7 Plakta Radiohead ve Daha Fazlası

BeatSommelier
Okuma Süresi: 10 Dakika

Beatsommelier kataloğunda Radiohead’in yan projeleriyle birlikte kapladığı alan hepimizi çok heyecanlandırıyor. Grubun farklı dönemlerinden, farklı projelerinden derleyip topladığımız bir Radiohead külliyatı ile ekibin müziğine yakından bakmak istedik. Her Radiohead hayranının arşivinde yer alması gereken albümler bir arada. Hem de kronolojik olarak!

Radiohead – The Bends (8 Mart 1995)

Radiohead albümleri arasında en saf hali ile alternatif rock sesleri bence 95 çıkışlı The Bends albümünde. Thom Yorke ve ekibinin başka şeyleri karıştırmadan direkt olarak davula gitara ve vokallere ağırlık verdiği albüm milyonlarca fanın baskısını üstünde hissetmeden önce grubun özgür olarak takıldığı bir albüm olarak nitelemek yerinde.

Fake Plastic Trees ve Street Spirit singleları ile destekli bu güzel albüm ayrıca Creep ile ünlenen grubun sadece bu şarkıdan ibaret olmadığını da camiaya kanıtladığı bir dönemece işaret ediyor.

Beatsommelier’de Radiohead – The Bends: 1 LP, 2022, XL Records

Radiohead – OK Computer (21 Mayıs 1997)

Bugünden geçmişe baktığımızda bazı taşları yerine oturtmak çok daha kolay oluyor. Radiohead’in Pablo Honey ve Bends’in ardından yayımladığı 3. Albüm olan OK Computer meğer grubun nerelere gidebileceğinin bir işaret fişeğiymiş.

Grubun zaman çizgisinde giriş chapter’ını kapatıp gelişme chapter’ını açan albüm bu safhada grubun çıtayı nereye koyduğunu anlamak açısından birçok işaret veriyor. Örneğin ilk iki albüme kıyasla elektronik altyapılara verilen önem, şarkı sözlerindeki olgunluk ve grup üyeleri arasındaki hem yaratıcı hem de sağlıklı ilişki gelecek dönemin çok güçlü şekilde başladığının habercisi.

Ayrıca ilk iki albümdeki rock merkezli prodüktörlerin yerini bu albümde Nigel Godrich ile experimental ve elektronik sulara yelken açıyor. MTV Hiti Creep’ten (çok severim bu arada) Ok Computer’e gelen çizgide grubun rüştünü ispat etmiş olmasının ve ellerinin oldukça rahatlamasının payı da yadsınamaz. İşi tamamen bize bıraktığınızda sonuç budur demişler albümde.

Beatsommelier’de Radiohead – OK Computer: 2 LP, 2022, XL Records (Ön Sipariş)

Radiohead – Amnesiac (30 Mayıs 2001)

Sene 1999. OK Computer çıkalı iki yıl olmuş ve Radiohead yeni bir albüm için tekrar stüdyoya girmişti. Fakat bu sefer Thom Yorke grubun kimyasını değiştirmek istiyordu, rock müzik onun için bitmişti.

Bir yıl süren deneylerin sonunda o stüdyodan iki albüm çıktı; grubun yeni milenyumdaki elektronik kimliğinin habercisi Kid A ve onun daha deneysel kardeşi Amnesiac.

Kid A’in çıkışından sekiz ay sonra, 2001 yılında çıkış yapan Amnesiac, ilk bakışta basit bir toplama albüm olarak görünebilir. .Sonuçta Amnesiac, başta double album olarak kaydedilen Kid A’in tek LP’ye indirgenmesinin ardından kalan parçaların toplandığı albüm. Fakat bu sizi yanıltmasın, Amnesiac kendi ayaklarının üstünde durabilen, en az Kid A kadar tutarlı bir albüm. Fakat bu tutarlılığı, deneyselliğinin kaosundan geliyor.

OK Computer’ın ardından rock müzikten sıkılan Thom Yorke, bu albümle birlikte grubu taşları synth’ler ve drum machine’lerden dizilmiş daha deneysel bir yolculuğa itekliyor. Başta bu yolculukta zorlanan, hatta sırf bu yüzden grubu bırakmayı düşünen grup üyeleri neyse ki zamanla adımlarını toparlayıp Yorke’a eşlik etmeyi başarıyor.

