2025’i geride bırakmamıza çok az kaldı. Hâlâ gelecek için umutlananlar var mı bilmiyorum ama emeğini satarak geçinen, etik değerleri olan ve iyi kalmaya çalışan insanları ağır bir depresyona sokan ya da intihara sürükleyen bir çürümenin ortasında olduğumuz aşikâr.
Artan kaygı seviyesi, toplumsal depresyon ve hayat pahalılığı bir yana kendi adıma yılın bu zamanlarını hiç sevmiyorum. İstemsiz bir şekilde içim içimi yemeye başlıyor. Sona yaklaşmaya, bitmeye yüz tutmaya dair bir ağırlık çok hüzünlü bir yerden varoluş krizlerimi tetikliyor, adeta bir bilinmezlik sıkıntısına gark oluyorum.
Oscar Wildecı bir yerden, geldiğin uzun yolu görüp istediklerini elde etmeye yönelik bir sancısı da var. Yeni başlangıçlar, yollar önünde ama hayallerin büyüdükçe daha çok yalnızlaşıyorsun ve trajedin daha gerçekçi bir hâl alıyor.
Doğrusu bu ağırlığın, varoluş krizlerinin, bilinmezlik sıkıntısının üstesinden de müzik, sinema ya da edebiyat ile gelebiliyorum. Tabii bu yazının odağı gereği müzik tarafına bakacak olursak, 2025’te Türkiye’de harika konserler izledik. Fontaines D.C., King Diamond, Gojira, Megadeth, Limp Bizkit ve Deafheaven yoğun geçen takvimde ilk akla gelenler arasında.
Peki, 2025’te neler dinledik, 2025’in en iyi albümleri nelerdi? Açıkçası bu yıl “hit” açısından zayıf ve çok rekabetçi olmayan bir yıldı. Elbette üst düzey albümler dinledik ama bunların sayısı pek fazla değildi. İşte, benim için 2025’in en iyi albümleri. Kahvenizi koyun ve kaçırdıklarınız varsa yakalayın!
1- Deftones – Private Music

Kuşkusuz ki Deftones yeni bir albüm yayınladığında, o albüm yılın müzik listelerinin tepesinde olmaya doğal bir adaydır. Bu yıl da öyle oldu ve Private Music, öfkeyle vurdu. OHMS’tan 5 yıl sonra gelen Private Music, Deftones’un müziğinin hâlâ taze olduğunu ve yeni nesiller tarafından da çok sevildiğini gösteriyor.
Ayrıca nu-metal türünün yaratıcılarından biri olan Deftones, yıllar geçmesine rağmen müzikal niteliğini de korumaya devam ediyor. Yeni albümlerinde “Diamond Eyes” ve “Koi No Yokan” albümlerinde çalıştıkları Nick Raskulinecz ile yeniden bir araya gelen Deftones, listenin tepesinde yer alıyor.
2- Messa – The Spin

Messa’yı daha önce duymamış olabilirsiniz. 2014’ten beri aktif olan İtalyan grup, doom, black metal, dark ambient ve prog türlerinin rafine bir hibritini sunuyor. 2022’de yayınladıkları “Close” sonrasında gelen The Spin, kariyerleri açısından da bir sıçrama niteliğinde.
Bu yıl en çok dinlediğim albümlerden biri olan ve fon müziklerimden birini oluşturan The Spin, Messa’nın damardan enjekte ettiği kasvetli sound’u yeni bir zirveye taşıyor. Messa’nın çok yönlülüğünün ve özgünlüğünün yeni albümlerde gelişeceği de çok belli.
3- Hangman’s Chair – Saddiction

İtalya’nın Messa’sı varsa, Fransa’nın da Hangman’s Chair’ı var. Parizyen bir grup olan Hangman’s Chair, Type O Negative ve The Sisters of Mercy’i aynı potada eriten bir kataloğa sahip. Son albümleri Saddiction ise bu kataloğun en çarpıcı ürünü.
Ezici gitar tonuyla ve trampet yankılarıyla vuran Saddiction, kalpte ur yaratan bir kayıt. Bunun yanı sıra Saddiction’daki miksaj vokallerin daha da öne çıkmasına yardımcı oluyor. Bu yüzden Saddiction’da oldukça çekici vokal kancaları bulunuyor. Ayrıca albümdeki atmosfer yaratımı da birinci sınıf. Hangman’s Chair’ın hüzünlü ve karanlık albümü Saddiction, tam olarak müzik gurmelerine göre.
4- Turnstile – Never Enough

Turnstile çılgınlığı her geçen gün biraz daha büyüyor. Baltimore’dan çıkan grup, 2021’de yayınlanan “Glow On” albümüyle asıl sıçramasını yapmıştı. Glow On albümüyle birlikte radikal tarz değişikliklerine giden Turnstile, türün sınırlarının dışına taşmayı başardı. Bu değişiklik ile de dünyayı sarsan bir hype dalgası yarattılar.
Glow On’un devamı niteliğindeki Never Enough, türler arasında köprü kuran ve eksantrik geçişleri ile fark yaratan bir albüm. Funk dokunuşları, synth dolguları ve hardcore coşkusu ile harmanlanan Never Enough, Turnstile’ın kurduğu melezliğin harika bir yansıması. Elbette ki Never Enough, 2025’in enlerinden.
5- FKA Twigs – Eusexua

Açıkası FKA Twigs’in Eusexua albümü, 2025’in “Brat”i niteliğinde. FKA Twigs bu albümle birlikte kökleri techno dans pistine ve Avrupa rave partilerine uzanan bir kolaja imza atıyor, avangart bir pop star olarak parlıyor.
Bir yanıyla da bir varoluş ve duygu manifestosu sunan Eusexua, insan olma deneyimini aşmaya çalışıyor. Zaten FKA Twigs’in albüm kapağındaki yabancılaşmış ifadesi de bununla ilintili. Karşımızda posthümanist düşlerle yoğrulmuş, ilham verici ve prodüksiyon kalitesiyle coşku yaratan bir kayıt bulunuyor.
6- Sleep Token – Even in Arcadia

Sleep Token birkaç yıldır dünyayı fethetmekle meşgul. Prog, post-metal, djent ve R&B füzyonu sound’ları ile dünyanın zirvesindeler. Hatta Bring Me the Horizon’ı da tahtından indirdiklerini söylemem lazım.
Son albümleri Even in Arcadia ile Take Me Back to Eden’da bıraktıkları yerden devam ettiler ve listeleri altüst ettiler. Sleep Token, Even in Arcadia ile ilk kez listelerde 1 numaraya kadar yükseldi ve bir rock/metal albümü için bu zamana kadarki en büyük dijital dinlenme haftasına da imza attı. Ayrıca albümdeki 10 şarkının hepsi “Billboard Hot 100” listesine girmeyi başardı. Dünya şu an onların!
7 – Suede – Antidepressants

Suede, 1990’lı yıllara damga vuran ve Britpop’un büyükleri arasında yer alan gruplardan. Özellikle androjen kimlikleriyle ve derin lirikleri ile öne çıkan Suede, son albümlerinde erken dönem kayıtlarına göz kırpıyor.
Özellikle Autofiction albümü müzikal olarak “Dog Man Star”ın izinden gidiyordu. Son albümleri Antidepressants da Autofiction ile aynı istikamette yol alıyor ve benzer duygular üzerinde yükseliyor. Aynı zamanda Suede’in 10. albümü niteliğinde olan Antidepressants, benlik krizlerini ve nevrotik ruh hallerini deşen bir duygu kokteyli.
Ayrıca Suede, 17 Temmuz’da İstanbul’a gelecek. Geçen günlerde bu konser haberi de açıklandı. Bir röportaj yaparız belki, neden olmasın.
8- Deafheaven – Lonely People with Power

Deafhevaen, 2025’in en güzel sürprizlerinden birini verdi. Lonely People with Power, ilk görüşte aşık olmak gibiydi. Shoegaze ile black metal’in enfes bir uyumunu sunan Deafheaven, gerçek müzik gurmelerine ve hipster’lara yönelik bir albümle 2025’in en iyilerine adını yazdırdı.
Bu albümün turnesi kapsamında İstanbul’a da gelen grup, epik bir konser ile Türkiye’deki hayranlarını da selamladı. Umut dolu bir kaos yaratan Deafheaven’ın prime döneminde olduğunu da belirtmek gerek. Bundan sonraki albümlerinde çıtayı nereye koyacağını çok merak ediyorum.
9- Pink Turns Blue – Black Swan

Pink Turns Blue, darkwave/post punk türünde özel bir yere sahip olan gruplardan. 80’li yılların ortalarında müzikal yolculuğuna başlayan grup, 40 yıldır inatla üretmeye devam ediyor. Bu yıl yayınlanan Black Swan ise metaforik olarak imkansızlığı simgeleyen ve günümüz dünyasını anlatan klas bir kayıt.
Bir yandan da erki elinde bulunduranlara yönelik söylemleri olan Black Swan, özellikle tür müziğinden hoşlananların ıskalamaması gereken bir albüm. Bu arada grubun vokali ve söz yazarı Mic Jogwer ile She Past Away’e kadar uzanan bir röportaj yapmıştım. Buradan okuyabilirsiniz, fighting for the right side!
10- Spiritbox – Tsunami Sea

