BeatTalks: Yung Ouzo

Orçun Onat Demiröz
Okuma Süresi: 8 Dakika

Türkiye’de Kimseden Beslenmiyorum. Yeterince Özgür ve Özgün Değiliz!

Yung Ouzo; Viyana ile İstanbul arasında gelip giden yeni nesil rap müzisyenlerinden. Geçen nisanda bağımsız olarak yeni EP’si “Valiz”i yayımlayarak dikkatleri üzerine çeken Yung Ouzo, farklı türleri birleştiren crossover bir tarza sahip.  

Müzikal üretimini kendisini sınırlandırmadan, etiketlemeden ve iç sesini dinleyerek gerçekleştiren Yung Ouzo, Valiz’i de hayatı boyunca yanında taşıdığı hislerin, yüklerin bir özeti olarak sunuyor. Viyana bağlantısına sahip olduğumuz Yung Ouzo ile yeni EP’si Valiz’i, sırada bekleyen işlerini ve Türkçe rap’in güncel durumunu konuştuk. Keyifli okumalar!  

Öncelikle selam, nasılsın? Yeni EP’in Valiz yayımlandı, hayırlı olsun. EP’nin hazırlık ve kayıt sürecinden başlayalım istersen, sanırım bu EP’yi yayımlamak için de uzun zaman bekledin. Tüm süreç nasıl gelişti?   

Yung Ouzo: Selam, iyiyim, teşekkürler. Valiz “hadi bir proje yapayım” diye düşünerek ortaya çıkan bir iş değil. Bu yapmış olmak için yaptığım bir iş değil. Öyle düşünseydim bu kadar doğal bir EP çıkmazdı. 

EP’deki şarkılar daha önce yaptığım demolardı. EP’ye hangi şarkıları koyacağımı belirledikten sonra güncel hallerine ulaştı. 7/20 ve GODBLESS Berlin’de Tanerman ile beraber kaydedildi. Yanılmışım, yaklaşık 2.5 yıllık bir şarkı, öylece bekliyordu. Asansör Musiki’yi Viyana’da evimde kendi kendime kaydetmiştim. Yakın bir arkadaşım bana bir sample yollamıştı ve “buna bir şeyler yapsan çok fena olur” demişti. O şarkıyı 30 dakika içerisinde yapıp arkadaşıma yollamıştım. 

EP’deki diğer şarkılar ise İstanbul’daki evimde kaydedildi. Mix ve mastering’i de hazırlamıştım ama kapak ile EP’nin ismi belirsizdi. Kapağa Viyana’da çektiğim bir fotoğrafı düzenleyerek koydum. Albümün ismi ise bir şeylerle uğraşırken birden aklıma geldi. Valiz böyle oluştu.

Açıkçası albümü ilk dinlediğimde flow’lar ve nakaratlar dikkatimi çekti, akılda kalıcı bir tarafı var. Bu açıdan Türkiye’de son dönemde ana akımlaşan ticari rap/hip hop sound’larının da dışındasın. Sen nasıl görüyorsun durduğun yeri ve sound’unu? 

Yung Ouzo: Ben kendimi hep ayrı gördüm, öyle görmeye de devam edeceğim. Ben istediğim gibi müzik yapıyorum. Ana akıma yaklaşan soundlar da yaptım, bununla birlikte belki sadece kendimin dinleyeceği şeyler de yaptım. Kendimi bir kulvara koyup sınırlandırmıyorum. 

Herkesin bir ticari kaygısı vardır ama ben kendimin daha çok dinleyeceği, “iyi” dediğim şeyleri yapmaya devam edeceğim. İç sesimi dinliyorum ve çoğu zaman doğru çıkıyor. 

Bir yandan da ilginç bir hikayen var. Mersinlisin ama artık Viyana’da yaşıyorsun galiba. Bu arada ben de Viyana’da 4 yıl yaşadım, yüksek lisans için gitmiştim. Tabii sonra depresyonundan İstanbul’a geri döndüm. Viyana’ya gitme sebebin neydi ve müziğine etkisini nasıl tanımlıyorsun? 

Yung Ouzo: Hayatın bana sunduğu sürprizlerden birinin sonucunda Viyana’ya gittim. Benim için bir nevi “canon event” (kanonik olay) oldu. Son 2-3 yıldır daha çok İstanbul’da bulunuyorum ama kafama estikçe ve durumum el verdikçe gidip geliyorum.

Açıkçası değişiklik bana iyi geliyor. Türkiye’de büyüsem ve orada bir yaşantım olmasa kesinlikle daha farklı müzikler yapardım. Hatta müzik yapar mıydım, müzisyen olur muydum ona bile emin değilim. Ben kelebek etkisine inanırım. İyi ya da kötü olan her şeyi iyi ki yaşadım ki şu anki hayatıma sahibim.

Bu arada Viyana uzaktan görüldüğü, algılandığı gibi bir şehir değildir. Orada yaşamak da sanıldığı gibi değildir. Aslında kültürel bariyerleri olan, çok izole bir yerdir, bunu en iyi ben anlarım. Sen nasıl yorumluyorsun Viyana’daki yaşamı? Berlin’e ve Berlin sound’a kaçma düşüncen yok mu? 🙂 

Yung Ouzo: Viyana bayağı zor ya. 🙂 Bence bizim kültürümüzde büyüyen insanlar için çok ters. Tabii ki iyi olan yanları da var ama hiçbir zaman gerçekten ait olduğum bir yerdeymişim gibi hissetmedim.