Tıpkı Kid A gibi Amnesiac da elektronik loop’ları yer yer klasik müzik, krautrock ve caz gibi grubun daha önce deneyimlemediği türlerle harmanlayarak benzersiz bir ses ortaya koyuyor. Her ne kadar Kid A Mnesiac ile nihayet büyük kardeşiyle buluşmuş olsa da, Amnesiac Kid A’den ayrı olarak da rüştünü ispatlamış bir albüm. Yeni Radiohead’in kimliğini Kid A oluşturmuş olabilir, ama bu kimliği sağlamlaştıran albüm Amnesiac oldu.

Beatsommelier’de Radiohead – Amnesiac: 2 LP, 180 gr, 2018, XL Records

Radiohead – Hail to the Thief (9 Haziran 2003)

Hail to the Thief, Radiohead’in istemli bir şekilde Anti Masterpiece olarak konumladığı bir albüm. Şarkı isimlerinin bile öylesine konulduğu albüm daha önce de sıkça değindiğimiz grubun Anti Rock Band duruşunun son halkası.

Büyük bir hırsız ile karşı karşıyayız diyor Radiohead ve albüm kapağındaki her detayda da hırsızın ipuçlarını veriyor. We Suck Young Blood ile de hırsızın gençlerden hoşlandığını deklare ediyor.

Beatsommelier’de Radiohead – Hail to the Thief: 2 LP, 180 gr, 2022, XL Records

Thom Yorke – The Eraser (10 Temmuz 2006)

Hail to the Thief’in turnesini bitirdikten sonra Radiohead üyeleri, gruba bir süre ara verip kendi işlerine dönmeye karar verdi. Kimisi aileleriyle vakit geçirdi, kimisi ise kendisini film müziklerine verdi. 

Thom Yorke ise sonunda dehasını tam anlamıyla sunmaya hazırlanıyordu; The Eraser. 2006’da XL etiketiyle çıkış yapan The Eraser, Thom Yorke’un ilk solo albümü Kid A ile başlayan elektronik deneylerinin izinden giden bu albüme Yorke’un “terapi albümü” dememiz yanlış olmaz. 

Yıllarca vizyonunu gerçekleştirebilmek için Radiohead üyelerinin filtresinden geçmek zorunda kalan Yorke, bu kez kimsenin onayına ihtiyaç duymuyor. Sadece o, prodüktör Nigel Godrich ve emrine amade oyuncakları. Her ne kadar Thom Yorke’un solo albümü olsa da, Radiohead’in ruhu The Eraser’ın damarlarında dolaşmaya devam ediyor. Büyük ölçüde bilgisayarlarla kaydedilen albümün fikir aşamasında Yorke’un kullandığı sample’lar, bizzat Radiohead’in sample kütüphanesine ait.

The Eraser sadece kayıt olarak değil, söz yazımı olarak da Thom Yorke için kişisel bir albüm. Daha önce hislerini karmaşık metaforlar arkasına gizleyen Yorke bu albümde dinleyiciyi karşısına alıp olabildiğince açık konuşuyor. Eğer Yorke’un Birleşik Krallık siyaseti ve iklim değişikliği konusunda düşüncelerini merak ediyorsanız, The Eraser kafanızdaki tüm soruları cevaplayacak nitelikte.

Çıktığında Radiohead hayranlarını “dağılıyorlar mı yoksa?” sorusuyla korkutan The Eraser, tam tersine Radiohead’i “müzik grubu” kalıbından çıkarıp, kanatları farklı projelere uzanan büyük bir kanona evrimini başlatan bir albüm. 

Beatsommelier’de Thom Yorke – The Eraser: 1 LP, 180 gr, 2022, XL Records

Radiohead – A Moon Shaped Pool (8 Mayıs 2016)

Radiohead gibi bir gruptan genellikle her yeni albümde yeni ve taze materyaller bekleriz. Sonuçta her dönemde kendisini yeniden keşfetmeyi amaçlayan bir grup, normalde arkaya dönüp bakmayı pek sevmez. İroniktir ki, A Moon Shaped Pool’da Radiohead’in yaptığı tam olarak bu oldu.

The King of Limbs’in çıkışının ardından uzun süre görüşmeyen Radiohead üyeleri, A Moon Shaped Pool için stüdyoya girdiğinde beklenenin aksine eski albümleri için yazıp kaydetmediği çoğu şarkıya geri dönmeye karar verdi.

Kid A’den kalma Burn the Witch ve 1995’ten beri bir türlü kaydedilemeyen True Love Waits gibi parçalar, bu albümde daha tecrübeli bir Radiohead’in elinde tekrar hayat buldu.

Gerek kayıt aşaması, gerekse kullanılan materyallerden dolayı A Moon Shaped Pool’a Radiohead’in en kişisel, en duygusal albümü diyebiliriz. Provasız, stüdyoya girildiği gibi kaydedilen bu albüm, dinleyiciyi Jonny Greenwood’un kompozisyonları ve Thom Yorke’un mistik sözleriyle 52 dakika boyunca hapsediyor.

Tabii grubun eski materyallerinden yararlanıyor olması, albümün gündemden uzak olduğu anlamına gelmiyor. Thom Yorke’un kişisel kalp sızılarına ilk ağızdan şahit olduğumuz A Moon Shaped Moon aynı zamanda Trump hükümetinin başladığı yılda gerek sisteme, gerek sürü psikolojisine, gerekse hala tüm dünyanın en büyük problemi olan iklim değişikliğine iğneleyici şekilde, sözünü sakınmadan değiniyor.

Uzun bir süreliğine Radiohead’in son albümü gibi görünen A Moon Shaped Pool, tıpkı grubun her albümü gibi ilk parçadan sona kadar deneyimlenmesi gereken bir sanat eseri, özellikle hiç Radiohead dinlemediyseniz. 

Beatsommelier’de Radiohead – A Moon Shaped Pool: 2 LP, 2022, XL Records

The Smile – Wall of Eyes (26 Ocak 2024)

2024, sen ne güzel geldin. The Smile gösterisi kaldığımız yerden devam ediyor.

Radiohead’den süper ikili Thom Yorke ve Jonny Greenwood’un yanlarına Sons of Kemet davulcusu Thom Skinner’ı da alarak 2021 yılında Glastonbury sahasında dev bir çadırda gösterdikleri canlı performans sonrası projenin ilk sinyallerini vermişlerdi.

Tom Yorke’un kendini yeniden keşfetme girişimi başarılı olmuş gibi sanki.

Yeni süpergrup 2022’de çıkardıkları ilk stüdyo albümü A Life for Attracting Attention sonrası prog, art rock, caz ve post rock detaylarıyla bezenmiş çalışmalarına büyük bir cesaretle devam ediyor.

Yeni albümden ilk tınılar Paul Thomas Anderson tarafından yönetilen “Wall of Eyes” ve “Friend of a Friend” adlı müzik videoları ile duyulmaya başlarken müzik fikirlerinin tükenmediğinin kanıtı olarak The Smile, bu yeni projenin tamamını geçtiğimiz ocak ayında Wall Of Eyes adıyla yayınladı.

8 şarkıyı içeren çalışma grubun benzersiz ve heyecan verici bir yönde geliştiğinin kanıtı olmuş resmen. Thom’un sesi bu albümde çok temiz, çok berrak. Dinledikçe rahatlatan, büyüleyen bir havası var. 

The Smile’ı Radiohead’in paralel bir projesi olarak düşünsek de aslında yaptıkları müzik ile bir şekilde bundan uzaklaştığını, tamamen ayrıldığını hissediyorum. Kısa bir heves değil gibi, dinamik ve uzun soluklu. Özellikle Wall of Eyes sonrası bu düşünceyi daha da çok benimsedim kendimce.

Wall Of Eyes bu yılın en çok beklediğim albümlerinden biriydi ve bu hasret daha ilk aydan son buldu.

Beatsommelier’de The Smile – Wall of Eyes: 1 LP, Blue Edition, XL Records

2025 BeatSommelier

Yazıyı Paylaşın
1 Yorum

Baran Soykan için bir yanıt yazın Yanıtı iptal et

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir