; Gazapizm’in Türkçe rap’in sadece bir parçası değil, onu yeniden şekillendiren bir figür olduğunu belirtmek lazım. Onun müziği, sokaklardan ana akıma geçişin en çarpıcı örneklerinden biri olarak değerlendirilebilir ancak bu geçiş, taviz vererek değil, aksine kimliğine ve mesajına daha da sıkı sarılarak gerçekleşmiş bir geçiş. Onun hikâyesi, sadece bir sanatçının başarısını değil, aynı zamanda bir müzik türünün nasıl büyüyüp değişebileceğini de anlatıyor. Gazapizm, hem geçmişin bir temsilcisi hem de geleceğin bir işaret fişeği olarak karşımıza çıkıyor. Bu yüzden onun müziğini sadece dinlemek değil, anlamak da gerekiyor. Gazapizm, kariyerini inşa ederken sadece kendi hikâyesini değil, bir neslin sancılarını ve umutlarını da notalara döktü. Bugün hâlâ müzik kariyerine hız kesmeden devam eden sanatçı, yeni projeleriyle dinleyiciyi şaşırtmaya devam ediyor. Ancak ne üretirse üretsin, Gazapizm’in temelinde hep aynı şey var: Gerçeklik. Onun müziği, sahte umutlar yerine acıtan gerçekleri yüzümüze vuruyor. İşte bu yüzden Gazapizm, sadece bir rapçi değil, modern Türkçe müziğin en etkileyici hikâye anlatıcılarından biri.


