Kurt Cobain // Jean pantolon, flanel gömlek, ikinci el kazaklar

Kurt Cobain’in kültürel sahnedeki kısa ama efsanevi yolculuğu müziği ve modayı kalıcı biçimde değiştirdi; Amerikan erkeğinin gardırobuna bambaşka bir alan açtı. Muhtemelen her sabah yataktan kalktığında elinin altına gelen en rahat parçayı giyiyordu, fakat giyim konusundaki sezgileri de akor ilerleyişleri kadar özgündü. Ondan önce de sonra da kimse jean, flanel ve hırkayı bu kadar zahmetsiz ve umursamaz bir cool’lukla taşıyamadı.
Bob Marley // M-65 ceketler, Adidas

Bob Marley’den önce gündelik askeri tarz daha çok diktatörler ya da devrimcilerle özdeşleşirdi. O ise M-65 ceketi bambaşka bir anlama kavuşturdu; derin ceplerini mermi yerine k*nevir koymak için kullanarak bu parçayı barışçıl bir kuşağın simgesi hâline getirdi. Kardeşlik ve sevgi mesajını mütevazı bir şekilde yayarken, farkında bile olmadan Adidas’ı da güçlendirdi; kariyeri boyunca markanın pek çok sneaker modelini rahat tavrıyla giydi ve eşofman takımlarını Run DMC’den çok önce stil sahibi bir tercih haline getirdi.
Eazy-E // Snapback şapkalar

Ağırlıklı olarak siyah tonlardan oluşan gardırobu; jean pantolonlar, Adidas parçalar ve sportif kıyafetlerle Batı Yakası sokak stilinin rafine bir hâli gibiydi. Sade ve klasik görünümü, kışkırtıcı ve sert sözlerine bilinçli bir tezat oluşturuyordu. Ancak tarzını asıl tamamlayan detay, kalın altın zinciri ve tertemiz, diri duran L.A. Kings ya da Raiders snapback şapkalarıydı. Bugün hip hop sahnesinde snapback kullanımının bu kadar yaygın olmasında Eazy-E’nin etkisi açıkça hissediliyor.
Andre 3000 // Retro-prep

André 3000’ın modaya en büyük katkılarından biri, sınırları zorlayıp tuhaflaşırken bile sokak kredibilitesini kaybetmemesiydi. Neon tulumlar ya da absürt sahne parçaları giydiğinde bile özünde renk ve zarafet dokunuşu taşıyan klasik bir “country club” beyefendisi havası vardı; vintage preppy stilini hip hop filtresinden geçirerek yeniden yorumladı. Güneyli rap yıldızlarının grillz takıp bandanalarla dolaştığı bir dönemde onun papyon ve askı tercih etmesi oldukça radikaldi.
The Beatles // Mop-top saç modeli

The Beatles, pop ve rock tarihinin en ikonik gruplarından biri olarak sayısız akıma ilham verdi: yakasız takımlar, Sgt. Pepper döneminin gösterişli psikedelik tarzı, Lennon’ın yuvarlak tel çerçeveli gözlükleri… Ancak en unutulmaz katkıları mop-top saç modeliydi. Uzun, öne düşen kaküller, kulakları örten saçlar ve dağınık ama hacimli görünümden oluşan bu dört genç saç kesimi, bugün sıradan bir ortaokul tıraşı gibi görülebilir. Fakat 1964’te tam anlamıyla devrim niteliğindeydi.
Madonna // Dağınık şıklık
:max_bytes(150000):strip_icc():focal(999x0:1001x2)/madonna-4-1b673e1c56754f63a4136ad7316b1194.jpg)
Madonna’nın uzun kariyeri müzikal kalite açısından istikrarlı bir çizgi sunarken, stil yolculuğu adeta bir Hollywood kostüm odasında hızla dolaşmak gibiydi. Sivri konik sütyenler, gelinlikler, kimonolar gibi pek çok unutulmaz an yarattı. Sayısız ikonik ve iddialı görünüm denemiş olsa da en çok taklit edilen tarzı, 80’lerin başındaki kliplerinde gördüğümüz kombinlerdi: kat kat takılmış dini kolyeler, büyük saç fiyonkları ve dantel eldivenlerle tamamlanan o dağınık ama çekici stil.
Stevie Nicks // Gotik romantizm

Stevie Nicks’in Fleetwood Mac ile geçirdiği dönem hem hit şarkılarla hem de kendine özgü tarzıyla öne çıktı. Uçuşan şifonlar, danteller, kadifeler ve platform çizmeler onun imzası hâline geldi. Büyüleyici sesi, mendil kesim etekleri ve dalgalı, özgür saçlarıyla Stevie Nicks, 70’lerin en etkileyici ve gizemli sahne figürlerinden biriydi.
Diana Ross // Gösterişli ışıltı

Diana Ross, Rihanna daha “shine bright like a diamond” demeden çok önce sahnede adeta ışık saçıyordu. The Supremes’in solisti olarak tarzı her zaman iddialıydı ama asla bayağı değildi. Zarafetle ışıltıyı dengeliyordu: kabarık saçlar, iri pırlantalar ve bolca parıltı onun imzasıydı.


