2010’da kurulan Deafheaven, 2012 yılına gelindiğinde Bosse-de-Nage ile yaptığı EP’de hem daha melodik hem de daha dramatik yapıların peşine düşmenin iyi olacağını fark etti. McCoy’un gitar riff’leri artık yalnızca karanlığı değil, o karanlığın içindeki ışığı da anlatmaya başlamıştı. Clarke ise sözlerinde daha içe dönük, kişisel bir tonda yazıyor; kendini hem bireysel hem de toplumsal bir yabancılaşma hikâyesinin merkezine yerleştiriyordu. Bir başka deyişle Deafheaven, kurallara uyan sıradan bir grup olmanın değil, kendi kurallarını belirleyen öncü bir gruba dönüşmenin gerekliliğini anlıyordu. Bu dönemde ikilinin atölye benzeri bir ev ortamında geliştirdiği fikirler, grubun ikinci albümü “Sunbather”a dönüşecekti.
Güneş Banyosu

“Sunbather”, 2013’ün ilk günlerinde Palo Alto’nun doğu tarafında yer alan Atomic Garden Recording Studio’da kaydedildi. Prodüktörlüğünü Jack Shirley’nin üstlendiği albümün sound’undaki temiz tınıda Shirley’nin büyük payı var. Ancak bu temiz sound, albümün çığlıklarla inşa edilmiş acı duygusunu dinleyicinin suratına tokat gibi vurmak için kullanıldı. Clarke ve McCoy da prodüksiyon sürecine doğrudan dahil oldular. Yazım aşamasında grup hâlâ esasen bir ikiliydi. Ya Clarke ya da McCoy şarkıları yazıyor, son hale gelmesine yakın grupla paylaşıyordu. Kerry McCoy’un mahir bir gitarist olmasından daha büyük bir avantajı varsa denemeye ve yeniliğe her zaman açık olmasıydı. “Sunbather”, bu minvalde Kerry McCoy’un kariyerinin zirvesi olarak tanımlanabilir.George Clarke’ın duygusal olarak en savunmasız sözleri bu maharetli gitar riff’leriyle birleştiğinde, ortaya hem vahşi hem de kırılgan bir bütün çıktı.
Albüm, dışarıdan bakıldığında kişisel arzular ve çaresizlikle, içeriden bakıldığında ise sınıfsal farklar, yabancılaşma ve kaybedilmiş bir huzur arayışıyla örülmüş bir bezgin bir anlatıydı. Clarke’ın ‘The Pecan Tree’de babasıyla hesaplaşması bunun en direkt örneği olarak gösterilebilir. Ya da sınıfsal farkı en yoğun şekilde duyabileceğimiz ‘Dream House’, sınıf kinimizi körükleyebiliyor.
“Sunbather” modern bir başyapıt olsa da oldukça talepkar bir albüm. 7 şarkıdan oluşan albümdeki 3 interlüd’ü -‘Irresistible’, ‘Please Remember’, ‘Windows’- saymazsak geri kalan 4 şarkı da 9 dakika ve üzeri. Hatta ‘Vertigo’ 14 küsur dakika. Şarkıların sürelerinin uzunluğunun temel nedeni grubun, dinleyicinin zaman algısını bozmak, atmosferin içine çekmek ve duygusal yoğunluğu sonuna kadar yaşatmak istemesiydi. İçine hemen girilemeyen ama girdikten sonra da çıkılamayan bir albüm yaratmak isteyen Kerry McCoy – George Clarke ikilisi, en vahşi hayallerinin de ötesine geçecekti bu albüm sayesinde yıllar içinde.
Kontrast

“Sunbather’ın albüm kapağı, tipik black metal albümlerinin karanlık, gri, siyah-mor veya gri-mavi tonlarından ziyade parlak pembe ve açık turuncu pastel tonlarıyla öne çıkmakta. Bu kontrast, albümün müzikal içeriği ile görsel mesajı arasında kurulan bir gerilimi, albümün temasında yer alan ışık, karanlık, arzulanmış refah ve yoksunluk gibi zıt duyguları sembolize etmekte. Black metal esintili blackgaze grubu Deafheaven’dan pembe kapaklı bir albüme denk gelmek çoğu dinleyicinin tahmin etmeyeceği bir şey tam da bu yüzden. Dinleyiciyi müzikten önce görsel bir şaşkınlığa hazırlar; müzik ise bu şaşkınlığın üstüne yoğunluk, çarpıcılık ve atmosfer eklemeye teşne diyebiliriz. Bu sayede albüm kapağı, müziğin estetize edilmiş doğasını ve Deafheaven’ın black metal kalıplarını kırma niyetini de göstermekte. Nick Steinhardt tarafından yapılan bu kapak tasarımı, en az “Sunbather”ın içinde yer alan Deafheaven klasikleri kadar öne çıkıyor.
- Puan: 9.5/10
- Tür: Blackgaze
- Yayın: 2013
- Süre: 59 dakika
- Label: Deathwish
Ürün sayfası ve detaylar için Beatsommelier websitesine göz atabilirsin!