Spiritbox, 2021’de yayınlanan ilk albümleri Eternal Blue ile direkt radarıma girmişti. Djent, metalcore ve progresif ögeler ile kendilerine has müzikal bir palet yaratmışlardı. İkinci albümleri Tsunami Sea ile birlikte de bu müzikal paleti oldukça geliştirmişler ve kullandıkları ögeler arasına harika elektronik katmanlar eklemişler.
Bir yandan da vokal Courtney LaPlante’nin performansı yine muazzam. Ayrıca albümdeki gitar işçiliği de çarpıcı. Tsunami Sea, göğüste delik açan hiddetli bir kayıt. Bu zamanda metal böyle yapılır azizim, Spiritbox’un yolu çok açık!
11- Paradise Lost – Ascension

Paradise Lost, gotik estetiğini ve ruhunu metale enjekte ederek bir form oluşturan gruplardan. Yıllar içinde birçok dönüşüm yaşayan Paradise Lost, son yıllarda köklerini kazıyor ve karakteristik özelliklerini hatırlatan işlere imza atıyor.
Kariyerlerindeki 17. albüm olan Ascension de bu minvalde bir kayıt. Draconian Times zamanlarını akıllara getiren Ascension, hayatın ölüm kokan esas gerçekliğini dinleyicilerinin yüzüne vuruyor. Gregor Mackintosh’un duyguları rendeleyen gitarını ve Nick Holmes’un içe işleyen vokallerini duymak her zaman çok çekici.
12- Glenn Hughes – Chosen

Glenn Hughes, “The Voice of Rock” olarak hâlâ ışıldıyor. Trapeze ve Deep Purple gruplarında yaptığı işlerle ismini rock tarihine kazıyan Glenn Hughes, gitar efendisi Joe Bonamassa, Jason Bonham ve Derek Sherinian’dan oluşan süper grup Black Country Communion ile ateşini korumaya devam ediyor.
Yaklaşık 10 yıllık bir aradan sonra solo olarak yayınladığı Chosen da Black Country Communion ile yaptığı albümler ayarında bir iş. Kendisini 2019’da İstanbul’da canlı olarak da izlemiştim ve kulaklarıma inanamıştım. Artık 70’li yaşlarında ama hâlâ vahşi. Chosen yılın en güzel hard rock sürprizlerinden!
13- Architects – The Sky, the Earth & All Between

İngiliz metalcore sahnesinin son dönemlerdeki en büyük arena gruplarından biri olan Architects, “For Those That Wish to Exist” albümü ile bir kırılma yaşamıştı. Bu albüm ile farklı bir meydan okuma sunan grup, kariyerindeki en zorlu dönemeçten sağ salim çıkmayı başarmıştı.
Aynı zamanda bir geçiş albümü olarak görebileceğimiz For Those That Wish to Exist sonrasında ise Architects, daha minimal bir yöne kaydı. Müziklerindeki teknik unsurları azalttılar ve artık daha azıyla daha fazlasını yapma derdindeler. The Sky, the Earth & All Between tam olarak bu mantaliteninin yansıması. Sam Carter’ın kompozisyonları ve nakaratları hedefi bulan cinsten.
14- Little Simz – Lotus

Little Simz, hip hop/rap sahnesinin yükselen kadın yıldızlarından. Arka arkaya yayınladığı Grey Area, Sometimes I Might Be Introvert ve No Thank You üçlemesiyle içerik yönünden hayli güçlü eserler sunan Little Simz, son albümü Lotus ile de taarruzda.
Yapımcısı Inflo tarafından dolandırılan ve hukuki açıdan yıpratıcı bir süreç atlatan Little Simz, yaralanmış ruhunu ve hayal kırıklıklarını Lotus ile dışavuruyor. Zaten albümün isminin Lotus olması da boşuna değil. Zorlu şartlar altında güzelliğin yükselişini ve ruhun temizlenmesini ifade eden Lotus, Little Simz’in hissiyatını tamamlıyor.
Little Simz, Lotus albümüyle yine ilham veren bir hesaplaşma gerçekleştiriyor.
15- Rosalia – Lux

Rosalia, yeni nesilin müthiş bir potansiyel taşıyan pop yıldızlarından. İspanyol folk müzik ve flamenko ateşini yeniden ana akıma taşıyan genç müzisyen, Lux ile avangart bir pop albümü sunuyor. Aslında aşk ile din arasında yankılanan Lux’u yürekten gelen bir orkestral art pop eseri olarak görmek de mümkün.
Aynı zamanda çağdaş pop müzik trendlerinden ayrışan bir albüm olan Lux, Rosalia’nın akılda kalan, operatik vokallerine sızan hip hop ifadeleriyle de başka bir hâl alıyor. Tıpkı FKA Twigs gibi Rosalia da pop müziğin haritasını yeniden şekillendiriyor. Kuşkusuz ki Lux, 2025’in en vurucu albümlerinden biri.