İnsan orada çok kolay yalnız kalabiliyor. Herkes fazlasıyla bireysel düşünüyor, ona göre hareket ediyor. Bence sen de onaylarsın dediklerimi. Ayrıca turist olarak gidince Viyana’nın tam olarak yansıttıklarını, yaşantısını, gece hayatını görmüyorsun. Turist olarak gidilen her yerde bu gecerli elbette.

Berlin ise bana ters. İnsanların Berlin’i  özgürlük bakımından neden tercih ettiğini tahmin edebiliyorum ama orada bir yaşam sürmek şimdilik uzak geliyor. Şu an elimde “house” ve “garage” türlerini barındıran bir EP dolusu şarkı var. Havalar da yavaştan ısınmaya başlamışken, belki onları salarım. 🙂 

Öte yandan albümde ufaktan Almanca dokunuşlar da var. Mesela Yanılmışım şarkısında  Muhabbet’in Sie liegt in meinen Armen’ine çok güzel bir gönderme var.  Neticede Türkçe rap’in doğduğu yer Almanya ve ilk kuşağın taşıdığı bayrak da çok önemli. Sen bugüne baktığında Türkçe rap’i nerede görüyorsun? Yeni nesilde Gazapizm, Çağrı Sinci gibi isimleri bir yana koyacak olursak, Türkçe rap popülerleşti ama bir yandan da politik duruşunu, sokak ruhunu, hikaye anlatıcılığını kaybetti…

Yung Ouzo: Türkçe rap hiç olmadığı kadar çeşitlenmeye başladı ve bence bu çok iyi bir şey. Hikaye anlatımı durumu ise tartışmalı. Bir hikaye anlatıyor gibi durmayan şarkıların satır aralarında bile gizli hikayeler vardır veya genel diskografiyi dinleyince bir hikaye oluşabilir. En azından Yung Ouzo’da böyle. Anlamak ve yakalamak isteyen bir şekilde yakalıyor.

Bana kalırsa politika meselesi de insanların duruşlarını artık başka bir şekilde sergilemesiyle alakalı. Müzik artık daha çok eğlence aracı olarak kullanılıyor ama bunun analizini doğru yapabilecek felsefi ve sosyolojik birikime sahip değilim. Ben müziğimde daha kişisel konulardan bahsediyorum.

Valiz’i dinlerken bir Ezhel enerjisi de aldım. Hatta Genç Ezhel’imizi bulduk bile dedim. Senin en çok ilham aldığın, tarzını sevdiğin isimler kimler? Türkçe rap/hip hop sahnesinde kimlerin müziğinden besleniyorsun, kimlere diss atıyorsun? 🙂

Yung Ouzo: Ben kimseye diss atmıyorum. Diss gibi algılanabilecek çoğu sözüm de sanatçılara değil, genel olarak toplumun kendisine. Gülünç gelen hareketleri aynı şekilde yansıtmaya çalışıyorum. 

Türkiye’deki kimseden de beslenmiyorum. Yeterince özgür ve özgün değiliz. Belki biraz “El Ceyhuni”. Bence o adam bir dahi. Müzik türlerimiz, tarzlarımız benzemese de genel olarak söz yazım biçimini ve prodüksiyonunu çok seviyorum.

Peki, ilerleyen süreçte farklı iş birlikleri yapma isteğin ya da düşüncen var mı? Rap/rock melezi işlerin tadı bir başka oluyor. Ayrıca metal müzik de seviyorsun sanırım, başka hangi türlere ilgi duyuyorsun, neler dinliyorsun? 

Yung Ouzo: Eskiden metal müziği çok severdim ama bayağıdır eskisi gibi dinlemiyorum. Biraz uzak kaldım. Shoegaze, alternatif rock, ambient türlerini de çok severim. Bunların dışında lo-fi, house ve dub türleri de arka planımda hep çalar. 

İş birliği konusuna ise çok kafa yormadım ama Türkiye’den Mor ve Ötesi’ni çok severim. El Ceyhuni ile bir şeyler yapsak çok değişik olurdu. Lin Pesto da fena. Ahiyan’ı da çok isterdim. Biraz daha düşünsem çok değişik, beklemediğiniz isimler de çıkar. 🙂 

Son olarak neler söylemek istersin? Yeni EP, albüm çalışmalarına hemen başladın mı, kenarda bekleyen yeni şarkılar var mı? Nasıl bir yol izleyeceksin? Röportaj için de teşekkürler, Viyana’ya sevgiler, görüşmek üzere… 🙂 

Yung Ouzo: Dediğim gibi elimde bir EP dolusu şarkı bekliyor. Hatta 2 ayrı türde. Birisi tamamen eğlencesine yaptığım house/garage tarzında. Diğeri ise yaptığım asıl tür olan “US Underground” tarzı yeni nesil rap şeklinde. 

Bunların dışında çok fazla demom var ve yapmaya da devam ediyorum. Henüz ne türde olacaklarını bilmiyorum, çok değişik şeyler gelebilir. Röportaj için ben teşekkür ederim. Viyana’yı da bir ara beraber gezelim. 🙂 

ORÇUN ONAT DEMİRÖZ 

2025 BeatSommelier

Yazıyı Paylaşın
Yorum Yazın

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir