Özgürlük: Ed Banger Records

Ant Arın Şermet
Okuma Süresi: 7 Dakika

Kimmiş bu Pedro Winter?

Pedro Winter’ın Fransız elektronik sahnesine girişi, 1990’ların sonunda Paris’teki elektronik müzik sahnelerinin dönüşümüyle gerçekleşti. Daft Punk’ın menajerliğini üstlendiği dönemde, Fransız elektronik müziğinin küresel bir dile kavuştuğu ana tanıklık eden Winter, turne otobüsleriyle kulüpler arasında mekik dokurken sahnenin görünmeyen mimarlarından biri haline geldi. O yılların Paris’i; moda, grafik tasarım, sokak kültürü ve elektronik müziğin iç içe geçtiği, gecelerin sabaha taştığı bir oyun alanından farksızdı. İlerleyen yıllarda verdiği röportajlarda kendini bir kontrol manyağı olarak tanımlayan Winter, enerjiyi yalnızca yönetmekle yetinmedi tam da buyüzden. Daft Punk’ın dünya çapındaki başarısından edindiği deneyimi, yeraltındaki yeni sesler için bir platforma dönüştürme fikrini adım adım olgunlaştırdı. Olgunlaşan fikirlerin meyvesini toplamak için 2003’ü bekledi.

Pedro Winter’ın, gerçek bir sahne ve akım yaratma vizyonunun neticesinde French Touch denince akla gelen plak şirketi Ed Banger Records, Headbanger Entertainment bünyesinde 2003’te doğdu. French house çatısında şekillenen bir seçkiye sahip olan Ed Banger Records’ta, electro’dan hip hop’a, nu disco’dan synthpop’a uzanan geniş bir ses paletine kulak vermek mümkündü. Justice, DJ Mehdi, Mr. Oizo, SebastiAn, Breakbot, Cassius, Uffie, Myd gibi isimlerin bulunduğu kadro, Ed Banger Records’un global bir tanınırlığa ulaşmasını sağladı. Pedro Winter ise Busy P mahlasıyla bu dünyanın tam merkezinde yer aldı.

Altın dönem

2006–2011 arası, Ed Banger Records’un altın çağıydı desek abartmış olmayız. Paris çıkışlı plak şirketi, Web 2.0’ın altın çağını yakaladı. Blogların yükselişi, MySpace ve erken dönem YouTube’un, televizyona kafa tutacak ölçüde güçlenmesi, Fransa’dan yayılan ses dalgasını hızlıca büyüttü. 2006’da DJ Mehdi’nin “Lucky Boy” albümünün çıkışıyla başlatabileceğimiz bu altın çağ bize, Justice, SebastiAn, Uffie, Mr. Flash ve Feadz gibi isimleri verdi. So Me’nin imzasını taşıyan kapaklar ve klipler ise müziğin görsel dünyadaki karşılığını güçlendirerek Avrupa’daki ana akım müziğe yeni bir kanal kattı.

Ancak kapı baca kırdıran işin altında Justice’in imzası vardı, takvimler 2007’yi gösteriyordu. Gaspard Augé ve Xavier de Rosnay ikilisi, “Cross” albümüyle adeta elektronik müziğe rock, metal sertliğini ve bangır bangır basları getirdi. ‘D.A.N.C.E.’, ‘Stress’, ‘Waters of Nazareth’ ve “Genesis” gibi parçalar, 2000’lerin ikinci yarısını tanımlamakla kalmadı türler arasındaki sınırları da ortadan kaldırdı. Getirisiyse metalcisinden popçusuna, elektronik müzik dinleyicisinden punkçısına herkesi kitlelerine dahil etmeleriydi. Bir yandan Daft Punk’ın yıllar içinde inşa ettiği uluslararası başarı ve Fransız elektronik müziğine açtığı alan, Justice’in kusursuz çıkış albümünün etkisini artırdı. Ed Banger Records bünyesinde yer almamalarına rağmen Daft Punk’ın ağırlığının da hakkını vermek lazım. “Cross” albümü sayesinde Justice’in 2008’deki Grammy’de kazanamamış olsa dahi iki ödüle aday gösterilmesi, Ed Banger Records’un altın döneminin zirvesiydi belki de. Justice’in o dönem dünya çapında yarattığı etkiye dair fikir sahibi olmak isterseniz So-Me ile Romain Gavras’ın birlikte yönettiği 2008 yapımı “A Cross the Universe” belgeselini izleyebilirsiniz. YouTube’da var.

