Ant Arın Şermet, ünlü prodüktör Dan Carey’in kariyerine mercek tutuyor.
Dünyayı kasıp kavurmasa da kanına girdiği müzikseverlerin içinde yangınlar çıkarmaktan beis duymayan post-punk türünün, modern zamanlarla buluşmasını sağlayan beyin diyebiliriz Dan Carey için.
1969 yılının Noel arefesinde, Islington’da doğduğunda Beatlemania yaşanıyor, Rolling Stones, İngiltere’nin dünyaya müzikal olarak hükmedebileceğini ispatlamaya çalışıyordu. Çocukluk ve gençliğini şekillendiren punk müzik ile Thatcher’ın, nefreti, ayrımcılığı normalleştiren politikaları onun da müziğe yaklaşımını netleştirdi. Ayrıştırılan insanlar müzikleri için kayıt masasının her adımını öğrendi dersek abartmış olmayız. Bir başka deyişle bir kayıt stüdyosunda Dan Carey ve grup varsa, başka kimseye de ihtiyaç kalmadı.
Carey’nin kariyerinde özellikle bir sıçrama noktasından bahsetmemiz gerekirse 2014 Mercury Ödülleri çok ciddi bir aday. O sene Young Fathers, muhteşem albümü “Dead” ile mutlu sona ulaşsa da asıl gururu yaşayan Dan Carey olmuştu.
Hem şair hem bir müzik insanı olarak sözcüklere dökmeye çalışıp tam olarak hakkını veremeyeceğimiz Kae Tempest’in “Everybody Down” albümüyle Nick Mulvey’nin “First Mind”ı, o senenin Mercury’sine aday olmuştu. Ödüle ulaşamasa da kendini spesifikleştireceği alan netleşmişti diyebiliriz. Öncesinde Sia, Kylie Minogue, Franz Ferdinand, Bloc Party, Tame Impala, Lily Allen gibi sanatçılarla da çalışan Carey, yönünü tamamen punk’a, post-punk’a çevirdi. Sonrasındaysa türün klasikleri doğmaya başladı.
2019 da bu bağlamda kutsal seneydi. Warmduscher’in agresiflikten gücünü alan “Tainted Lunch”ı işaret fişeğini atmış, Black Midi’nin ve Fontaines D.C.’nin ilk albümleri kapıyı iyice aralamıştı. Black Midi’nin “Schlagenheim”ı prodüksiyon yeteneğini olduğu kadar karar verme noktasında da netliğini ispat etmişti Dan Carey’nin.
Fontaines’in “Dogrel”ine gelecek olursak, elinde süper yıldız kumaşı olan 5 tane 25 yaşındaki insandan maksimum nasıl alınır konusunda ders niteliği taşımaktaydı. Fontaines sonraki albümler “A Hero’s Death” ve kusursuz “Skinty Fia”da da bu güven sayesinde Dan Carey ile güçlerini birleştirmişti. Bir yandan Squid kendini bu takvime atmış, son yılların en büyük çıkış yapan grubu Wet Leg’in çıkış albümü Carey’nin namını tüm dünyaya bir kere daha yaymıştı. Adını saydığımız grupların tamamı, yola çıktığında kimse tarafından bilinmeyen, ilk albümünü yapmaya çalışan kimselerdi.
Dan Carey’nin müzikal bilgisi ve doygunluğuna eklenen ikna kabiliyeti, ego yönetme becerisi, hızlı çözüm üretebilme yeteneği ve verdiği sonsuz güven, sanatçıların sadece müziği düşünebilmesini; böylelikle de pür dikkat iş yapmalarını sağlamakta. Peki, kazanan kim oluyor? Dan Carey mi? Evet. Gruplar mı? Tabii ki. Ama biz müzikseverler asıl kazananlarız. Hele ki gitar müziğinin görece arka plana atıldığı bir dönemde…