Aynı dönemde Quentin Dupieux, Mr. Oizo kimliğiyle şirketin en üretken ve aykırı figürlerinden biri olarak öne çıktı. Sinemayla paralel ilerleyen müzik kariyerinde 2008 tarihli “Lambs Anger” gibi albümlerle minimal, tanımlaması güç deneysel bir elektronik dil kuran Dupieux, Ed Banger’ın sınır tanımayan yaklaşımına temelden katkı sağladı. 1999’daki “Flat Beat” sonrası dönemde bile üretkenliğini koruyan Mr. Oizo, hem DJ setleri hem de görsel dünyasıyla şirketin otorite tanımaz tarafını besledi. 2006–2011 arası Ed Banger Records, Justice’in devasa çıkışıyla zirveye ulaşırken, Mr. Oizo gibi figürlerle bu zirvenin tek bir sound’a bağlı kalmadığını gösterdi. Ortaya çıkan miras, bugün bile Fransız elektronik müziğinin referans noktalarından biri olarak kabul ediliyor.

Yas

2011’de Ed Banger Records bünyesinden çıkan Carte Blanche, Fransa elektronik müzik sahnesinde bir kırılma yarattı. DJ Mehdi’nin hip-hop köklerinden gelen groove anlayışıyla Riton’un house ve disco geleneğini incelikle harmanlayan yaklaşımı, o yıl kulüplerde duyulan sesi anında dönüştürdü. Mehdi’nin bilinçli cesaretiyle Riton’un rafine beat seçkileri, hem sokak enerjisini hem de elitist kulüp tarzını aynı potada eriterek Fransa’da yeni bir denge yarattı. Bu uyum, Ed Banger kuşağının sınırları zorlayan ruhunu daha geniş bir dinleyici kitlesine taşıdı haliyle. Carte Blanche ise kısa sürede setlerin, gecelerin ve konuşmaların merkezine yerleşerek 2010’ların başında Fransız elektronik müziğinin yönünü tayin eden işlerden biri haline geldi. Ancak bu uyum ve başarı, gerçekleşebilecek en trajik şekilde sonlanacaktı. Hem de Riton’un doğum gününde DJ Mehdi’nin evinde…

DJ Mehdi’nin ölümü, Paris’te müzikle dolu bir gecenin ortasında, bir anda gerçekleşti. Carte Blanche’taki ortağı Riton’un 13 Eylül’deki doğum günü, Mehdi’nin evinde kutlanıyordu. Mehdi’ye ait evin cam yüzeyli asma katı bir anda çöktü ve ‘dahi’ olarak adlandırılan sanatçı kendini yerde buldu ve olay yerinde hayatını kaybetti. Mehdi’nin zemine düşüşü, sadece o akşam orada bulunanları değil, tüm French Touch akımını derin bir şoka sürükledi. Ertesi gün Paris’te kulüpler susarken dostları ve sevenleri gözyaşlarına boğuldu.

Aradan geçen zamanla beraber DJ Mehdi, French Touch tarihinin en özgün figürlerinden biri olarak tarihteki yerini aldı. Hip-hop kültüründen taşıdığı refleksleri house ve elektronik müzikle birleştirerek bir kuşağa dokundu. MC Solaar ve 113 gibi isimlerle kurduğu bağlar, diskoyu hip-hop ile harmanlamasını sağladı. Bu yaklaşım, 2000’ler boyunca sahnenin ufkunu genişletti ve 2020’lerin ortasında olduğumuz günümüzde hala ilk günkü gibi taze. Pedro Winter’ın etrafında şekillenen Ed Banger Records’un kaotik enerjisini ritim ve zarafetle bir arada tutan isimdi dersek abartmış olmayız. Ardında bıraktığı miras, plaklardan çok daha fazlasıydı bu sebeple.

Eşik bekçiliği

2010’ların ortasından bu yana Ed Banger Records, 2000’lerin başındaki patlayıcı etkisini daha seçici ve olgun bir kürasyon anlayışına dönüştürerek kadrosunu derinleştirdi. Myd ve Breakbot gibi isimlerle melodik, duygusal ve popla flört eden bir French house çizgisini öne çıkarırken, bir yandan da plak şirketinin özünde yer alan sertliği koruduğu isimleri de bünyesine kattı. Dijital çağın hızına kapılmak yerine kimliğini koruyan Ed Banger, görsel dili, az ama öz yayınları ve Justice gibi isimlerin sahneyle kurduğu derslik bağ sayesinde French Touch’ın mirasını güncel kuşaklara aktaran bir köprü işlevi gördü. Bugün Ed Banger Records, yeni bir akım başlatmaktan çok, Fransız elektronik müziğinin hafızasını canlı tutan ve kimliğini hatırlatan bir eşik bekçisi olarak varlığını sürdürüyor.

2025 BeatSommelier

Yazıyı Paylaşın
Yorum Yazın

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir